Wednesday, July 18, 2018

MeeToo

Yeni cesur dünya, "MeToo"

Burda anlatacaklarım, iş hayatının gerçekleridir. Abd kamuoyu araştırma şirketlerinin bulgularına göre kadınların nerdeyse tümü hayatları boyunca tacize uğruyorlar. Olay tacizin ötesine geçip sarkıntılık, hatta tecavüze kadar uzanıyor. Sadece kadınlar değil, daha az oranda da olsa bu durum erkeklerin de başına gelebiliyor. Bu yazıyı neden yazıyorum? Geçtiğimiz hafta Ankara ve istanbul'da sonu iyi olmayan benzer olaylar meydana geldi. Bu olayları engelleyebilmek, gerekli önlemleri almak, bilgilendirmek, belli  normları standartları koymak lazım diye düşünüyorum.
Bir kız çocuğu küçüklükten itibaren başlayan herkesin pek de farketmediği taciz olayları ile karşılaşır. Dik dik bakmalar, gözlerle taciz insanı ürküten ve ne yapacağını bilemediği durumlardır. Tacizler daha büyüdükçe sözle tacize, derken omuza el atmalar gibi dokunmalar gibi fiziksel olaylara kadar gider.  İşyeri tacizleri de cinsel ayırıma kıyafete laf etmeğe varır. Daha ileri durumlara da çok sık rastlanır. Görünüşte herşey normal gibi görünse de taciz ile bezdirme (mobbing) en yaygın biçimidir.
Bizde bir taciz, sarkıntılık durumu olsa, tecavüzcü durumu yalanlar, "böyle birşey yok, bana  yeşil ışık yaktı, zaten rızası vardı" der, durumdan öyle böyle yırtar,
Abd'de böyle olmuyor, kadınlar "bu adam bana sarktı, taciz etti, tecavüz etti", diyor
Tacizcinin savunması fazla dikkate fazla alınmıyor,  tacizi yapan  cezayı yiyor,
Bu yüzden harvay weinstein içerde,
Dustin hoffman, ben afflect, morgan freeman, taciz ettikleri kadınlardan özür dilediler
Kevin spacey işinden oldu,
Yillardir olagelen tatsız durumlar son yillarda tekrar gundeme geldi. Deşifre oldu,
Belki en etkileyici olanı bir zamanların sevilen TV yildizi  Bill Cosby davası oldu.
Ondan sonra taciz edilen kadınlar  ortaya cikti, uzerlerindeki sosyal baski yönü degisti. Sosyal mediada "MeToo" hashtag başladı,
Daha once de etkileyici olaylar oldu,
Jill Kelley/David Patreous’u bitirdi
Monica Lewinsky/ Bill Clinton’i rezil etti ama bitiremedi.
Stormy Daniels/ Donald Trump'ın ipliğini pazara çıkardı, herşey ortaya döküldü.
Abd kamuoyu şirketleri, kadınların tümünün gençliklerinde tacize uğradıklarını, genç erkeklerin de önemli bir kısmının tacize maruz kaldıklarını açıkladılar.
Çoğu insan durumu saklıyor' sadece ciddi durumlar mahkemeye şikayet ediliyor.
Şikayet olduğunda tacizcinin savunması fazla dikkate alınmıyor.

Abd'de şirket içi eğitiminde en az yarım saatlik eğitim videoları var,
Abd Dışişlerinde herkes bir video yu izleyip,
sonundaki sorulara cevap vermek zorunlu,

https://www.state.gov/s/ocr/c14800.htm
https://diplopundit.net/2018/02/14/statedepts-mandatory-harassment-training-overview-video/

Ustteki linkler Abd dışişleri bakanlığından (US state dept)
Bu videoyu tum calisanlar, yabanci, yerel elemanlar yilda bir kez izleyip sonunda online test almak zorunda, yoksa workstation hesabi donuyor

Bu dünyada yatağından gecmeyen sanatcıyı sahneye çıkarmayan gazino patronları var,
Yatmadığı beraber olamadığı oyuncuyu tv dizisine, sinema filmine almayan,
opera tiyatro sahnesine çıkarmayan sahne yönetmeni, rejisörler var
Yönettiği personeli taciz eden patronlar, müdürler, amirler var. Özelde var, kamu'da var,
Taciz ettikleri sadece kadınlar genc kızlar değil, genc erkekler de var,
Rock hudson, antony perkins, yenilerden bir sürü isim.
Benzer bir kulturel degisim LGBT icin olmakta. Gay olmayanlar iyi rol kapamıyorlar.
Çok sayıda Lez kadın komedyen, Lez -gay talk show sunucuları var.

