Thursday, December 14, 2017

Fındıkkıran



Ankara Opera Bale Sahnesinde Klasik Fındıkkıran Balesi


Çaykovski'nin Fındıkkıran balesi ilk defa 1892 yılında St. Petersburg Mariinsky Tiyatrosu’nda sahnelenmiş. Prömiyer sonrası eser nedense çok büyük eleştriler almış. Bugün ise en çok sevilen en çok sahnelenen bale eserleri arasında.
Bu sezon "Klasik" yorumla Ankara'da sahneleniyor. "NeoKlasik" yorum İstanbul Süreyya Sahnesinde devam ediyor. Aynı eseri iki ayrı yorumda seyretmek büyük keyif.
Eser Ankara Opera Bale sahnesinde 23-28 Aralık 2017 ve 11-13-18-25 Ocak 2017 günleri sahne alacak. Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Satışa çıkan günler için biletle aynı gün tükendi.
Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz sabah 09-10 arasında doğrudan bileti nakit parayla elden alabilirsiniz. İnternet biletine pek fazla yer kalmıyor.
Eserin reji ve koreografı Mehmet Balkan. Şef Bujor Hoinic. sahneleyen Lale Balkan.
---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi için yazılmıştır.
Prinkipo, 16 Aralık 2017




Saturday, December 09, 2017

Güneş Enerjisinin Geleceği




Yurdumuzda toplam kurulu gücümüz 2017 yılı sonu itibariyle 82GWe oldu. Güneş Enerjisi üreten enerji santrallerinin toplam kurulu gücünün, 2017 yılı sonu itibariyle 2400 MWe olacağı tahmin ediliyor. Yıl içinde GES lisanslı proje toplamı 52 MW oldu. Bu miktarın 13 MW'ı işletmeye alınabildi, kalanı inşaat halinde devam ediyor. Lisanssızlar çok fazla, lisanslı projeler çok çok az. Lisans işini öylesine zora sokmuşuz ki, kimse lisanslı iş yapmak istemiyor. Yatırımcı, onlarca yüzlerce şirket kurup, 1-MWe altı güçleri birbirine bağlamayı daha uygun buluyor.

GES yatırım maliyetleri çok düştü. 2005 yılında 5346 sayılı yasa ile teşvikler getirildi. Satınalma garanti fiyatları 2005 yılında 5-5.50 EuroCent/ KWsaat iken 2010 yılında 13.30 $Cent/ KWsaat oldu. GES atlası yayınlandı. TEİAŞ TM kapasiteleri belirlendi, 2014-2015 arasında 6 paket içinde katlı paylı ihaleler açılıp 600 MW kapasite yaratıldı. 2017 yılında YEKA ihalesi ile 1000 MWe yeni GES kapasitesi oluşturuldu.

GES güneş hücreleri ve panel fiyatlarında aşırı ucuzlama gözlendi. 2017 yılı sonunda 24-25 $Cent/ Wp fiyatlar alındı. Ekonomi Bakanlığı tarafından 2012 yılında GES panel ithalatına verilen ithalat teşvikleri, 2016 yılında kaldırıldı. 2016 yılında iç piyasanın istediği miktarda yerli imalat yapılabilir oldu. Anti Damping ve ek KDV uygulaması ile yabancı panel ithalat fiyatları 60 $Cent/Wp seviyesine çıktı. Yerli üreticiler fiyatlarını piyasadaki fiyat avantajından faydalanmak için fiyatlarını 50 $Cent/Wp'ye çıkardılar. Bunlar doğru değil.

TEİAŞ, 2014-2015 yıllarında 6 adet ihale açarak 600MW toplam kapasitede GES proje tahsisini 49 şirkete verdi. Tahsis karşılığında şirketler 1.23 milyar TL katkı payını ödemeyi taahhüt ettiler. İki şirket önlisans işlemlerini tamamlayarak 13 MW kapasitede GES yatırımını işletmeye aldılar. Diğer şirketler 120 MW kapasitede teşvik belgesini aldılar, ancak maliyet artışlarından dolayı, kalan 480 MW kapasitede proje kilitlendi, beklemede duruyor. Çünkü ihale öncesi şartlar ihale sonrasında değiştirildi. Başta teşvik vardı, sonrasında kaldırıldı.

