Monday, September 22, 2014

Enerji yatirimlari yerine acaba Kentsel Dönüşüm İnşaat işleri mi yapsak??

Değerli Okurlarım,

Yaz aylarında İstanbul Erenköy -Suadiye- Bağdat bölgesini yürüyerek dolaştım, her taraf kentsel dönüşüme girmiş. "Bu müteahhitler nasıl para kazanıyorlar?" diye merak ettim. Biraz kafa yordum. Nerdeyse tüm sokaklar inşaat firmaları tarafından paylaşılmış, her yer lüks konut rezidans inşaat yeri olmuş. Her tarafta temel kazıcı, kaya kırıcı ağır matkap makinaları çalışıyor, her taraf gürültü içinde kalmış.

Koca 8-10 katlı apartmanı yıkıyorlar, yerine 15-20 katlı her katta 4-daireli yeni residanslar yapıyorlar. Yanyana 2 hatta 3-apartman birden alanlar var, bunlar daha iyi, ortak yere havuz konduruyorlar. Tüm bahçe altı tümden kapalı garaj oluyor. Kaba inşaat sırasında, sağlam depreme dayanıklı heybetli kalın kolonlar atılmış. Hazır dış mermer hatta pahalı granit kaplamalar kullanılmış. Kalın ısı izolasyon mantolamalar yapılmış.

Kapıda ayrı güvenlik görevlisi var. Kapıcı (apartman hizmetlisi) sadece gündüz süresince 8-saat çalışıyor. Bodrum katta yaşayan kapıcı ailesi artık yok, kapıcı servis şirketinden kiralanıyor, kıdem- SGK- vergi şirketten.

Müteahhit eski evsahiplerine çoğunlukla bire-bir daire veriyor. Yeni modern bir apartman dairesi, aircondition, çift asansör, kapalı garaj, depo, kombi ısıtma, çift duşakabin, standart (3+1) plan proje, çift cam pencereler, hepsi mutlaka "French" balkon.

Eskiden geniş bahçenin içinde bir ev- bir aile vardı. Şimdi aynı bahçe içinde 60 aile yaşıyor. Otomobiller bina altı (bir veya bazan iki kat) kapalı garajda duruyor. Bir ailenin ihtiyacı temiz su- elektrik- kanalizasyon- yol hizmetleri şimdi aynı mekanda 60 aile için gerekli.

Yollar aynı, yollarda değişen artan genişleyen bir şey yok. Her evde en az bir otomobil, bir çoğunda her yetişkin birey için ayrı bir otomobil var. İstanbul'un hiçbir yerinde toplu taşıma yeterli değil. O dar yollarda müthiş yoğun otomobil trafiği yaşanıyor, ilerde yollar tamamen tıkanacak.

Bağdat caddesi çevresinde Müteahhit %20 alıyor. Diyelim 15-kat bina yapıyor. Her katta 4-daire. Standart (3+1) proje ile toplam 60-daire üretiyor, %20'sini alıyor, 12-daire, Bağdat caddesi üstündekilerin satış fiyatı 1,500,000$'a, kara tarafında paralel 1-2 sokak içerde daireler 1,500,000 TL'ye satılıyor.

12-daire x 1,500,000 TL= 18,000,000 TL müteahhite ait toplam satış geliri.
60 dairenin toplam inşaat maliyeti x 150m2 x 1000 TL /m2 = 9,000,000 TL
(2014 Emlak vergisine esas, lüks inşaat birim m2 maliyeti yaklaşık 1000 TL/m2)

Eğer istenen satış fiyatları sahibini buluyorsa mesele yok. Yani burda nerdeyse brüt %100 kar var. Apartman ilk sahipleri evin yenilenmesi süresince müteahhitten ayda 2000-3000 TL kira yardımı alıyorlar. Devlet fonları da ayrıca daire başına 600-700 TL veriyor. Bu rakamı az tutabilmek için müteahhit şirket, yıkımdan- teslime 12-ay içinde evi bitiriyor, sonra kime satıyor, nasıl satıyor? Kim kiralıyor? Henüz bilmiyoruz.

Hesap ortada ama durumlar inanılır gibi degil, Bağdat caddesi, ve ona paralel 1-2 alt ve üst sokaklar tümden kentsel dönüşüm içinde kalmış. Sert kaya zeminli üst sokaklar daha çok rağbet buluyor. Deniz tarafına rağbet az, çünkü kum zemin üstüne kazık çakmak pahalı, fazla kat izni yok. Halbuki kentsel dönüşün deprem riskine karşı zayıf binaları yenilemek için ortaya çıktı. Sağlam, sert kaya zemin üstündeki binalar yenilenmeye başladı.

Bu rant düzeni ile hiçbir sermaye sahibi sanayi yatırımı yapmaz, yapamaz. Elinizde 3/5 milyonunuz olsa veya buna yakın kredi alabilecek imkanınız olsa, bununla herhangi bir makine parçasının üretimini mi yaparsınız? Kimse yapmaz, hepimiz biliyoruz, makine imalat sektörü ve benzeri işlerde üretimden kar marjınız brüt % 20- bilemediniz brüt en fazla % 25'i geçemez.

Herhangi bir yerde bir arsa alıp bununla arsa sahibine % 50- 60- 70- 80 vaadi ile daire yapsanız, kar marjınız % 100, belki % 200, hele bir de Toplu Konut işbirliği ile Toplu Konut arsasına işyeri/ konut inşa ederseniz yerine göre belki çok daha fazla kar edebilirsiniz. Bu büyük kazancın vergilendirilmesi nasıl yapılıyor, bilemiyoruz.

