Sunday, February 04, 2018

Modern Sahneleme ile Donizetti'den "Aşk iksiri" (L'elisir d'amore)


Ankara Operasında Premier 3-Şubat 2018 Cumartesi saat 20

Modern sahneleme ile hazırlanan operanın Ankara Premier gecesine 3 Şubat 2018 Cumartesi gecesi gittik. 18. yüzyılda bir çiftlikte geçen opera, modern sahnelemede büyük bir şehrin bir iş merkezinde bir büyük şirketin açık ofis mekanına taşınmış. Opera üvertür müziği eşliğinde sabah işe gelen personelin masalara dağılmasıyla başlıyor. Erkekler takım elbise kravat, kadınlar güzel iş tayyörleri içindeler. Herkesin yakasında boynunda kimlik katları var, Masalarda laptop desktop bilgisayarlar. Belli ki burası bir hracat- ithalat ticaret şirketi. Ortada bir gariban office-boy Nemorino (harika tenor Emre Akkuş) dolaşıyor, gelen evrakları mektupları kargo paketlerini dağıtıyor. Sol köşede otomatik kahve makinası var. Sonra ofisin müdürü direktörü herşeyi kadın yönetici Adina (güzeller güzeli mükemmel soprano Görkem Ezgi Yıldırım), yanında yönetici asistanı ile ile içeri giriyor, sol merdivenlerden yukarı prestijli ofisine çıkıyor. Laptop üstünde epostalarını okuyor. Sevimli yönetici sekreteri Giannetta (Ezgi Karakaya), çalışanları denetliyor, yeni görevler dağıtıyor. Herkes masalarında laptop desktop bilgisayarlar ile çalışıyor. Sonra patron CEO Belcore (Beran Sertkaya) giriyor, arkasında üç siyah takım elbiseli yardımcısı koruması var. Durumu Hollywood "men in black, blues brothers, matrix" filmlerine gönderme olarak okudum. Ego tavan yapmış. Daha sonra hayat koçu, yönetici danışmanı Dr Dulcamara (Özgür Savaş Gençtürk) personele perde üstünde ppt sunum yapıyor, beyaz tahtada açıklamalar ekliyor. Dünyanın dörtbir tarafını gezmiş, Mısır piramitleri, NewYork gökdelenleri, Angelina Jolly ile bile beraber fotoğrafı var. Hollywood yıldızlar sokağında yıldızı bulunuyor. Kitaplarını satıyor dağıtıyor. Office boy aşkı için ondan yardım istiyor, Dr Dulcamara ona yanındaki şarabı cep şişesinde veriyor ve olanlar oluyor. İnanılmaz güzel bir sahneleme olmuş. Son yıllarda seyrettiğim en güzel opera eseri ortaya çıkmış. Her sahnelemeye gitmek lazım. Bu opera kaçmaz.

Aşk İksiri (İtalyanca ismi L'elisir d'amore), İtalyan besteci Gaetano Donizetti tarafından hazırlanmış melodrama giocassa (melodramatik oyun) düzeninde iki perdelik bir operadır. Operanın prömiyer (ilk oynanışı) sahnelenmesi 12 Mayıs 1832de Milano'da "Teatro della Canobbiana" tiyatrosunda yapılmış. Türkiye'de ilk defa Ankara Operasında 1952 yılında sahnelenmiş.

Bu eser çok ünlü olan ve müziksel konserlerde ayrı olarak sunulan "Una furtiva lagrima" adlı aryayı içinde bulundurmaktadır. Premier sunumda tenorumuz sonlarda şansızlığa uğradı, ses gitti, nazar oldu, olur böyle, seyircinin destek alkışlarını aldı.

Geçen yıllarda İstanbul Süreyya sahnesinde Yekta Kara tarafından muhteşem modern sahnelenmesi yapıldı. Yazarınız onu da sizler için daha önce sahnede izledi ve yazdı. O başka bu başka. Ankara modern sahnelemesi bambaşka. Sahne yönetmeni genç rejisör Figen Ayhan Karakelle, muhteşem bir çalışma gerçekleştirmiş. Hani nasıl derler "masterpiece, extraordinary", o derece yani.