2010 yılında YEK kanunu GES yatırımları için satınalma garantisi destekleme elektrik fiyatını 10 yıl süre için 13.30 $Cent/ Kwsaat olarak belirledi. 2017 yılında yapılan 1000 MWe YEKA GES ihalesinde kazanan gurup bu fiyatı 6.99 $Cent/ Kwsaat seviyesine indirdi. Kazanan gurup, 500 MWe/YIL üretim kapasiteli ve 500 milyon ABD Dolar yatırım bütçeli üretim tesisini yurt içinde kurmayı kabullendi.

Öte yandan 2017 yılında yurtdışında benzer ihaleleri gözledik.
Saudi Arabistan ihalesinde KWsaat başına 1.79 $Cent, Almanya'da 4.30 $Cent, Şili'de 2.10 $Cent, Meksika'da 1.77 $Cent fiyatlar oluştu. GES ihalelerinde büyük indirimler gözlüyoruz. Ancak Ekonomi Bakanlığının vergi toplama gayretleri yatırımcıyı caydırıyor.

Öte yandan lisans işini öylesine yokuşa sürmüşüz ki, herkes lisanssız 1-MW altında yatırım yapmaya çalışıyor. 2005 yılında birim KW maliyet GES yatırımı 4000 ABD Dolar iken, 2017 yılında birim KW için GES yatırım maliyeti 700-800 ABD Dolar seviyesine indi. 2017 sonu lisanslı GES 13 MW, lisanssız GES 2400 MW olacak. Kamu denetleme kurumları konuya hala uzak duruyor. Ancak kamu sisteme girdiği anda yatırımcıyı pişman edecek uygulamalar geliyor.
Mesela ürettiği elektriğin %50'sini kendi iç tüketiminde kullanma zorunluğu istenebilir. Sürekli depolama mecburiyeti olabilir. Hisse sahibi olma konusunda sınırlamalar getirebilir.

GES sektöründe halen 20-bin civarında işçi çalışıyor. Şu anda 26 ayrı tesiste montaj ağırlıklı panel üretimi yapılıyor. Çoğunluklar basit konstrüksiyon, kablaj, çerçeveleme işleri götürülüyor. Toplam yatırımın %75-80 oranı hala ithal. Gerçek üretim YEKA kapsamı tesislerde yapılacak. Diğerleri ellerindeki işleri bitirip işyerlerini kapanacaklar. Sonra herhalde 20-bin kişi işsiz kalacak.

Öte yandan kurulan GES tesislerinde, birkaç ay içinde nedense %20-25 civarında kurulu güç kaybı gözleniyor.

Ev ölçeğinde Çatı üstü GES kurulumu iyi incelenmeli diyoruz. Ev ölçeğinde kapasite 10kW ile sınırlanmış, yapılabilirlik olmuyor. Mevcut yapıların üstüne yaklaşık metrekarede 25 kg ek yük biniyor. Mevcut yapı bu ek yükü taşımaya yetmiyor. Yazlıklarda kullanım süresi 3-4 ay, bu süre için çatı üstü GES yatırımı yeterli değil. Mahsuplaşma imkanı yok. Faturalama, mahsuplaşma zor. Yangın riski var, sigortalama imkanı zor.

GES piyasasında üç ayrı dernek var, GÜNDER, GENSED, GÜYAD. Neden üç ayrı dernek var? Neden tek dernek yok? Bu da başka önemli bir soru. İşe iyi niyetlerle başladık, ancak yapılacak çok işimiz var.

---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
http://www.ekonomik-cozum.com.tr/


Prinkipo, 09 Aralık 2017

-->

Friday, December 01, 2017

Benim Kitapçılarım



Alman Hugendubel, Amerikan Barnes & Noble,
Ankara'da Arkadaş,
İzmir'de YAKIN Kitapevi,
Üsküdar Kuzguncuk'ta Nail Kitapevi,
İstiklal'de Robinson.

Kitapçı deyince yurtdışı örneklerde önce iki kitap zinciri aklıma geliyor. Alman Hugendubel kitap zincirinin Hamburg dükkanında üçüncü kat cam kenarında berjer koltuklar var, güneş vuruyor. Karşınızda göl manzarası var. Gündüzü kısa süreli kış aylarında okuyacağınız kitabı alıp rahat berjer koltuklara oturuyorsunuz, keyifle kitabınızı okuyorsunuz. Ayrıca kahve servisi de var, şekersiz CafeLatte kitap okurken çok iyi gidiyor.

