Friday, February 05, 2016

Memoires (Hatırat)


Bazan bir arkadaşımdan bir hikaye dinliyorum. İçimden keşke diyorum hocam bunları yazıya dökse, anlattıkları böyle sözlü anlatımda kalmasa. Bir okul arkadaşım Rusya'da son 12-yıldır çalışıyordu. Orda bir işyeri kurmuş, yerel insanları istihdam etmiş. Rus Su-24 uçağının 24-Kasım 2015 günü düşürülmesi sonrası ordaki herşey bitmiş. "Ben bir balonmuşum, bir iğne soktular, patlattılar, işim, malım, mülküm, ofisim herşey bitti. Vize vermiyorlar oraya gidemiyorum. İşimi yönetemiyorum, herşeyi nerdeyse sıfırladım, burda herşeye yeniden başlamak zorundayım", diyor. Hayatının son 12-yıllık çalışması, didinmesi, uğraşı orda kaldı, sıfırlandı.

İnsanlar yaşlanınca unutulma korkusuna kapılıyorlar. Ne kadar güçlü, zengin, meşhur, akıllı, etkin olurlarsa olsunlar, zaman geliyor, bütün bu güç, zenginlik, etkinlik, ün kayboluyor. Yokolma yaklaşıyor. O zaman kendinden sonrakiler için kendi varlığını anlatan bir belge, döküman, kitap oluşturma çabası başlıyor.

Bir doktor tanımıştım. Çok etkili, meşhur, zengin bir kişiydi. Terminal illness, (siz nasıl diyorsunuz, kanser) illetine yakalanmıştı. İnternette bir blog açmış, son günlerine kadar hayatını yazmış. Yıllar sonra google araması sırasında rastladım, hatıralarında çocukluğunu yeni bitirebilmişti.

İnternet üstünden bana ulaşan Emekli bir hazine genel müdürünün mektupları da bana aynı durumu çağrıştırdı. Daha fazla gecikmeden kendi varlığı ile ilgili bugüne kadar biriktirdiği önemli dökümanları herkesle paylaşmak istemiş. Nixon, Kennedy, dönemleriyle ilgili gençlik meslek hayatı, ulaşılmaz güç, etkinlik, emeklilik döneminde devam eden IMF Filipinler temsilciliği. Bu yazıları, dökümanları belki bir yakını yazıya döktü. Şimdi bir önemi yok, ilerde sadece tarihçilere yarar.

Yaşlı bir eniştemiz vardı. Bir önemli bakanlıkta uzun yıllar genel müdürlük yapmıştı. Bizim yakınımızdı, ancak bize hiçbir yardımı olmadı, yardım isteyeceğimiz zaman özellikle kaçardı. hayatının son yılını yatakta geçirdi. Bir genç akademisyen kendisinden izin aldı. Günlerce onun hayatının etkin üst düzey bürokrat dönemlerini sesli banda aldı, bu bantları yazıya geçirdi, belki ilerde bir kitap yapar. Bu kayıtlar araştırmacının kişisel kütüphanesinde kaldı.

ABD - Türk ortak girişim şirketine iki dönem yabancı genel müdür aldık. Ayda 12,500$ plus masraflar ödendi. Ben satış müdürü olarak onlarla yakın mesai yaptım. Süreleri bitti döndüler, sonra hayata veda ettiklerini duyduk. İkisi de terminal akciğer hastalığından hayata veda etmişler. Arkalarında yazılı hiçbirşey yok. Sanki bu insanlar hiç yaşamadılar. Google taramalarında bizim yazdığımız teknik makalelerde co-author/ ortak yazar isim olarak görülüyorlar. Birkaç İngilizce basın bülteninde isimleri var.

Yaşlanan zenginlerimizde "ghost writer (yardımcı yazar)" yardımı ile hatıralarını yazma eğilimi görüyorum. "Ben bu dünyaya geldim, yaşadım, toplum için çok işler yaptım, para kazandım, insanlara istihdam sağladım, beni bilin, benden sonra beni hatırlayın", diyorlar. Memoires, çok ileri yaşlarda yazıldığı için eski olayları hatırlamak zorlaşıyor. Anlatılanlar tekrara giriyor. Netlik ve detaylar kayboluyor.