Bizden bir siyasi, abd gezisinde kendisine yardım için verilen turk amerikan mihmandar tercüman kıza sarkmıştı, kız  şikayetci oldu, siyasinin gezisi yarıda kesildi,
apartopar turkiye ye geri gönderildi, şimdi abd vizesi alamıyor,
Siyasilerin kayıtlara gecmiş olayları var,  bekleyen fezlekeler var, google bunlarla dolu.

Burda anlattıklarımız yetişkinlere yapılan taciz olayları,
Hele 18-yaşından küçük çocuklara yapılanlar rıza kabul etmez utanmazlık.
Adalet sisteminin Abd yasalarında tacize maruz kalanı kollayan presipleri var
Abd kültüründe Kadınlara ve erkeklere verilen tavsiyeler var
Kimseye dokunmayın, kısa bir tokalaşma yeter, size her gülümsiyenin size aşık olduğunu sanmayın, kimseye uzun süreli bakmayın, yabancılarla göz teması kurmayın, asansörde karşı cinsten biriyle yanlız kalmayın,
yeni tanıştığınız kişilerin davetini onları iyi tanımadan kabul etmeyin,
hiç tanımadığınız kişilerin arabasına binmeyin, davetlerini kabul etmeyin.
Gece geç saatlere kadar patronunuzla ofiste yanlız kalmayın.

OrtaDoğulu erkek göçmenlerin vardıkları Avrupa ülkelerinde kültür çatışması ve kültür şoku yaşandı, kendi ülkelerinde kapalı itici cekingen yaşayan kadınlara alışkın OrtaDoğulu erkek, Avrupalı kadının rahat kendine güvenli tavirlarını yanlış anladı,
rahat iletişimi  rahat tavırları davet olarak yorumladı,
Sonunda Almanya'da çok sayıda taciz tecavüz olayı meydana geldi, göçmenlere yardım için gelen  kadın sosyal yardım personeli saldırıya uğradı,
Almanya'da göçmen kampında gönüllü çalışan Alman kızlara tecavüz edildi.
Angela Merkel göçmen politikası  yüzünden çok eleştri aldı.
Yanlış anlamaları gidermek için OrtaDoğulu göçmenlere iletişim oryantasyon kültür farklılığını anlama eğitimleri verilmeye başlandı.
Danimarka'da göçmen çocukları Danimarka normlarına uygun yetiştiriliyorlar,
Alman çocuk yuvalarında Almanca dili yanında Alman kültürü öğretiliyor.
Donald Trump, Abd'yi göçmenlere kapadı, yabancılar için Abd'ye girmek zorlaştırıldı.

Almanya'da,  GüneyDoğu Asya ülkelerine yanlız başına seyahat edenlere "pedofil" gözüyle bakıyorlar, siyasilerin siyaset hayatı bitiyor, iş dünyası dışlıyor
ukrayna'ya gidenler  seyahatlerinin ticaret amaçlı olduğuna  kimseyi inandıramıyorlar,
Yaşlı Gaylerin OrtaDoğu ülkelerinde olayları saklanamaz durumda. Orda kadın yok.

Abd'de  kadınlar tacizci erkekleri süründürüyorlar, erkekler özür diliyor,
Abd'de Şikayetçinin şikayeti doğrudan esas alınıyor,
Abd'de kimse tacizci diye suçlananı dinlemiyor,
Okuyucularım bu konularda ne derler? Siz ne diyorsunuz?
Bana yorumlarınızı doğrudan yazın, epostam " HalukDireskeneli at yahoo dot com",

