Tuesday, January 16, 2018

Aşk İksiri



Donizetti'den "Aşk iksiri" (L'elisir d'amore) Ankara Operasında

Aşk İksiri (İtalyanca ismi L'elisir d'amore), İtalyan besteci Gaetano Donizetti tarafından hazırlanmış melodrama giocassa (melodramatik oyun) janrında iki perdelik bir opera. Eserin librettosu İtalyanca olarak Daniel-François-Esprit Auber'in "Le philtre" adlı oyunundan uyarlanmış, Eugène Scribe'in hazırladığı librettodan esinlenerek "Felice Romani" tarafından yazılmış. Operanın prömiyer sahnelenmesi 12 Mayıs 1832de Milano'da "Teatro della Canobbiana" tiyatrosunda yapılmış.

Aşk İksiri, dünya opera evleri tarafından en çok sahnelenen Donizzetti operalarından biri. Türkiye'de ilk defa Ankara Operasında 1952 yılında sahnelenmiş. Kuzey Amerika'da en çok temsil edilen opera eseri sırasında ön sıraları almış. Bu eser çok ünlü olan ve müziksel konserlerde ayrı olarak sunulan "Una furtiva lagrima" adlı aryayı içinde bulundurmakta. Eserin çok sayıda ses kaydı ve video kaydı bulunmakta. Youtube içinde çok sayıda tam sahneleme kayıtları var.

Anna Netrebko, Rolando Villazon ikilisinin 2004 Viyana operası DVD kaydı çok güzel. Operaya gitmeden önce evde işyerinde seyir öncesi mutlaka youtube kaydını seyredin. CD alıp boş zamanlarınızda çalın, dinleyin, kulağınız melodilere alışsın.

Sanatçılar zaten sahnede ortada, sesleri iyi- kötü, uyumlu, uyumsuz, yumuşak, detone, hepsi belli, olmuş- olmamış, yapılan işi değenmek beğenmemek dinleyiciye kalmış. Benim görece sağır kulağıma normal gelen bir sesi, daha hassas eğitimli kulaklar başka değerlendirebilir. Geçen yıllarda İstanbul Süreyya sahnesinde Yekta Kara tarafından muhteşem modern sahnelenmesi yapıldı.

Müzik: Gaetano Donizetti Libretto: Felice Romani
Gala: 12 Mayıs, 1832 Teatro della Canobbiana, Milano

Oyuncular:
Nemorino: Adina'ya aşık basit bir köylü, tenor, Emre Akkuş
Adina, Zengin toprak sahibi kadın, soprano, Aslı Kıyıcı, Görkem Ezgi Yıldırım
Belcore: Çavuş, bariton, Çağdaş Koçak, Beran Sertkaya
Dulcamara: Gezici yalancı sahte hekim, bas, Savaş Gençtürk, Oğulcan Yılmaz
Giannetta: Köylü kızı, soprano, Ezgi Karakaya, Zeliha Gökçek
Köylüler (koro), Belcore'nin komutasında müfrezedeki askerler

ORKESTRA ŞEFİ Alessandro Cedrone Rejisör: Figen Ayhan Karakelle
DEKOR Özgür Usta KOSTÜM: Gazal Erten
KORO ŞEFİ Giampaolo Vessala IŞIK: Fuat Gök

Mekân: İspanya'nın kuzeyinde Bask ülkesinde küçük bir köy.
(Napoli, deniz kıyısı bir Cafe, bazı yapımlarda Sicilya'da bir köy)
Zaman: 18inci yüzyıl sonları

Eser Ankara Opera Bale sahnesinde 03-07-19 Şubat 2018, 07-12-19-26 Mart 2018 ve 9-Nisan 2018 günleri sahne alacak. Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Satışa çıkan günler biletler aynı gün içinde tükendi. Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz saat 09-10 arasında biletinizi doğrudan nakit parayla veya kredi kartı ile elden alabilirsiniz. Gişe satışlarından sonra internet biletine pek fazla yer kalmıyor. Eser kapalı gişe gidiyor. Ankara 3 ve 7 Şubat geceleri için biletim var. Kimbilir kaç kez giderim, bilemem. Eseri birkaç kez gördükten sonra ilerde bu sayfada yazarınızdan bir yorum daha okuyabilirsiniz.
---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi için yazılmıştır.

