Köylere okuma odaları, 1957-1963
Genç Kadastro Hakimi İsmail bey, 1957 yılında Kırıkkale ilçesine tayin oldu. Devamlı arazide çalışma gereği vardı. Adliyede kimse kadastro görevini üstlenmek, Günlük harcırah verilmesine rağmen, Adliye salonlarının sıcak rahatlığından kimse uzaklaşmak istemiyordu. Hakim İsmail bey kadastro hakimliğini üstlendi. Hakim, katip, mübaşir ve şöför hergün araziye çıktılar, tapu kadastro itilaflarını sonuçlandırmak için çalıştılar.
Yazın sıcağında, kışın soğuğunda tüm gün hep yollarda arazide idiler. Çok sayıda uzak köye gittiler. Araziyi yerinde görerek, çevrede çalışanların şahitliği ve bilirkişiliği ile davaları sonuçlandırdılar. Çoğu köyde okul yoktu, okuma- yazma bilen yoktu. Askerde okuma yazma öğrenmiş olanların okuyabileceği kitap dergi köyde yoktu. Kırsal insanımız için okumak yazmak ulaşılmaz bir lükstü.
Hakim ismail bey, köy muhtarlarından boş birer oda istedi. Buraları okuma odası yaptı. Buralar için kendi imkanları ile kitap topladı. Önce evdeki kitaplar verildi. Sonra eş dost arkadaş kitapları toplandı. Kırıkkale ilk orta lise okul ortamlarından okunmuş bitmiş kitapları okuma odalarına bağışlamalarını rica etti. Ulusal gazete köşe yazarlarına mektup yazdı, kitap bağışı için yardım istedi, bu mektupların bazıları gazetelerde yer buldu, okuma odaları için büyük şehirlerden kitap bağışları gelmeye başladı.
O zamanlar siyaset bugünkü kadar sert hoyrat acımasız değildi. Kitaplar basit çocuk romanlarıydı, Türk yazarlarının gülmece ve duygusal eserleriydi
İnsanlar kitap okuduktan sonra onu rafa koyuyorlar, bir daha ellerine almıyorlar. Ama kitaplarından ayrılmak, onu bir köy okuma odasına bağışlamak akıllarına gelmiyordu.
Bu kitaplar okuma odalarına kadastro hakimliği cipi arkasında keşif için çıkılan günü birlik yolculuklarda taşındı. Okuma odalarına basit raflar, masalar kondu. Çocuklar öğrenciler, yetişkinler burda okuma fırsatı buldular. Bu yapılanlar hiçbir yerde yayınlanmadı, haber olmadı, teşvik edilmedi.
Hakim ismail bey, bu yaptığı gönüllü işi, kendisini Ankara Hukuk Fakültesinde parasız yatılı okutan milletine ülkesine bir geri ödeme olarak gördü, karşılık beklemedi.
Köy insanımız önüne gelen bu fırsatın değerini hiçbir zaman bilmedi, anlamadı.
Hakim ismail bey 1963 yılında Kırıkkale'den ayrıldı. Arkasında otuza yakın köy okuma odası bıraktı. Bu okuma odaları zaman içinde kendi haline terkedildi, kitaplar dağıldı, kapandı, muhtarların evrak deposu haline geldi.
Köy okullarının öğretmenleri okullarında okuma odaları açıyorlardı. Ancak bir kadastro hakiminin bu işi yapması alışılmışın dışındaydı, ilk ve herhalde tek örnek olarak kaldı.
Sonra emekli oldu, eşi emekli Türkçe Edebiyat öğretmeni Hadiye hanım ile Caddebostan'da yaşıyor. En büyük keyfi hala kitap okumak, tv haberlerini izlemek, radyoda klasik müzik dinlemek, CKM etkinliklerine katılmak.
Kentsel dönüşümde eski evinden taşınmak zorunda kalınca, kütüphanesinde biriken yüzlerce kitabı Kuzguncuk'ta güvendiği bir sahaf hanıma verdi.
Bu okuma odaları yıllar öncesinde kaldı. Okuma odalarının açılışında çekilen siyah-beyaz sepya fotoğraflar duruyor. Emekli Hakim ismail bey, okuma odaları serüvenini keyifli bir akşam yemeğinde, yarım bardak kırmızı eşliğinde büyük oğluna anlattı.
Caddebostan, 31-Ağustos 2018
Saturday, September 01, 2018
Termik santrallerde yerli tasarım yerli imalat
Yerli kömür için yerli tasarım, yerli imalat
Elektrik üretim teknolojilerinin beş ana/esas öğesi olan tasarım, malzeme, imalat, yerinde montaj ve işletme çalışmalarıdır. Bugüne kadar küçük boyutlarda kazan tasarımı yapabilen yerli Türk firmaları olsa da ticari boyutta büyük kazan tasarımı yapabilen bir Türk firması henüz mevcut değildir. Kazan tasarımı olarak pülverize kömür ve dolaşımlı akışkan yatak (CFB) teknolojileri arasında Türkiye’deki yerli firmaların üzerinde yoğunlaştığı teknolojinin CFB olduğu görülmüştür.
IGCC ve diğer yeni temiz kömür teknolojilerinin bizim piyasamıza cevap verebilmesi erkendir. Pülverize kömür yakma teknolojilerine dayanan kazan teknolojisi geliştirme konusunda firmalarımızın ilgisiz olduğu anlaşılmıştır.
Oysa Kurulu gücümüzün büyük bir kısmı pülverize kömür teknolojisine dayanmaktadır.
CFB kömür yakma teknolojisi geliştirme hususunda özel firmalarımızın, üniversitelerimizin ve TÜBİTAK- MAM Araştırma enstitümüzün çalışmaları halen devam etmektedir. Bir özel firma, yerli linyitlerimizi yakabilecek 15 MWe kapasitesinde bir CFB kazan tasarımını tamamladığını ve yakın zamanda bu projeyi hayata geçireceklerini belirtmiştir. Başka bir Türk firması ise 60 MWe’a kadar yerli linyit ve biyokütle yakabilecek ızgaralı kazan tasarım ve imalatını yapabilme kapasitesinde olduklarını açıklamıştır.
Afşin-Elbistan kömürlerinin kullanılması ülkemiz için çok büyük önem arz etmektedir. Bundan dolayı Afşin-Elbistan kömürlerini yakabilecek uygun bir kömür teknolojisinin seçilmesi/geliştirilmesi için kamu desteği çok önemlidir. Afşin Elbistan B ünitesi kendisini uzun yıllar işletmede ispatlamış bir tasarıma sahiptir, önerilebilecek bir yöntem; tamamı yerli firmalardan oluşan bir özel ve/veya kamu şirketler birliği, EPC olarak normal boyutta bir ünite yapımını üstlenmesi olabilir. Riskin büyük bir kısmının kamu tarafından alınması şartı ile konsorsiyumu oluşturan firmalar nispeten daha küçük oranda riskler alarak böyle bir ünitenin yapımını gerçekleştirilebilirler.