İstanbul'da inanılmaz rakamlara m2'si 10,000 Dolar fiyatla arazi satılıyor. Burada size verilen ham taş- toprak- boş yer. Ortada duvar, tavan ve tesisat hiçbiri yok. Arsa payını koyunuz, rantçıların payını da koyunuz, inşaat sonunda yine müteahhite çok büyük karlar ortaya çıkıyor. Bu işte nerden baksanız en az %100 kar var. Ne dersiniz, bize gerekli imalat, üretim, enerji yatırımlarını, başka hemen herşeyi bırakıp bu işe mi girelim??

Üniversite yıllarımdan beri arada sırada Londra'ya giderim, şehir merkezinde hiçbirşey değişmez. Münih şehir merkezinde bazı yerlerde belki birşeyler değişiyor, yeni yapılar yapılıyor ama öyle saklanıyor ki ben farketmiyorum.

Sanayinin gelişmesindeki en büyük engel inşaat sektöründeki yüksek kar marjlarıdır. Bu yapı- bu anlayış değişmediği sürece, hergün 0,2 emsaller 2-3 gibi rakamlara çıkartıldıkça, kentsel dönüşümler hızlanır. Biz de her tür malı yine ithal eder, cari açık için enerji yakıt ithalatını suçlamaya devam ederiz.

İnşaat sektöründe bu kadar yüksek rant olduğu sürece, kimse makine imalat sektörüne yatırım yapmaz. İmalat sektöründe isçi-işveren ilişkilerinin getirdiği ek sorunlar vardır. İnşaatta, 1,5 - 2 yıl sonra, inşaat bitince herkes işten çıkarılır, kıdem tazminatı gereği olmaz. İşçinin, zanaatkar- sanatkar- eğitimli olması gerekmez. Sendika oluşacak kadar devamlılık yoktur. Patronun çok eğitimli olması da gerekmez, ancak iş bilir olması müteahhit olması için yeterlidir.

İnşaat sektörünün avantajları saymakla bitmez. Rantın (kazancın- karın) bu kadar büyük olması, hem kum-çakıl-çimento-demirin çok yüksek karla satılması, hem de şehir içindeki arsa fiyatlarının spekülatif olarak artmasıdır. İnşaat sektöründe bu kadar yüksek rantı oluşturan mevcut uygulanan düzendir. Plansız şehirleşme ve bunun getirdiği talep patlaması, ucuz kapatılan arazilerin daha sonra şehir-imar planına dahil edilerek yüksek rant sağlaması, inşaat sektöründe rant patlaması yaratır.

Uzun süre boş kalan, güvenlik zaafiyeti olan dairelere, yazın 1-ay kullanılıp yılın 11-ayı boş duran korunmasız yazlık evlere, boş bağ evlerine, boş çiftlik evlerine izinsiz girmeler, izinsiz kullanımlar arttı. Toplumun alt gelir gurupları, Adalarda faytoncu doğu insanları, varoşlarda fakir Romanlar, çaresiz parasız Suriye göçmenleri buraları istila etti. Önce 2-kişi olarak ev kiralayıp, sonra içinde 15-20 kişinin barındığı sağlıksız yaşamlar oluştu.

Kentsel dönüşüm çok sayıda gayrimenkul sahibi yeni bir zengin sınıfı ortaya çıkardı. Bir birey 50-100-200 adet apartman dairesi sahibi olabilir mi? Artık oluyor. İyi yerde çok önceden kapattığı değerlenmiş arsayı kat karşılığı müteahhite veren, sonra çok sayıda apartman dairesi sahibi olan yatırımcı bireyler var. Gayrimenkullerin kiralanmasını, işletmesini, gelirlerin toplanmasını kendileri yapamıyorlar, yetişmelerine imkan yok. Bu iş için avukatlar, muhasebeciler, emlakçılar çalışmaya başladı.

İnşaat yaparak kalkınamazsınız. Beton bina üretim yapmaz. Bu saadet zinciri bir yerde kopar. Amerika'da, ve başka yerlerde olduğu gibi inşaat balonu bir yerde patlar. Binası, spekülatif amaçla alınan dairesi, elinde kalan yanar. Bu finansal yangın hızla tüm ilgili benzer alanlara zincirleme yayılır. Kalkınma ve zenginleşme, üretimle olur. Üretim, eğer talebe dayanırsa değer haline gelir. Talebi olmayan bir ürün üretirseniz, elinizde kalır, batarsınız. Sadece iç piyasaya mal üretirseniz, dışardan aldıklarınızı ödeyecek döviz bulamaz olursunuz. İç piyasaya olduğu kadar, dış piyasalara da mal üretmek gerekir. Bunu kendi tasarımınızla yapmanız tavsiye edilir. Dışarıya üretmek için, dışarda talep olması gerekir. Dış piyasadaki benzer ürünlerden daha kaliteli, daha ucuz fiyatlı üretebilmeyi başarmanız gereklidir. Talebin olduğu pazara girebilmeniz, tüketiciye ulaşabiliyor olmanız gerekir.