Amerikan "Barner & Noble" kitapçısı, zincir dükkanlarında benzer servisi yapıyor, çok sayıda berjer koltuk ve herşeyden önemlisi kahve servisi var. Hampton, Virginia dükkanı tek katlı bir mekan, dışardan aynı bir fastfood McDonalds görüntüsünde, içersi ise bir okuyucu cenneti. Günün haftanın belirli saatlerinde, çoğunlukla akşamüstü iş bitimi saatlerinde kitapçının dip köşelerinden birinde yazar- okur buluşması düzenleniyor. Çok okunan kitapların sahibi yazarlar yılboyu şehir şehir kitapçıları dolaşıyorlar, okurlarla buluşuyorlar, kitaplarını imzalıyorlar. Okuduğu kitabın yazarıyla buluşmak, ona kitabını imzalatmak, yazar ile bir-iki cümle konuşmak, okur için büyük mutluluk.

Italya'nın Roma kentinde eski bir mantar imalathanesini kitapevi yapıp etkinlik düzenleyen var. Sahibi mekana "Book-bar" (BarABook Roma) adını vermiş, bazısı brunch servis ettiği yeri aynı zamanda kitapevine çevirmiş. Bir başkası bu tür mekanına edebi kafe (Literary- Cafe, Caffé Lettetario Mameli) demiş. Her ne kadar bu yerlere "Café" denilse de, bu tür yerlerin vaz geçilmez içeceği yerel şarap. Anlaşılan şarap mahzenleri (Enoteca) de zengin. Genellikle bu tür kitabevleri bazı geceler sinematek olarak ta kullanılıyor.

Bizde nasıl bu işler? Kitapçılarda berjer koltuk çok nadir bulunuyor. Çoğunda yorulduğunuzda oturacak yer bile yok. "Kitabını satınal ve git", anlayışı hakim. Kitap fuarları çok kalabalık, mahşer yeri gibi. Yazar ile iki cümle konuşmaya imkan yok. Hepsinin hakkını yemeyelim, bizde iyi örnekler de var. Ankara Armada Remzi kitapevinin sol dip tarafında berjer koltuklar var. Ankara Kavaklıdere D&R üst katlarında cam kenarı Kuğulu park manzaralı berjer koltuk mekanları mevcut. Girişte kahve servisi de var, ancak kahve kendi ayrı bölgesinde içiliyor. Diğer D&R mekanları, mesela Bilkent D&R, dar, sıkışık, küçük, ekstra servis imkanları kısıtlı.

Ankara Kızılay Karanfil sokaktaki Dost kitapevi üç ayrı kitap satış dükkanını tek mekana topladı. Arka açık otoparkı, iç mekana kattı. Ankara'nın en büyük kitapçısı oldu. İçersi haftasonları mahşer yerine döndü, oturacak yer yok, berjer koltuk yok, kahve servisi yok, yazar-okur görüşme, kitap imza günleri yok. Kitap çok ama servis yok.

Arkadaş kitabevi, Ankara Oran One-Tower AVM içinde çok geniş bir mekanda yeni şubesini açıyor. Bakalım içinde berjer koltuklu okuma yerleri, kahve servisi, yazar imza günleri olacak mı?

Coşkun (Küçüközmen) hocam, İzmir Kıbrıs Şehitleri Caddesinde yer alan Yakın kitabevi mekanını çok sever. Burda Çay- Kahve servisi çok iyi, berjer okuma yerleri mevcut. İmza günleri yapıyorlar. Narlıdere Balçova arasında yeni açılan Arkadaş kitabevi, Forum AVM D&R, Agora Remzi Kitabevi, hocamın favori kitap mekanları.

Odtü Mezunları Vişnelik lobi mekanında rahat berjer koltuklar var. Ancak yeterli aydınlatma yok. Kitap okumak çok zor. Haftasonları kitabımı, gazetemi orda okuyayım istiyorum, okumaya imkan yok, çünkü mekanda yeterli ışıklandırma yok. Yazar imza günleri yapılıyor, ama yeterli duyuru, ilgi oluyor mu? Bilemiyorum.

Odtü Kütüphanesinin en üst katında yer alan cam kenarı orman manzaralı kırmızı koltuklar benim okul yıllarımdan beri en çok sevdiğim yerlerden biridir. Üniversite kütüphanesi olduğu için burda yazar imza- söyleşi günleri düzenlemeye imkan yok. Kahve girişteki otomatlarda var ama içeri götürmek mümkün değil.

