Wednesday, December 19, 2012

Sicilya Usulü Makarna Sosu


Değerli Okurlarım,

"GodFather-1" filminin benim için unutulmaz bir sahnesi vardır. Baba'nın adamları bir evde saklanırlar. Aralarından en sert ve en acımasız Ağır Abi Peter Clemenza ahçı önlüğünü takar,  makarna hazırlar. Yanına baba'nın küçük oğlu Michael'i çağırır. "Michael gel yanıma, birşeyler öğren" der. Sicilya usulü sos tarifini anlatır, o arada "Aşk" konusunda ders verir, onunla şakalaşır. Clemenza'nın tarifini burda verelim, belki bir yerde bir zamanda işinize yarar.

Derin tencereye zeytinyağı konur, üstüne ince kıyılmış sarımsak, taze domates rendesi, domates salçası, önceden pişirilmiş köfte, bir bardak koyu kırmızı şarap ve bir kaşık şeker. Hepsi tencerede önce kaynamaya çıkarılır sonra ocağın altı kısılır, 15-20 dakika tahta kaşık ile çevrilir. Ayrı tencerede 8-10 dakika kaynar suda pişirilip süzgeçte süzülen ince uzun şerit makarna ile karıştırılır. Dinlenmeye bırakılır sonra servis edilir. 

Makarna sosuna sarımsak koymak cesaret ister. Herkes uygun miktarda sarımsak koyamaz. Tadını tutturamaz, beğendiremez, satamaz.

Doğru yerde doğru teknolojiyle, doğru yatırımı yapabilmek yine cesaret ister. Kumarbaz cesareti değil, ciddi yatırımcı hesabı ve hesaplı cesaret ister. Bilgi ister, zaman ister, tecrübeli işbilir kadro ister. Enerji üretimi şarttır, elektrik üretimini artırmak zorunludur. Herkes elektrik kullanmak ister, daha çok ister, ancak kimse kendi arka bahçesinde termik santral/ enerji santrali/ hatta çok gürültü yapıyor diye rüzgar santrali bile istemez. Peki bu açmaz/ dilemma nasıl düzelecek?  

Yatırımcı düzgün yerde, çevre ile barışık, yerli insanla barışık santral yapacak, yeterli toz filtreleri yapılacak, filtreler 7/24 saat 365 gün çalışacak, curuf/kül derin deniz deşarjı yapılmayacak, kül barajına göderilecek, çevre ortamı hava- su- toprak- deniz kirlenmeyecek, tarım insanının toprağı elinden alınmayacak, çevre insanı aldatılmayacak, orman arazisi yok edilmeyecek, komşu tarım arazisinin değer kaybı ödenecek. Sit alanına/ Turizm bölgesine yapılmayacak.  

Biz yatırımların doğru yapmalarını, azami yerli mühendis gücü kullanmalarını,  azami yerli yakıt kullanmalarını, herkesin para kazanmasını isteriz. Yerli insan para kazanmazsa, yatırım yerli insana refah getirmezse, sistem sadece tek taraflı yatırımcıya çalışırsa bu ilelebet devam etmez, bir yerde mutluluk düzeni kopar. bu doğru olmaz. Sonunda kullanamadıkları atıl santraller ellerinde kalabilir.  Yerel Sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının düzenleyici, denetleyici ve yönlendirici olarak mutlaka devrede olmaları şarttır.  

Halkla ilişkiler halka daha çok bilgi vererek yapılır. 

Türk finans kurumlarının hepsi çevreci olduklarını söylüyorlar, hepsi yenilenebilir enerjiye destek veriyorlar, Çünkü halkın parasını tasarruflarını topluyorlar ve bu toplanan parayı halkın kabul edebileceği konulara yönlendiriyorlar. Aynı  politikayı yabancı finansman kuruluşları da yapıyor, KfW, EBRD, IFC, WB hepsi çevreci, hepsi doğru düzgün EIA (ÇED) istiyorlar


Finansman kuruluslarının, ciddi risk değerlendirmesi yapmaları gerekir. Önlerine gelen yatırım finansman taleplerini ciddi incelemeleri gerekir. Orman arazisine, tarım arazisine, sit alanına, turizm bölgesine, yatırım, termik santral kabul etmemeleri gerekir.   

Eğer bu yatırımcı bir Avrupa ülkesinden ise kendi yatırım finansman guruplarından  eleştiri alıyor, EIA (CED raporu) ciddi eleştiriliyor, yatırım ciddi elden geciriliyor.  ÇED onayı almadan, lisans almadan işe başlamak yok.   Yatırımcı, finansman kurumunca ciddi denetlenir. Yerli finansman kuruluslarının, teknik denetleme yapabilecek ciddi teknik kadrolara ihtiyacları vardır.  

Son söz. Makarna sosuna sarımsak koymak ve beğendirebilmek ciddi cesaret ister.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO Enerji komisyonu üyesidir.