Eski ve günün ihtiyaçlarına cevap vermediği düşünülen binaları yıkıp yenilerini yapmak canlı ve güçlü bir ekonominin göstergesi mi? Yoksa ülke kaynaklarını hiç uğruna heba etmek mi?
Değerli Akil Üyelerimiz- Okurlarımız. Sizin bir duyumunuz, uyarınız, düzeltmeniz, yorumunuz, tavsiyeniz, katkınız varsa lütfen bana yazın.
E-posta adresim; HalukDireskeneli at gmail dot com


Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


2014-09-25

Thursday, September 11, 2014

Opera'larda 2014-2015 yeni sezon neler var?

Değerli okurlarım,

Yaz dönemi açık hava festivalleri bitti. Yeni sezona giriyoruz. Bakalım yeni dönemde neler var?? Başka operalarda yıllık programı çok önceden takip edebilmeniz mümkündür. Bizde çeşitli nedenlerle olamıyor. "dobgm.gov.tr" web sayfasında yeni sezon için bazı sahnelerde programlar henüz yenilendi. Samsun programı daha genel müdürlükçe onaylanmadı. Çeşitli kaynaklardan, duyduklarımızdan, önümüzdeki dönem opera programı için sizlere bir derleme (hatta taslak) yapmaya çalıştık.

İzmir Opera’mızda harika eserler var. Sezon 1-Ekim günü Verdi'den "Aida" ile başlıyor. Sonra Puccini'den “Madame Butterfly”, çok yeni sahnelenecek "Tosca" var. Brams"tan "Requem".  Repertuarda Donizetti “Don Pasquale” ve "Alayın Kızı", Haendel “Agrippina”, Bellini “La Sonnambula” (Uyurgezer Kız) kaçırılmamalı. Herbirine çok kereler gitmek lazım, tüm "cast" sanatçıları tek tek izlemek lazım.

İzmir'de Opera mekanlarımızın sayısı 5 (beş) oluyor. Ne mutlu bizlere. Elhambra, Sabancı, Ahmet Adnan Saygun, Karşıyaka, Bostanlı. Ayrıca üniversite konser mekanlarımız ve antik tiyatrolarımız da opera seslendirmeleri için müsait. Bu yıl İzmir operaları için detaylı program yapmam lazım. Hepsini görsem ne iyi olur.

İzmir'de Avrupa'lı bir yabancı misafiriniz geldiğinde, ona akşamları rakı- balık- meze ısrar etmeyin. Tekne gezisine çıkarın ama geziyi fazla abartmayın. En iyisi adamları haftasonu Ovacık veya Urla'da şarap tadımına götürün. Eğer program tutuyorsa, Elhambra'da operaya loca bilet alın. Çok daha etkili olursunuz.

Sicilya'nin Taormina kentindeki Opera Festivali'nde 6-Eylül gecesi Ankara Devlet Operasi yapımı 'Saraydan Kız Kaçırma'yı oynadık. Değerli yönetmenimiz Yekta Kara tarafından modern kurgu ile sahnelenen Verdi'nin "Rigoletto" operası Ankara Opera sahnesinde oynanmaya devam edecek. Strauss'tan "Yarasa", Puccini'den "Tosca", Verdi'den "Macbeth" ve "Attila", Mozart operaları “Don Giovanni” ve “Saraydan Kız Kaçırma”, Bizet'in "Carmen", programda yine var.

Yeni olarak Wagner’den “Das RheinGold” için hazırlıklar yapıldığı söyleniyor.
Bale programında "Zorba", "Kont Drakula" ve "Coppelia" tekrar sahnelenecek.
Bilkent Senfoni orkestrası 11 Ekim gecesi sezonu açıyor. Odeon ve kapalı salonda yeni opera seslendirmeleri bekleniyor. CSO programında da opera var.

Ankara'da TürkOcağı (Operet Sahnesi)'nin opera bale temsillerine kapanması iyi bir haber değil. Doğruda değil. Salonlar kullanıldıkça yenilenirler. Kapalı salon çürür. Tüsak (Türkiye Sanat Kurumu) yasa tasarısı da ayrı rahatsızlık oluşturdu. Bu aralar Operalarda görevden almalar, istifalar, yeni görevlendirmeler yaşanıyor. Opera-bale sanatını etkileyebilecek olumsuzluklar umarız uzun dönemde geçer, sanatçılarımız sanatlarını en iyi şekilde icraya devam ederler.

Istanbul Süreyya'da Benjamin Britten “Kötülüğün Döngüsü”, Mozart “Opera Müdürü”, Salierri “Önce müzik sonra söz”, Donizetti “Aşk iksiri”, Strauss “Ariadne Naksos'ta”, Offenbach “Hoffman'ın masalları”, Rossini'den "La Cenerentola", (Kül Kedisi) programa konmuş. AKM hala kapalı, yenilenemedi. Fulya ve Bakırköy'de opera için uygun yeni salonlar var ama düzenli programlara henüz geçilemedi.

Istanbul Zorlu Performans Sanatları Merkezinde 18-20-22-24 Ocak 2015 günleri Londra Royal Opera House sanatçıları "La Boheme" operasını seslendirecekler. Koltuk fiyatları 95-350 Lira aralığında düzenlenmiş. Zorlu PSM 2500 kişilik mekanda tümüyle ticari çalışan bir kuruluş. Altı ay sonrası için şimdiden biletler satışa çıktı.

Operası olmayan bir megakent dünya kenti olamaz, ancak bir büyük köy olur, burda büyük organizasyonlar, olimpiyat, Expo düzenlemek, bu organizasyonlara aday olmak hayal. AKM'nin yenilenmesi, yeni mekanların inşaası şart.