http://www.odtumd.org.tr Ankara, 16 Ocak 2018

Thursday, December 14, 2017

Fındıkkıran



Ankara Opera Bale Sahnesinde Klasik Fındıkkıran Balesi


Çaykovski'nin Fındıkkıran balesi ilk defa 1892 yılında St. Petersburg Mariinsky Tiyatrosu’nda sahnelenmiş. Prömiyer sonrası eser nedense çok büyük eleştriler almış. Bugün ise en çok sevilen en çok sahnelenen bale eserleri arasında.
Bu sezon "Klasik" yorumla Ankara'da sahneleniyor. "NeoKlasik" yorum İstanbul Süreyya Sahnesinde devam ediyor. Aynı eseri iki ayrı yorumda seyretmek büyük keyif.
Eser Ankara Opera Bale sahnesinde 23-28 Aralık 2017 ve 11-13-18-25 Ocak 2017 günleri sahne alacak. Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Satışa çıkan günler için biletle aynı gün tükendi.
Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz sabah 09-10 arasında doğrudan bileti nakit parayla elden alabilirsiniz. İnternet biletine pek fazla yer kalmıyor.
Eserin reji ve koreografı Mehmet Balkan. Şef Bujor Hoinic. sahneleyen Lale Balkan.
---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi için yazılmıştır.
Prinkipo, 16 Aralık 2017




Saturday, December 09, 2017

Güneş Enerjisinin Geleceği




Yurdumuzda toplam kurulu gücümüz 2017 yılı sonu itibariyle 82GWe oldu. Güneş Enerjisi üreten enerji santrallerinin toplam kurulu gücünün, 2017 yılı sonu itibariyle 2400 MWe olacağı tahmin ediliyor. Yıl içinde GES lisanslı proje toplamı 52 MW oldu. Bu miktarın 13 MW'ı işletmeye alınabildi, kalanı inşaat halinde devam ediyor. Lisanssızlar çok fazla, lisanslı projeler çok çok az. Lisans işini öylesine zora sokmuşuz ki, kimse lisanslı iş yapmak istemiyor. Yatırımcı, onlarca yüzlerce şirket kurup, 1-MWe altı güçleri birbirine bağlamayı daha uygun buluyor.

GES yatırım maliyetleri çok düştü. 2005 yılında 5346 sayılı yasa ile teşvikler getirildi. Satınalma garanti fiyatları 2005 yılında 5-5.50 EuroCent/ KWsaat iken 2010 yılında 13.30 $Cent/ KWsaat oldu. GES atlası yayınlandı. TEİAŞ TM kapasiteleri belirlendi, 2014-2015 arasında 6 paket içinde katlı paylı ihaleler açılıp 600 MW kapasite yaratıldı. 2017 yılında YEKA ihalesi ile 1000 MWe yeni GES kapasitesi oluşturuldu.

GES güneş hücreleri ve panel fiyatlarında aşırı ucuzlama gözlendi. 2017 yılı sonunda 24-25 $Cent/ Wp fiyatlar alındı. Ekonomi Bakanlığı tarafından 2012 yılında GES panel ithalatına verilen ithalat teşvikleri, 2016 yılında kaldırıldı. 2016 yılında iç piyasanın istediği miktarda yerli imalat yapılabilir oldu. Anti Damping ve ek KDV uygulaması ile yabancı panel ithalat fiyatları 60 $Cent/Wp seviyesine çıktı. Yerli üreticiler fiyatlarını piyasadaki fiyat avantajından faydalanmak için fiyatlarını 50 $Cent/Wp'ye çıkardılar. Bunlar doğru değil.

TEİAŞ, 2014-2015 yıllarında 6 adet ihale açarak 600MW toplam kapasitede GES proje tahsisini 49 şirkete verdi. Tahsis karşılığında şirketler 1.23 milyar TL katkı payını ödemeyi taahhüt ettiler. İki şirket önlisans işlemlerini tamamlayarak 13 MW kapasitede GES yatırımını işletmeye aldılar. Diğer şirketler 120 MW kapasitede teşvik belgesini aldılar, ancak maliyet artışlarından dolayı, kalan 480 MW kapasitede proje kilitlendi, beklemede duruyor. Çünkü ihale öncesi şartlar ihale sonrasında değiştirildi. Başta teşvik vardı, sonrasında kaldırıldı.

2010 yılında YEK kanunu GES yatırımları için satınalma garantisi destekleme elektrik fiyatını 10 yıl süre için 13.30 $Cent/ Kwsaat olarak belirledi. 2017 yılında yapılan 1000 MWe YEKA GES ihalesinde kazanan gurup bu fiyatı 6.99 $Cent/ Kwsaat seviyesine indirdi. Kazanan gurup, 500 MWe/YIL üretim kapasiteli ve 500 milyon ABD Dolar yatırım bütçeli üretim tesisini yurt içinde kurmayı kabullendi.