Müzik: Gaetano Donizetti Libretto: Felice Romani
Gala: 12 Mayıs, 1832 Teatro della Canobbiana, Milano

Oyuncular:
Nemorino: Adina'ya aşık basit Office-boy, tenor, Emre Akkuş
Adina, Zengin Şirket Yöneticisi, soprano, Görkem Ezgi Yıldırım
Belcore: CEO zengin patron, bariton, Beran Sertkaya
Dulcamara: Yaşam koçu, bas, Savaş Gençtürk
Giannetta: Yönetici sekreteri, soprano, Ezgi Karakaya
Şirket Çalışanları (koro), Belcore'nin korumaları/ yardımcıları/ hizmetlileri

ORKESTRA ŞEFİ Alessandro Cedrone Rejisör: Figen Ayhan Karakelle
DEKOR Özgür Usta KOSTÜM: Gazal Erten
KORO ŞEFİ Giampaolo Vessala IŞIK: Fuat Gök

Orijinal Mekân: İspanya'nın kuzeyinde Bask ülkesinde küçük bir köy. 18.yüzyıl
(Napoli, deniz kıyısı bir Cafe, bazı yapımlarda Sicilya'da bir köy)

Modern sahnelemede mekan bir işmerkezinde şirket ofisi, zaman günümüz.

Eser Ankara Opera Bale sahnesinde 07-19 Şubat 2018, 07-12-19-26 Mart 2018 ve 9-Nisan 2018 günleri sahne alacak. Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz saat 09-10 arasında biletinizi doğrudan nakit parayla veya kredi kartı ile elden alabilirsiniz. Gişe satışlarından sonra internet biletine pek fazla yer kalmıyor. Eser kapalı gişe gidiyor.


---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni"  aylık dergisi için yazılmıştır.
Ankara, 4 Şubat 2018


Friday, February 02, 2018

"Japon Terzi" Usulü ArGe Yapmak doğru mu?