Samsun operasında yeni sezon Franz Lehar'dan "Şen Dul", Mozart’tan “Sihirli Flüt” operaları oynayacak. Repertuarda ayrıca Puccini'den "Madame Butterfly" ve "La Boheme" var. Sezon 24 Eylül gecesi "Carmina Burana" konseri ile açılacak.

Mersin'de, Son-Osmanlı, Levanten dönemden kalan Tarihi Kültür merkezinde Puccini “La Boheme” ve “Madame Butterfly”, Bizet “Carmen” oynuyor.

Antalya'da, Modern Kültür merkezinde Verdi “La Traviata”, Puccini “Tosca”, Mozart “Figaro'nun Düğünü” ve "Don Giovanni", Ali Hoca “Lale Çılgınlığı”, Verdi “Macbeth”, Hendel "Herkül", Rossini "İtalya'da bir Türk" sahnelenecek.

Opera günleri için o şehirde kendimize iş/ program/ görüşme/ seminer ayarlamalı, nasıl olsa önümüzde 15 gün veya 1-ay zaman var. Kendimizi sadece yurtiçi operalarla sınırlamayalım. Moskova, Münih, Paris, Londra ve Milano LaScala bizleri bekliyor. İş seyahatlerinde, akşamları opera seyretmek harika olur.

Ayrıca youtube eski performansları tam veriyor. Münih operası her ay bir operayı canlı internet üstünden yayınlıyor. Londra Royal Opera House ve NewYork Metropolitan operalarının paralı internet yayınları var.

DigiTürk Mezzo TV programlarını da izleyelim. Seçilen yayınlar çok başarılı. Ayrıca DVD değiştokuşu da yapılabilir. OdtüMd bünyesinde opera gecelerine başladık, çok güzel DVD'ler seyrettik, ancak katılımcı sayısını artıramadık, mecburen ara verdik.

Operaya öyle hazırlıksız gidilmez! Evde, arabada, işyerinde, kaset, CD, iPod, mp3 çalar alacaksın, PC’de youtube açacaksın, hiç ara vermeden dinleyeceksin, en az 1-2 gün hatta bir hafta boyunca başka müzik dinlemek yok. Her bir nota ses müzik kafana girecek, Opera konusunda konservatuar eğitimi almamış olsan da baştan sona melodiyi kafanda takip edebileceksin.

Münih operasında en ufak çıt çıkarırsan herkes yüzüne kötü kötü bakmaya başlıyor.
Milano LaScala operasında seyirci detone olan sanatçıyı affetmiyor, beğendiği sanatçıyı çiçek yağmuruna tutuyor, beğenmediğini belli ediyor. Moskova'da ayağa kalkıyorlar ve sahneye yaklaşıyorlar, sanatçılara demet demet çiçek atıyorlar.

Bizde ise salonda çok kişi iphone mesajlarına bakıyor. Anlaşılır iş değil.

Detone olan, sesi kısılan, şarkıyı unutan sanatçının operadan ayrılması lazım, sesine- kendine- sağlığına dikkat etmemiş, hazırlanmamış, sesini gerektiğince ısıtmamış. Bizde eser bitince sadece standart alkış var, çiçek göndermek yok. Ön sıralar çiçek getirmeli, beğendiği sanatçıyı çiçek yağmuruna tutmalı.
Bir oyuna hiç ses- hiç yorum- eleştiri gelmemesi iyi değildir.
Biz eleştirmenler her sahnelenmeyi, her yorumu beğenmek zorunda değiliz.

Program kitapçığından mutlaka almak lazım, kaç kişi geldiyseniz o kadar program kitapçığını beklemeden almalı, son dakikada konu okunmaz, perde üstündeki dijital yazıları okumak için kendinizi zorlamayın, kendinizi müziğin keyfine bırakın, zaten çok tanıdık bildik bir müzik, mutlaka bir yerlerde duymuşsunuzdur. Son ara verildiğinde bir fincan sade kahve içmek insanı uyanık tutar. Opera sonrası araba sürmek daha kolay olur.
Çıkışta yürüyüş mesafesi bir Kafe'de yarım saat geçirmek, kahve ya da salep içmek iyi olur, kalabalık dağılır, taksi bulmak daha kolaylaşır.

Opera programları hakkında sizin bir yeni duyumunuz, uyarınız, düzeltmeniz, yorumunuz, tavsiyeniz varsa lütfen bana yazın.
E-posta adresim; "HalukDireskeneli at gmail dot com"

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


2014-09-18

Molière'in "Kibarlık Budalası" oyunu 1957'de Çine'de nasıl sahnelendi?

Değerli okurlarım,

Bu ay "Opera" konulu makale yazamadım, çünkü operalar henüz sezona başlamadı. Opera olmayınca sizlere bir "Tiyatro" hikayesi anlatmaya karar verdim. Olay Aydın ili Çine ilçesi OrtaOkulunda 1957 yılında geçti. Türkçe- Edebiyat öğretmeni Ayşe Hadiye hanım, Molière'in "Kibarlık Budalası" eserinin ilk tiyatro sahneleme tecrübesini 1955-1957 yıllarında ders verdiği Aydın ili Çine ilçesi ortaokulunda, okulun son sınıf öğrencileri ile gerçekleştirdi. Önce dönem sonu ödevi olarak başlayan sınıf içi amatör tiyatro çalışması, okul idaresinin beğenisi ve desteği ile yılsonu etkinliği olarak okulun konferans salonuna taşındı.