Margaret Thatcher, Bill Clinton, Hillary Clinton, Tommy Blair, Mihail Gorbachov özellikle Henry Kissinger, bütün batı liderleri, iktidarları sonrası böyle kitaplar yazdılar. Çanakkale 1915 savaşı hatıralarını önce İngiliz General Ian Hamilton (Gallipoli Diary, 1920), sonra Alman General Otto Liman von Sanders kalın kitap (Der Kampf um Die Dardanellen, 1927) haline getirdiler. Mustafa Kemal beyin Çanakkale hatıralarını genç gazeteci Ruşen Eşref, bir haftalık Şişli evi mülakatı ile kaleme aldı (1919), önce gazete makalesi sonra kitap olarak yığınlara duyurdu, onu efsane Paşa yaptı.

Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Orhan Veli, Ahmet Haşim daha kalıcı, çok daha ölümsüz oldular. Aziz Nesin'in çocukluk hatıraları, Ahmet Haşim'in 1930'larda Almanya'da tedavi için bulunduğu sürede yazdığı 20-makaleden derlenen "Frankfurt Seyahatnamesi" bugün bile çok etkileyici. Sebahattin Ali'nin romanları hala çok satar listesinde. Son okuma bağımlılığım Avusturyalı yazar Stefan Zweig muhteşem kitaplar bırakmış. Sokrates, Aristo, Makyavel yüzyıllar öncesinden bize sesleniyorlar.

Kraliçe her akşam dolmakalem ile memoire/ hatırat tutarmış, biliyormuydunuz? Her akşam hiç aksatmadan o günün izlenimlerini, muhasebesini yazarmış. Bununla ilgili bir dökümanter TV programı izlemiştim. Kraliçe kendi gözlemlerini her gece kendi el yazısıyla kağıda döküyor, tüm yazdıkları 50-yıl boyunca gizli kalacak, sonra yayınlanacak. Araştırmacılara, tarihçilere kaynak olacak.

Bizim coğrafyada memoire/ hatırat yazmak pek makbul değil. Yazdıklarımdan birisi üstüne alınır, çocuklarıma zarar verir korkusu var. Halbuki, yaşlandıkça, çerçeveden çıkıyoruz, kalıplara sığmıyoruz. Zaman geçtikçe, kendimize gülebiliyoruz. Bu meziyetler bizim coğrafyada pek kabul görmüş geçerli kurallar değil. Amerikalı diyor ki, "Başkalarının hatalarından öğrenemez isen, tüm hataları yapıp öğrenmeye yeterli yılların yoktur." Geçmişte yaptıklarımızı, termik santral inşaat safhalarını, teklif sürecini ara sıra genç mühendislere anlatıyorum. Onlara masal gibi geliyor.

Bence hatıratlar/ biyografiler çok önemli. Bizim gibi aynı hataları yıllar boyunca tekrar tekrar yapan toplumlar için daha da önemli. Hayat, her şeyi tecrübe edebileceğimiz kadar uzun değil. Başkalarının tecrübelerinden faydalanmak gerekir. Emekli hazine genel müdürünün mektup detayları bana bunları hatırlattı. Düşüncelerinizi, tavsiyelerinizi, tecrübelerinizi, beklentilerinizi bildirirseniz memnun olurum. Doğrudan mesaj göndermek isterseniz Epostam başlıkta var.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Prinkipo, 02/08/16

Monday, February 01, 2016

Günümüzde Elektrik Ticareti



Enerji piyasası ile enerji ticaretinin Türkiye’de tarihsel gelişimi için kamu kurumların doğuşuna ve gelişimine bakmak gerekir. TEK, TEDAŞ, TEAŞ, EÜAŞ, TEİAŞ, TETAŞ ve EPDK’nın kuruluşu, elektrik piyasası kanunu, yenilenebilir enerji kanunu, nükleer enerji ve enerji verimliliği kanunları, dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi, Gün Öncesi Piyasası’nın kurulması, EÜAŞ varlıklarının özelleştirilmesi, Gün İçi Piyasası için EPİAŞ'ın kurulumu önemlidir.