Prinkipo, 17-Temmuz 2018

Airbnb

AirBnB, Booking ev kiralama uygulamaları

Geçtiğimiz yıllarda Powergen Europe konferanslarına tüm süre katılabilmek için Milano ve Berlin'de airbnb.com, Viyana ve Amsterdam'da booking.com  üstünden birer haftalık ev kiraladık. Ailecek kaldık.
Booking.com daha kurumsal çalışıyor, karşınızda bir şirket oluyor.
Airbnb.com ise daha kişisel, karşınızda evini olduğu gibi size verip çıkan bir insan var.
Booking.com evleri apart otel olarak kiralanıyor. İçerde herşey var, internet modem, mutfak banyo yatak odası, tv, bulaşık çamaşır makinası. Dolaplar boş.
Airbnb daha insancıl, evini size bırakıp giden kişinin şahsi eşyaları, dolu buzdolabı, erzak dolabı, banyoda yarısı kullanılmış şampuanlar, yarısı kullanılmış temizlik malzemeleri, giyim eşyası dolu gardrobu, ayakkabıları, kitapları, notları, herşeyi duruyor.  Siz onları kenara çekip kendinize yer ayırıyorsunuz.
Ödemeler baştan kredi kartı ile peşin yapılıyor. İşi ayarlayan pazarlayan şirket ödenen paranın %25'ini alıyor. Dünya ölçeğinde yapılan bu işten iyi para kazanıyorlar.
Booking.com bizim piyasaya kapalı, çünkü dışarıya gereksiz para çıkışı var, vergilendirme mümkün değil.
Booking.com apart mekanı teslim ederken sizin pasaport fotokopinizi alıyor, fatura veriyor, 1-2 evrak imzalatıyor. Airbnb'de ortada hiçbir evrak yok. Herşey önceden internet üstünden yapılmış bildirilmiş, bitmiş.
İşin vergilendirilmesi çoğu yerde pek net değil. Booking.com daha kurumsal olduğu için gelen kazanç yurtdışı geliri olarak vergilendirilebiliyor. Airbnb.con içinde kişisel gelir çok küçük, vergilendirme için ortaya çıkan gelir belirli  kotaların altında kalıyor. Maliye değil, belediyeler emlak vergisi için devreye giriyorlar. Berlin, Londra, Paris, Newyork ta yılda bir konut en fazla 90- gün airbnb ile  vergisiz kiralanabiliyor.
Yurrtdışında aynı geceleme için standart otele gitseniz, iki kişi bir oda ve bir banyo için yatak kahvaltı en az 100-200€ para ödersiniz. Burda size ev veriliyor. Reception yok. Kayıt yok, pasaport sormuyor. Çünkü herşey, kayıt başta internet üstünden yapılıyor. Kim olduğunuz başta belli. Ortada kimse yok. Evi size bir kişi veriyor, anahtarı veriyor, internet modem şifresini  veriyor, aletlerin basit kullanımını gösteriyor. Yakındaki avm süpermarket yerlerini tarif ediyor ve gidiyor. Kalma süreniz bittiğinde anahtarı salon masası üstüne bırakıp kapıyı çekiyorsunuz, ve gidiyorsunuz.
Genellikle sabah saat 10:00'dan önce evi terketmeniz, saat 14:00'ten sonra evi teslim almanız, geliş saatinizi net belirtmeniz isteniyor. Saat 10:00-14:00 arasında evin sahibi veya çalışanı evi temizliyor, çarşafları değiştiriyor, buzdolabında kalanları ve diğer çöpleri atıyor, banyoyu yıkıyor, yerleri siliyor süpürüyor, yeni aile için mekanı hazırlıyor.
Moskova'da airbnb oda kiralamada, bir işbilir Rus delikanlı, emekli yaşlı  büyükannesi ve büyükbabasının boş odasını yabancılara kiralamış. Rusça bilmiyorsanız iletişim de yok.
Newyork'ta bir emlakçı delikanlı salondaki kanepeyi kiralamış. Aynı evde evsahibiniz ile beraber kalıyorsunuz, mutfak ve banyoyu ortak kullanıyorsunuz.
Berlin'de balkonlarını gecelik kiralayanların olduğu bildiriliyor.
Bizde aynı işi yerel internet siteleri günlük haftalık mobilyali kiralık kategorisi altında yapıyorlar. Bizde booking.com yasak ancak diğer yerel siteler bu iş için çalışıyorlar. Bizde bu mekanlar normal gecelemenin ötesinde başka  işler için pazarlanıyor.
Kullanım amacı  normal gecelemeden daha çok, kaçamak buluşmalara kolaylık olarak pazarlanıyor. Kayıt belirsiz, kontrol regülasyon yok.
Cihangir'de mobilyalı deniz manzaralı harika bir evi internette pazarlayıp, gelen misafirlere, "ev şimdi onarımda, sizi başka bir eve götüreyim", diyen, onları hiç seçmeyecekleri kötü döşenmiş, manzarası olmayan evlere yerleştiren insanlar var.
Adalarda çok sayıda mekan airbnb kapsam alanı içinde pazarlanıyor.
Koca köşkler, bağımsız daireler, evler haftalık aylık yaz süresince kiraya veriliyor.
Adalar'da eskiden beri yazlıkçılar yıllar boyu aynı evleri kiralarlar.
Kiradan bıkan Adalar'da uzun süre kalmak isteyenler kış döneminde uygun fiyatlı evleri satın alır, içlerini yenilerler, önce kısa sonra uzun süreli kalmaya başlarlar.
Airbnb uygulamasıyla çok sayıda yabancı yazlarını Adalar'da geçirmeye başladı. Özellikle Rus aileler çoğunlukta. Diğer Batılı ülke vatandaşlarını vapur motor beklerken iskelede görebiliyorsunuz. Bir de Anadolu kulübünün kısa süreli özel ziyaretçileri var.
Bu yaz Prinkipo'da  bizim evin biraz üstünde, boş duran harap iki katlı eski mekan elden geçti, boyandı  tamir oldu, yenilendi, Rus bir aileye yazlık kiraya verildi.
Rus aile genç anne  baba 3-yaşında çocuk, dede  hep beraber kalıyorlar.
Yoldaş Rus dede ile yolda karşılaştığımızda 1-2 kelimelik söyleşiler yapıyoruz.
Gelecek yıl yanda yenilenen ev için de herhalde böyle bir kiralama yapılacak.
OrtaDoğulu zengin  turistler, fakir göçmenler saat 10-18 arası özellikle Büyükada'yı istila ediyorlar, faytonlar kesintisiz büyük - küçük tur gezi sefası hizmeti veriyor.
Nizam yolu günü birlik ziyaretçi istilası altında. Bakkallar basit ekmek su satış fiyatlarını ikiye katladılar.  Ortadoğulu zengin turistlerin Adalar'da yer alma hevesleri şimdilik yok, buralar onların yaşam normlarına ters geliyor, bizim rahat hür sereserpe giyimli kızlarımız kadınlarımız onların kadınlarına farklı aykırı örnek oluşturuyor,
Ortadoğulu kadın bizim kadınlarımızı görünce peçesini açıyor,  görüyorlar geziyorlar, gidiyorlar. Şimdilik burda gecelemeye, kalmaya, ev kiralamaya niyetleri yok.
Saat 10-18 dışında kalan zamanda Büyükada eski sakin dönemine dönüyor.
Cesur yeni dünya  kendine yeni iş imkanları, yeni fırsatlar üretiyor.