Kibarlık Budalası, (Fransızca Le Bourgeois Gentilhomme) Molière (asıl adıyla Jean-Baptiste Poquelin 1622–1673) tarafından yazılmış, seyirlik çok keyifli bir gülmece oyundur. İlk temsili 14 Ekim 1670 Moliere'in aktörler trupu tarafından Şambord Şatosu'nda (Château de Chambord)'da Fransa Kralı XIV. Louis önünde yapılmış.

Ayşe Hadiye hanım Çine'de Moliere'nin "Kibarlık Budalası" oyununu sahneye koydu, dekor, kostüm, ışık, sahne makyajı konularını belirledi. Hayatlarında hemen hiç tiyatro görmemiş, hatta "tiyatro" kelimesinin anlamını yanlış bilen, hiçbir sahne eğitimleri olmayan ortaokul son sınıf öğrencileri sahne aldılar. Kendilerine verilen rolleri başarı ile oynadılar. Öğrencilerin aileleri büyük ilgiyle keyifle ve gururla oyunu izlediler, çok güldüler, çok eğlendiler, büyük beğeni ile alkışladılar.

Oyun iki kez sahnelendi. İkinci sahneleme, artık tecrübe kazanmış oyuncular için çok daha başarılı geçti. İkinci sunumda ilk acemilik atlatıldı, yenileme düzeltme pekişme sağlandı. O yıllarda fotokopi ile metin çoğaltma imkanı yoktu. MEB klasikleri arasında yayınlanmış tek nüsha tercüme basılı kitap eserden öğrenci- oyuncular kendi rol metinlerini elle yazarak kopyaladılar, onların üstünden ezberlediler çalıştılar, günler süren provalar yaptılar. Okulun küçük konferans salonunda sınırlı olanaklarla tiyatroyu sahnelediler.

Dekor için evlerden mobilyalar- halılar- ev eşyaları taşındı, oyuncular kostümleri için kendi olanakları ile hazırlandılar. Son kostümlü prova ile oyun pekiştirildi. Oyun esnasında rollerini büyük şehirlerdeki profesyonel isimler kadar başarılı oynayan, çok güldüren ve seyirciden çok olumlu tepkiler alan, öne çıkan oyuncular oldu.

Bir sonraki sahneleme 1957-1963 yılları arasında ders verdiği Kırıkkale Lisesi ortaokul son sınıf öğrencileri ile beraber oldu. Okul sonrasında oyuncu- öğrencilerin çoğu Ankara Üniversitesi Hukuk- Mülkiye fakültelerine girdiler. İlerleyen yıllarda Mesleklerinde çok başarılı oldular.

Gülmece Oyun, 17. yüzyılda, Fransa'da geçer. Büyük tiyatro yazarı Molière'in 1670 yılında kaleme aldığı oyun, Paris başta olmak üzere Fransa'nın değişen çehresinin, el değiştiren zenginliğin ve gücün eleştirisi şeklinde yorumlanır.

Oyun Devlet tiyatrolarında çok kez sahnelendi. Özel tiyatrolarda da oynadı. En son Haldun Dormen 2007 yılında Istanbul'da sahneye koydu ve harika bir başrol oynadı.

Aradan bunca yıl geçti. Hadiye hanım emekli oldu, İstanbul Caddebostan evinde eşiyle beraber yaşıyor. Hadiye hanım tiyatro yönetmeni olsaydı kimbilir neler yönetirdi? Acaba kendisine bir fırsat daha verilse, evine yakın bir okulda yine 8. Sınıf öğrencileri ile aynı oyunu bir daha sahneye koyarmı? Koysa nasıl olur?

Konu Çine'de gerçek ortamda çekilecek bir dizi veya uzun metrajlı bir film olurmu? Şu anda 60'lı yaşlarını yaşayan eski oyuncu- eski öğrenciler oyunu seyrederlermiş, onların çocukları oyunu oynarlarmış, mesela. Benimkisi öylesine bir yazar kurgulaması. Çine'deki öğrenci- oyuncular hayatlarının ilerleyen yıllarında neler yaptılar? Yazarınız bunları bilmiyor, ama okuyucular biliyorlarsa ve aktarırlarsa çok memnun olacak.

Bu arada, baş rol oyuncusu genç güzel kızın, ilçenin genç bekar Kaymakam Yardımcısı ile o yılın yaz aylarında nişanlandığını ve daha sonra evlendiğini, mutlu bir yuva kurduğunu hatırlıyoruz. Tiyatrosuz kalmayın. En derin saygılarımla.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Ankara, 2014-09-19

Enerji Piyasalarında Yeni Siyasi ve Ekonomik Dönem.

Değerli Okurlarım,

İş Aleminde hepimizi ilgilendiren konularda Stratejik- öngörü- tahmin yapmak gerekir. Tahmin yaparken yanlış yapmak doğaldır, normaldir. Herşeyi doğru bilemezsiniz. Yanlışlar hatalar yapılabilir, ancak stratejik - öngörü çalışması herkes için faydalı olur. Size bir yol haritası çizer. Özellikle tüm yatırımcılar böyle çalışmaların yapılmasını çok isterler. Yabancıların yaptıkları öngörü çalışmaları çoktur. Ancak içerden, o ülkenin insanlarının yaptıkları stratejik değerlendirme daha farklıdır, zordur, etkilidir.