Wednesday, December 12, 2012

Termik Santrallerde Tarım

Değerli Okurlarım
Bugünlerde sadece KalecikKarası üzümlerinden yapılmış ve 2-3 yıllık kırmızı şaraplardan içiyorum. Günde bir yarım bardak, bazan tam bir bardak.  KalecikKarası üzümlerini başka yerlerde de yetiştiriyorlar. Kapadokya'da, Trakya Mürefte'de, Denizli'de, hatta Alaçatı'da. Ama olmuyor. KalecikKarası üzümü sadece Ankara Kalecik'te tam oluyor. Diğerleri bence benim damak tadıma uygun değil. Kalecik Karası büyük çekirdekli, yoğun bir kırmızı üzüm. Yokolmaya yakın tekrar bulundu, yetiştirildi, harika ürün vermeye başladı. 
AlaÇatı'da neden hep yabancı üzüm yetiştirilir? Varsa yoksa Cabarnet Savignion, Muscat, Shiraz, Chardoney.  Ege bölgesinin kendi üzümü yokmu? Çalkarası, Sultaniye? Ben yurtiçinde sadece yerli üzümden yapılmış şarap içerim. Boğazkere, Öküzgözü, KalecikKarası favori üzümlerim. Düzgün imalatçıdan kalite kontrol yapılmış ürünleri alırım. Soğutulma sıcaklığına dikkat ederim. Yurtdışında ise bulunduğum bölgenin şarabını tercih ederim.  
Size termik santrallerdeki tarım ürünlerinden, özellikle üzüm üretiminden bahsetmek istiyorum.  "Quelle alaka?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ancak o kadar alakasız değil. 
Termik santrallerde, bacagazındaki uçucu külleri (Fly-Ash) büyük "ElectroStatic Precipitator (ESP)" diye adlandırdığımız toz tutucu filtrelerle tutarız. FlueGas Desulphurization (FGD)- BacaGazı Kükürtsüzleştime tesisleri ile havaya kükürt kaçmasını engelleriz. BuharKazanı altından cüruf (Bottom Ash) toplarız. Sonra bütün bunları pompalanan suya karıştırır, Kül Barajına göndeririz.  
Kül barajı çoğunlukla yakınlarda kullanılmayan, tarım yapılmayan bir derin vadi olur. Burada vadi zeminini izole ederiz. Külde çok miktarda zehirli madde, radyoaktif atık vardır. Zemin izolesi çok ciddi bir iştir. Sonra içini su ile doldururuz, sonra buraya, kül ve curufu, su ile pompalarız. 
Bacadan toplanan zararsız nötr uçucu kül çok iyi bir çimento dolgu maddesidir, siloda toplanır, çimento fabrikalarına ton başına 18-20 US Dolar fiyatla satılır.
Kalan kül- cüruf- kükürt  kül barajında birikir, 15-20 yılda baraj dolar, üstüne 1-2 metre tarım toprağı örteriz. Sonra üstünde tarım yaparız. Bazı işletmeler sadece çam ağacı dikerler. Bazı işletmeler burda tarım yapmayı daha keyifli hale getirmek için yöresel bitkiler yetiştirir. 
İyi kalite şaraplık üzüm için bol güneş gören/ yamaç eğimli/ doğal volkanik kül alanları kullanılır.  Dolu kül barajı alanları üstünde iyi kalite üzüm yetiştirmek mümkündür. Aynı alanlar zeytin yetiştirmek için de idealdir.
Soma termik santrali eski kül barajı yerinde zeytin yetiştiriliyor. Harika sızma, rafine virgin zeytinyağı üretiyorlar. Kül içinde zehirli madde olasılığı varsa, oraya Çam ağacı dikiliyor. Elbistan'da çam ağaçları var. Orhaneli termik santralinde de çam var.  Adana bölgesinde bir ithal kömür santrali ise Cabarnet Savignion üzüm bağları yetiştirmiş. Daha başlangıç aşamasında. İlk ürünleri geçtiğimiz dönem tattık, potansiyel var, ilerde daha iyi olacak.
Kangal santrali dolu kül barajı üstünde Boğazkere, Elbistan- Tufanbeyli kül barajları üstünde Öküzgözü, Çayırhan'da KalecikKarası yetiştirilebilir. Çok da güzel olur.
Yatağan- Kemerköy- Yeniköy için zeytin ağacı dikmek lazım. Çan Çanakkale hatta Soma için Ege bölgesi üzümleri PapazKarası, KaraLahna, Çavuş, Kuntra, Çalkarası, Sultaniye düşünmek lazım
Termik santralleri öcü olarak görmeyin. Bugüne kadar doğru tasarım yapılmadı, doğru çalıştırılmadı, filtreler küçüktü, bacagazı kükürtsüzleştirme tesisleri yoktu, kül barajları yoktu. Bu işler yabancılara bırakılmaz, bu işler  özelleştirilmeli, ve kontrol altına girmeli. Kamu kendi işlettiği termik santralleri iyi kontrol edemiyor, çevre ekipmanları için gerekli rehab harcaması yapamıyor, çoğu yerde görmemezlikten gelebiliyor.
Termik santralleri kontrol etmek sadece kamu kuruluşlarının işi değildir. Tüm STK'lar görevlidir. Durumdan vazife çıkarmak zorundadırlar.  Gerektiği yerde seslerini yükseltmek, her türlü legal platformda konuyu kontrol etmek zorundadırlar. Sonunda kullanılan su, alınan nefes, hava, toprak, deniz hepimizin.
Termik santraller en iyi/ en kolay mevcut kömür yatakları yanına, mevcut termik santral yanına yapılır. Termik santralin mevcut tarım/ orman arazisine, Sit alanına, turizm bölgelerine yapılması doğru değildir.
Kül barajı dolar, üstüne asma fidanları dikilir, üzüm olur, bağ olur, şarap olur, zeytin dikilir, zeytinyağı olur. Soma termik santrali satılıyor, eski ancak tasarımı çok iyi bir santraldir, İzmir'li Manisa'lı Egeli olarak, kafa yoralım, biraraya gelelim, finansman bulalım, kendi bölgemizdeki  termik santrallerin işletme hakkını satın alalım, filtreleri büyütelim, kükürtsüzleştime tesisleri ekleyelim, enstrumantasyon ve kontrol cihazlarını yenileyelim, daha iyi çalıştıralım.
Aynı şekilde Çan Çanakkale, SeyitÖmer termik santralleri de özelleştirmede satılıyor. Bunlara da talip olalım, kafa yoralım, finansman bulalım. İşletme personeli zaten aynı personel. Kim alsa, mevcut personel ile santrali çalıştıracak. Mevcut kadro gereksiz büyümüş ise yeniden yapılanma tabiki yapılacak. Biz alalım biz çalıştıralım. 