Son katıldığım bir sosyal toplantıda, değerli bir Meslektaşım, Ankara Ostim'de ve genelde bütün Türkiye’de AR-GE yapılmadığından, sadece kopyalama yapıldığından bahsetti. "Kimse bir pafta teknik resim yapmıyor ama önlerine gelen bir ekipmanı, makineyi, cihazı kopyalamayı ve çoğaltmayı marifet sayıyor", serzenişinde bulundu. Toplantıda bulunan diğer Hocalarımın çoğu da bu fikre katıldılar. Genelde bu piyasa değerlendirmesine ben de katılıyorum. Ancak 1980'lerde bizim ister istemez zorunlu bir tecrübemiz oldu, sizlere onu anlatayım.
Bir kamu makina üretim fabrikasında 10 seneden fazla imalat hollerinde imalat takipciliği yaptım. Sonra beni tasarım (proje) bölümüne aldılar. O sıralar Alman VKW (ve EVT) firmalarından 50 tph kömürlü ve 100 tph fueloil yakan buhar kazanı lisansını almışız, ikişer adet kazanı bize yüzde 100 malzemeyle göndermişler, bunları yerinde kurduk.
Bize, eksik teknik resimlerin yeniden üretilmesi görevini verdiler. Az sayıda genel görünüş resmi göndermişler ama yetersiz. Ayrıca malzemeler, borular, ızgaralar fiziki olarak gönderilmiş. Biz bunların hepsinin aydınger resimlerini çizdik, sonra bu kazanları ürettik. Bu kazanları yerinde monte ettik, işlettik, yıllar boyu da çalıştırdık.
İlerleyen zamanda bana doğrudan yeni bir görev verdiler. "Kopyalama öğrendin, atölyedeki, vals, giyotin, planpunta torna ve saç kumlama tezgahlarını da kopyala", dediler. Bitmedi, yatay çamur presi, şeker santrifuju, ham fabrika kireç ocağını da kopyalamamı istediler.
Tasarım bürosunda çalışan tüm teknik ressamları topladım. Herbirine bir tezgahın kopyalama çalışması için görev dağılımı verdim. Anlamadıkları yerlerde ben devreye girip detay açınımları çıkarıyorum. Uzun bir uğraştan sonra teknik resimleri hazırlandık, bitirdik.
Büyük kapasiteli atölye tezgahlarını kopyalarken "Japon Terzi" yanlışlığına düştük. Önce "Japon Terzi" ne yapmış? onu anlatayım. 1850'lerde Japonya ABD zoruyla kapılarını Batı dünyasına açmak zorunda kaldı. Daha sonra başka ülkelerde elçilik açma çabasına girmiş. Batı ülkelerine diplomat gönderecekler. "Batılı gibi giyinmek gerekli", diye düşünmüşler. Kendi geleneksel giysilerimizle ile gitmek doğru olmaz, batılı elbiseler giyelim demişler. Japonya'da yerleşik batılı bir Hiristiyan misyonerinden batılı elbiselerini vermesini istemişler. Aynısını yapıp gönderdikleri diplomatlara giydirecekler. Fakir misyoner, batılı elbiseleri vermiş. Çok kullanılmış olduğu için elbiselerin dizlerinde, dirseklerinde sonradan yapılmış yamalar varmış, "Japon Terzi" yamaları da aynen yapmış, yamalı yeni elbiselerin yanlış durumu çabuk anlaşılmış, gittikleri ülkelerde yeni elbiseler almışlar ama "Japon Terzi" uygulaması kayda girmiş. Biz de "Japon Terzi" durumuna girdik. Ağır büyük tezgahlar çelik döküm yapılmıştı. Biz kopyalarken onların çoğunu kaynaklı çelik konstrüksiyon yapmayı uygun gördük. Tasarımı yaparken, kalınlıkları incelttik, ancak gereksiz bazı yerler aynen kopyalandı. Japon Terzinin kopyaladığı yamalar gibi durum ortaya çıktı. İlk tezgahlar yapıldıktan sonra durumu farkettik. Sonraki imalatlarda düzeltme yaptık.
Daha sonra Merkezden gerekli bütçe parası çıkarıldı, ağır tezgahlar diğer makina fabrikaları için üretildi. Şeker ekipmanları kapasiteleri büyütülerek yeniden yapıldı. Yıllar boyu bu işlem böyle devam etti. Bu arada imalat atölyesinden bizim resimler yok olmaya başladı. İmalat istediler, biz ozalit çekip verdik. "Ozalitler bozuldu" dediler, yeniden çektik verdik. Hiç durmadan yeni ozalit çektik imalat atölyesine verdik.
Fabrikadan 1984 yılında ayrıldım. Aradan zaman geçti, OSTİM’de dolaşırken baktım, bazı atölyelerde bizim saç bükme valsi, giyotin, planpunta torna, santrifüj aynı tasarımla üretiliyor. Teknik resimler bizim resimler, ancak antet yerinde isimler açıklamalar değiştirilmiş. Autocad tasarıma geçilmiş, kataloglara girilmiş. Bu işten biz mühendis, ressam, teknik personel olarak aylıklarımızdan fazla başka bir para kazanmadık. Ama kamu fabrikasında üretilen teknik resimler OSTİM piyasasında bedava kullanılmaya başlandı. Benim bir itirazım yok, çok iyi oldu. Piyasa bu resimlerle üretim yaptı. En azından bir başlangıç oldu. Yani ArGe yapıldı ama, olması gereken şekilde yapılmadı. “Piyasa” şartlarına uygun şekilde masrafsızca yapıldı. İşte bu da bizim oyunun kuralı!
Bizim kopyalama yaptığımız buhar kazanlarına da piyasada rastladım. Resimler bir şekilde piyasaya aktarılmış. Buna da itirazım yok.
Keşke daha büyük termik santrallerin tasarımlarını da yapabilseydik, onları da piyasaya aktarabilseydik.