İş aleminin insanları bizler, seçilmiş iktidarın icraatlarında başarılı olmalarını isteriz. Demokratik kurallar içinde her seçilen iktidar, bizim desteklediğimiz iktidardır. Seçilen siyasi iradenin doğru kararlar almasını, içte ve dışta barış sağlamasını, sınırlarımızı ve milli birliğimizi korumasını, enflasyonu ve cari açığı indirmesini, ekonomik büyümeyi artırmasını, yatırımlara hız vermesini, istihdamı yükseltmesini isteriz. Başarılı bir demokratik iktidar, bizim de işlerimizde başarılı olmamızı sağlar. Başarılı ekonomik icraat kararları almaları için iş alemi olarak her zaman "Siyasi İradeyi" destekleriz.

Yeni Cumhurbaşkanı görevine başladıktan sonra yerine yeni Başbakan olarak, "Hoca" geldi. Belirli gerekleri- şartları şu anda sadece "Hoca"nın durumu sağlıyor. Bu ön şartlar, Milletvekili olmak, MYK üyesi olmak, 3-dönem barajı altında olmak. Yeni dönem bizlere neler getirecek?? Yeni Cumhurbaşkanı gerçekten yeni bir başkanlık dönemi yapabilecek mi?? Ben yeni Cumhurbaşkanımızın, gönlünden geçen Amerikan veya Fransa Başkanları gibi mutlak kral (Padişah) benzeri yetkilerini kullanabileceğine pek ihtimal vermiyorum.
Çünkü bu yetkiler için gerekli TBMM kanunları çıkmadı. Bundan sonra çıkması zor, mevcut kanunlarla belki bir yere kadar uygulanabilir, ama herhalde yetmez. Mevcut Anayasa'mıza göre icra yetkisi Başbakan'dadır. Bütçenin hazırlanması, yürütülmesi, harcama yetkisi Başbakan sorumluluğundadır. Sonuç, yavaş yavaş etkinleşecek bir "Yeni dönem" geliyor görünüyor. "Yeni dönem" bizlere neler getiriyor?

"Hoca" öncelikle çok değerli bir akademisyen. İlerleyen yıllarda Başbakanlık dış politika danışmanlığı yapmış, önce dışardan Dış İşleri bakanı olmuş, son dönemde ise milletvekili olmuş. Çok sayıda akademik ve popüler gazete makalesi var. Almanca, İngilizce, Arapça biliyor. İstanbul Boğaziçi üniversitesinde Ekonomi ve Siyaset bilimi konularında çift anadal lisans diploması almış. Doktorasını aynı üniversitede yapmış. Evli, 4-çocuk sahibi. Eşi Kadın-Doğum uzmanı Tıp doktoru, İstanbul'da kendine ait özel muayenehanesinde çalışıyor. Çocukların hepsi çok iyi okumuş, iki büyük evli.

Akademik çalışma döneminde yazdığı "Stratejik Derinlik (2001)" isimli kitabı Pan-İslamist, Yeni- Osmanlı değerlendirmeler, tarihsel analizler içeriyor. Kitap bugünlerde 91. baskıyı yaptı. Ancak içerik o günden bugüne kazanılan pratik ile henüz yenilenmedi. Gerek duyulmadı ve İngilizce'ye çevrilmedi.

"Hoca", diğer ülkelerin devlet adamları ile rahat diyalog kuruyor, akademik geçmişi, hoşgörüsü ve entellektüel bilgisi ile tanıştığı kişileri etkiliyor. Uzun bir dış işleri geçmişi yok, dış işleri kariyeri yok, bakanlık çalışma kuralları pratiği yok, diplomasi geçmişi yok. Geçmişi uzun üniversite akademik çalışmalarından oluşuyor. Herkesin kafasındaki soru, "Acaba atanmış durumu olmasa seçilebilirmiydi"? Sonuçları 2015 genel seçimlerinde göreceğiz.

Kürsü konuşması ilk kez duyulduğunda, "Hoca" dinleyiciyi çok etkiliyor. Dinleyiciyi, yaşı, geçmişi, eğitimi, ne olursa olsun, üniversite öğrencisi konumuna getiriyor. Her sunumda önceden üstünde uzun ve iyi düşünülerek hazırlanmış cümleler, uzun yazılı metinler, konuşma ortamında yineleniyor. Zaman içinde pratikte edinilen tecrübelerle içerik yenileniyor. Bazı kez tekrar olmasına rağmen her seferinde "Hoca"yı büyük keyifle dinliyorum. Bazı fikirlerine katılmasamda ondan çok şey öğreniyorum.

Üniversitede "Uluslararası İlişkiler" dersi 4-yıllık eğitiminin tüm ders anlatım saatlerini dolduracak miktarda ezberinde hazır yazılı metin var. Acaba kendini iyi bildiği dış-politika konuları ile sınırlayacakmı? Günümüzün değişen şartlarına göre, Pan-İslamist, Yeni-Osmanlı fikirlerinde radikal değişiklikler olacak mı? İç politikada, ekonomik kararlarda ne kadar etkili olabilecek? Ekonomi lisans diploması var ama acaba ekonomi pratiği hakkında ne biliyor? Çok karizmatik ve baskın karakterli liderden sonra ne derece etkili olabilecek?

Hoca, bir süre eskisi gibi işleri götürecek, bizce zaman içinde çok etkin olacak. İster istemez olmak zorunda. Hoca, çok değişecek, çünkü beklentiler bu yönde. Bu bir "İkilem"- "Açmaz"-, "Dilemma"-, yani "Paradoks".
İlk konuşmasında bahsettiği "Restorasyon", akademik "Revizyon", düşünsel rehabilitasyon, önce kendi kitabında, kendi zihninde olacak gibi görünüyor.