Türkiye'de elektrik iletim hatlarının tamamı devlete aittir. 2016 Ocay ayı itibariyle bugün toptan elektrik ticaretin % 50’si özel sektör tarafından yapılmaktadır. Elektrik üretiminde özel sektör payının % 79 olmuştur.

Enerji’nin arz tarafında kritik parametrelere bakalım. Yağmur yağış, rüzgar, hidrolik santrallerin, rüzgar ve elektrik santrallerinin durumu, termik santrallerde gaz, petrol ve kömür fiyatlarının etkileri, işletme sırasında yapılan teknik hatalar ve gerekli revizyonlar, bakım onarımlar önemlidir.

Talep tarafında ise; hava ortam sıcaklığı, hava koşullarındaki değişiklikler, elektrikle iç ortam ısınma, ortamda aydınlık, bulutlu olma faktörü, okul tatilleri, resmi tatillerdeki tüketici davranışları, tüm bu faktörler enerji fiyatlarını etkiler. Elektrik taleb artışı, büyüyen nüfus, hızlı şehirleşme ve güçlü ekonomik gelişme ile oluşur.

Gün Öncesi Piyasası (GÖP), enerji şirketleri için güvenilir piyasa olarak işlevini sürdürmektedir. Gün İçi Piyasası (GİP), piyasadaki dengesizlik miktarını azaltmayı hedefleyen bir ara piyasadır. OTC (over-the- counter, masa üstü) hacimlerinde EPİAŞ kurulumu ve Gün İçi Piyasası ile olumlu gelişmeler yaşanmaktadır. Son durumda "Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası" ile yurdumuzda elektrik ticareti daha likid (alışkan) hale gelmiştir.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) uygulaması ile hidro, rüzgar, jeotermal, biyo-kütle ve güneş ile üretim yapanlar on yıl süre ile 7,3-13,3 USDcent/kw-saat bedelle enerji satabilirler.

Serbest tüketici”lerin enerji alım anlaşması sınırı onüç yılda 9.000 mWsaat/yıl’dan 3,6 mWsaat/yıl’a düşmüştür.

Altı ay içinde; evlerde kullanılan enerji bedelinde +% 7,5, dağıtım şirketlerine ödenen toplam payda +% 7,0, fatura toplamında +% 5,0, ticarethanelerde kullanılan enerji bedelinde +% 0,6, dağıtım sirketlerine ödenen toplam payda +% 21,7 ve fatura toplamında +% 4,7 değişim olmuştur.

Yurdumuzda elektrik ticaretini olumlu etkileyen unsurlar şöyle sıralanabilir.
Serbestleşen piyasa çeşitliliğinin artması, rekabetin gelişmesi, yasal ve düzenleyici alt yapı, Gün İçi Piyasa uygulaması ve nitelikli insan kaynağı varlığı.

Olumsuzluklar ise;
Alt yapı yetersizliği, serbest tüketici limiti, damga vergisi maliyeti, bağımsız izleme kurumları yetersizliği ve kamu denetim aksaklıkları.

Enerji ticaretini engelleyen unsurlar,
Dışa bağımlılık, pahalı ve yetersiz yatırım finansmanı, talep artışındaki son dönem yavaşlama, yeni teknolojilere ayak uyduramama, sürdürülebilirlik, güvenilirlik sorunu, yetersiz ve tecrübesiz kadrolar.

Enerji ticareti yapanlar; genel yurtiçi ve yurtdşı ekonomik gelişmelerden, meteorolojik olaylardan, doğal gaz kesintilerinden, kısa vadeli teminat mektuplarından, borsa yerine ikili anlaşma uygulamasından dolayı risk altındadırlar.

Yatırım aşamaları; yatırım öncesinde yetersiz idari, teknik ve mali araştırmalar, yatırım döneminde yatırım kararının uygulanması ve işletme döneminde karşılaşılan idari, teknik ve personel sorunlardan oluşuyor.