Bilkent kütüphanesi üniversite dışından gelenlere kapalı. Öyle bir formalite istiyorlarki pratikte içeri girmek nerdeyse imkansız. Üniversite kamu kaynaklarından parasal destek alıyor, ama dışardan gelen vatandaşlara kapısı kapalı. Sadece Bilkent öğrencileri ve Bilkent üniversitesi çalışanları faydalanabiliyor. Bu uygulama doğru değil.

İstanbul Üsküdar Kuzguncuk İcadiye caddesi üstünde eski üç katlı bir bina Nail kitapçısı oldu, çok hoş güzel rahat sevimli bir mekana döndü. Cam kenarı sedirlerde oturun. Berjer koltuklar da var, kahve makinasından kahve almanız da mümkün.

Enerji konulu kitabım bir gün bir yayınevi tarafından editör denetiminde basılırsa, ben eğer o günleri görürsem, gazete röportajlarımı, okur buluşmalarımı, imza günlerimi mutlaka Kuzguncuk Nail kitapevinde yapacağım, söz. Berjer koltukları olmayan, kahve servisi yapmayan kitapçılar, beni boşuna çağırmayın, gelmem.

Çevrenizde, şehrinizde, yörenizde içinde berjer okuma mekanı olan, kahve servisi yapan, yazar okuyucu, imza günleri düzenleyen kitapçılar varsa bana yazın, hep beraber öğrenelim, duyuralım, buralarda zaman geçirelim, alışveriş yapalım.

Ankara 30 Kasım 2017


Tuesday, November 14, 2017

Trabzon Operası, 1912-1958



Trabzon Operası, 1912-1958

Trabzon Opera günleri bu yıl 18-21-23 Nisan 2017 günleri Karadeniz Teknik Üniversitesi Kültür Kongre Merkezi Hasan Saka salonunda yapıldı. Programda Bir Tenor Aranıyor müzikali, Harem balesi, ve Nasrettin Hoca Çocuk Operası vardı. Trabzon yıl içinde sınırlı sayıda opera- bale sahnelenmesine sahip olabiliyor.

Trabzon şehir merkezinde Meydan parkı yakınında dönemin Avrupa Art-Noveau sanat akımına uygun olarak bir İtalyan mimarın tasarımını yaptığı ve Fransız müteahhitler tarafından Anadolu'nun ilk opera taş binalarından biri 1912 yılında inşaa edilmişti. İnşaat finansmanını yerel Rum-Pontus zengin aileler sağlamışlardı. Mübadeleye kadar bu 1000 seyirci kapasiteli bina opera tiyatro olarak faaliyet gösterdi. Mübadelede Rum ahali Yunanistan'a gitti. Opera ile ilgili dökümentasyon yok oldu. Sadece yaşlı insanların hafızalarında bilgi kırıntıları olarak kaldı.
1922-1935 yılları arasında bu güzel bina kamuya ait sanat olaylarının yer aldığı bir mekan olarak kullanıldı. 1937 yılında bir yerel işletmeci tarafından "Sümer" sineması olarak ticari faaliyete geçti. 1958 yılında dönemin dönemin belediye yetkilileri tarafından şehir içinde Meydan'dan Tanjant yoluna geçiş açma, yol genişletme amacı ile güzelim taş bina 2-hafta içinde yıktırıldı. Sonra o mekan bugüne kadar boş kaldı.

Opera- bale sanatına çok uzak olan idareciler bile bugün şehirlerinde bir opera binası olsun istiyorlar. Çünkü otellerin yıldız kazanması gibi, opera binası şehir için pazarlama fuar- konferans değerlendirmesinde kredibilite kazandırıyor. Olimpiyat, fuar, konferans yeri seçiminde önemli oluyor. İstanbul'da Kadıköy Süreyya, Beşiktaş Fulya, Bakırköy Leyla Gencer Opera mekanları var. Yeni AKM 2019 seçimlerine kadar yetişecek. Ankara'da Devlet Operası ve Ostim Leyla Gencer Opera Sahnesi var. İzmir'de Elhambra başta olmak üzere altı ayrı opera binası mevcut.