Öte yandan finans piyasalarının, borsanın, uluslararası para indekslerinin verdikleri olumlu- olumsuz tepkiler, tecrübeli maliye ve hazine bakanları için, vazgeçilmez olduklarını belirledi. Onlar için 3-dönem kısıtlaması- sınırlaması herhalde çalışmayacak, belki milletvekili olamayacaklar ama bakan olarak herhalde bir süre çalışmaya devam edecekler. Merkez Bankası Başkanı için de durum aynı, yani görevine devam etme ihtimali çok yüksek.

Milletvekili olarak üç dönemi dolduranlar için, bir dönem dinlenme, bir dönem siyasete ara vermek belkide iyi olacak. Onlar için dinlenme, düşünme, iç hesaplaşma, değerlendirme dönemi olacak. Piyasaya, işlerine dönebilirler, üniversitelerde ders verebilirler, siyaset hayatındaki geçmiş tecrübelerini bizlerle paylaşabilirler. Ulusal ve Uluslararası görevler alabilirler, kitap yazabilirler.

Yeni Başbakan "Hoca", hızla başka şeyler öğrenecek. İç politikayı öğrenecek. Ekonomiyi yeniden öğrenecek. Politika dengelerini öğrenecek. Miting meydanlarında Dış-İşleri metinleriyle konuşmamayı, halka inmeyi halkın diliyle kolay, basit, daha anlaşılabilir konuşmayı hızla öğrenecek. Çok iyi bildiğini sandığı konularda çok yeni şeyler öğrenecek. Cari açık tehlikesinin ağır yükünü sırtında hissedecek.

Şu anda 60-milyar ABD doları geçen cari açığı artıran unsurlarla (enerji- yakıt ithalatı) nasıl baş etmesi gerektiğini öğrenecek. 400 milyar ABD Dolarına ulaşan dış borç yükünü çevirmek için uğraşacak. Sayıları 2-milyona yaklaşan Suriye mültecilerini, Suriye ve Kuzey Irak coğrafyasını günümüzün şartlarında başka yönden gözleyecek, hepimiz adına yeni çözümler arayacak. Pan-İslamik ve Yeni-Osmanlı fikirlerinin günümüz şartlarında uygulanabilirliğini, "Restorasyon", ve "Stratejik Derinliği" tekrar gözden geçirecek. Bu arada Hoca'nın saçları ağaracak, yorulacak, yaşlanacak.

Ekonominin artan ölçüde kırılganlığını, piyasaların daralmasını, ABD Dolarının değer kazanmasını, kentsel dönüşüm emlak piyasası balonunu, piyasaların rahatsızlığını, yatırımların tıkanmasını daha bir etkin hissedecek.

Siyasi etkinliğini zaman içinde artırması gerekecek. Bizler de iktidar partisinin olağan ve olağanüstü genel kurullarında, parti MYK toplantılarında, 2015 genel seçim çalışmaları sırasında, kimbilir belki de kitabının yeni baskılarında "Restorasyon" sinyallerini göreceğiz, izleyeceğiz.

Değerli Akil Üyelerimiz- Okurlarımız. Sizin bir duyumunuz, uyarınız, düzeltmeniz, yorumunuz, tavsiyeniz, katkınız varsa lütfen bana yazın.
E-posta adresim; HalukDireskeneli at gmail dot com

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


2014-09-30

Monday, September 08, 2014

Enerji Piyasaları için 2016 Amerika Başkanlık Seçimleri analizi

Değerli Okurlarım,

Amerika'da 2016 yılında yeni Başkanlık seçimleri yapılacak. Amerikan Demokratları, son 2-dönem Obama yönetiminde çok yıprandılar. Obama'nın temkinli, akılcı dış politikası ne yazıkki ekonomik ve jeopolitik beklentilere yetmedi. Demokratlar sosyal vaadlerinin çoğunu gerçekleştiremediler. Petrol bölgesi OrtaDoğu ve Avrupa doğalgaz boru hattı üstündeki Ukrayna'da gerekli önlemleri alamadılar, olayları kontrol edemediler, krizler öncesi erken önleyici müdahaleler yapamadılar. Bugünlerde başlayan Kuzey Irak, Doğu Suriye için düşünülen havadan müdahale hazırlıkları çok geç kalınmış kararlar olarak görünüyor. Zaten ortada dost - düşman belli değil. Bu coğrafyada kavgadan uzak durmak, karışmamak en hayırlısı görünüyor.

Demokrat Başkan adayı büyük ihtimalle Bayan Hillary Clinton olacak ama, başkanlık seçimlerini Demokratların kazanması çok zor. Bayan Hillary Clinton, özellikle Libya Bengazi'de meydana gelen ve Amerikan Büyükelçisinin başına gelen tatsız olayda, gecikmesi, güvenlik zaafı ve konuya gerekli önemi vermemesi yüzünden büyük prestij kaybına uğradı.

Hillary Clinton, bakanlık görevi sonrası yazdığı kitabında (Hard Choices- Zor Seçimler) "Hoca" hakkında çok dikkatli bir dil kullanıyor, akademik bilgisini tecrübesini taktir ediyor, ancak akademik bilgilerinin günümüz pratiğine artık uymadığını, dış politika konularındaki eski düşüncelerini yeni tecrübeleriyle nedense pek yenilemediğini anlatmaktan çekinmiyor.