Kamu desteğinin yoğun olduğu başka modeller de üretilebilir, önemli husus ihale yasasında mevcut olan önceden benzer iş yapma maddesinin kaldırılarak bahsi geçen elektrik üretim tesisinin tamamen özel sektör/üniversite/araştırma merkezlerimiz tarafından yapılması için teşvik edilmesi şartıdır.
Yerli linyit kömürlerini yakabilecek CFB yakma teknolojisinin ticari boyuta ulaşmasının çok yakın gelecekte olacağı tahmin edilmektedir. Yerli teknoloji kullanımı kısıtlayan en büyük faktörlerden bir tanesinin temel ve detay tasarım eksikliği olduğu göz önüne alınırsa, bu engelin yakında aşılabileceği düşünülmektedir. Süreci hızlandırmak için kamu desteğinin daha fazla sağlanması şarttır. Tasarım hususunda şu an gelişmekte olan evrelerin hızlı bir şekilde tamamlanması için aşağıda maddeler halinde sıralanan önerileri yaptık;
· Planlı ve organize bir şekilde daha fazla kamu/ özel proje finans/ satıcı kredisi/ Ar-Ge fon/ yazılım desteklerinin yerli üreticilerimize sağlanması gerekir,
· Özel sektör, üniversitelerimiz ve TÜBİTAK MAM tarafından yapılan çalışmalar arasında bir koordinasyon oluşturulması gerekir,
· Yurt dışı finans desteği alınarak yapılması öngörülen enerji üretim tesislerinin alım şartnamelerinde yerli üretimi özendirecek düzenlemelerin yapılması gerekir,
· Finans paketinin kamu desteği ile yerli bankalar tarafından temin edilebilmesi gerekir,
· Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) gibi Enerji Sanayi Müsteşarlığı (ESM) kurulması, enerji alanında üretici ve işletmeci firmaların sorunlarının çözümünde önemli bir rol oynayabilir.
· Temel/ Detay tasarım geliştirme için gerekli Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi için özel sektör-üniversite işbirliğinin geliştirilmesi gerekir,
Başlıca birkaç ST/GT türbin-jeneratör firmasının uluslararası pazarda çok iyi konumlandığından ve bu teknolojileri geliştirmek için gerekli araştırma geliştirme masraflarının çok yüksek olacağından bu iki komponent için yerli tasarım/üretim yapmanın şimdilik anlamlı olmayacağı, düşüncesindeyiz.
Yurdumuzda yüksek kaliteli malzeme/ çelik boru üretiminde bir yetersizlik söz konusudur. Yatırım maliyetlerinin çok büyük olmasından dolayı malzeme üretim tesisleri kurulması çok zor gözükmektedir. Ana malzemenin yurt dışından alınmasının şu an için kabul edilebilir, ancak uzun vadede sorunlar çıkarabileceği düşünülmektedir. Şimdiden yüksek kaliteli malzeme üretimi için araştırma-geliştirme işlemlerinin başlatılması gelecekte yerli üreticilerimize yardımcı olacaktır.
Ağır sanayide yüksek teknoloji gerektiren alanlarda ciddi imalat tecrübemiz olmamasına rağmen, imalat/ çelik konstrüksiyon yerli sanayimizin en güçlü olduğu alan olarak göze çarpmaktadır. Detaylı teknik bilgilerin verilmesi ile yurt dışındaki birçok firma için Türkiye'de fason üretim yapılmaktadır.
Bazı firmalarımız gerekli teknik detayların verilmesi durumunda türbin üretecek konuma dahi gelmişlerdir. Burada önemli olan imalatı kimin/ kime yaptırmak istemesidir. Eğer EPC firması yerli olursa ve kendi tasarımı varsa yerli ürecilerimiz de bundan yüksek miktarda katkı sağlayacaktır.
Aksi durumlarda yerli firmalarımız tarafından rahatlıkla üretilebilecek birçok ürün yurt dışında üretilerek yerli sanayimize zarar verecektir. Tasarım ve imalat arasında çok güçlü bir ilişki bulunmasına rağmen EPC yüklenici firma, temel tasarım ve imalatı kimin yapacağı hususunda belirleyici rol oynamaktadır.
Kömür Konusunda, yerli imalatı teşvik etmek açısından Tunçbilek’te bulunan iki adet 22 MWe'lık ünitelerin ve Afşin-Elbistan A santralinde bulunan bir ünitenin tamamen yerli firma(lar) tarafından rehabilite edilmesi için bir girişim başlatılmasının önemli olduğu düşüncesindeyiz. Böyle bir girişim yerli sanayimiz için tasarım, imalat, ve entegrasyon alanlarında ciddi bir tecrübe ve özgüven kazanımını beraberinde getirecektir.
Bir tesis oluşumunda; yerinde montaj yapabilecek, çeşitli ekipmanları bir araya koyarak bütün sistemi oluşturacak, tecrübeli firmalarımız bulunmaktadır. Fakat ana / lider EPC yüklenici olarak rol almadıkları sürece firmalarımız, süreçte belirleyici bir rol almamaktadırlar.
Elektrik üretim santrallerimizde işletme hatalarından dolayı üretim kayıpları olmaktadır. Santrallerimizin optimum verim, minimum emisyon ve maksimum emre-amadelikte çalıştırılabilmeleri için ciddi operatör eğitim programı uygulanmalıdır.
Ünite operatörlerinin seçilmesi ve devamlı sürdürülebilir eğitimlerin verilmesi şarttır. Termik Santrallerdeki eğitim programlarına, periyodik bakım-onarım çalışmalarının nasıl yapılması gerektiği dâhil edilmelidir.
Kömür rezervlerimizin büyük bir kısmı düşük kaliteli (yüksek nem ve kül ve düşük ısıl değer) linyit kömüründen oluşmaktadır. Enerji üretiminde kömür kullanan termik santrallerimizin çok büyük bir kısmı pülverize kömür teknolojisine dayanmaktadır.
Son zamanlarda dolaşımlı akışkan yatak (CFB) teknolojisine dayalı üniteler kurulmakta olsa da, Türk linyitlerini yakabilecek bir CFB teknolojisi henüz tam anlamı ile denenmemiştir. CFB tasarımı konusunda hala ciddi endişelerimiz var. Tecrübeli yabancı kazan firmaları Türk linyitlerini yakabilecek CFB teknolojisine dayalı yüksek kapasiteli buhar kazanlar için yüksek risk gördüklerinden EPC yüklenici olarak ana rol almak istememektedirler. Yerli kazan dizayn/imalat için yeterli olabilecek yerli firmalarımızda maalesef kamu tarafından yeterli teşvik görmedikleri için böyle bir durumu değerlendirmemektedirler.