Trabzon Opera binası bugün artık yok. Muhteşem görüntüsü sadece siyah-beyaz sepya fotoğraflarda duruyor. Ön cephe İzmir Elhambra operasını andırıyor. Arada bir görsel medyada, yazılı basında, internet sayfalarında Trabzon opera binası anlatılıyor. Fotoğraflar ortada. Taş bina 1958'e kadar Sümer sineması olarak kullanılmış. Sonra bir anda yok olmuş. Trabzon'dan Kuzey Amerika'ya göç eden göçmenler hatıraları hafızalarında götürmüşler. Yaşlıların hafızalarında uzak bir hayal olarak yaşıyor. Belki Yunanistan Pontus kütüphanelerinde geçmiş kayıtlar bulunabilir. Bu görkemli taş bina tekrar yapılır mı? 1912-1922 arası burda neler oldu? Kimler, hangi opera gurupları geldi, neler sahnelendi? Hangi sanatçılar yetişti? Neler yaptılar? Hiçbirşey bilmiyoruz.

***
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.
Ankara, 20 Kasım 2017


Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" aylık kağıt basılı dergi için yazılmıştır.

Saturday, October 28, 2017

İthal Kömürlü Termik Santrallere Alternatif


Biyokütle ile Yerli Kömürü ortak yakan Termik Santral

KatıAtık giderme işlerinde öncelik "yeniden değerlendirme" olmalıdır. (recycling). Yani ucuz el emeği ile çöpler elden geçirilir elenir, metal, kağıt, plastik, cam gibi yeniden değerlendirilebilecek maddeler ayıklanır, hammadde olarak fabrikalara gönderilir. Değerlendirilemeyecek olan maddeler toprağa gömülür. Eğer tesis kurulmuş ise yakılır, hacmı 1/10'a düşer, yakıt olarak kullanılır, enerji elde edilir.

Almanya'nın Münih kentinde günde üretilen yaklaşık 2500 ton evsel atık üç ayrı değerlendirme merkezinde ayıklanıyor- geri dönüşüm yapılıyor, üretilen metan gazı kombine çevrim termik santralde yakılıyor. Elektrik üretiliyor. Benzer sistem Ankara Mamak bölgesinde de var. Bizim sistem daha yeni, daha büyük kapasiteli, daha iyi. Günde 3000 ton çöp işliyor ve 22.6 MWe elektrik üretiyor.

1980'lerde bir büyük ABD şirketi, Istanbul'da çöp yakma projesi konusunda çalıştı. Florida'daki bir kentin çöp yakma sisteminin benzeri Istanbul'da kurulacaktı. Florida'daki sistem 2 milyon nufuslu bir kentin günde 2000 ton çöp üreteceğini kabul ediyordu. Çöp geridönüşüm sonrası yakılabilir (refuse drive fuel) yakıta dönüşecek, Fueloil yedek yakıt ile termik santralde yakılacak ve yaklaşık 60 MWe elektrik üretimi sağlayacaktı. Istanbul Anadolu yakası, Istanbul Avrupa yakası Aksaray ve Istanbul Sarıyer olmak üzere toplam üç merkezde bu işlem yapılacaktı. Proje finansmanı ABD üstünden olacaktı. Fizibiliteler yapıldı, belediye ile uzun görüşmeler- sunumlar yapıldı, karar merkezleri henuz hazır değildi, konu zaman içinde soğudu ve unutuldu.

Istanbul Büyükşehir Belediyesi 2012 yılında uluslararası bir ihale ile çöp yakma ve elektrik üretim tesisi için tekrar EPC ihaleye çıktı. İlgilenen guruplardan önce ön yeterlilikleri aldı. Kendi kadrosu ile yaptığı ön değerlendirmede 15 firmadan 12'sini eledi. Elinde 3 teklif kaldı. Ortada bize ulaşan yeni bir açıklama yok. Konuyu bilen ciddi bir danışman desteğine ihtiyacı var görünüyor. Şu anda Şile ve Kumburgaz bölgesinde katı atık işleme bölgeleri var. Üretilen metan gazı ile çalışan 1-2 MWe kapasiteli bir tesis mevcut.