---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir. Ankara, 3 Şubat 2018


Tuesday, January 16, 2018

Aşk İksiri



Donizetti'den "Aşk iksiri" (L'elisir d'amore) Ankara Operasında

Aşk İksiri (İtalyanca ismi L'elisir d'amore), İtalyan besteci Gaetano Donizetti tarafından hazırlanmış melodrama giocassa (melodramatik oyun) janrında iki perdelik bir opera. Eserin librettosu İtalyanca olarak Daniel-François-Esprit Auber'in "Le philtre" adlı oyunundan uyarlanmış, Eugène Scribe'in hazırladığı librettodan esinlenerek "Felice Romani" tarafından yazılmış. Operanın prömiyer sahnelenmesi 12 Mayıs 1832de Milano'da "Teatro della Canobbiana" tiyatrosunda yapılmış.

Aşk İksiri, dünya opera evleri tarafından en çok sahnelenen Donizzetti operalarından biri. Türkiye'de ilk defa Ankara Operasında 1952 yılında sahnelenmiş. Kuzey Amerika'da en çok temsil edilen opera eseri sırasında ön sıraları almış. Bu eser çok ünlü olan ve müziksel konserlerde ayrı olarak sunulan "Una furtiva lagrima" adlı aryayı içinde bulundurmakta. Eserin çok sayıda ses kaydı ve video kaydı bulunmakta. Youtube içinde çok sayıda tam sahneleme kayıtları var.

Anna Netrebko, Rolando Villazon ikilisinin 2004 Viyana operası DVD kaydı çok güzel. Operaya gitmeden önce evde işyerinde seyir öncesi mutlaka youtube kaydını seyredin. CD alıp boş zamanlarınızda çalın, dinleyin, kulağınız melodilere alışsın.

Sanatçılar zaten sahnede ortada, sesleri iyi- kötü, uyumlu, uyumsuz, yumuşak, detone, hepsi belli, olmuş- olmamış, yapılan işi değenmek beğenmemek dinleyiciye kalmış. Benim görece sağır kulağıma normal gelen bir sesi, daha hassas eğitimli kulaklar başka değerlendirebilir. Geçen yıllarda İstanbul Süreyya sahnesinde Yekta Kara tarafından muhteşem modern sahnelenmesi yapıldı.

Müzik: Gaetano Donizetti Libretto: Felice Romani
Gala: 12 Mayıs, 1832 Teatro della Canobbiana, Milano

Oyuncular:
Nemorino: Adina'ya aşık basit bir köylü, tenor, Emre Akkuş
Adina, Zengin toprak sahibi kadın, soprano, Aslı Kıyıcı, Görkem Ezgi Yıldırım
Belcore: Çavuş, bariton, Çağdaş Koçak, Beran Sertkaya
Dulcamara: Gezici yalancı sahte hekim, bas, Savaş Gençtürk, Oğulcan Yılmaz
Giannetta: Köylü kızı, soprano, Ezgi Karakaya, Zeliha Gökçek
Köylüler (koro), Belcore'nin komutasında müfrezedeki askerler

ORKESTRA ŞEFİ Alessandro Cedrone Rejisör: Figen Ayhan Karakelle
DEKOR Özgür Usta KOSTÜM: Gazal Erten
KORO ŞEFİ Giampaolo Vessala IŞIK: Fuat Gök

Mekân: İspanya'nın kuzeyinde Bask ülkesinde küçük bir köy.
(Napoli, deniz kıyısı bir Cafe, bazı yapımlarda Sicilya'da bir köy)
Zaman: 18inci yüzyıl sonları

Eser Ankara Opera Bale sahnesinde 03-07-19 Şubat 2018, 07-12-19-26 Mart 2018 ve 9-Nisan 2018 günleri sahne alacak. Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Satışa çıkan günler biletler aynı gün içinde tükendi. Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz saat 09-10 arasında biletinizi doğrudan nakit parayla veya kredi kartı ile elden alabilirsiniz. Gişe satışlarından sonra internet biletine pek fazla yer kalmıyor. Eser kapalı gişe gidiyor. Ankara 3 ve 7 Şubat geceleri için biletim var. Kimbilir kaç kez giderim, bilemem. Eseri birkaç kez gördükten sonra ilerde bu sayfada yazarınızdan bir yorum daha okuyabilirsiniz.
---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi için yazılmıştır.