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Sunday, December 09, 2012

Termik Santrallerde Yerel Mühendislik Temel Mühendislik


Değerli Okurlarım,

Bulgur pilavı yapmasını bilirmisiniz? Ben bilirim. Geniş bir tencereye, az zeytinyağı, üstüne ince kıyılmış bir diş sarımsak, az nane- kekik, bir baş soğan, 3-4 adet taze köy biberi, bir çorba kaşığı izot kırmızı biber, buzluktan 1-2 domates koyun, sonra hepsi esmerleşene kadar beraber pişirin, suda bekletilmiş- süzülmüş bir bardak kalın bulgur ekleyin, tahta kaşıkla çevrin, bulgur miktarının  1.5 kat oranında eşdeğer bardak iyi su koyun. Kaynamaya çıkınca tencerenin altı kısın, kısık ateşte 15-20 dakika daha suyunun çekmesi bekleyin, üstüne kıyılmış taze maydanoz serpin, sonra ocağın altı kapatılır demlenmeye bırakın. 
Evin beyi, evde bazı işleri evin hanımına bırakmaz. Karpuz kesmek, salata yapmak, ekmek doğramak, bulgur pilavı yapmak, makarna yapmak, hamsi ayıklamak, bütün bunlar erkeğin görevidir. Çocuklar "babamın makarnası, babamın bulgur pilavı bir başka " desinler. 
Evde herkesin  görevi var. Evin hanımı istediği görevleri üstlensin, kalanı sizin göreviniz. Kendi gömleğinizi kendiniz ütüleyin. Çöpü dışarı çıkarmak sizin göreviniz. Arabanın periyodik bakımı, yaz- kış tekerlek değişimi, rod- balans, benzin almak yine sizin göreviniz.

***
Termik santrallerde kendi tasarımınızı kendiniz yapın. Temel tasarımı sakın yabancılara bırakmayın. Temel tasarım artık günümüzde basit bir yazılım meselesidir. Bilgisayar kullanabilen her mühendis yapabilir. 

Türkiye’de yerel mühendislik kapasitesiyle çok şeyler yapılabilir.  Çünkü dünyada  herkes, her mühendislik fakültesi/ her Termodinamik dersi öğrencisi, aynı Termodinamik/ Isı transferi  derslerini alıyor, aynı yazılım/ donanımları kullanıyor, enthalpi, entropi, ekserji kavramları her yerde  aynıdır.  

Yerel mühendislik ile temel mühendislik yapılması şarttır. Genç mühendislerin hepsi, tecrübeli mühendislerin yardımıyla/ gözetiminde/ desteği ile temel tasarımı yapabilir. 

Genç mühendislerimize daha çok destek vermek gerektiğine inanıyoruz. Onlara daha çok fon/ daha çok yazılım/ donanım/ araştırma desteği, Master/ Doktora/ Doktora Sonrası araştırmalarına daha  çok para ayırmak ve bunu bir uzun soluklu ulusal politika olarak görmenin gereğine inanıyoruz.  

Bu şekilde Türkiye yıllardır işlettiği, ama hala kendi tasarımını/ teknolojisini geliştiremediği termik  santral teknolojisine sahip olabilir. Aynı şekilde rüzgar türbünlerini, hidrolik türbünleri, azami yerli  kapsamda kendimiz üretebilmeliyiz.

Bu termik santral temel tasarımları artık bir yazılım meselesi. Piyasada çok sayıda var. Eğer bir mühendis, yazılımı bilgisayarına yükleyebiliyorsa (upload) o yazılımı rahatlıkla kullanabilir. Eğer Termodinamik dersi almış ise, bir termik santralin temel tasarımını çok seçenekli oluşturabilir,  piyasa araştırması için gerekli ön bilgileri hesaplayabilir. 

Daha sonra uluslararası piyasaya çıkarsınız, istediğiniz imalatçıdan Gaz Türbini, Buhar Türbini, buhar kazanı, pompa, soğutma sistemi, fan, toz filtresi, bacagazı kükürtsüzleştirme sistemleri, enstrümantasyon ve kontrol sistemleri satın alırsınız. İşbilir  tecrübeli bir proje yöneticisi ve bir saha mühendisi gözetiminde bir araya getirsiniz. Herkes böyle yapıyor, sonra anahtar teslimi olarak maliyetin 3-4 katına satıyor.

Kamu sektörü geçmişte finansman ihtiyacı nedeniyle yabancı  yatırımcıya öncelik vermiş, “En ucuz”, “Finansmanı var” diye, Doğu Avrupa, UzakDoğu tasarımı/ üretimi, verimsiz ve kalitesiz  termik santraller  almıştır.  Bunlara artık gerek yok. 


Eski santraller yerli yakıta ve çevre şartlarına uyum gösteremediler, çabuk yaşlandılar. O santralleri  imal eden yabancı firmalar artık yok, ya iflas etti, ya başkaları tarafından satın alındı. Batı Avrupa, Kuzey Amerika firmaları artık çok pahalı ekipman satar/ bir anlamda artık satamaz hale geldiler. Yabancı malı çevre ekipmanları pahalı maliyet oluşturdu. Toz tutucu ElektroStatik Filtreler büyüdü, BacaGazı Kükürtsüzleştirme ekipmanları şart oldu. Büyük Kül barajları proje kapsamına eklendi.   