Linyit kömürlerimizi yakabilecek kazan tasarım ve imalatını yapabilecek herhangi bir EPC yüklenici bulunmamaktadır. Bu durum, enerji üretiminde yerli teknoloji geliştirilmesi ve kullanılmasını engellemektedir. Aynı şekilde özel firmalarımızın yaptığı kredi/ finans anlaşmaları gereği finansmanı veren yabancı ülkenin tasarım/imalat konularında katkı paylarının çok yüksek olması da yerli sanayimizi olumsuz etkilemektedir.
Yerli sanayimiz için kazan tasarımı, en önemli başlangıç noktası olarak görülmektedir. Özel sektör ve TÜBİTAK MAM tarafından CFB kazan tasarımı için çalışmalar devam etse de bu çalışmaların daha fazla kamu desteği ile hızlandırılarak ticari boyuta ulaştırılmaları çok önemlidir. Pülverize yakma ve kömür ön ısıtma teknolojilerine de ağırlık vermek zorundayız.
Alanlarında uzman yerli firmaların üniversite ve araştırma merkezleri ile birlikte bir ortaklık/ konsorsiyum oluşturarak ek kamu desteği ile bir kazan tasarım/ imalatı ve deneme uygulamasına bir an önce başlanması öncelik olmalıdır.
Yerli sanayimizin çok ciddi boyutlarda imalat tecrübesi vardır. Yerli sanayimiz tarafından imal edilebilecek birçok teknolojik ürün/ ekipman yapılan kredi/ finans anlaşmaları çerçevesinde yurt dışında üretilmektedir. Yerli imalatımızı artırabilmek için enerji alanında tasarım yapabilen güçlü EPC yüklenicilerin oluşturulması ve teşvik edilmesi bir zorunluluktur.
Yüksek kaliteli malzeme üretimi için bir an önce üniversitelerimiz, araştırma enstitülerimiz ve yerli üreticilerimiz arasında araştırma-geliştirme projelerinin başlatılması ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Termik Santral işletmecilik tecrübemizi artırmak için düzenli eğitimler ve santral operatörü seçimlerinde dünyadaki diğer işletmecilerin izlediği bilinen rutin metotlar takip edilmelidir.
Ankara 31-Ağustos 2018
Elektrik üretim teknolojilerinin beş ana/esas öğesi olan tasarım, malzeme, imalat, yerinde montaj ve işletme çalışmalarıdır. Bugüne kadar küçük boyutlarda kazan tasarımı yapabilen yerli Türk firmaları olsa da ticari boyutta büyük kazan tasarımı yapabilen bir Türk firması henüz mevcut değildir. Kazan tasarımı olarak pülverize kömür ve dolaşımlı akışkan yatak (CFB) teknolojileri arasında Türkiye’deki yerli firmaların üzerinde yoğunlaştığı teknolojinin CFB olduğu görülmüştür.
IGCC ve diğer yeni temiz kömür teknolojilerinin bizim piyasamıza cevap verebilmesi erkendir. Pülverize kömür yakma teknolojilerine dayanan kazan teknolojisi geliştirme konusunda firmalarımızın ilgisiz olduğu anlaşılmıştır.
Oysa Kurulu gücümüzün büyük bir kısmı pülverize kömür teknolojisine dayanmaktadır.
CFB kömür yakma teknolojisi geliştirme hususunda özel firmalarımızın, üniversitelerimizin ve TÜBİTAK- MAM Araştırma enstitümüzün çalışmaları halen devam etmektedir. Bir özel firma, yerli linyitlerimizi yakabilecek 15 MWe kapasitesinde bir CFB kazan tasarımını tamamladığını ve yakın zamanda bu projeyi hayata geçireceklerini belirtmiştir. Başka bir Türk firması ise 60 MWe’a kadar yerli linyit ve biyokütle yakabilecek ızgaralı kazan tasarım ve imalatını yapabilme kapasitesinde olduklarını açıklamıştır.
Afşin-Elbistan kömürlerinin kullanılması ülkemiz için çok büyük önem arz etmektedir. Bundan dolayı Afşin-Elbistan kömürlerini yakabilecek uygun bir kömür teknolojisinin seçilmesi/geliştirilmesi için kamu desteği çok önemlidir. Afşin Elbistan B ünitesi kendisini uzun yıllar işletmede ispatlamış bir tasarıma sahiptir, önerilebilecek bir yöntem; tamamı yerli firmalardan oluşan bir özel ve/veya kamu şirketler birliği, EPC olarak normal boyutta bir ünite yapımını üstlenmesi olabilir. Riskin büyük bir kısmının kamu tarafından alınması şartı ile konsorsiyumu oluşturan firmalar nispeten daha küçük oranda riskler alarak böyle bir ünitenin yapımını gerçekleştirilebilirler.
Kamu desteğinin yoğun olduğu başka modeller de üretilebilir, önemli husus ihale yasasında mevcut olan önceden benzer iş yapma maddesinin kaldırılarak bahsi geçen elektrik üretim tesisinin tamamen özel sektör/üniversite/araştırma merkezlerimiz tarafından yapılması için teşvik edilmesi şartıdır.
Yerli linyit kömürlerini yakabilecek CFB yakma teknolojisinin ticari boyuta ulaşmasının çok yakın gelecekte olacağı tahmin edilmektedir. Yerli teknoloji kullanımı kısıtlayan en büyük faktörlerden bir tanesinin temel ve detay tasarım eksikliği olduğu göz önüne alınırsa, bu engelin yakında aşılabileceği düşünülmektedir. Süreci hızlandırmak için kamu desteğinin daha fazla sağlanması şarttır. Tasarım hususunda şu an gelişmekte olan evrelerin hızlı bir şekilde tamamlanması için aşağıda maddeler halinde sıralanan önerileri yaptık;
· Planlı ve organize bir şekilde daha fazla kamu/ özel proje finans/ satıcı kredisi/ Ar-Ge fon/ yazılım desteklerinin yerli üreticilerimize sağlanması gerekir,
· Özel sektör, üniversitelerimiz ve TÜBİTAK MAM tarafından yapılan çalışmalar arasında bir koordinasyon oluşturulması gerekir,
· Yurt dışı finans desteği alınarak yapılması öngörülen enerji üretim tesislerinin alım şartnamelerinde yerli üretimi özendirecek düzenlemelerin yapılması gerekir,
· Finans paketinin kamu desteği ile yerli bankalar tarafından temin edilebilmesi gerekir,
· Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) gibi Enerji Sanayi Müsteşarlığı (ESM) kurulması, enerji alanında üretici ve işletmeci firmaların sorunlarının çözümünde önemli bir rol oynayabilir.