Çöp Gazından Elektrik Enerjisi Üretimi”projesi kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir iştiraki olan İSTAÇ A.Ş. tarafından işletilen“ Avrupa Yakası Kemerburgaz- Odayeri Katı Atık Düzenli Depolama Sahası”nda 33,807 MW kapasiteye sahip bir tesis kurulmuştur. “Anadolu Yakası Şile-Kömürcüoda Sahası”nda 14,15 MW kapasiteye sahip ikinci bir tesis kurulmaktadır.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan İZAYDAŞ Kurumu tarafından işletilen “Solaklar-Kocaeli Katı Atık Düzenli Depolama Sahası”nda 5,093 MW kapasiteli bir Çöp Gazından Enerji Üretim Santrali kurulmuştur. Bu tesislerde ürettilen elektrikle toplam 175.000’in üzerinde konuta enerji sağlama kapasitesine ulaşılmıştır. Dilovası'nda 1,06 MW kapasiteli Kocaeli Çöp Gazından Enerji Santralı 2015 yılı sonunda işletmeye alınmıştır. Solaklar ve Dilovası santralları, 3. Havaalanınına yakın kritik konumda işletmeye alınma aşamasındadır. Kemerburgaz-Odayeri sahası, atıklar nedeniyle toplanan kuşların uçuş güvenliğini tehdit etmemesi için, katı atık depolanmasına kapatılacak, ancak elektrik üretimi bir süre devam edecek.

Elektrik üretiminin yaklaşık 10 sene daha devam edebileceği öngörülüyor. Avrupa yakası yeni katı atık depolama bölgesi Silivri civarında oluşturulacaktır. Bu projeler kapsamında kurulan sistemlerle, depolama alanlarında oluşan ve karbondioksite göre 21 kat daha zararlı olan metan gazının neden olduğu sera gazı etkisinin önüne geçilmektedir. gerçekleştirdiği üç ayrı projeyle yıllık yaklaşık 1.5 milyon ton karbondioksit emisyon azaltımına katkı sağlamaktadır.

İzmir Büyükşehir görev alanında günlük 2000 ton evsel atık ile 200 ton sanayi, hastane enfekte atığı ve biyolojik çamurlar çevreye ve insana zarar vermeden değerlendiriliyor. Büyükşehir belediyesinin üç işletmesi var. Harmandalı deponi sahası, Uzundere kompost gübre fabrikası ve Halkapınar çöp transfer ünitesi. Izmir büyüyor çoğalan çöplerin bertarafi için yeni çözümler yeni uygulamalar bulmak gerçekleştirmek zorundayız.

Geçtiğimiz yıllarda aynı konuda Bursa Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ve yerel iş adamları ile bir toplantıda bir araya geldik. Bursa Büyükşehir Belediyesi, TKi’den (daha henüz özelleştirilmemiş) Bursa Keles linyit maden rezervlerinin doğrudan devralınması ve belediye çöplerinin/ KatıAtıklarının yerel Keles linyiti ile beraber ortakyakma sonucu değerlendirilmesi konusunu görüşmekteydi.

Yerli tasarımla inşa edilecek ve Bursa Keles kömürlerini belediye çöpleri/ KatıAtıkları ile beraber yakma işlemini yapacak, bu arada buhar/ elektrik üretip satacak-tı. “Dolaşımlı Akışkan Yatak” (CFB) veya “Entegre Gazlaştırma” (IGCC) teknolojisine dayalı yeni bir termik santral inşa etmek konusu toplantıda detaylı tartışıldı. Henüz yeni bir gelişme yok.

Malatya BüyükŞehir belediyesi 2017 yılında 11 MWe elektrik üreten evsel atık çöp değerlendirme ve yakma sistemini devreye soktu. Proje bedeli 25 milyon ABD doları. Burda çöp değerlendirme ve yakma var, kömürle ortakyakma yok. Çünkü kömürle ortak yakma sisteminin elektrik satın alma garantisi, yenilebilir enerjiye kıyasla çok düşük.

Belediye çöpleri/ KatıAtıkları geri dönüşüm ayıklamasından geçtikten, yani çöp içindeki kağıt, metal, cam, plastik atıklar alınıp tekrar değerlendirmeye gönderildikten sonra, geri kalan KatıAtık/BiyoKütle, yerli tasarımla yerli düşük kalorifik değerli linyit yakan termik santrallerde “Dolaşımlı Akışkan Yatak” teknolojisiyle beraber yakılırlar.

Böylece üretilen buhar elektrik enerjisine dönüştürülür, piyasada satılır, belediye-ye gelir olur. Belediye de elde edeceği bu gelirle halk için yapacağı, toplu ulaşım, kanalizasyon, temiz su, park- bahçe, kültür hizmetleri için ek bir kaynak oluşturmuş olur.

"Beraber-yakma" teknolojisi “Cofiring” aynı anda iki farklı yakıt türünün beraber yakılması anlamındadır. Kentsel KatıAtıkları geri dönüşüm/ayıklama sonrası yerel düşük kalorifik değerli linyit kömürleri ile beraber termik santralde yakmak çok ekonomik bir KatıAtık/ Çöp berteraf çözümüdür.