Öte yandan 2017 yılında yurtdışında benzer ihaleleri gözledik.
Saudi Arabistan ihalesinde KWsaat başına 1.79 $Cent, Almanya'da 4.30 $Cent, Şili'de 2.10 $Cent, Meksika'da 1.77 $Cent fiyatlar oluştu. GES ihalelerinde büyük indirimler gözlüyoruz. Ancak Ekonomi Bakanlığının vergi toplama gayretleri yatırımcıyı caydırıyor.

Öte yandan lisans işini öylesine yokuşa sürmüşüz ki, herkes lisanssız 1-MW altında yatırım yapmaya çalışıyor. 2005 yılında birim KW maliyet GES yatırımı 4000 ABD Dolar iken, 2017 yılında birim KW için GES yatırım maliyeti 700-800 ABD Dolar seviyesine indi. 2017 sonu lisanslı GES 13 MW, lisanssız GES 2400 MW olacak. Kamu denetleme kurumları konuya hala uzak duruyor. Ancak kamu sisteme girdiği anda yatırımcıyı pişman edecek uygulamalar geliyor.
Mesela ürettiği elektriğin %50'sini kendi iç tüketiminde kullanma zorunluğu istenebilir. Sürekli depolama mecburiyeti olabilir. Hisse sahibi olma konusunda sınırlamalar getirebilir.

GES sektöründe halen 20-bin civarında işçi çalışıyor. Şu anda 26 ayrı tesiste montaj ağırlıklı panel üretimi yapılıyor. Çoğunluklar basit konstrüksiyon, kablaj, çerçeveleme işleri götürülüyor. Toplam yatırımın %75-80 oranı hala ithal. Gerçek üretim YEKA kapsamı tesislerde yapılacak. Diğerleri ellerindeki işleri bitirip işyerlerini kapanacaklar. Sonra herhalde 20-bin kişi işsiz kalacak.

Öte yandan kurulan GES tesislerinde, birkaç ay içinde nedense %20-25 civarında kurulu güç kaybı gözleniyor.

Ev ölçeğinde Çatı üstü GES kurulumu iyi incelenmeli diyoruz. Ev ölçeğinde kapasite 10kW ile sınırlanmış, yapılabilirlik olmuyor. Mevcut yapıların üstüne yaklaşık metrekarede 25 kg ek yük biniyor. Mevcut yapı bu ek yükü taşımaya yetmiyor. Yazlıklarda kullanım süresi 3-4 ay, bu süre için çatı üstü GES yatırımı yeterli değil. Mahsuplaşma imkanı yok. Faturalama, mahsuplaşma zor. Yangın riski var, sigortalama imkanı zor.

GES piyasasında üç ayrı dernek var, GÜNDER, GENSED, GÜYAD. Neden üç ayrı dernek var? Neden tek dernek yok? Bu da başka önemli bir soru. İşe iyi niyetlerle başladık, ancak yapılacak çok işimiz var.

---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
http://www.ekonomik-cozum.com.tr/


Prinkipo, 09 Aralık 2017

-->

Friday, December 01, 2017

Benim Kitapçılarım



Alman Hugendubel, Amerikan Barnes & Noble,
Ankara'da Arkadaş,
İzmir'de YAKIN Kitapevi,
Üsküdar Kuzguncuk'ta Nail Kitapevi,
İstiklal'de Robinson.

Kitapçı deyince yurtdışı örneklerde önce iki kitap zinciri aklıma geliyor. Alman Hugendubel kitap zincirinin Hamburg dükkanında üçüncü kat cam kenarında berjer koltuklar var, güneş vuruyor. Karşınızda göl manzarası var. Gündüzü kısa süreli kış aylarında okuyacağınız kitabı alıp rahat berjer koltuklara oturuyorsunuz, keyifle kitabınızı okuyorsunuz. Ayrıca kahve servisi de var, şekersiz CafeLatte kitap okurken çok iyi gidiyor.

Amerikan "Barner & Noble" kitapçısı, zincir dükkanlarında benzer servisi yapıyor, çok sayıda berjer koltuk ve herşeyden önemlisi kahve servisi var. Hampton, Virginia dükkanı tek katlı bir mekan, dışardan aynı bir fastfood McDonalds görüntüsünde, içersi ise bir okuyucu cenneti. Günün haftanın belirli saatlerinde, çoğunlukla akşamüstü iş bitimi saatlerinde kitapçının dip köşelerinden birinde yazar- okur buluşması düzenleniyor. Çok okunan kitapların sahibi yazarlar yılboyu şehir şehir kitapçıları dolaşıyorlar, okurlarla buluşuyorlar, kitaplarını imzalıyorlar. Okuduğu kitabın yazarıyla buluşmak, ona kitabını imzalatmak, yazar ile bir-iki cümle konuşmak, okur için büyük mutluluk.