Prinkipo, 16 Temmuz 2018

AçıkRadyo

AçıkRadyo 17- Temmuz 2018 14:00 Dünya Mirası Adalar Söyleşi notları

Adalardaki elektrikli arabaların sayısının artmasının getirdiği sorunları konuşmak için davet aldım, enerjigunlugu.net internet sayfalarında yayınlanan makale adalar kültür konseyi üyelerinin dikkatini çekmiş, facebook sayfalarında paylaşmışlar,
kardeşim Haner'i arayıp telefonumu almışlar, beni aradılar,
büyükada kumsal horoz cafe'de buluşup bir ön görüşme yaptık,
daha sonra açıkradyo "dünya mirası adalar" programı  yapımcıları aradı,
onlarla da horoz cafe de görüştük, 17-haziran saat 14:00 canlı yayın için söyleştik.

17-haziran salı günü 10:10 buyukada eminönü şehirhatları vapuruna bindim,
üst arka güvertede oturdum, Adaları seyrederek keyifle yol aldık.
eminönünde indim, metro ile iki durak gittim, tophane durağında indim,
saat 12:30 gibi yürüyerek koltukçular çıkmazında açıkradyo stüdyolarına vardım.
Girişte kendimi tanıttım, beni sağ koridor sonundaki misafir odasına aldılar, uzun kırmızı bir koltuk vardı. Koltuğun öbür ucunca bir yastık ve pike bulunuyordu,
gece programcıları herhalde arada burda uyuyorlardı.
Kettle ve çay- kahve hazırlama mutfak tezgahı, bardak dolu kapaklı dolaplar mevcuttu,
kendime çay ve su aldım, koltuğa oturup hazırlanmaya başladım.

Misafir odasının duvarlarında programcıların ve çalışanların fotoğrafları, eski yılların programları  çerçevelenmiş olarak asılıydı.
Önce genç programcılar geldi, hepsi sözleşmiş gibi uzun saçlı, kirli hafif sakallı idiler.
Üstte tshirt, altta şort, ayakta açık sandalet veya parmakarası terlik.
Ben onların yanında bluejean ve  düz resimsiz yakalı tshirt ile çok formal kaldım.
Biri yeşil enerji, diğeri iklim değişikliği konularında program yapıyormuş, sabah programlarına katkı yapıyorlarmış, benim enerji termik konuları onlara ters geldi.