Bazı termik santrallerde kül barajı hala yoktur, kül tutulmakta/ madende stoklanmaktadır, rüzgar  esince ortalık kül içinde kalmaktadır. Yeni uygulama çıkan külü kömür madeni içine gömmek  şeklindedir. Bu yatırımların  bitirilememesi anlamanın ötesinde bir büyük hatadır.   

Aynı şekilde bazı termik santrallerde bacagazı toz tutma filtreleri küçüktür, mevcut küçük filtreler yeterli miktarda toz tutamazlar. Avrupa Normlarına uyumlu yeterli baca gazı emisyon değerlerine ulaşamamaktadırlar. BacaGazı kükürtsüzleştirme tesisleri olmayan termik santralleri çalıştırmamak gerekir.

Çevre normlarının sert uygulanması biz mühendisler için her zaman daha iyidir. Daha büyük toz filtresi tasarımı yaparız. Daha iyi BacaGazı Kükürtsüzleştirme tesisleri yaparız. Daha iyi curuf-atma sistemleri, daha büyük kül barajları yaparız. Daha çok tasarım, daha iyi tasarım, daha çok imalat, daha çok yerinde saha montajı yaparız, biz ve bizimle çalışanlar için daha çok iş istihdam imkanı üretiriz, daha çok para kazanır, daha iyi hayat şartları sağlarız. 

Yerel Sivil toplum örgütlerinin, düzenleyici, denetleyici ve yönlendirici olarak mutlaka devrede olmaları şarttır.  Daha çok elektrik üretimi maddi gelişmişlik için şart, bunlara  kafa yormak sadece biz mühendislerin işi değildir, ayrıca toplum için sosyal, zihinsel, entellektüel,  kültürel gelişmişlik lazım ve bunlar zaten herkesin işidir. 

Bir yatırım eğer yerli istihdam yaratmıyorsa hiç bir önemi yoktur, "Almanya'da böyle Amerika'da şöyle, Uganda'da bile böyle", diye örnek göstermeyin, onların  şartları ile bizimkiler elma armut gibi farklı.  


Yenilenebilir enerji kaynaklarının, enerji açığını hemen kapatması mümkün değildir, ancak gecikmeli olarak sektöre katkı verebilecektir. Baz santral olamazlar. Güneş santralleri geceleri çalışmaz. Güneş santralleri için çok geniş boş alanlar gerekir. Rüzgar santralleri rüzgar esmezse durur. Enerji vermedikleri süre sonrasında talep halinde ani olarak devreye girecek, sıcak bekletilen termik santrallere her zaman ihtiyaç vardır. 

Sadece Rüzgar ve Güneş ile enerji ihtiyacınızı çözemezsiniz. Hızlı/ çabuk/ kolaycı çözümler göründüğü kadar kolay değildir. Uzun süreli politikalar gereklidir ve bu politikalar içinde yerli teknoloji mutlaka yerini almalıdır. 

Büyük ölçekte enerji depolama masraflıdır. Depolanan enerjinin nerdeyse yarısı kayıp olur. Henüz büyük ölçekte pompalamalı hidroelektrik enerji depolama sistemleri yurdumuzda yok. 

Yerli yakıtın/ kömürün ancak yerli mühendislik tasarımları ile en iyi kullanılabileceği gerçeği bizde yıllardır gözardı ediliyor. Yabancı firmalar santrali kurar, deneme çalışmasını tamamladıktan sonra işini tamamlar, kesin kabulünü yapar ve gider. İşletmeci, çoğu yerli termik santrallerde olduğu gibi santralin sorunları ile başbaşa kalır. 

Eğer bu santralı yerli firma kurmuş olursa, yatırımcıyı her zaman, her bakımda, her arızada memnun etmek, düzgün/ etkili/ programlı bakım onarım yapmak, yurtiçinde başarılı olmak zorundadır. Bırakıp gidemez. Başarısız bir yerli firma hiçbir yerden iş alamaz. Bu nedenle yerli kömür için “yerli teknoloji, yerli tasarım ve yerli firma” olmazsa olmazdır. 

***

Son zamanlarda bir büyük küresel iktisadi kriz etkisi altındayız. Global kapasite kullanımı düşüyor. Global işsizlik artıyor. Bütün bunlar belirli bir süreyi kapsayacak ve sonunda geçecek, bitecek. Türkiye’nin enerji ihtiyacı hiç bitmeyecek. Bu büyük yurtiçi talep karşısında mevcut arz yetmiyor/ uzun süre yetmeyecek.

Bizim işimiz "Risk assesment/ belirleme". Biz “risk belirleriz”, yatırımcıya ve hatta daha önemlisi yatırımcıya proje kredisi veren finansman kuruluşuna yol gösteriririz. Güzel yanlış haberleri herkes verir, önemli olan zor güç problemli kötü haberleri, risk analizini, zor çözümleri verebilmek, daha da önemlisi bunları erken verebilmektir.

Termik santral Tarım/ Orman/ Sit/ Turizm bölgelerine yapılmaz/ yapılmamalı/ teşvik verilmemeli, CED/ Lisans verilmemeli. Yerel insan, tarım insanı mağdur edilmemeli. 

Bir termik santral azami yerli imalatla yapılmış olmalı, teşvikler eğer verilecekse yerli kömür santralleri için verilmeli, aslında normal enerji yatırımları için geçerli standart genel vergi indirimleri dışında hiçbir teşvik verilmemeli. Gereksiz Hazine yükü alınmamalı. 
"Her türlü iyi niyet ve teşvik, itina ile istismar edilir", bütün dünyada bu böyle.