· Temel/ Detay tasarım geliştirme için gerekli Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi için özel sektör-üniversite işbirliğinin geliştirilmesi gerekir,
Başlıca birkaç ST/GT türbin-jeneratör firmasının uluslararası pazarda çok iyi konumlandığından ve bu teknolojileri geliştirmek için gerekli araştırma geliştirme masraflarının çok yüksek olacağından bu iki komponent için yerli tasarım/üretim yapmanın şimdilik anlamlı olmayacağı, düşüncesindeyiz.
Yurdumuzda yüksek kaliteli malzeme/ çelik boru üretiminde bir yetersizlik söz konusudur. Yatırım maliyetlerinin çok büyük olmasından dolayı malzeme üretim tesisleri kurulması çok zor gözükmektedir. Ana malzemenin yurt dışından alınmasının şu an için kabul edilebilir, ancak uzun vadede sorunlar çıkarabileceği düşünülmektedir. Şimdiden yüksek kaliteli malzeme üretimi için araştırma-geliştirme işlemlerinin başlatılması gelecekte yerli üreticilerimize yardımcı olacaktır.
Ağır sanayide yüksek teknoloji gerektiren alanlarda ciddi imalat tecrübemiz olmamasına rağmen, imalat/ çelik konstrüksiyon yerli sanayimizin en güçlü olduğu alan olarak göze çarpmaktadır. Detaylı teknik bilgilerin verilmesi ile yurt dışındaki birçok firma için Türkiye'de fason üretim yapılmaktadır.
Bazı firmalarımız gerekli teknik detayların verilmesi durumunda türbin üretecek konuma dahi gelmişlerdir. Burada önemli olan imalatı kimin/ kime yaptırmak istemesidir. Eğer EPC firması yerli olursa ve kendi tasarımı varsa yerli ürecilerimiz de bundan yüksek miktarda katkı sağlayacaktır.
Aksi durumlarda yerli firmalarımız tarafından rahatlıkla üretilebilecek birçok ürün yurt dışında üretilerek yerli sanayimize zarar verecektir. Tasarım ve imalat arasında çok güçlü bir ilişki bulunmasına rağmen EPC yüklenici firma, temel tasarım ve imalatı kimin yapacağı hususunda belirleyici rol oynamaktadır.
Kömür Konusunda, yerli imalatı teşvik etmek açısından Tunçbilek’te bulunan iki adet 22 MWe'lık ünitelerin ve Afşin-Elbistan A santralinde bulunan bir ünitenin tamamen yerli firma(lar) tarafından rehabilite edilmesi için bir girişim başlatılmasının önemli olduğu düşüncesindeyiz. Böyle bir girişim yerli sanayimiz için tasarım, imalat, ve entegrasyon alanlarında ciddi bir tecrübe ve özgüven kazanımını beraberinde getirecektir.
Bir tesis oluşumunda; yerinde montaj yapabilecek, çeşitli ekipmanları bir araya koyarak bütün sistemi oluşturacak, tecrübeli firmalarımız bulunmaktadır. Fakat ana / lider EPC yüklenici olarak rol almadıkları sürece firmalarımız, süreçte belirleyici bir rol almamaktadırlar.
Elektrik üretim santrallerimizde işletme hatalarından dolayı üretim kayıpları olmaktadır. Santrallerimizin optimum verim, minimum emisyon ve maksimum emre-amadelikte çalıştırılabilmeleri için ciddi operatör eğitim programı uygulanmalıdır.
Ünite operatörlerinin seçilmesi ve devamlı sürdürülebilir eğitimlerin verilmesi şarttır. Termik Santrallerdeki eğitim programlarına, periyodik bakım-onarım çalışmalarının nasıl yapılması gerektiği dâhil edilmelidir.
Kömür rezervlerimizin büyük bir kısmı düşük kaliteli (yüksek nem ve kül ve düşük ısıl değer) linyit kömüründen oluşmaktadır. Enerji üretiminde kömür kullanan termik santrallerimizin çok büyük bir kısmı pülverize kömür teknolojisine dayanmaktadır.
Son zamanlarda dolaşımlı akışkan yatak (CFB) teknolojisine dayalı üniteler kurulmakta olsa da, Türk linyitlerini yakabilecek bir CFB teknolojisi henüz tam anlamı ile denenmemiştir. CFB tasarımı konusunda hala ciddi endişelerimiz var. Tecrübeli yabancı kazan firmaları Türk linyitlerini yakabilecek CFB teknolojisine dayalı yüksek kapasiteli buhar kazanlar için yüksek risk gördüklerinden EPC yüklenici olarak ana rol almak istememektedirler. Yerli kazan dizayn/imalat için yeterli olabilecek yerli firmalarımızda maalesef kamu tarafından yeterli teşvik görmedikleri için böyle bir durumu değerlendirmemektedirler.
Linyit kömürlerimizi yakabilecek kazan tasarım ve imalatını yapabilecek herhangi bir EPC yüklenici bulunmamaktadır. Bu durum, enerji üretiminde yerli teknoloji geliştirilmesi ve kullanılmasını engellemektedir. Aynı şekilde özel firmalarımızın yaptığı kredi/ finans anlaşmaları gereği finansmanı veren yabancı ülkenin tasarım/imalat konularında katkı paylarının çok yüksek olması da yerli sanayimizi olumsuz etkilemektedir.
Yerli sanayimiz için kazan tasarımı, en önemli başlangıç noktası olarak görülmektedir. Özel sektör ve TÜBİTAK MAM tarafından CFB kazan tasarımı için çalışmalar devam etse de bu çalışmaların daha fazla kamu desteği ile hızlandırılarak ticari boyuta ulaştırılmaları çok önemlidir. Pülverize yakma ve kömür ön ısıtma teknolojilerine de ağırlık vermek zorundayız.
Alanlarında uzman yerli firmaların üniversite ve araştırma merkezleri ile birlikte bir ortaklık/ konsorsiyum oluşturarak ek kamu desteği ile bir kazan tasarım/ imalatı ve deneme uygulamasına bir an önce başlanması öncelik olmalıdır.
Yerli sanayimizin çok ciddi boyutlarda imalat tecrübesi vardır. Yerli sanayimiz tarafından imal edilebilecek birçok teknolojik ürün/ ekipman yapılan kredi/ finans anlaşmaları çerçevesinde yurt dışında üretilmektedir. Yerli imalatımızı artırabilmek için enerji alanında tasarım yapabilen güçlü EPC yüklenicilerin oluşturulması ve teşvik edilmesi bir zorunluluktur.