Italya'nın Roma kentinde eski bir mantar imalathanesini kitapevi yapıp etkinlik düzenleyen var. Sahibi mekana "Book-bar" (BarABook Roma) adını vermiş, bazısı brunch servis ettiği yeri aynı zamanda kitapevine çevirmiş. Bir başkası bu tür mekanına edebi kafe (Literary- Cafe, Caffé Lettetario Mameli) demiş. Her ne kadar bu yerlere "Café" denilse de, bu tür yerlerin vaz geçilmez içeceği yerel şarap. Anlaşılan şarap mahzenleri (Enoteca) de zengin. Genellikle bu tür kitabevleri bazı geceler sinematek olarak ta kullanılıyor.

Bizde nasıl bu işler? Kitapçılarda berjer koltuk çok nadir bulunuyor. Çoğunda yorulduğunuzda oturacak yer bile yok. "Kitabını satınal ve git", anlayışı hakim. Kitap fuarları çok kalabalık, mahşer yeri gibi. Yazar ile iki cümle konuşmaya imkan yok. Hepsinin hakkını yemeyelim, bizde iyi örnekler de var. Ankara Armada Remzi kitapevinin sol dip tarafında berjer koltuklar var. Ankara Kavaklıdere D&R üst katlarında cam kenarı Kuğulu park manzaralı berjer koltuk mekanları mevcut. Girişte kahve servisi de var, ancak kahve kendi ayrı bölgesinde içiliyor. Diğer D&R mekanları, mesela Bilkent D&R, dar, sıkışık, küçük, ekstra servis imkanları kısıtlı.

Ankara Kızılay Karanfil sokaktaki Dost kitapevi üç ayrı kitap satış dükkanını tek mekana topladı. Arka açık otoparkı, iç mekana kattı. Ankara'nın en büyük kitapçısı oldu. İçersi haftasonları mahşer yerine döndü, oturacak yer yok, berjer koltuk yok, kahve servisi yok, yazar-okur görüşme, kitap imza günleri yok. Kitap çok ama servis yok.

Arkadaş kitabevi, Ankara Oran One-Tower AVM içinde çok geniş bir mekanda yeni şubesini açıyor. Bakalım içinde berjer koltuklu okuma yerleri, kahve servisi, yazar imza günleri olacak mı?

Coşkun (Küçüközmen) hocam, İzmir Kıbrıs Şehitleri Caddesinde yer alan Yakın kitabevi mekanını çok sever. Burda Çay- Kahve servisi çok iyi, berjer okuma yerleri mevcut. İmza günleri yapıyorlar. Narlıdere Balçova arasında yeni açılan Arkadaş kitabevi, Forum AVM D&R, Agora Remzi Kitabevi, hocamın favori kitap mekanları.

Odtü Mezunları Vişnelik lobi mekanında rahat berjer koltuklar var. Ancak yeterli aydınlatma yok. Kitap okumak çok zor. Haftasonları kitabımı, gazetemi orda okuyayım istiyorum, okumaya imkan yok, çünkü mekanda yeterli ışıklandırma yok. Yazar imza günleri yapılıyor, ama yeterli duyuru, ilgi oluyor mu? Bilemiyorum.

Odtü Kütüphanesinin en üst katında yer alan cam kenarı orman manzaralı kırmızı koltuklar benim okul yıllarımdan beri en çok sevdiğim yerlerden biridir. Üniversite kütüphanesi olduğu için burda yazar imza- söyleşi günleri düzenlemeye imkan yok. Kahve girişteki otomatlarda var ama içeri götürmek mümkün değil.

Bilkent kütüphanesi üniversite dışından gelenlere kapalı. Öyle bir formalite istiyorlarki pratikte içeri girmek nerdeyse imkansız. Üniversite kamu kaynaklarından parasal destek alıyor, ama dışardan gelen vatandaşlara kapısı kapalı. Sadece Bilkent öğrencileri ve Bilkent üniversitesi çalışanları faydalanabiliyor. Bu uygulama doğru değil.

İstanbul Üsküdar Kuzguncuk İcadiye caddesi üstünde eski üç katlı bir bina Nail kitapçısı oldu, çok hoş güzel rahat sevimli bir mekana döndü. Cam kenarı sedirlerde oturun. Berjer koltuklar da var, kahve makinasından kahve almanız da mümkün.