http://www.odtumd.org.tr Ankara, 16 Ocak 2018

Thursday, December 14, 2017

Fındıkkıran



Ankara Opera Bale Sahnesinde Klasik Fındıkkıran Balesi


Çaykovski'nin Fındıkkıran balesi ilk defa 1892 yılında St. Petersburg Mariinsky Tiyatrosu’nda sahnelenmiş. Prömiyer sonrası eser nedense çok büyük eleştriler almış. Bugün ise en çok sevilen en çok sahnelenen bale eserleri arasında.
Bu sezon "Klasik" yorumla Ankara'da sahneleniyor. "NeoKlasik" yorum İstanbul Süreyya Sahnesinde devam ediyor. Aynı eseri iki ayrı yorumda seyretmek büyük keyif.
Eser Ankara Opera Bale sahnesinde 23-28 Aralık 2017 ve 11-13-18-25 Ocak 2017 günleri sahne alacak. Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Satışa çıkan günler için biletle aynı gün tükendi.
Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz sabah 09-10 arasında doğrudan bileti nakit parayla elden alabilirsiniz. İnternet biletine pek fazla yer kalmıyor.
Eserin reji ve koreografı Mehmet Balkan. Şef Bujor Hoinic. sahneleyen Lale Balkan.
---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi için yazılmıştır.
Prinkipo, 16 Aralık 2017




Saturday, December 09, 2017

Güneş Enerjisinin Geleceği




Yurdumuzda toplam kurulu gücümüz 2017 yılı sonu itibariyle 82GWe oldu. Güneş Enerjisi üreten enerji santrallerinin toplam kurulu gücünün, 2017 yılı sonu itibariyle 2400 MWe olacağı tahmin ediliyor. Yıl içinde GES lisanslı proje toplamı 52 MW oldu. Bu miktarın 13 MW'ı işletmeye alınabildi, kalanı inşaat halinde devam ediyor. Lisanssızlar çok fazla, lisanslı projeler çok çok az. Lisans işini öylesine zora sokmuşuz ki, kimse lisanslı iş yapmak istemiyor. Yatırımcı, onlarca yüzlerce şirket kurup, 1-MWe altı güçleri birbirine bağlamayı daha uygun buluyor.

GES yatırım maliyetleri çok düştü. 2005 yılında 5346 sayılı yasa ile teşvikler getirildi. Satınalma garanti fiyatları 2005 yılında 5-5.50 EuroCent/ KWsaat iken 2010 yılında 13.30 $Cent/ KWsaat oldu. GES atlası yayınlandı. TEİAŞ TM kapasiteleri belirlendi, 2014-2015 arasında 6 paket içinde katlı paylı ihaleler açılıp 600 MW kapasite yaratıldı. 2017 yılında YEKA ihalesi ile 1000 MWe yeni GES kapasitesi oluşturuldu.

GES güneş hücreleri ve panel fiyatlarında aşırı ucuzlama gözlendi. 2017 yılı sonunda 24-25 $Cent/ Wp fiyatlar alındı. Ekonomi Bakanlığı tarafından 2012 yılında GES panel ithalatına verilen ithalat teşvikleri, 2016 yılında kaldırıldı. 2016 yılında iç piyasanın istediği miktarda yerli imalat yapılabilir oldu. Anti Damping ve ek KDV uygulaması ile yabancı panel ithalat fiyatları 60 $Cent/Wp seviyesine çıktı. Yerli üreticiler fiyatlarını piyasadaki fiyat avantajından faydalanmak için fiyatlarını 50 $Cent/Wp'ye çıkardılar. Bunlar doğru değil.