Yüksek kaliteli malzeme üretimi için bir an önce üniversitelerimiz, araştırma enstitülerimiz ve yerli üreticilerimiz arasında araştırma-geliştirme projelerinin başlatılması ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Termik Santral işletmecilik tecrübemizi artırmak için düzenli eğitimler ve santral operatörü seçimlerinde dünyadaki diğer işletmecilerin izlediği bilinen rutin metotlar takip edilmelidir.
Ankara 31-Ağustos 2018
Monday, August 20, 2018
Daniel Barenboim, Berlin 2018
Berlin
Waldbühne açıkhava sahnesinde
Doğu- Batı Divan senfoni orkestrası konseri,
Doğu- Batı Divan senfoni orkestrası konseri,
19-
Ağustos 2018 pazar 19:00
Daniel Barenboim, 1942 yılında Arjantin Buones Aires kentinde doğdu. Annesi ve babası piyanist ve piyano öğretmenleri idiler. Dedeler nineler Rusya'dan 1900'ler başında kaçıp gelen Yahudi göçmenlerdi.
Daniel, erken yaşlardan başlayarak babasının ve annesinin piyano eğitiminden geçti. Aile hep beraber 1952 yılında İsrael'e göç ettiler. Daha sonra Daniel, Salzburg ve Paris'te piyano eğitimine devam etti, dünya çapında konser piyanisti oldu. Arkasından orkestra şefliği eğitimi aldı. Çok sayıda orkestrayı yönetti. İtalya LaScala operası devamlı şefliğini yaptı. Şimdi Berlin operası orkestra şefliğini yürütüyor. Ayrıca Berlin Stadtscapella orkestrası şefliğini yapıyor.
Daniel Barenboim, Arjantin, İsrael, Filistin ve İspanya vatandaşlığına sahip.
Kendisi bir poligot, yani çok sayıda dil biliyor, İspanyolca, Hebrew, Fransızca, Almanca, İngilizce ve İtalyanca konuşabiliyor.
İspanyol, Israel, Filistin, Mısır, Suriye, Irak, İranlı genç sanatçılarını toplayarak, 1999 yılında ispanya sevilla kentinde, Filistin-Amerikalı düşünür Edward Sait ile beraber oluşturduğu Divan senfoni orkestrası ile dünyanın çeşitli yerlerinde konserler veriyor.
İnsanlığın ortak işbirliğini ve dünya barışını amaçlıyor.
İçinde neden bir Türk orkestra üyesi yok, bilemedim.
Divan orkestrası konseri, Şef Daniel Barenboim yönetiminde, 19-Ağustos 2018 pazar Berlin açık hava konser mekanı Waldbühne sahnesinde yapıldı.
Waldbühne, "orman sahnesi" demek. 1935 yılında Nazi Almanya'sı yöneticileri tarafından politik amaçlı büyük toplantılar gösteriler için inşa edilmiş.
Waldbühne, savaşta hasar görmüş. Savaştan sonra mekan onarılmış, yenilenmiş, önce rock konserleri için kullanılmış. Esas olarak 22,000 oturma kapasiteli Yunan-Roma anfiteatr tiyatrosu tasarımına sahip.
Sahne üstüne yağmur ve güneşten koruma eklenmiş. Seyirci oturma yerleri açıkhavada. Mekan orman içinde, olimpiyat stadyumunun hemen yanında kalıyor, ubahn sbahn ve otomobil ile ulaşım çok kolay. Pichelsberg Sbahn durağında inin, ve yürüyün.
Biletler internetten alınabiliyor. Bu konserin biletleri 25-75€ arasında fiyatla satışa çıktı.
Saat 18:00'de kapılar açılıyor, konser saat 19:00'da başlıyor.
Hem konseri dinliyorsunuz, hem de gün batımını izliyorsunuz.
Konser programında 1979 doğumlu solist Lisa Batiashvili ile çaykovski'den keman konçertosu ve arkasından Debussy'nin iki orkestra eseri vardı. 22,000 kişilik mekan tam doldu. Konsere gelirken Yanımıza polar, şapka ve minder aldık.
Güzel solist Lisa Batiashvili, açık yeşil uzun sahne elbisesiyle çıktı. Önce ağır başlayan tempoyu zaman zaman sert haşin yorumla devam ettirdi, şef ve orkestra ona uydular. Eser bitince konsertmaister ile beraber bir keman düeti bis olarak çaldılar.
Yarım saatlik arada arka kiosklarda yiyecek, içecek satışları yapıldı, izleyiciler yerel fıçı bira ve soğuk beyaz şarap bolca tükettiler.
İkinci yarıda Debussy eserleri seslendirildi. Bu bölümde orkestranın bütünlüğü ortaya çıktı. Son olarak Carmen operasından üç ayrı parça bis olarak seslendirildi.
Konser sonunda şef Daniel Barennoim, izleyicilere teşekkür etti.
Daniel Barenboim, 1942 yılında Arjantin Buones Aires kentinde doğdu. Annesi ve babası piyanist ve piyano öğretmenleri idiler. Dedeler nineler Rusya'dan 1900'ler başında kaçıp gelen Yahudi göçmenlerdi.
Daniel, erken yaşlardan başlayarak babasının ve annesinin piyano eğitiminden geçti. Aile hep beraber 1952 yılında İsrael'e göç ettiler. Daha sonra Daniel, Salzburg ve Paris'te piyano eğitimine devam etti, dünya çapında konser piyanisti oldu. Arkasından orkestra şefliği eğitimi aldı. Çok sayıda orkestrayı yönetti. İtalya LaScala operası devamlı şefliğini yaptı. Şimdi Berlin operası orkestra şefliğini yürütüyor. Ayrıca Berlin Stadtscapella orkestrası şefliğini yapıyor.
Daniel Barenboim, Arjantin, İsrael, Filistin ve İspanya vatandaşlığına sahip.
Kendisi bir poligot, yani çok sayıda dil biliyor, İspanyolca, Hebrew, Fransızca, Almanca, İngilizce ve İtalyanca konuşabiliyor.
İspanyol, Israel, Filistin, Mısır, Suriye, Irak, İranlı genç sanatçılarını toplayarak, 1999 yılında ispanya sevilla kentinde, Filistin-Amerikalı düşünür Edward Sait ile beraber oluşturduğu Divan senfoni orkestrası ile dünyanın çeşitli yerlerinde konserler veriyor.
İnsanlığın ortak işbirliğini ve dünya barışını amaçlıyor.
İçinde neden bir Türk orkestra üyesi yok, bilemedim.
Divan orkestrası konseri, Şef Daniel Barenboim yönetiminde, 19-Ağustos 2018 pazar Berlin açık hava konser mekanı Waldbühne sahnesinde yapıldı.