Canlı radyo yayını fonda mikrofondan geliyordu, hoş Arapça bir hafif müzik çalıyordu. FM94.9 frekanstan istanbul içinde yayın yapan Açık Radyo 80 kişinin ortak maddi katkıları ile yayına başlamış, 23- personel var, 4-personel ücretli, diğerleri gönüllü çalışıyorlar. Ayrıca kendi programlarını yapan gönüllü uzmanlar var. Yayın için iki ayrı stüdyo var. FM94.9 frekansının etrafında yoğun muhafazakar dini yayın yapan radyolar konuşlanmış, çoğu yerden yayını almak zor, internetten dinlemek daha kolay.

Saat 13:00'de program yapımcısı Derya Tolgay geldi. Söyleşi  detaylarını konuştuk.
Bir başka yapımcı geldi botanik konulu programının kaydını yapmak için hazırlandı.
Saat 14:00'te bizim canlı yayın başladı, 15- dakika sonra 2-dakika müzik arası verdik,
Arada aynı gün akşam 21:00'de harbiye açıkhava sahnesinde yer alacak
LedZeppelin Robert Plant konserini hatırlattık, "the May Queen" şarkısını çaldık.

toplam 30-dakika yayın canlı yaptık, bitti. Arkasından hemen bir telefon yorumu aldık. İki arkadaşım whatsApp üstünden yorum yaptılar.

İlki, istanbul'dan, "programını bitirir bitirmez önümdeki dosyaları kapatıp Ada'ya koşasım geldi. Çok keyifliydi" diyordu.
Diğer arkadaşım kısıtlı internet imkanı ile antalya elmalı köyünde dinlemiş.
Ertesi sabah oğlum Aydın Ankara'dan aradı, internetten dinlemiş,
"sesin mikrofonik, ilk bölüm iyi gittin, ancak ikinci bölümde termik santrallerden nükleerden bahsetmen Adalar ile ilgisizdi", dedi.

Dönüş tophane karaköy metro, kadıköy şehirhatları vapur, caddebostan 04 belediye otobüsü, caddebostan beltur'da mola, sonra dolmuş bostancı, arkasından 19:55 vapur büyükada, gece kadıyoran yokuşunda yürüyüş. Fakirhaneye varış 22:00 oldu.

Ben radyo tv programlarına katılmam, arkadaş hatırı olursa katılırım, ancak AçıkRadyo canlı yayını ayrı bambaşka bir olay. Yaptığınız işin değer bulması ve AçıkRadyo'da canlı yayın için davet almanız çok onurlandırıcı geliyor. Ben de acaba program yapabilirmiyim diye düşündüm, enerji- çevre- adalar- opera konularında bir program önerisi metni hazırladım, açıkradyoya gönderdim. Yönetici Ömer Madra kendisi değerlendiriyormuş. Altı aylık aralıklarla program kabul ediyorlar,

AçıkRadyo kainatın tüm renklerine titreşimlerine açık,
umarım enerji termik nükleer konularına da açık olurlar

Benim söyleşinin sesli kaydı birkaç gün içinde acıkradyo internet sayfasına konacak, ordan dinlemek mümkün,