Yatırımcını kontrolü dışında oluşan sorunlar var. Son on yılda iletim tarifesinin 70 kat, dağıtım tarifesinin 12 kat artışı, torba kanunla lisans harcının hidrolik santrallerde gayri safi hasılanın bin’de onbeş’i olarak belirlenmesi.
Can suyu miktarları da 2010’da artırılmıştır.

Öte yandan kamu kısıt ve talimatlarında şeffaflık yoktur. Özel sektör firmalarının EÜAŞ gibi üretim devi ile mücadele etmek zorunluluğu vardır. Yekdem miktarlarının çok artması, idaresinin nasıl yapıldığının net olmaması ve maliyetinin ne çıkacağının tahmin edilememesi yatırımcının karşılaştığı önemli zorluklardır.

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM)’in alım garantisi verdiği işletmelerin toplam gücü 15.000 mW’a ulaşmıştır. Bunun 4.300 mW’lık kısmı, kurulu kapasitesi 30 mW ve üstü hidroelektrik santrallerdir.

Piyasa Takas Fiyatı (PTF)’nin yıllar ortalamasının düşerek 2015’te ortalama 133,45 TL/kWsaat olarak gerçekleşmiştir.

YEKDEM’de bedel, gelir ve gider farkından oluşur. Gider rakamına, dengeleme eklenir. YEKDEM’de çalışmalar sistemin optimizasyonu ve güvenilirliği üzerinden yürütülür. YEKDEM kapsamındaki üreticilerin serbest piyasada enerji satması ve aradaki farkın prim olarak ödenmesi ihtiyacı var.

Geçmiş tecrübelerimiz ışığında Elektrik Piyasası beklentilerimizi burda arzedelim.
Elektrik Piyasası İşletme A.Ş. (EPİAŞ) şeffaflık platformu oluşturacak, bekliyoruz.
TEİAŞ yönetmeliğinde değişiklik yapılarak primer ve sekonder frekans rezervi alım yöntemi revize edilecek. Bunun yanı sıra test gereksinimlerinin gevşetilmesine çalışılacak, umuyoruz.
Otomatik Sayaç Okuma Sistemi (OSOS) geliştirilerek piyasa yönetim sistemi ile doğrudan iletişim kurulacak. Serbest Tüketici veri tabanı geliştirilip, güncel tutulması sağlanacak. Serbest tüketici takvimi oluşturulacak.
Sıfır bakiye düzeltme tutarı (SBDT) ve iletim kaybı iletim tarifelerinde, son kaynak düzenlemeleri ve tarifesinde, tüketici hakları yönetmeliğinde, uzlaştırma sisteminin yeniden ele alınması sağlanacak.
Tüketici portalı oluşturularak, kapasite piyasası gereksinimleri karşılanacak.

Düşüncelerinizi, tavsiyelerinizi, tecrübelerinizi, beklentilerinizi bildirirseniz memnun olurum. Epostam başlıkta var.

---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Prinkipo, 02/02/16

Wednesday, January 27, 2016

Bernie Sanders, #DemDebate

Amerika Yahudi bir Başkana hazır mı?


Kimsenin fazla merak etmediği konularda sizler icin kafa yoran yazarınız bu defa ABD başkanlık aday adayı Bernie Sanders üstünde düşünüyor. CNN, NBC, ABC, BBC TV kanallarında ABD seçim tartışmalarını sabaha karşı canlı- anında seyretmek futbol maçı seyretmek kadar heyecanlı oldu.

Son günlerde ABD kamuoyu yoklamalarına bakıyorum, 1941 NewYork doğumlu Chicago üniversitesi Siyaset bilimi lisans diplomalı, eski belediye başkanı, eski temsilciler meclisi üyesi, halen Vermont Senatörü Bernie Sanders önde gidiyor. Kamu ouy yoklamalarında kıyaslayınca Hillary Clinton'dan daha iyi, Donald Trump'tan daha iyi. Bernie Sanders'in seçim kampanyasına yapılan bağışlar çalışanlardan, onların sendikalarından, bireysel seçmenlerden gelmiş. Hillary için bağışlar büyük şirketlerden, bankalardan, finans kurumlarından (SuperPac) yapılmış.