***

Bulgur pilavını pişirdikten sonra mutfağı yangın yeri gibi bırakmayın. Bulaşıkları akıtın, kirli tabakları tencereleri mutfak gereçlerini bulaşık makinasına atın. Makinayı çalıştırın. 
Öğle yemeğini haftada en az 1-2 kez KemerAltı'nda iyi bir esnaf lokantasında yiyeceksin. Önce çorba, sonra az porsiyon / yarım tabak iki kab sebze yemeği ısmarlayacaksın, yanında salata ve yoğurt. İzmir Metrosu ile artık heryer çok yakın. 


Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Kazakhstan hikayesi.


Değerli Okurlarım,

Bugün "termikçi olarak" damardan bir termik giriş yapalım. Bechtel firmasından 1998 yılında  bir sipariş aldık. Kazakhstan Tengiz TCO rafinerisine 4 adet büyük paket buhar kazanı teslim edeceğiz. Londra Bechtel merkezinde bir hafta kontrat müzakeresi yaptık. Önümüze konan taslak kontrat bizdeki uygulamalar gibi 3-5 sayfa değil, birkaç yüz sayfa.

Kontratımızda detaylı yeni bir madde var. Bechtel'in bir tecrübeli mühendisi bizim ofiste full-time bulunacak ve tüm hesapları, tasarımları, imalatı ve kalite kontrolü  denetleyecek.  Günü birlik faks ile merkeze rapor verecek.  Biz "olmayacak/ uygulanamaz bir istek" demiştik. Oldu. İngiliz vatandaşı tecrübeli bir makina mühendisi 1-yıl bizim ofiste kaldı, tüm hesapları kontrol etti.  İmalatı gözlemledi, fabrika içi testlerde bizzat bulundu kayıt tuttu. Milyar dolar değil 10 milyon USDolar’lık bir siparişten bahsediyoruz. 

Kazakhstan siparisi FOB esaslı idi. Biz fabrikada teslim ettik. Taşımacı firma aldı götürdü, yerinde montaj için orda önceden mobilize olmuş başka firmalar devreye girdi. Biz sadece montaj için süpervizör gönderdik. Kazanlar yerine kondu, çalıştı. 

Yurtdışında basit el işçiliği/ bir anlamda amelelik yaparak en basit insangücünü pazarlamak yetmez. Mühendislik yapmak gerekir. İmalat yapmak gerekir. Yerinde montaj yapmak gerekir. Yatırımın ana müteahhitliğini yapan iyi para kazanır. 

İç piyasada, yerli imalat teşviği yeterli değil, yenilenebilir enerji kanunun yerli üretimi teşvik maddelerinin iyi incelenmesi, daha uygulanabilir hale getirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. 


Bizim firmalarımız doğalgaz yakan dolayısıyla kömüre göre çevreyi daha az kirleten kombine çevrim  santral tasarımını, ekipman satınalmasını, inşaasını, saha montajını, işletmesini bilirler, tasarımını ve inşaasını yaparlar, yapabilirler.  


Son yıllarda UzakDoğu’lu (Hint, Çin, Kore) firmalar termik santral inşaat piyasasına daha uygun fiyatlarla girmeye başladılar. Bu firmaların vereceği fiyatlarla rekabet edemeyecek, ancak yüksek  verim ve kaliteye sahip teknolojiyi getirecek olan batılı firmalardan -eğer bir Çinli/ Hintli firmaya ön  yeterlik verilmiş ise- teklif almak zorlaşıyor. 

Çünkü “Doğulu” firmaların maliyetleri çok daha düşük tutma ve piyasaya hakim olma konusunda ciddi hedefleri var. Böyle durumlarda “Batılı” firma teklif vermekten  kaçınıyor, Türkiye piyasasında  UzakDoğu’lu- firmalar egemen olmaya başlıyor. Yabancı firmaların yurtiçi santral yapımına kanuni olarak her platformda karşı  çıkmak en doğal hakkımızdır- Kendi yerli mühendislik istihdam hakkımızı sonuna kadar savunmak şarttır. 

Bir termik santral veya buhar kazanı, yatırımı yapıyorsanız, işin başından sonuna kadar kendi elemanlarınızla kontrol edeceksiniz. Tasarımcıyı, tedarikçiyi, kullanılan malzemeyi, imalatçıyı başıboş bırakmayacaksınız. Özellikle UzakDoğulu firmaların verdiği garantilere güvenmeyeceksiniz. Kendi elemanlarınızla tasarımları siz de yapacaksınız. Testleri kendi personeliniz gözetiminde bağımsız kuruluşlara onaylatacaksınız.  

Temel tasarımlar/ fizibilite/ teklif hesapları, piyasada mevcut yazılımlarla artık eğitimli herkes tarafından yapılabilir oldu. Hesabınızı kendiniz yapın, tasarım parametrelerini, imalatı, testleri, herşeyi kontrol edin. Baştan böyle olacağı konusunda tedarikçi ile anlaşmaya varın. Parası masrafı neyse verin, ödeyin. 


Kazakhstan hikayesi bitmedi. Biz işi teslim ettik, geçici ve kesin kabulleri yaptık. Döndük. Bizden sonra Expatriate ABD- Ingiliz- Türk mühendisler, aynı işyerinde çalışan Rus ve Kazakh kızlarla evlenmişler. Kızlar yabancı ülkelere gelin gitmiş. Bunlar güzel haberler.

Ancak daha sonra sahada olaylar olmuş, Kazak işçiler, "Yabancı işçiler aynı iş için bizden daha çok para alıyorlar, bu böyle olmaz" demişler, olay hukuki boyutları aşmış, ardebe olmuş, yabancı işçiler hırpalanmış, can güvenlikleri tehlikeye girmiş, ülkeyi terk etmişler. 