John Kerry ile ikili basın açıklamalarında aynı rahatsızlığı gözlüyorsunuz, Muhatabı eğer ezber akademik cümlelere giriyor, önceden hazırlanmış uzun metin cümlelerine başlıyor ise, Kerry bu anlatımları çok kez dinlediği için lafı kesiyor. Konferans (lecture) konuşmasından sıkıldığını yüzünde belli ediyor. John Kerry, Yale Üniversitesinde siyaset bilimi okumuş. Ayrıca Vietnam gazisi, orduda savaşmış, savaş madalyası almış. Savaş ve siyaset tecrübesi var. Çok iyi Fransızca biliyor. George W.Bush'a karşı Başkanlık seçimlerinde yarıştı, kaybetti, tekrar aday olması zor.

Eski Cumhuriyetçi başkan adayları John McCain, Mitt Romney artık seçilemezler. Önceki başkanlık seçimlerinde aday oldular ve kaybettiler.

Dün dünde kaldı. Osmanlı mazide kalmış hoş bir seda- hoş bir hatıra artık. Üstünden 1.Dünya savaşı, 2. Dünya savaşı, Kore savaşı, Vietnam savaşı, Afganistan ve Irak savaşları geçti. Dünya yeniden şekillendi, biçimlendi. İslam dünyasında kimse kendisine ağabey aramıyor, istemiyor, beklemiyor. Özellikle karmaşık Arap dünyasına, biz Türklerin yön vermesi artık çok zor.

Dünya tarihi, 1918'de Osmanlı'nın tükenişiyle bitmiyor. Osmanlının tarihten silindiği 1918'den bugüne dünya çok değişti. Dün at üstünde veya uygun adım yürüyerek geçilen mesafeleri bugün modern ordular helikopterle geçiyorlar. Silahlar değişti, gelişti, yoketme güçleri inanılmaz boyutlara vardı. Dün insan kullanılarak yapılan güç gösterileri için bugün dünyanın öbür tarafından kumanda edilen insansız hava araçları kullanılıyor.

Savaşlar başka mekanlara, sanal alanlara sıçradı. Internet Youtube, Twitter, WhatsUp, Facebook, Linkedin günümüzde istihbarat ve psikolojik savaşın mekanları oldu. "Sen beni insansız hava araçları ile, benzer şekilde karşılık veremeyeceğim orantısız güçle bombalarsan, ben de başka bir platformda rehin aldığım senin gazeteci vatandaşlarını kamera karşısında yok ederim, senin lisanını kullanarak bunu youtube üstünden sanal ortamlarda herkese duyururum", diyorlar.

Danışmanlıktan Dış İşleri Bakanlığına yükselenler için Amerikan eski dışişleri bakanı Henry Kissenger'in kariyeri çok enteresan. Kissinger, Almanya Bavyera'da 1923 yılında bir Yahudi ailesinde doğdu, 1938'te ailecek ABD'ye göç ettiler. 2. Dünya Savaşında Amerikan ordusuna alındı, çavuş rütbesiyle Almanya'da savaştı. Savaş sonrası askerlere verilen "GI Bill" bursu ile Harvard üniversitesine girdi. Siyaset bilimi üstüne doktora yaptı.
Harvard üniversitesinden siyasete katıldı. Kissinger önce Başkan danışmanlığına, sonra Dış İşleri Bakanlığına (1973-1977) getirildi. Önce çok zorlandı, fakat zaman içinde çok başarılı oldu. "Mekik diplomasisi", "Detanté" gibi yeni uluslararası ilişkiler uygulamalarını devreye soktu. Aralarındaki sıcak savaşa rağmen Kuzey Vietnam ile gizli görüşmeler yaptı, savaşın sonuçlanmasına çok büyük katkıları oldu. Nobel barış ödülü aldı. Amerika'da doğmadığı için Amerikan Başkanı olma hakkı yoktu.

Cumhuriyetçi adaylar arasında, eski başkan adayların yardımcıları, eyalet valileri, eski başkan danışmanları var. Paul Ryan, Rick Santorum, Marco Rubio, Chris Christie, Rand Paul, Sarah Palin, Condolleeza Rice.

Bence en önemli aday eski başkan George W. Bush'un küçük kardeşi Florida Valisi "Jeb" Bush. Bu isme dikkat edin. Anne "Barbara Bush" pek gönülsüz ama, eğer "Bush" ailesi tüm ağırlığını koyarsa Başkanlık seçimlerini alırlar. Cumhuriyetçiler kazanırlarsa savaştan çekinmezler. OrtaDoğu bölgesinde artan güvensizlik ortamı onları sıcak savaşa zorlayabilir.

Ekonominin daha iyi dönmesi, enerji kaynaklarının kontrolu, konvensiyonel silah üreticilerinin daha çok para kazanması için, OrtaDoğu'da Suriye, Irak, İran, Libya bölgelerinde ABD'nin doğrudan sadece havada değil yerde de müdahil olacağı sıcak savaşlar olabilir. Bütün bunlar aynı coğrafyayı paylaşan bizleri doğrudan etkiler. Pan-İslamist Neo- Osmanlı dış politikaların, eskide kalmış stratejilerinin artık pek pratik anlamı kalmaz. Yeni enerji politikaları, enerji diplomasisi, iletişim, teknolojik üstünlük öne geçer.

Değerli Akil Okurlarımız. Sizin bir duyumunuz, uyarınız, düzeltmeniz, yorumunuz, tavsiyeniz varsa lütfen bana yazın.

E-posta adresim; HalukDireskeneli at gmail dot com

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

2014-09-11

Free Blog Counter