Waldbühne, "orman sahnesi" demek. 1935 yılında Nazi Almanya'sı yöneticileri tarafından politik amaçlı büyük toplantılar gösteriler için inşa edilmiş.
Waldbühne, savaşta hasar görmüş. Savaştan sonra mekan onarılmış, yenilenmiş, önce rock konserleri için kullanılmış. Esas olarak 22,000 oturma kapasiteli Yunan-Roma anfiteatr tiyatrosu tasarımına sahip.
Sahne üstüne yağmur ve güneşten koruma eklenmiş. Seyirci oturma yerleri açıkhavada. Mekan orman içinde, olimpiyat stadyumunun hemen yanında kalıyor, ubahn sbahn ve otomobil ile ulaşım çok kolay. Pichelsberg Sbahn durağında inin, ve yürüyün.
Biletler internetten alınabiliyor. Bu konserin biletleri 25-75€ arasında fiyatla satışa çıktı.
Saat 18:00'de kapılar açılıyor, konser saat 19:00'da başlıyor.
Hem konseri dinliyorsunuz, hem de gün batımını izliyorsunuz.
Konser programında 1979 doğumlu solist Lisa Batiashvili ile çaykovski'den keman konçertosu ve arkasından Debussy'nin iki orkestra eseri vardı. 22,000 kişilik mekan tam doldu. Konsere gelirken Yanımıza polar, şapka ve minder aldık.
Güzel solist Lisa Batiashvili, açık yeşil uzun sahne elbisesiyle çıktı. Önce ağır başlayan tempoyu zaman zaman sert haşin yorumla devam ettirdi, şef ve orkestra ona uydular. Eser bitince konsertmaister ile beraber bir keman düeti bis olarak çaldılar.
Yarım saatlik arada arka kiosklarda yiyecek, içecek satışları yapıldı, izleyiciler yerel fıçı bira ve soğuk beyaz şarap bolca tükettiler.
İkinci yarıda Debussy eserleri seslendirildi. Bu bölümde orkestranın bütünlüğü ortaya çıktı. Son olarak Carmen operasından üç ayrı parça bis olarak seslendirildi.
Konser sonunda şef Daniel Barennoim, izleyicilere teşekkür etti.
Gelecek
yıl, Berlin duvarının yıkılışının 30., orkestranıb
kuruluşunun 20., ve Waldbühne sahnesinde yer almalarının 10. Yılı
doluyor, temmuz 2019 konserine herkesi davet etti.
Ağustos ayının ikinci yarısında Berlin'de geceleri hava serin oluyor.
Ağustos ayının ikinci yarısında Berlin'de geceleri hava serin oluyor.
Yaz
gecelerinin tatlı serinliğinde açık hava ortamında klasik müzik
dinlemek çok hoş. Özellikle Daniel Barenboim gibi bir orkestra
şefinin konserini dinlemek çok büyük keyif.
Konser kaydı youtube içinde var. Eski yıllara ait olan kayıtlar da var.
Bir sonraki hafta aynı yerde tenor Andrea Bochelli konseri var.
Konserler Eylül ayı sonuna havalar soğuyana kadar devam ediyor.
2019 konserleri haziran ayında başlıyor.
Konser kaydı youtube içinde var. Eski yıllara ait olan kayıtlar da var.
Bir sonraki hafta aynı yerde tenor Andrea Bochelli konseri var.
Konserler Eylül ayı sonuna havalar soğuyana kadar devam ediyor.
2019 konserleri haziran ayında başlıyor.
Dooğu-Batı
Divan Orkestrası ve Daniel Barenboim, 13- Ağustos 2006 günü
İstanbul Aya İrini Konser mekanında konser vermişler.
Berlin konseri saat 22:00 gibi bitti, izleyicilerin bir kısmı arabalarına, bir kısmı bisikletlerine bindi, çoğunluk izleyici ile hep beraber yakın Sbahn durağına yürüdük, ordan evlere dağıldık.
Berlin, 19-Ağustos 2018
Berlin konseri saat 22:00 gibi bitti, izleyicilerin bir kısmı arabalarına, bir kısmı bisikletlerine bindi, çoğunluk izleyici ile hep beraber yakın Sbahn durağına yürüdük, ordan evlere dağıldık.
Berlin, 19-Ağustos 2018
---
Haluk
Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup,
mezuniyetinden
itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda
(B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral
temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje
yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral
tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik
firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık
vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları
üyesidir.
Bu
makale "Odtü'lüler Bülteni" Opera sayfası için
yazılmıştır.
Wednesday, August 01, 2018
Pakistan Quetta 1997-2001
Pakistan
Quetta, 1997-2001
Bugünlerde
basında Pakistan ile ilgili haberler çıkmaya başladı.
Hükümetler
arası anlaşma ile Pakistan'a Yeni üretimimiz 30 adet T129 Atak
helikopter ve 4- adet Milgem Corvette deniz savaş gemileri satmışız.
Hükümetler arası anlaşmalar içinde kar çok önemli değildi.
Önemli olan ilişkilerdir.
Özel
sektör olarak bizler riskleri önceden görmek ve fiyatlamak
zorundayız. Size bugün bizim için çok zor biten Pakistan Quetta
projemizi anlatacağım.
Türk
Amerikan %50-50 ortak girişim (Joint Venture) şirketimizin, yabancı
ortağının Milano'da yerleşik işbilir bir italyan temsilcisi
vardı. Seçkin asil bir italyan ailenin mensubuydu. Ailenin 16.
Yüzyılda taş ustası olan dedelerini ismi inşaatında çalıştığı
Floransa katedrali duvarında resmi olarak izinli kazınmıştı.
Kendisinin Abd eğitimi, İsviçre'den MBA derecesi vardı.
Toskana'da şarap bağları, Floransa'da çok yıldızlı bir
otelleri, Milano'nun moda merkezi sokağında ofisi vardı.
Bizi
kendisine en yakın JV ortak girişim şirketi olduğumuz için,
İtalya'da bir şirket turuna çağırdı, Ankara'dan Amerikalı
genel müdür ve ben, ABD merkez ofisinden bir satış müdürü
Milano'ya geldik, Milano ve Roma'da çok sayıda İtalyan
müteahhitlik firmalarını gezdik. O sıralarda tüm dünyada
doğalgaz satışları patlamış, doğalgaz ile çalışan gaz
türbinleri ve arkasına bağlanan atık ısı kazanları talebi
artmış. Elimizde tasarımı yeni bitmiş yatay konumlu tabii
dolaşımlı atık ısı kazanları var, iç piyasada satmışız,
detay projeler hazır. Dış piyasalar için herşey hazır. Talep
bekliyoruz.