KatıAtık/BiyoKütle yani geri dönüşüm sonrası arta kalan belediye çöplerinin şu andaki çoğu uygulamalarda sadece toprağa gömme ile bertaraf edildiğini biliyoruz. Bu çöplerden sızan kirli suların daha sonra yeraltı su kaynaklarına karışıp içme suyu hatlarını tehdit ettiğini, metan gazı oluşturup yangınlara sebep olduğunu düşünürsek, yakma ile yoketme ve hacim azaltmanın hem gelir getirici, hem yerli kömür kaynaklarını ekonomik değere dönüştürücü, hem de daha sağlıklı bir çözüm olduğunu görürüz.

Bu sistemde, kentsel atıklar önce geri dönüşüm istasyonunda ayırma işlemine tabi tutulur. Ham çöpün içinden metal, kağıt, cam, plastik gibi derhal yeniden kullanılabilir maddeler ayıklanır alınır. Geriye kalan yok edilmesi gereken KatıAtık/BiyoKütle’dir. Çoğunlukla ıslaktır, santrifüj, pressleme gibi tekniklerle nemi/ suyu azaltılır ve geriye elektrik üretimi için termik santrallerde linyit ile beraber yakılabilecek, göreceli olarak daha yüksek kalorifik değerde bir çeşit yakıt kalır.

Kaba bir hesapla her 1 milyon nüfus için, yerli düşük kalorifik değerde linyit ile beraber yakılabilecek, yaklaşık 30 Mwe elektrik üretim kapasiteli termik santral ihtiyacı ortaya çıkar. Bu santralin yerli tasarımının yapılması gerekir. Bu kapasite, isteğe, yakıt miktarına, yakıt ucuzluğuna bağlı olarak biraz azalabilir, biraz çoğalabilir. Belediye çöpü ucuzdur. Toprağa gömerek para harcamak yerine, yerli linyitle beraber termik santralde yakarak elektrik üretir, sonunda para kazanırsınız.

KatıAtık/BiyoKütle ve çöp gazı faydaları eşdeğerdir. Ortak yakma ile çöpün çevreyi kirletici emisyonları azaltılır. KatıAtık/BiyoKütle ile linyitin ortak yanması sırasında kükürt emisyonları da azaltılır, kontrol edilir.

OrtakYakma, iki veya daha çok yakıtın termik santralde beraber yakılması işlemine verilen adlandırmadır. Bu yakıtlar linyit gibi kalorifik değeri düşük katı yakıt olabilir, fueloil no-6 veya motorin gibi sıvı yakıtlar olabilir, metan gazı, doğalgaz gibi yakıtlar da olabilir. Bu nedenle ağır yakıtlar petrol ürünleri, ve linyit kömürleri termik santrallerde KatıAtık/BiyoKütle yanması sırasında rahatlıkla kullanılabilir. Biyokütle/ KatıAtık ile linyit kömürünün beraber yakılması gündelik hayatta en çok görülen, en ekonomik ve yerel yönetimlere iyi gelir getirici bir uygulamadır.

1980’lerde ABD ve Kuzey Avrupa da geri dönüşüm ayıklama sonrası elde kalan belediye çöplerinin yerel kömürle beraber termik santrallerde yakılarak yok edilmesi uygulaması yaygınlaşmıştır. Son yıllarda artan seragazı, küresel ısınma ve Kyoto kaygıları ile konu daha güncel hale gelmiştir.

Her ülkenin hatta her belediyenin çöpü ve yerel KatıAtık yakıtı birbirinden farklıdır. Munich, Berlin, Londra, Zurich te uygulanan bir KatıAtık/BiyoKütle/ Kömür OrtakYakma termik santralini getirip Kayseri’de, Bursa’da, Antalya’da, Ankara’da aynen kuramazsınız. Her ortak yerel yakıt için ortak yerli çalışma, ortak akıl, ortak yerli tasarım ister.