Prinkipo, 18-temmuz 2018

Monday, July 09, 2018

Termik Santraller Üstüne Öngörüler



Mevcut Global Piyasa Koşullarında
Termik Santraller Üstüne Gözlemler


Geçtiğimiz birkaç yıl, termik enerji üretimi endüstrisi için zor bir dönem oldu. 2017 yılında, tüm ABD ulusal şebekesine, 10 GW Doğal Gaz, 6 GW Rüzgar ve 4 GW ve güneş enerjisine 20 GW yeni kapasite eklendi.
Oysa 1999'daki piyasa talep balonun içinde, sadece tek bir müşteri Duke Energy, 104 adet GE türbini sipariş ettiklerini biliyoruz. Sadece bu tek talep 10 GW ediyordu. 1999 yılında 10 GW'ye, yani bir tedarikçiden GTCC siparişleri alınan bir müşteri geçen yıl ABD'de eklenen tüm GTCC kapasitesine eşittir. Şaşılacak bir şey yok, tüm termik santral türbin üreticilerininin başı dertte, satışlar azaldı. GE, Siemens ve MHPS, sadece bu üç üretici firma, küresel kapasitenin inşa edilip satılmakta olan tüm türbin üretme kapasitesine sahip durumdalar.
Haziran ayı içinde Viyana Avusturya'da düzenlenen ElectrifyEurope 2018, (Powergen Europe) konferansı mevcut durumun görüntüsüydü.
Ne GE, ne Siemens, ne de Ansaldo katıldı, yoktular. Ziyaretçi kayıt yerlerinde, geleneksel uzun kuyruklar eksikti. Serginin sonunda, hala kayıtta bulunan yüzlerce alınmamış boş ziyaretçi kartı vardı.
Uluslararası Ana EPC müteahhit firmaları termik santral inşaatlarından çıkmaya başladılar.
PB çıkış yaptı, Fluor, artık Santraller için sabit fiyatlı EPC sözleşmeleri teklif etmeyeceklerini açıkladı; Bechtel'in de yakında piyasadan çıkabileceği duyumları var. Siemens büyük türbin üretim bölümünün satılacağı çok yeni CEO tarafından yalanlandı. Ancak GE, Siemens, MHPS, Ansaldo firmalarının küçüleceği artık saklanmıyor.
ABD'de elektrik tüketimi artış oranını düşme eğilimi gösteriyor. Artış oranı 1990'da % 5 aralığında, ‘92 / ’93 resesyonunda % 2'ye kadar, ‘94 -‘99 balonunda yaklaşık % 3'e kadar, ancak 2000 çöküşüyle %1'den daha azına düşüyor. 2008 çöküşüyle % 1.5'e geri döndü ve negatif oldu.
O zamandan bu yana, aydınlatmada, TV'nin vb. enerji verimliliğinin artmasına bağlı olarak, toparlanmasına rağmen artış sıfır civarında kaldı. ABD Enerji bakanlığı bir kaç sene boyunca % 1 aralığında kalacağını düşünüyor. Bakanlık raporlarına göre 2050 yılına kadar ABD elektriğinin yaklaşık % 37'si doğalgazdan üretilecek; yenilenebilir enerji payı % 31, kömür % 21, nükleer ve diğer % 11 olacak.
Pompalamalı hidro, açık deniz rüzgar santralleri, basınçlı hava ile enerji depolama, endüstriyel tesislerde batarya depolama, verimli küçük enerji santralleri, karbon yakalama, kömürden hidrojen, küçük fosil yakıtlı enerji santralleri gibi başka iş fırsatları vardır. 1000 MW'lık termik santral projelerinin yokluğunu telafi etmek için birçok başka yeni proje fırsatı bulunmaktadır Sorun, projelerin kolay “finanse edilebilir” niteliğinde olmaması, düzenleyici kurum ve firma eksikliğidir.
Doğalgaz kullanan termik talebi GTCC henüz bitmedi.
2050 yılına kadar kömür kullanımının azalacağını bekliyoruz.
Yenilenebilir enerji payının %25'i aşma ihtimali düşük, çünkü depolama pillerin mega ölçekte ekonomik olarak kanıtlanması ve uygulanması yakın gelecekte pek olası değil. Hidrolik depolama kapasitesi sınırlı, yeni yatırımlar çok para ister. Bizim hidrolik santral kapasitemiz çok, bizde olur. Ama hidrolik santral kapasitesi az Avrupa ülkelerinde olası değil.
Talep tarafı yönetimi uygulamaları piyasalara bir miktar ferahlık getirecek.
2050'ye kadar doğal gaz kullanımı payının %50-60 aralığında olacağını bekliyorlar, bu yüzden termik santraller yatırımları konusunda hala uzun vadede iyimser hava var.
Yakıtın geleceği, piyasa talep öngörü değerlendirilmesinde madalyonun bir yüzüdür. Diğeri ise mevcut çalışan termik santrallerin yaşlanması ve yenilenmesidir.
ABD'nin kömür ve nükleer santralleri çok eskidir ve çoğunlukla 1960’ların-1980’lerinde inşa edilmiştir. GTCC’nin kömürden veya nükleerden daha kısa bir hizmet ömrü vardır. 2000’den önce inşa edilmiş olan santrallerin, faydalı ekonomik ömürleri bitti.
Böylece, sıfır elektrik talebi büyümesiyle bile, önümüzdeki on yıl içinde yeni bir kapasite talep dalgasının olması gerekecek, uzun vadede iyimser olmak mümkün.
Yukarıdaki tüm gözlemler ABD'ye odaklanmış olsa da, Avrupa'daki durum çok benzer, ancak daha kötüsü bekleniyor. Asya'da işler çok daha iyi, ama büyük resmin özünde, birkaç on yıl önce Batı'ya benzer bir şekilde, Asya'nın büyük bir büyüme evresine girmesinden kaynaklanan zaman kayması dışında, birçok benzerliği var.
Bütün bunlar bizim için ne anlama geliyor?
(1) Geçtiğimiz son üç yıl boyunca işimizde istikrarlı bir düşüş yaşadık ve bu düşüş devam edecek ya da bir iki yıl daha da kötüye gidecek,
(2) Zaman içinde bir noktada kayda değer bir geri tepme olmalı ve tahminim bunun 2020'ye kadar olacağıdır,
(3) Muhafazakar yaklaşımı ve istikrarlı gelir modeli nedeniyle bu düşüş duracak,
(4) Gerekli yıllık gelirden yoksun olan Ponzi düzeni gelir modeli ile çalışan daha zayıf piyasa rakipleri ortadan kaybolacak,
(5) Kendi kişisel görüşlerimizden bağımsız olarak, piyasaya kesintisiz hizmet etmeliyiz
Şu anda enerji üretim pazarının ortak düşüncesi yenilenebilir enerjiler ve depolanabilir pillerdir. Bu yüzden bu alanda liderliği olabildiğince çabuk yakalamak zorundayız. Çünkü geç kaldık Bu trendin genel kabul edilmesi, ancak GE, Siemens, MHPS ve diğer OEM'ler ile beraber mümkün olabilir.
---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Prinkipo, 9- Temmuz, 2018