Böyle tatsız durumlar her yerde olabilir, basit işçiliği yerel insanlara bırakmakta, işin temel ve detay mühendisliğini/ tasarımını almakta her zaman fayda var.  Bütün bunlar için baştan önlem almak lazım.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

LaTraviata Napoli San Carlo Operasında


Değerli Okurlarım,


Rivayet muhtelif, belki tenor Enrico Caruso üstüne de olabilir. Meşhur İtalyan Tenor Lucciano Pavarotti, vergi beyannamesi dolduruyormuş. "Bakmakla mükellef olduğu kişiler"- sorusu gelmiş, "La Scala Operası" yazmış.


Bir keresinde İngiltere vizesi için Büyükelçilik vize bölümüne başvuru yapacağım. Başvuru föyünde - cevabı benzer bir soru var. "İngiltere'ye gidiş sebebiniz?" Cevap olarak "Royal Opera House'ta Donizetti'nin L'Alisir D'Amore Operasını seyretmek." yazsam çok mu gayri ciddi olurdu- diye düşünmeden edemedim.  Dönüşte bileti göstermem gerekir miydi acaba?? 

İtalya'nın Napoli kenti San Carlo Operasında Ferzan Özpetek tarafından sahneye konup yönetilen Guiseppe Verdi'nin "La Traviata" operası başladı. Aralık ayında 5-15 tarihleri arasında hemen her gece sahnelenecek. Sonra yok, bitiyor. 

Geçtiğimiz hafta gazetelerde Napoli San Carlo sahlemesi konusunda çok sayıda yazı çıktı. YouTube içinde arama yapınca kısa tanıtım videoları çıkıyor. Nasıl yapmalı? Direk bir uçuş varmıdır? Yoksa Roma'ya uçup Hızlı Trenle Napoli'ye gitmek ve o akşam Operayı seyretmek, ertesi gün aynı yoldan geri dönmek nasıl olur? Acaba Ferzan Özpetek aynı sahnelemeyi Istanbul Süreyya Operasında yapamazmı? 

Munich Bayerische StaatsOper, Ocak 2013 içinde çok sayıda opera sahnelemeye başlıyor. Bakarsınız en üst 6. balkondan seyrediyor oluruz. Şu anda parter internet biletleri bitmiş. Gişeden balkon biletleri var. Bazı eserleri high-density HD kalitesinde internet üstünden online parasız verecek.  

Paris Bastille ve Garnier Operalarını yakın takip etmekte fayda var. Paris operalarına yakın, makul fiyatlı bir kalacak yer bulmalı. Üst üste iki gece. Para dediğin keyfince harcamak içindir. Yediğimiz sebze yemeği belli, içtiğimiz bir bardak su, yarım bardak kırmızı şarap.

Aslında programa göre Yekta Kara'nın yönettiği yine modern bir sahneleme ile 23-24-25-26 Ocak 2013 günleri "LaTraviata" Istanbul Süreyya Operasında var. Üst üste dört gün, en azından iki kez arka arkaya gitmek harika olur.

İzmir'in kıymetini bilelim. İstanbul'da sadece Kadıköy Süreyya sahnesi var. Fulya sahnesi sadece konser için kullanılıyor. Taksim AKM ne durumda belli değil. 

Ankara Devlet Opera Sahnesi yenilendi ancak 800 seyirci kapasiteli, yer bulmak zor. Operet sahnesi trafik karmaşası içinde. Ostim Leyla Gencer sahnesinin yerini kaç kişi biliyor? CSO yeni konser salonu inşaa halinde. Eski bina inşaat makinalarının otoparkı oldu, girmek çıkmak çok zor. TOBB Söğütözü 3500 seyirci kapasiteli salon nadiren konserler için açık. ODTÜ KKM öncelikle konferans ve öğrenci konserleri için kullanılıyor. Bilkent Senfoni   konser sayısını azalttı ve sadece Basso konserleri için ayrılmış. MEB Şura salonu, Gazi Konser salonu küçük ve konser amaçlı. Opera için yer yok

İzmir öylemi. İzmir'de Opera için tarihi Elhamra sahnemiz var. DokuzEylül Üniversitesi Sabancı Salonu var. AKM-ASO Salonu var. GüzelYalı Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezinde üç ayrı salon var. Ayrıca Karşıyaka Opera Tiyatro Sahnesi var. İzmir farklı. İzmir harika. İzmir Kültür kenti. Burda isteyen nerdeyse her gün bir sanat olayına katılabilir.  

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Wednesday, December 05, 2012