Belediyeler yatırımcılara "Al bu çöpü yak- yoket- elektrik üret- üste bana para öde" mantığı ile yaklaşıyorlar. Halbuki dünyadaki uygulama çöpü üretenin- Çöpü alıp değerlendirene- çöp değerlendirme parası yani "Tipping Fee" ödemesi üstüne kurulmus. Almanya'da "tipping fee" ortalama ton başına 20 Euro. ABD ortalaması metrik ton başına 20 USD, ancak bu rakam bazı metropollerde (NewYork) 140 US Dolar'a kadar çıkabiliyor. Bizde de öyle olmalı. Çöp toplama işi özel şirkete verilmeli. Çöp üretip çöp atanlar, çöp toplayanlara ton başına 20 TL vermeli. Neden 20 TL, çünkü ortada bir rakam yok, kimsenin vereceği yok, tahmini bir rakam ile başlamak lazım, maliyetler belli olsun daha sonra gerçek rakamlarla düzeltirsiniz.

Küresel ısınma, çevre kirliliği kaygıları ile yeni politikaların uygulanması zamanı artık geldi. KatıAtık/BiyoKütle ile yerli katı fosil yakıtların yerli tasarımlı termik santrallerde ortak yakılması çöpler düşük maliyetle yokedilirken, bir yandan elektrik üretilmesi ve öte yandan başka sosyal projelerde kullanılabilecek gelir sağlanması büyük bir fırsat olarak ortaya çıkar. Yerli santrallerin yerli mühendislik tasarımı, yerli olarak imali, montajı, çalıştırılması, yerli sanayiye iş, aş, istihdam ve katma değer getirir.

KatıAtık/ Biyokütle kullanan ve göreceli olarak daha düşük verimlilikle (%18-22) çalışan bir santral ile daha yüksek verimlilik (%32-38) verebilen sadece katı yakıt kullanan termik santralin birleştirilmesi, ortak verimliliği yukarı çeker.

Ortak santral, belediye çöpleri bittiği zaman sadece (%100) katı yakıtla da çalıştırılabilir. Bu durum santral işletmesine mevsimsel yakıt değişimlerine karşı koruyucu esnek çalışma imkanı verir.

KatıAtık/BiyoKütle ile yerel katı fosil yakıtların beraber termik santralde yakılarak değerlendirilmesi, daha düşük yatırım maliyeti ile, çevreye uyumlu, emisyonların kontrol altında olduğu, yerli teknolojinin kullanıldığı, yerli üretim kaynaklarının santral imali, tasarımı, imalatı, montajı ve işletmesinde seferber edildiği, daha yüksek geri dönüşüm/ daha yüksek proje finansman geri ödeme imkanları sağlıyan avantajlar ortaya çıkarmaktadır.

Verimliliği artırabilmek için gerekli teknik çalışmaları sürdürmek, teknik problemlerin yerel olarak çözülmesi, sistem randımanlarının yükseltilmesi, baca emisyonlarının kontrolü için hala para harcamak, fon bulmak, teşvik almak, akademik bilimsel çalışma yapmak gerekmektedir.

KatıAtık/BiyoKütlenin yerel katı yakıtlarla beraber termik santrallerde yakılarak elektrik üretiminde değerlendirilmesi uygulaması herkesin kazandığı bir çözümdür.

Belediye elindeki çöpleri ekonomik olarak yok eder, termik santrallerde yerel katı atık kullanılır, elektrik üretilir, elektrik satılır, halk için toplum için diğer sosyal projelerde kullanılabilecek hazır/ nakit parasal değer elde edilir.

Geridönüşüm sonrası kalan kentsel çöpleri KatıAtık/BiyoKütle yakıtı, yerel linyit ile birlikte yakabilecek, yerli mühendislik kapasitesiyle tasarımı yapılmış, yerli imkanlarla imal edilmiş, yerli personel ile montajı yapılmış, yerli personel ile işletilen ortak yanma termik santrallerin sayısını artırmalıyız. Son günlerde bazı yerli çimento fabrikalarında, belediye çöplerinin ana yakıt ile beraber kontrollü yakıldığına dair haberler okuyoruz. Umarız uygulama devam eder ve artar.

BüyükŞehir belediyelerinin kendi bölgelerindeki yerel kömür yataklarını sahiplenmelerini sağlayacak yasal imkanları oluşturmalıyız. Belediyeler ve belediye birlikleri, linyit yataklarını TKİ’den devir alır, termik santral yapım ihalesine çıkar, teklifleri değerlendirir, santrali işletir, çöpü yakar, elektrik üretir, satar, başka sosyal projeler için hazır parasal kaynak sağlayabilir.

---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları, ayrıca KadirHas Üniversitesi Enerji Enstitüsü Danışma kurulu üyesidir.


Ankara, 27 Ekim 2017