Ankara'ya
döndük. Kısa bir süre sonra İtalya'da Milano'da ofislerinde
tanıtım yaptığımız Fiat Avio firmasından bir talep geldi. Fiat
Avio olarak Pakistan Quetta kentine elektrik verecek elektrik
şirketinin yeni kombine çevrim santrali için üç adet Ge frame-6
gas türbini satışını bağlamışlar, arkasına konacak atık ısı
kazanları için fiyat istiyorlar.
Daha
önce iç piyasada benzer kapasitede kazanı Akenerji Yalova Aksa
fabrikasına vermişiz, teslim etmişiz, çalışıyor.
Aynı
teklifi Fiat Avio için çok çabuk hazırladık, kurye ile
gönderdik. Milano temsilcimiz teklifi çoğalttı, teslim etti. Bir
süre sonra Fiat Avio bizi Milano ofisine görüşme ve son pazarlık
için davet etti. Bu defa daha büyük ekiple Milano'ya gittik. Bir
hafta Fiat merkezinde teklif sunumu ve fiyat pazarlığı yaptık.
Sonunda Ankara fabrika teslimi 4-milyon ABD$ fiyatla işi sonlandırma
aşamasına geldik.
Fiat
ekibi son dakikada bizden yerinde montaj fiyatı istedi. Pakistan
Quetta kentinde yerinde montaj fiyatı nasıl verilir? Olacak iş
değil. Pakistan Quetta hakkında hiçbir fikrimiz yok. Araya yerli
şirketimizin teklif bölümü girdi, italyan temsilcimizin Pakistan
tanıdıkları fiyat verdiler. Pakistan firmalarından acele
teklifler alındı, bir yıl içinde yerinde montaj için yaklaşık
1- milyon ABD$ fiyatla ek montaj fiyatı da verildi.
İmzalar
atıldı, basın bülteni yayınlandı. Detay projeler zaten hazır,
malzeme satınalması yapıldı, imalat başkadı bitti, kazan
boyandı, fabrikada sevke hazır, nakliye firması kazanı Mersin
limanına götürdü, Pakistan'a gidecek bir gemiye yükledik. Gemi
Süveyş kanalını, arkasından Kızıl denizi, Hint okyanusunu
geçti, Pakistan Karachi limanına geldi.
Kontratımızda
bir teslimat maddesi var. Geç kalırsak gün başına şu kadar ceza
ödeyeceğiz, ancak erken teslim edersek gün başına ceza rakamının
yarısı kadar ikramiye alacağız. Kontrat Fiat tarafından Pakistan
elektrik şirketine aynen aktarılmış. Quetta elektrik şirketi
yetkilileri bize erken teslim ikramiyesi vermek yerine kendileri
açısından daha uygun başka bir yola başvurdular. Gemi Karachi
liman yetkilileri tarafından yapma bir nedenle bir ay açıkta
bekletildi, süre geçti ve ceza başlarken limana indirme izni
çıktı. İkramiye alamadık.
Sonra
saha müdürümüz buhar kazanını Quetta şehrine taşıttı,
montaj ekibimiz yerli müteahhit firmalarla saha montajına başladı.
Bizim ekibimiz çalışanları için uzun süreli oturma izni
alamadık. Nedense vermediler. Personelimiz Üç aylık turist vizesi
ile Pakistan'a girip çıkmaya başladı. Bu arada saha müdürümüz,
yoğun saha işleri yüzünden üç aylık süreyi geçirdi. Derhal
gözaltına alınıp tutukevine kondu. Saha müdürümüz ortada yok.
Pakistan büyükelçiliğimizi araya soktuk. Bir ay sonunda yerini
tesbit ettik, Pakistan adaletinin gerektirdiği arabulucuları
devreye soktuk. Saha müdürümüzü tutukevinden çıkardık. Yurda
getirdik, ancak bir ay tutukevinde Pakistan suçluları ile beraber
kalmak psikolojisini çok bozmuştu. Toparlanması kendine
gelebilmesi için uzun bir tatile çıkması gerekti. Yeni
görevlendirdiğimiz saha çalışanlarımız yerel kurallara
titizlikle uydular. Üç aylık kalma süresini hiç aşmadılar.
Yeni
şantiye şefimiz bizden çok uzak bir ortamda kontrolsüz harcamalar
yapmaya başladı. Onu parasal olarak kontrol altına almak zor oldu.
Bütçeyi tüketti. Sonunda Quetta santralinde işi bitirdik, teslim
ettik, çıktık.
Quetta
kentinde daha sonra deprem oldu, santral binaları çevresi yıkıldı.
Arkasından yakın mesafedeki Afgan savaşı şehri etkiledi, santral
bir süre tümüyle devreden çıktı.
İç
piyasa kolaydır. İş insanımız ile kolay anlaşırsınız.
Kurallar ortaktır,
Oysa
uluslararası piyasalarda iş yapmak zordur.
Özellikle
hiç bilmediğiniz yabancı piyasalara girmek hiç kolay değildir.
Ortamı
piyasayı çok iyi öğrenmek gerekir. Ortamı bilmeden işe girmek
şirketi batırır.
Pakistan
ortamında iş yapmak çok zordur. Pakistan insanı ile iş yapmak
zordur. Pazarlık hiç bitmez, devamlı zora girersiniz.
Bir
daha iyi bilmediğimiz coğrafyalarda çalışmak için aşırı
istekli olmayı bıraktık.
İş
italya'da başladı, Pakistan'da bitti, ama çok zor bitti.
Pakistan
insanı ikili ilişkilerde tek tek çok iyidir. Çok iyi eğitim
almışları vardır. Kendi aksanlarında İngilizce'yi hatasız
gramatikle konuşurlar yazarlar. Pakistan müslümanlarının,
yüzyıllar öncesinde Hindu dokunulmazlar olan itilmiş ezilmiş
insanların torunları olduklarını da hatırlayalım. O insanlar
ingiliz toplumunda bugün kendi kültürel kimliklerini koruyarak
yaşıyorlar. İngilizce yayın yapan tv radyo istasyonlarında
kusursuz aksansız ingilizceleri ile yayın yapıyorlar.
Bizim
Proje ucu ucuna bitti. Kar bırakmadı. Pakistan coğrafyasına, iş
yapma iştahımızda ciddi mesafe oluştu. Bugün de özellikle
Pakistan coğrafyası ile iş yapacaklara çok dikkatli olmalarını
tavsiye ederim. Kolay ortam değildir.
---
Haluk
Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup,
mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı
ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak
termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif,
satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar
termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya,
mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere
danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji
komisyonları üyesidir.