Enerji konulu kitabım bir gün bir yayınevi tarafından editör denetiminde basılırsa, ben eğer o günleri görürsem, gazete röportajlarımı, okur buluşmalarımı, imza günlerimi mutlaka Kuzguncuk Nail kitapevinde yapacağım, söz. Berjer koltukları olmayan, kahve servisi yapmayan kitapçılar, beni boşuna çağırmayın, gelmem.

Çevrenizde, şehrinizde, yörenizde içinde berjer okuma mekanı olan, kahve servisi yapan, yazar okuyucu, imza günleri düzenleyen kitapçılar varsa bana yazın, hep beraber öğrenelim, duyuralım, buralarda zaman geçirelim, alışveriş yapalım.

Ankara 30 Kasım 2017


Tuesday, November 14, 2017

Trabzon Operası, 1912-1958



Trabzon Operası, 1912-1958

Trabzon Opera günleri bu yıl 18-21-23 Nisan 2017 günleri Karadeniz Teknik Üniversitesi Kültür Kongre Merkezi Hasan Saka salonunda yapıldı. Programda Bir Tenor Aranıyor müzikali, Harem balesi, ve Nasrettin Hoca Çocuk Operası vardı. Trabzon yıl içinde sınırlı sayıda opera- bale sahnelenmesine sahip olabiliyor.

Trabzon şehir merkezinde Meydan parkı yakınında dönemin Avrupa Art-Noveau sanat akımına uygun olarak bir İtalyan mimarın tasarımını yaptığı ve Fransız müteahhitler tarafından Anadolu'nun ilk opera taş binalarından biri 1912 yılında inşaa edilmişti. İnşaat finansmanını yerel Rum-Pontus zengin aileler sağlamışlardı. Mübadeleye kadar bu 1000 seyirci kapasiteli bina opera tiyatro olarak faaliyet gösterdi. Mübadelede Rum ahali Yunanistan'a gitti. Opera ile ilgili dökümentasyon yok oldu. Sadece yaşlı insanların hafızalarında bilgi kırıntıları olarak kaldı.
1922-1935 yılları arasında bu güzel bina kamuya ait sanat olaylarının yer aldığı bir mekan olarak kullanıldı. 1937 yılında bir yerel işletmeci tarafından "Sümer" sineması olarak ticari faaliyete geçti. 1958 yılında dönemin dönemin belediye yetkilileri tarafından şehir içinde Meydan'dan Tanjant yoluna geçiş açma, yol genişletme amacı ile güzelim taş bina 2-hafta içinde yıktırıldı. Sonra o mekan bugüne kadar boş kaldı.

Opera- bale sanatına çok uzak olan idareciler bile bugün şehirlerinde bir opera binası olsun istiyorlar. Çünkü otellerin yıldız kazanması gibi, opera binası şehir için pazarlama fuar- konferans değerlendirmesinde kredibilite kazandırıyor. Olimpiyat, fuar, konferans yeri seçiminde önemli oluyor. İstanbul'da Kadıköy Süreyya, Beşiktaş Fulya, Bakırköy Leyla Gencer Opera mekanları var. Yeni AKM 2019 seçimlerine kadar yetişecek. Ankara'da Devlet Operası ve Ostim Leyla Gencer Opera Sahnesi var. İzmir'de Elhambra başta olmak üzere altı ayrı opera binası mevcut.

Trabzon Opera binası bugün artık yok. Muhteşem görüntüsü sadece siyah-beyaz sepya fotoğraflarda duruyor. Ön cephe İzmir Elhambra operasını andırıyor. Arada bir görsel medyada, yazılı basında, internet sayfalarında Trabzon opera binası anlatılıyor. Fotoğraflar ortada. Taş bina 1958'e kadar Sümer sineması olarak kullanılmış. Sonra bir anda yok olmuş. Trabzon'dan Kuzey Amerika'ya göç eden göçmenler hatıraları hafızalarında götürmüşler. Yaşlıların hafızalarında uzak bir hayal olarak yaşıyor. Belki Yunanistan Pontus kütüphanelerinde geçmiş kayıtlar bulunabilir. Bu görkemli taş bina tekrar yapılır mı? 1912-1922 arası burda neler oldu? Kimler, hangi opera gurupları geldi, neler sahnelendi? Hangi sanatçılar yetişti? Neler yaptılar? Hiçbirşey bilmiyoruz.

***
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.
Ankara, 20 Kasım 2017


Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" aylık kağıt basılı dergi için yazılmıştır.