Bernie Sanders, Vietnam savaşı sırasında "Vicdani redçi" olduğunu beyan etmiş, Vietnam savaşına katılmamış. Savaşa karşı olduğunu biliyoruz. Afganistan, Irak hatta Suriye savaşları karşıtı oy kullanmış. Öte andan vatandaşların kişisel silahlanması konusunda söyledikleri net değil. Silah kullanımı konusunda tam engelleme yapmıyor, "Silahı kullanan insandır, insanın akıl sağlığını korumak gerekir", diyor.

Genel sağlık sigortasını yaygınlaştırmayı, sigortaya ulaşımı kolaylaştırmayı hedefliyor. Kendinden sosyalist, veya sosyal demokrat. Israel savas politikalarina karşı çıkışları var. Dünya siyasetinde çok fazla tecrübesi yok. Kariyeri iç siyasete odaklanmış. Bernie Sanders eğer ABD başkanı olursa, rakibi Hillary Clinton herhalde tekrar dışişleri bakanı (Secretary of State) olacak.

Çevre Etkileşim Değerlendirme Çed normlarına önem verecek, termik santral çevre ekipmanları siparişi artacak. Yenilenebilir enerji yatırımlarına teşvik gelecek, kömürden ve fosil yakıtlardan kaçış başlayacak, kayagazı kaya çatlatma yatırımları kontrole alınacak. Çevre- su- hava toprak kirlenmeleri engellenecek. Boruhatları yapımları duracak.

Ailesi, annesi babasi Eshkenaz Doğu Avrupa Yahudi göçmenleri imiş. Avrupa'da kalan baba tarafı akrabaları 2.Dünya savaşında soykırım (holocoust) içinde yok olmuşlar. Bernie, iki kez evlenmis. Iki evliliği arasında, evlenmeden yaşadığı kadından bir yetişkin oglu, son eşinden üç manevi çocuğu var.

Nükleer konusunda yine net değil, kendi seçim bölgesindeki Vermont nükleer santral atıklarının, Texas eyaleti Sierra Blanca kenti Latin toplumu topraklarına gönderilmesini desteklemiş.

Yeni göçmen Amerikan vatandaşları, Türk Amerikalılar, azınlıklar, kadınlar, yaşlılar, emekliler, siyahlar, genellikle Demokratlara oy verirler. Silah üreticileri, beyaz zenginler, Cumhuriyetçi olur. Demokratlar genelde Türkiye'ye mesafeli dururlar. Hillary Clinton kazanırsa, Barrack Obama politikalarını aynen devam ettirecek, yeni birşey önermiyor. Ancak hesabını hala veremediği Libya Bengazi ABD BüyükElçisinin kaybı sorumluluğu var.

ABD bir yahudi senatörün başkan olmasına hazırlanıyor. Peki buna dünya hazır mı? Bizim coğrafya hazır mı? Bugüne kadar iki kez Yahudi Amerikalı, başkan adayı olmuş ve kazanamamış. Peki bütün bunlara siz ne diyorsunuz? Zaten hep aynı isimlerden sıkılmıştık, belki de iyi olur, Suriye'de Ruslarla olan soğuma sonrası, İsrael ile ilişkileri ısıtma aşamasında kimbilir belki yeni oluşumlar, fırsatlar doğar.

Kapitalizmin merkezi ABD, sosyalist / sosyal demokrat / Yahudi bir başkan tarafından idare edilebilir mi? Seçilebilir mi? Büyük şirketler, bankalar, fosil yakıtlı enerji santralleri sahipleri buna müsaade ederler mi? Sovyetler çözülüp piyasa ekonomisine geçerken, ABD nasıl olacak bir sosyalist başkan ile idare edilecek?

Belki panel bile yaparız, bir yabancı akademisyen davet ederiz, Abd elçisini çağırırız.