Prinkipo,
30- Temmuz, 2018
Polonya, Debica, 1996
-->
Polonya'ya
80 ton/saat Mcr kapasiteli buhar kazanı satışı, 1996
1996
yılında merkezi ABD Akron, Ohio'da bulunan Goodyear lastik şirketi
Polonya Debica'da bulunan lastik fabrikasını satın aldı, ABD
standartlarına uygun lastik üretimi için yenileme yatırımlarına
başladı. Önce eski buhar kazanı santralini söktü attı. Yerine
Abd fabrikalarında kullandığı su borulu 10-bar satüre (doymuş)
80 ton/saat kapasiteli buhar kazanı alımı için uluslararası
ihaleye çıktı.
Goodyear
alımları Abd merkezi Akron üstünden yapıyordu. Öncelikle
Amerikan fabrikalarına buhar kazanı veren kazan firmalarından
teklif istedi. Akron fabrikalarına buhar kazanı temin etmiş olan
Amerikan buhar kazanı imalatçısı firma bizim Türkiye'de beraber
ortak girişim (joint venture) şirketini kurduğumuz firma idi.
Teklif talebi Abd üstünden bize geldi. Lisansımız var, buhar
kazanı paket tipin en büyük kapasiteli olan saatte 80 ton
satüre buhar üretecek tipi, daha önce yurtiçinde Sabancı Sasa
Adana fabrikasına yapmışız, teslim etmişiz, yurtiçi
referansımız var.
İngilizce
olarak teklif dosyamızı hazırladık, kurye ile gönderdik,
değerlendi, Polonya firmaları da ihaleye katıldılar, ancak
onlarda paket tip fueloil yakacak buhar kazanı tasarımı yok, bizde
var. Biz bir yılda teslim taahüt ediyoruz, Polonyalı firmalar
2-yılın altına inemiyorlar. Fiyatımız onlardan ucuz. Sonunda
ihale 1m Abd$ fiyatla bizde kaldı. Yurtdışında buhar kazanı
ihalesi kazanmışız, hem de Polonya'ya satacağız. Avansımızı
aldık, daha önce yurtiçinde aynı paket kazanı yapmışız,
detaylı teknik resimler elimizde hazır. Teknik resimler üstünde
antet isim düzeltmesi yaptık, Goodyear merkezinden onay aldık,
imalata başladık, 3-ayda malzeme alımını, 8 ayda fabrika
imalatını bitirdik.
Buhar
kazanı fabrika çıkışı FOT (free on truck) olarak hazır.
Nakliye lojistik firması teslim alacak, kamyona yükleyecek,
karayolu ile Polonya Debrica fabrikasına götürecek, buhar kazanı
çok ağır ve havaleli olduğundan önde ve arkada pilot otomobiller
olacak, karayolu ve boğaz köprüsü geçiş izinleri alınacak,
saatte 5-km hız aşılmayacak, sadece gün ışığında yol
alınacak. Nakliye firmasının bu taşıma için fiyatı 50-bin
ABD$. Bütün yol köprü geçiş izinleri, ve nakliye süresi
hesaplanınca toplam süre 3-ayı buluyor.
Polonya
Debrica lastik fabrikasında yenileme çalışmaları bitmiş, buhar
kazanı bekliyorlar, buhar yok. Buhar kazanı Ankara'da bizim
fabrikada hazır teslimat bekliyor.
Goodyear
merkezinden bir yeni talep geldi. "Nakliyeyi kargo uçağı ile
yapabilir misiniz?" Hiç aklımızda yoktu. Koca buhar kazanı
uçak ile taşınır mı? Nakliye firmalarına sorduk.
Cevap
olumlu geldi. Buhar kazanı boyutlarını istediler, ağırlığı,
ağırlık merkezi. Evet bu büyük paket tip buhar kazanı 120 ton
kapasiteli Rus üretimi Antonov-124 nakliye uçağı ile
taşınabiliyordu. Sadece Antonov-124 uçağı içine girebilmesi
için buhar kazanını 90 derece yan yatırmamız isteniyordu. Uçak
ile nakliye fiyatı 250 bin Abd$.
Goodyear
merkezinden devam için olumlu cevap geldi.
Fabrikada
buhar kazanını yan çevirdik, çelik kaide içine aldık, treyler
ile buhar kazanını Esenboğa hava limanına götürdük. Andonov
uçak, şimdiki yeni terminalin bulunduğu açık alana geldi. Park
etti. Yüksek taşıma kapasiteli iki vinç ile Antonov-124 giriş
paletleri üstüne getirdik. Uçağın teknisyenleri, buhar kazanını
içeri aldılar. O gün tüm şirket personeli Esenboğa hava
limanında Antonov-124 ağır nakliye uçağı önünde saatte 80 ton
buhar üretecek paket su borulu buhar kazanı önünde hep beraber
aile fotoğrafı çektirdik. Sonra uçak kapıları kapandı. Uçak
piste çıktı, ağır ağır hızlandı, havalandı, ve gözden
kayboldu. Dört saat sonra Polonya Debrica lastik fabrika
yakınlarında bir hava limanına indi. Ordan ağır nakliye araçları
ile fabrikaya taşındı. Gönderdiğimiz Türk montaj ekibi
yönetiminde yerine kondu. Çalıştırıldı, teslim edildi.
Taşıma
işi bizden bağımsız fiyatlandı. Taşıma işinden biz para
kazanmadık, ama Polonya'ya buhar kazanı satabilen bir Türk şirketi
ünvanına sahip olduk.
Daha
sonra dört adet benzer buhar kazanı Kazakistan'a sattık.
1999
yılında ABD ana firmamız önce ihale yolsuzluğu kapsamında
soruşturmaya uğradı, arkasından finansal krize girdi, çok
borçlandı, önce Amerika dışındaki ortak girişim şirketlerini
elden çıkardı. Kendi %50 payını Türk yerli ortak firmaya 1-m
ABD$'a sattı.
Yerli
ortak firma şirketi küçülttü, çalışma alanını değiştirdi,
fabrikayı kapattı, arazi satıldı, biz çalışanlar ile yolunu
ayırdı, darmadağın olduk.
Yurtiçinde
ütopik bir Amerikan şirketi kurmuştuk, bir Amerikan şirketi gibi
çalışıyorduk, lisansımız vardı, iç yazışmalarımız
ingilizce (ve türkçe) idi, her tür fosil yakıt için uyumlu, her
kapasitede buhar kazanı üretebiliyorduk. Polonya, Kazakistan,
Suriye, Ürdün ve Pakistan'a buhar kazanı sattık. Bir rüya
gibiydi, bir masaldı, geldi ve geçti.
Şimdi
bu rüyanın aynısını, benzerini ve hatta daha da iyisini
gerçekleştirmek neden mümkün olmasın?
---
Haluk
Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup,
mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı
ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak
termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif,
satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar
termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya,
mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere
danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji
komisyonları üyesidir.
Prinkipo,
29- Temmuz, 2018
Subscribe to:
Posts (Atom)