Termik Santral Gerçekleri


Değerli Okurlarım,

Termikçi olarak bugün biraz Doğal Gaz, Kömür ve Termik Santraller konusunda akıl yürütelim- diyorum.  "Doğalgazın alış fiyatı kaç para?"- diye sorarsanız, yurtiçi doğalgaz iletim kuruluşundan, "Söyleyemeyiz gizlidir" yanıtı gelir. Biz de artık sormuyoruz. Çünkü internet sayfalarında cevabı var. Google veya Yandex ile arama yapıyoruz, 
"Avrupa doğal gaz fiyatini" soruyoruz, cevap geliyor - Rus doğalgazının Kasım 2012 tarihi itibari ile Almanya sınırında teslim birim fiyatı 1000 standart metre küp (Sm3) icin 419 ABD Dolar veya  10.55 US Dolar / MMBTU. 
Avrupa'ya sattıkları fiyatın altında bize satmadıklarına göre bizim için de şu andaki geçerli fiyat bu. Doğalgaza ihtiyaç duyduğumuz sürece doğal gaz fiyatlarının artması kesin. Hala doğal gaz fiyatı kaça?- diye soruyormusunuz? Öyleyse aramayı bir de siz yapın.
Aynı Rus gazının Kasım 2008 Almanya sınırında teslim fiyatı 1000SM3 için 576 US Dolar idi.
Doğal Gaz ABD Herry Hub fiyatını da söyleyeyim. Kasım sonu itibariyle 1000 Sm3 için fiyat 135 ABD Dolar - veya 3.50 US Dolar/ MMBTU.  Yatırımcılar kombine cevrim santral kurmak için lisans peşinde ama acaba bizde yeterli gaz varmı? Olan gaz kaç para? Elektrik birim kw-saat kaç paraya üretilecek?? ve Kaç paraya piyasaya satılacak??
İthal kömür spot fiyatlarını da söyleyelim. Kasım 2012 sonu itibari ile fiyasa fiyat metrik ton için Kolombia PortAventura FOB 78 ABD Dolar, Güney Afrika Richards Bay FOB 86 US Dolar, Avustralya New Castle FOB 89 US Dollar. Üstüne FOB/ CIF taşıma için %8-9 ekleyin. Boğazları geçmek zorunda iseniz ek maliyet ekleyin.  Bize maliyeti yaklaşık 3.00- 3.40 US Dolar/ MMBTU.  Bu fiyat spot piyasada dalgalanmaya kalmış,  artabilir veya azalabilir. 
Avustralya'da çok yağmur yağar, seller olur, kömür madenlerini sular basar, kömür çıkarmak imkanı olmaz, piyasada kömür azalır, fiyat metrik ton için 168 ABD Doları bulur (2008).  Güney Afrika'da vagonlar raydan çıkar, demiryolları bozulur, onarım zaman alır, sonuçta kömür piyasada azalır, spot piyasada fiyat artar. Endonezya'da kömür madenlerinde dikkatsizlikten yangın çıkar, fiyat tekrar artar. Kolombia fazla kömür çıkarır, spot piyasada kömür bollaşır fiyat 60 ABD Doları seviyesine iner.  Siz yatırım yaparken Risk almayın.
Yerli kömürde  ise bugün Elbistan'da 1.70-1.80 USD/ MMBTU termik santral giriş fiyatıdır.  Soma, Yatağan, Tunçbilek, Kangal, SeyitÖmer santral teslim fiyatları ise 2.00-2.50 USD/ MMBTU.  Yerli kömür fiyatları daha az dalgalanır. Taşıma masrafları en aza iner. Özelleştirme sonrası  rehabilitasyon/ yenileme ile fiyatlar daha da azalacak beklentisi var. 
Termik santral buhar kazanı yapımında öncelik yerli mühendislik, yerli müteahhitlik, yerli tasarım, yerli işçilik, yerli yakıt kullanımında olmalıdır.  Bir yeni yatırım en kolay eski bir termik santralin yanına yapılır. Çünkü eski santral çevresindeki yöre halkı termik santrallerin istihdam değerini bilir, varlığını daha kolay kabul eder. 
Kömürün enerji sektöründe "Temiz Kömür Teknolojileri/ CFB/ IGCC/ Oxy-firing / Yeraltı Gazlaştırma" ile kullanımı, her dönemde dünya genelinde  önemli bir paya sahip olacaktır. Kömür en önemli yerli-fosil enerji kaynağımızdır. Bu nedenle de yerli kömürlerimizin ileri-temiz teknolojilerle elektrik üretiminde kullanılması gereklidir. Buna BiyoKütle  ile yerel linyit ortak yakma da dahildir.  
Son on yılda dünya  enerji sektörü zor bir süreç yaşıyor. Bu  süreçte, bir yanda küresel güçlerin enerji arz kaynaklarını denetim altında tutmak için siyasi  uygulamaları, öte yanda eşit dağılmamış olan dünya fosil yakıt  rezervlerinin ağırlıklı bölümüne sahip ülke yönetimlerinin ve Hedge fonlarının enerji fiyatları üzerindeki spekülatif oyunları sorunu daha da  karmaşıklaştırıyor.  
Hemen her çeşit enerji kaynağına sahip ülkemizde enerji talebinin çoğunluğu, ne yazık ki, ithal enerji  kaynaklarıyla karşılanmaktadır. Enerjide dışa bağımlılığın diğer bir sonucu da, artan enerji fiyatları ve  her yıl artan ithalat faturalarının ekonomik baskısıdır.  
Oysa ülkemizin çok hızlı bir  şekilde  değerlendirilebilecek nitelikte, yaygın ve yeterli miktar da "Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları"  mevcuttur. Bu konudaki yasal düzenlemeler ve ikincil mevzuat ise yenilenebilir enerjiyi desteklemekte  yetersiz  kalmaktadır. Teknolojik bağımlılık ise, önümüzdeki kısa dönemde Türk mühendis ve  yatırımcısının önündeki hızla çözüm üretmesi gereken sorunlardan  birisidir.
Küresel pazarlarda arz güvenliğini sağlayacak yatırımların yeterince yapılmaması ve/veya göreceli  olarak kolay ve hızlı bir şekilde tamamlanabilen Doğalgaz santrallarine öncelik verilmesi, Türkiye gibi  doğal gaz ithalatçısı ülkelerde enerji sektörünün dışa bağımlılığını hızla artırdı.   
Dünyada hızla artan doğalgaz talebinin mevcut arz kaynakları ile karşılanamaması ise, doğalgaz arz pazarında daralmaya  ve tekrar kömüre dönüş sürecini tetikledi. Bu yeni dönüşüm sürecine bağlı olarak kömür yakma  teknolojilerinde de bir evrimleşme gerçekleşmektedir. Teknoloji ve piyasa açısından bakıldığında,  enerji sektörü son yıllarda teknolojik gelişmelere kucak açan en önemli sektördür.  
Türkiye’nin kendi iç piyasasını bu yeni anlayışa göre yönlendirmesi lazımdır.  Ülkemizde mühendislik  açısından, imalat sanayii açısından çok büyük potansiyel ve imkanlar vardır. Kendi termik  santrallerimizi, kendi kömürümüze uygun olarak kendimiz tasarlamalı, imal etmeli, yerinde monte  etmeli, çalıştırmalı ve işletmeliyiz.  
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.