-----

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Ankara, 01/26/16

Monday, January 25, 2016

Yerel Danışmanlık Hizmetleri



Yıllar önce bir ABD - Türk ortak girişim şirketinde çalışırken, bir yeni Abd'li genel müdür 3-yıl süreli kontrat ile Ankara'ya geldi. Gelir gelmez bizden Türkiye'nin enerji ve genel ekonomik durumu ile ilgili raporlar istedi. Her birimiz ayrı ayrı aklımızın erdiğince raporlarımızı İngilizce hazırladık, verdik. O da raporları birleştirdi, TDN, Hürriyet, JTW gibi yerel kaynaklardan gelen İngilizce haberleri, yorumları ekledi, tek rapor yaptı, sonra raporu ABD şirket merkezine gönderdi.

Daha sonraki günlerde bir sabah işe erken geldim. Benim için önemli bir yazışmayı bekliyordum, gelen faks belgelerine baktım. İçlerinden bir tanesi yeni gelen Abd'li genel müdüre hitap edilmişti. ABD'li bağımsız bir araştırma - mühendisik şirketinden geliyordu. Türkiye ile ilgili genel görünüm raporu için teşekkür ediliyordu. Abd deki özel kişisel banka hesabına 5-rakamlı bir meblağın yatırıldığını bildiriyorlardı. Daha sonra ABD'li genel müdür evine faks makinası aldı, bu yazışmalar şirket iletişiminden çıktı.

Son yatırım öngörü 2016 raporumun ingilizcesi yabancı bir araştırma internet sayfasına girmiş. Şirket rapor için 1250 Abd$'ı istiyor. JTW sayfasında aynı rapor bedava. Eğer iletişim kirlenmesinden sakınabilirseniz, basit google araması ile çok sayıda önemli bilgiye ulaşmanız günümüzde mümkün.

Danışmanlık konusunda fikirlerim değişti. Bence Türkiye daha danışman kullanma seviyesine çıkamadı. Herkesin aklı danışmandan daha fazla. Herkes kendini daha üstün görüyor. Kimsenin danışmana ihtiyacı yok. Danışman eğer konuyu iyi biliyorsa kendisi para kazanır, kendisi yatırım yapar, diyorlar. Türk yatırımcısı para vermeden danışmanlık hizmeti almayı marifet sayar.

Ben artık danışmanlık yapmıyorum, danışmanlık hizmeti vermiyorum. Ama şirketler genç yeni mühendisleri için toplantılar düzenliyor ve beni konuşmacı olarak davet ediyorlarsa, seyahat masraflarımı öderlerse gidiyorum, zaten böyle Ankara dışı davetlerde seyahat masrafımı karşılıyorlar. Muhasebe açısından seyahat masrafı ödemek kolay, ama bana günlük para vermeleri zor.

Makalelerimden alıntı yapılmasına çok memnun oluyorum. Yazar düşüncelerimi beğenmiş ve kendi makalesine, veya raporuna taşımış. İsmimi vermese de olur. Üniversiteler çağırıyorlarsa mutlaka gidiyorum, vakıf üniversiteleri yine seyahat masrafını karşılıyorlar. Devlet üniversiteleri ödeme yapamıyorlar. İyi danışman bence danışmanlık yapmaz, makale yazar, kitap yazar.

Ben de bunları yapmaya çalışıyorum. Ekonomik Çözüm basılı kağıt gazetede haftalık yazılarım çıkıyor. Benzer yazılar ingilizce olarak JTW sayfasında yer alıyor. Yazılarımı alan, kullanan, raporuna doğrudan ekleyenler var. Hiçbir itirazım yok.

Prensip olarak radyo- TV haberlerine, programlarına çıkmıyorum. Daha önce tatsız tecrübelerim oldu, 3-4 saat telefonda bekliyorsunuz, bağlandığınızda anchor " çok kısa olarak söylermisiniz.." Diye başlıyor, konuya giriyorsunuz 30 saniye sonra saçma bir soru ile sözünüzü kesiyor, "Konuyu hiç bilmeyen sokaktaki insanın anlayacağı basitlikte anlatın, lütfen", uyarısı geliyor, ben daha ne söyliyeyim, İlber Ortaylı hocaya hak veriyorum "Yarım yanlış öğreneceğinize, cahil kalın daha iyi", diyorum.