TEİAŞ, 2014-2015 yıllarında 6 adet ihale açarak 600MW toplam kapasitede GES proje tahsisini 49 şirkete verdi. Tahsis karşılığında şirketler 1.23 milyar TL katkı payını ödemeyi taahhüt ettiler. İki şirket önlisans işlemlerini tamamlayarak 13 MW kapasitede GES yatırımını işletmeye aldılar. Diğer şirketler 120 MW kapasitede teşvik belgesini aldılar, ancak maliyet artışlarından dolayı, kalan 480 MW kapasitede proje kilitlendi, beklemede duruyor. Çünkü ihale öncesi şartlar ihale sonrasında değiştirildi. Başta teşvik vardı, sonrasında kaldırıldı.

2010 yılında YEK kanunu GES yatırımları için satınalma garantisi destekleme elektrik fiyatını 10 yıl süre için 13.30 $Cent/ Kwsaat olarak belirledi. 2017 yılında yapılan 1000 MWe YEKA GES ihalesinde kazanan gurup bu fiyatı 6.99 $Cent/ Kwsaat seviyesine indirdi. Kazanan gurup, 500 MWe/YIL üretim kapasiteli ve 500 milyon ABD Dolar yatırım bütçeli üretim tesisini yurt içinde kurmayı kabullendi.

Öte yandan 2017 yılında yurtdışında benzer ihaleleri gözledik.
Saudi Arabistan ihalesinde KWsaat başına 1.79 $Cent, Almanya'da 4.30 $Cent, Şili'de 2.10 $Cent, Meksika'da 1.77 $Cent fiyatlar oluştu. GES ihalelerinde büyük indirimler gözlüyoruz. Ancak Ekonomi Bakanlığının vergi toplama gayretleri yatırımcıyı caydırıyor.

Öte yandan lisans işini öylesine yokuşa sürmüşüz ki, herkes lisanssız 1-MW altında yatırım yapmaya çalışıyor. 2005 yılında birim KW maliyet GES yatırımı 4000 ABD Dolar iken, 2017 yılında birim KW için GES yatırım maliyeti 700-800 ABD Dolar seviyesine indi. 2017 sonu lisanslı GES 13 MW, lisanssız GES 2400 MW olacak. Kamu denetleme kurumları konuya hala uzak duruyor. Ancak kamu sisteme girdiği anda yatırımcıyı pişman edecek uygulamalar geliyor.
Mesela ürettiği elektriğin %50'sini kendi iç tüketiminde kullanma zorunluğu istenebilir. Sürekli depolama mecburiyeti olabilir. Hisse sahibi olma konusunda sınırlamalar getirebilir.

GES sektöründe halen 20-bin civarında işçi çalışıyor. Şu anda 26 ayrı tesiste montaj ağırlıklı panel üretimi yapılıyor. Çoğunluklar basit konstrüksiyon, kablaj, çerçeveleme işleri götürülüyor. Toplam yatırımın %75-80 oranı hala ithal. Gerçek üretim YEKA kapsamı tesislerde yapılacak. Diğerleri ellerindeki işleri bitirip işyerlerini kapanacaklar. Sonra herhalde 20-bin kişi işsiz kalacak.

Öte yandan kurulan GES tesislerinde, birkaç ay içinde nedense %20-25 civarında kurulu güç kaybı gözleniyor.

Ev ölçeğinde Çatı üstü GES kurulumu iyi incelenmeli diyoruz. Ev ölçeğinde kapasite 10kW ile sınırlanmış, yapılabilirlik olmuyor. Mevcut yapıların üstüne yaklaşık metrekarede 25 kg ek yük biniyor. Mevcut yapı bu ek yükü taşımaya yetmiyor. Yazlıklarda kullanım süresi 3-4 ay, bu süre için çatı üstü GES yatırımı yeterli değil. Mahsuplaşma imkanı yok. Faturalama, mahsuplaşma zor. Yangın riski var, sigortalama imkanı zor.

GES piyasasında üç ayrı dernek var, GÜNDER, GENSED, GÜYAD. Neden üç ayrı dernek var? Neden tek dernek yok? Bu da başka önemli bir soru. İşe iyi niyetlerle başladık, ancak yapılacak çok işimiz var.

---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
http://www.ekonomik-cozum.com.tr/


Prinkipo, 09 Aralık 2017

-->