Thursday, June 21, 2018

#ElectrifyEurope 2018




Electrify Europe 2018 Viyana, Avusturya Enerji Konferansı ve Sergisi,

"Electrify Europe" Konferans ve Sergisi bu yıl Avusturya'nın Başkenti Viyana'da 19-20-21 Haziran tarihlerinde düzenlendi. Katılımcılar Viyana'ya Konferans öncesi geldiler. Bir hafta süreli makul fiyatta bir apart otellerde kaldılar. Eşleri ile gelenler birlikte haftasonu Viyana'yı yürüyerek gezdiler. İmpararatorluk döneminde yapılmış şimdi artık müzeye dönüşmüş sarayları gördüler. Osmanlı Sultanı 19. yüzyılda Efes antik kentindeki eski Grek- Roma eserlerini Avusturya İmparatoruna hediye etmiş. Avusturyalılar da ortada ne varsa söküp Viyana'ya getirmişler. Müzelerine koymuşlar. Bu imtiyaz 1907'de bitmiş ama bize birşey kalmamış, en iyi korunmuş eserler, en güzel heykeller orda. Bütün heykellerin kafası Viyana'da, gövdeler bize kalmış. Aynı durum Eski Mısır medeniyeti için de geçerli. Mehmet Ali Paşa çok sayıda heykel, papirus, eski eseri kendisi hediye etmiş, Mısır medeniyetine Batı ilgisi artsın istemiş.

Operaseverler Muhteşem Viyana Opera binasını gezdiler. Puccini, Weber, Wagner ve Verdi operaları vardı, biletler önceden bitmişti. Parter biletleri önlerde koltuk başına 150- 250 Euro arası fiyatla satılıyordu. 19 Haziran gecesi Puccini (Tosca), 20 Haziran Carl Maria von Weber (Der Freischitz), 21 Haziran Verdi (Falstaff), 22 Haziran gecesi Wagner (Lohengrin) operaları programda idi. Çok sayıda eski klasik Viyana kahvesine girdiler, kahve içtiler, pasta yediler. Musluk suyu çevredeki Alp dağlarından geliyor. Kolay içilebiliyor. Yaya arterinde sağnak yağmur altında uzun yürüyüşler yaptılar. İmparatorluk döneminden kalma eski klasik binaları gördüler.

Merkezde yaya bölgesinde yer alan Roman-Katolik Aziz Stephan Katedrali çok büyük çok görkemli yapılmış. 2.Dünya savaşı sonunda yağma sırasında çatısı yanmış, savaş sonrası yenilenmiş. Herbir köşesinde, özellikle Osmanlılara karşı kazanılmış savaşları anlatan, yenilen Osmanlı askerlerinin heykelleri ilgi çekici geldi.

Katılımcılar konferans süresince çok sayıda yerli yabancı enerji profesyoneli, çalışanı ile tanıştılar, konuştular, bilgi alışverişinde bulundular. Sunumlar izlediler, tanıtımlar takip ettiler. Türkiye'den gelen az sayıda piyasa yetkilisi ve çalışanı vardı. Eşleriyle gelenler vardı.

Konferansta Türkiye'den, Tanay Sıtkı Uyar (EuroSolar), Emre Arıcan (Fortun), Tamer Turna (TES Energy Consulting) sunum yaptılar, panel konuşmacısı oldular.