Siz ne dersiniz? Danışmanlık yapıp para kazanan var mı?

-----

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Ankara, 01/25/16

Friday, January 08, 2016

Amerikan usulü pazarlık nasıl yapılır?

Amerikan Usulü Pazarlık Nasıl Yapılır?

1999 ilkbaharında, Ankara'da 15 yıldır çalıştığım şirketten ayrıldım. Onlar "yollarımızı ayırıyoruz" dediler, ben ise durumu "Beni şirketten attılar" diye yorumladım. Kanuni kıdem tazminatımı aldım. Hanımla beraber Abd'deki rahmetli biraderim Haldun'un yanına, Virginia- Newport News şehrine gittik.

NASA için çalışan mühendislik şirketinin Washington DC merkez ofisinde Haldun'un rutin görüşmesi vardı. Beraber gittik. Washington DC'de birkaç şirket ile yeni bir iş için öngörüşme yaptım. DC dışında bir otelde birkaç gün kaldık, müzeleri gezdik. Kongre, BeyazEv (White House) önünde fotoğraf çektirdik. GeorgeTown üniversite bölgesinde kahve içtik. Akşam geç saatte dönüş yoluna çıktık.

Toyota sedan ikinci el bir otomobilimiz var. Interstate I-95S south (güney) otoyolundan güneye ineceğiz, sonra Interstate I-64E East (doğu) otoyolunu takip edeceğiz. NewportNews şehrinde eve varacağız. Yaklaşık 55-65 mhp (mil/ saat) hız ile 3-saatlik yol. Yola çıkışta direksiyonu ben aldım. Otomatik vites otomobil, ancak ben hız kontrol (auto cruise) kullanmasını bilmiyorum. Otomobili gece karanlığında otoyolda sürerken, Türk usulü herşeye dikkat kesilmişim. Yolun yarısı bitti. Direksiyonu Haldun'a verdim. Otoyol haritasını aldım. Bugünkü gibi iphone gps navigator yok. Otoyol çıkışlarını sürücüye önceden haber vermek lazım.

NewportNews çıkışına (255B exit) yaklaşıyoruz, atlamamak lazım. Otoyol çıkışını atlarsak 20-30 mil daha gidip u-turn (u-dönüşü) yapabiliyorsun. Saat gece yarısını geçmiş. GeorgeTown Üniversitesi öğrenci kahvesinde damardan sağlam bol kafeinli kahve içmişim. Yine de üstümde yorgunluk var. Çıkış levhasını son anda farkettim. Haldun'a haber verdim.

Haldun hızla sağa direksiyonu kırdı. Otoyolu yapan adamlar sanki sürücüyü cezalandırmak istercesine çıkış yolunun iki tarafına yüksek kaldırım yapmışlar, üstünden geçtik. Araba sallandı ve sol arka tekerlek patladı. O zamanlar tubeless lastik yaygın değil. Lastik patlarsa tam patlıyor. Cant'ın üstünde gittik ve durduk.

Saatler geceyarısı 03:00. Arabayı kenara çektik, otoyol gerisine ışıklı fünye koyduk. Bagajdaki bavulları indirdik, en altta duran stepne lastiği çıkardık. Haldun o zamana kadar hiç lastik değiştirmemiş. Ben ise klasik Türk şöförüyüm, her uzun yolda en az bir kez patlamış lastik değiştiririm, elim alışık. Patlayan lastiği, stepne ile beraber çok çabuk değiştirdik. Yola devam ettik. Eve geldik, yorgunuz, yattık uyuduk.

Ertesi gün Haldun hemen yeni lastik almak istedi. Lastik yine patlar, risk almayayım, dedi. Değiştirdiğimiz stepne lastik yeni. Stepne için yeni lastik almaya gerek yok. Virginia'a çok kar yağmıyor. Hep 4-mevsim lastik kullanıyorlar. Bir hurdacıya gidelim, az kullanılmış, tarihi nisbeten yeni, dişleri fazla aşınmamış, ikinci el lastik alalım, stepne olarak onu kullanalım, dedim.

Haldun'a söylediğim makul geldi. İnternet google yok, telefon rehberinden oto yedek parça satıcısı hurdacı aradık. En yakındaki "Pete's Used Auto Parts" junkyard (hurdacı) adresini bulduk, telefon ettik, sorduk, eşdeğer lastik onlarda var. Arabaya atladık, adresi bulduk. Futbol sahası kadar açık bir bir alanda her türlü oto hurda parçası belli bir mantıkla sıralanmış. Güneşten etkilenebilir daha hassas parçalar, yine çok büyük kapalı alana istiflenmiş.

Lastik markasını ve boyutlarını söyledik, 4-5 yıllık bir lastik raftan indi. Tek bir satıcı var. Eskiden belli ki ağırlık çalışmış, ama sporu bırakınca kilo almış bir güreşçi tipi adam, yarım ağız bize cevap veriyor. Haldun bana "Bu adam bir Redneck, dikkat et", diye fısıldadı. Güneşte, ağır işte çalışanların enseleri güneş yanığı olduğu için bu adamlara "ensesi yanık- kırmızı ense anlamında" redneck diyorlar. "Redneck" beyaz, okumamış, muhafazakar, zenci düşmanı, silah sever, çok içki içen, ağır abiler oluyor.

Redneck bana lastiğin fiyatını söyledi, 60$. Kullanılmış lastik 15-20 $'dan fazla etmez. Ben Türk usulü "40$ olmazmı?", dedim. 60$ diye tekrarladı. Ben 40$, diye üsteledim. Adam sanki anasına küfredilmiş gibi bir surat ifadesi aldı.

Son olarak, "You have 2-minutes to decide, buy it or f*ck off" (2-dakikan var, ya satın al, ya da defol), dedi. Pazarlığı bıraktım, dışarı çıktım. Haldun'u çağırdım, aramızda kardeşler arası sözsüz anlaştık, ordan ayrıldık. Yakındaki Sam's Club supermarket'e gittik, yeni lastiği 120$'a satın aldık. Üste parasız 4-teker rod - balans yaptırdık.

***
Bizim coğrafyamızın kültürel prosedürleri Amerikalılar için geçerli değil. Bizim pazarlık düzenimiz onlarda "halı tüccarı -carpet merchant" olarak adlandırılıyor. Sadece bizde değil tüm ortadoğu coğrafyasında pazarlık kültürü böyle. Pazarlık bir türlü bitmez. İran'da daha da beter. İş bitene kadar müzakere devam eder.

Ruslar, eski Sovyet sisteminden geldiklerinden pazarlık bilmezler. Fiyat nasıl belirlenir, onu da bilmezler. Sıradan insanlar bilmez. Önemli emtia fiyatları üst düzey yöneticiler tarafından kamu çıkarları, uluslarası ilişkiler göz önüne alınarak çok dikkatle düzenlenir. Akademisyenler, matematikçiler, siyasetçiler katkı koyar. Bunlara doğalgaz, petrol, kömür fiyat belirlemeleri dahildir.

Amerikalı için pazarlık çok basit. Amerikalılarla yaptığım diğer pazarlıklarda aynı eğilimi gördüm. Bizdeki pazarlık yapma ritüeli orda olmuyor. "Ya al, yada bırak", eğilimi onlarda ağırlık kazanıyor. Amerika'da pazarda tabanca bile satıyorlar. Alıcılar için daha çok yeni kayıt zorunluluğu getirildi.

Amerikalılar, bizdeki pazarlık protokolünü anlamıyorlar, zorlanıyorlar. Eğitimli tecrübeli olanlarda da "non-negotiable" kırmızı çizgiler var. Bütün bunlar sadece basit bir kullanılmış otomobil lastiği satınalma ile sınırlı değil. Uluslararası diyaloglarda, siyasette, termik santral satışlarında, askeri techizat anlaşmalarında bu durum aynen geçerli. Kültür farklılığını bilelim ve baştan hazır olalım.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Ankara, 01/11/16

Free Blog Counter