Sergide yer alan Türkiye'den firmalar, HacıAyvaz Istanbul (AH16), Friterm Termik Istanbul (AS44), SIPIL STEEL Manisa (AM12) oldular.

Konferans danışma kurulunda Türkiye'den, Cezmi Bilmez (WSP Parsons), Tamer Turna (TES) Osman Türkmen (TRL Trade) vardı. Avrupa'da yerleşik Türkler, Hasan Özden (Siemens Gameda), Engin Beker (Arthur D. Little Austria) Burak Türker (Younicos Almanya), listelerde göründü. Sumitomo SHI FW firmasından Ahmet Eltekin konferansa katıldı.

Sergi salonunda konuyu ciddi alanlar, iyi hazırlananlar olduğu gibi, tümüyle panayır havasına sokanlar, gezi eğlence tatil alışveriş kapsamında düşünenler de vardı. Öğleden sonraları, tezgah altlarından, çantalardan, bavullardan, kutulardan içkiler çıktı, herkes herkese ikramlar yaptı. Yabancılar Türklere yaklaşan 24- Haziran genel seçimlerini, Türkiye'deki yatırım ortamını sordular. Yabancı yatırımcılarda, Türkiye'ye karşı temkinli bir tavır değişikliği, risk iştahının kaçması, gözlemlendi. Henüz daha çok erken, ancak ilerde yatırım beklentilerinin daha farklı algılandığını görürsek şaşırmayalım.

Yabancılar arasında pazarlamayı, satış psikolojisini bilmeyenler çoğunluktaydı. Teknik eğitimli bir insanı sonradan satış elemanı yapamazsınız. Müşteriye nasıl davranılacağını bilmeyenler, çok olumsuz davrananlar, terslenenler, gereğinden fazla uzun sunumlar yapanlar, başından atanlar, sorulara cevap vermeyenler, ilgilenmeyenler, “bitsede gitsek, alışveriş yapsak”, havasında olanlar vardı. Sadece eşantiyon toplayıcıları, konuyla ilgisiz insanlar da çoktu. Herkes için ayrılmış dinlenme yerlerinde koltuk yer tutanlar, soruları anlamıyanlar, yabancı dil bilmeyenler, kendi konusunu hiç bilmeyenler çoktu. Konusunu çok bildiğini sanıp, 1-2 soruda mat olanlar, saçma sapan bilgilerle dolu süslü ama boş kataloglar hazırlayanlar vardı. Bolca ilk elden piyasa dedikodusu yapıldı. Zamanı geçmiş, teknolojisi bitmiş, fiyatları çok pahalı kalmış, eskinin büyük, şimdilerin hantal firmaları çoktu. Eskilerden tanışık olduğumuz, şirketinden ayrılmış, başka yer edinmeye çalışanlar vardı. UzakDoğulular çok ataktı ama yabancı dil konuşma özürlüsü idiler. Almanlar, Fransızlar, İspanyollar, zaten kendi ana dillerinden başkasını rahat konuşamıyorlardı. Üç büyük hol sergi alanı içinde, ziyaretçi hangi ülkeden gelmiş ise, o ülkenin satış elemanı devreye giriyordu.

Yabancı büyük enerji ekipman satıcısı şirketlerin üst düzey görevlilerinde bir bezginlik sezinledim. Aralarından, "Hep aynı teknolojik çöplükle uğraşıyoruz", diyen bile çıktı. UzakDoğu imalat rekabeti ile bezmişler. Gümrük duvarları ile kendi iç piyasa taleplerini rakabetçi ortamda zor götürüyorlar. Bazı UzakDoğulu şirketler çok sayıda yabancı(İngiliz) işe almışlar, ortalık konudan habersiz, sadece iyi İngilizce konuşan personel ile doluydu. Akdeniz ülkelerinin şirketlerinde tam içe dönük ortam vardı. Bir yabancı ile anlaşmaları çok zor. Tanıtmak aslında en büyük olay.

Gelecek yıl (2019) PowerGenEurope ismi altında aynı konferans ve sergi Fransa'nın başkenti Paris'te 12-13-14 Kasım 2019 günlerinde yapılacak. Eğer enerji sektöründe çalışıyorsanız katılmanızı tavsiye ederim. Bu kadar çok enerji piyasası şirketini ve bu uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir arada bulmak, onlarla tanışmak görüşmek konuşabilmek her zaman kolay değil.




---


Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

2018-06-22