Monday, November 19, 2012

La Sonnambula Izmir Operası Elhamra Sahnesinde


Değerli Okurlarım,

Bu hafta termik konuları yok, çok fazla termik yazısı yazdım, bu hafta biraz dinlenelim. Başka şeyler konuşalım. 

Bir yazı üstünde tüm hafta çalışıyorum. Yazının alt yapısı daha da eskilere gidebiliyor. En son Cuma günü tamamlıyorum. Siz Pazartesi günü hardcopy/ kağıt gazete olarak okuyorsunuz. Yazı Internet/web sayfasında Çarşamba sabahı görünüyor. Yani arada 3-4 gün denetleme/ düzeltme/ edit süresi var. 

Bu hafta Termik yok, Opera konuşalım. 26-27-29 Kasım günleri Izmir Operası Elhamra sahnesinde Vincenzo Bellini'nin "La Sonnambula / UyurGezer KIZ" operası oynandı. Benim Opera konusunda herhangi bir okul/ Konservatuar eğitimim yok. Çoğu Opera seyircisinin de benim gibi Opera okul eğitimi yok. Bu yüzden benim gözlemlerim, çoğu seyircinin de gözlemleri oluyor. Beraber empati kurabiliyoruz. Yönetmene, sanatçıya, idareciye gözlemlerimizi aktarabiliyoruz. Bazı konularda önceden uyarı yapabiliyoruz.

Para konfor satın alır, mutluluk satın almaz. Para size herşeyi, her zaman satın almaz, ama Opera biletini satın alır. Böyle hayat boyu bir defa önünüze çıkacak imkan kaçırılmaz. Ben bu yazı tamamlanmadan önce  La Sonnambula Operasını seyrettim.  Geçtiğimiz 26-27-29 Kasım günleri saat 20.00'de Izmir Operası Elhamra Sahnesinde  oynandı. 

Opera'yı CD'den ilk dinleme sırasında bu eserden hiçbirşey anlamadım, ikinci dinleme sırasında melodileri az-çok takip edebildim, şimdi dinleme sayım herhalde 10 oldu, daha kolay takip edebiliyorum, ve baştan sona melodik müziğini/ "bel canto" çok sevdim. 

İnternet youtube videoları arasında en güzeli Fransız "Collaratura" Natalie Dessay'in NewYork Metropolitan Operasında Manhattan ortamına uyarlanmış 2009 sahnelenmesi idi. Natalie Dessay gerçekten bu role hakkını veriyor. Eserin aynı sanatçı ile Paris Operasında Paris ortamına uyarlanmış sahnelenmesi güzeldi. Anna Netrebko'nun Viyana 2006 yorumu da çok güzel. Dost ve D&R müzik mağazalarında Natalie Dessay, Joan Sutherland ve Maria Callas CD'leri var. Maria Callas 1957 Milano LaScala Operası CD yorumu inanılmaz. 

Izmir'in muhteşem sesli üç güzel sopranosu değişmeli olarak başrole çıkıyorlar. Amina rolünde Birgül Su ARIÇ, Eylem Demirhan DURU ve S.Evren IŞIK. Her üç gece her birini ayrı ayrı seyretmek lazım diye düşünerek hepsine bilet aldım.  Bu YIL Türkiye'de başka benzer yeni Opera sahnelenmesi yok. 

Eser, evlenme çağında olan uyurgezer güzel kızın başından geçen komik yanlışlık üstüne kurulu. Program kitapçığında "Melodram" deniyor ama aslında "KomikOpera". Bence yönetmen konuyu aşırı ciddi yorumlamış.  Aldatılmış erkek rolunde sert yüz ifadesi yerine, hayal kırıklığına uğramış şaşkın bir ifade belki daha iyi olurdu. NewYork Metropolitan ve Paris Operası sahnelemelerinde öyle. 

Elvino rolünde Murat Karahan ve Erdem Erdoğan sesleri ile rollerinin hakkını iyi veriyorlar ancak Almina'ya dokunmadan/ sarsmadan oynasalar iyi olur. Dokunmadan da aynı sert yorumu vermek mümkün. Yönetmen Evin Atik hanım bu yazdıklarımı acaba okuyacakmı? 

Başrol sopranolarımız arasında ayrım yapamıyacağım. Onlar arka arkaya aryaları söylerken inanın kendimden geçtim. Nasıl derler :-) "Enchanted" oldum. Dünya yüzünde bu kadar mı güzel sesler olur? Bu kadar mı melodik, duygusal, romantik, kontrollü, inanılmaz söylenir. Yaşları genç ve role çok uygun, çok yakında her birini dünya çapında büyük Opera sahnelerinde seyredeceğiz.  

Izmir Operamızın "La Sonnambula" eserini sahnelemesi bence  dünya çapında. Bunları opera eğitimi almamış, ama kendince opera meraklısı "termikçi" yazarınız yazıyor. İster inanın ister inanmayın.

İzmir Elhamra sahnesi 1926da sinema olarak yapılmış. 1980lerde sanatseverlerin katkıları ile Kültür Bakanlığımız tarafından yenilenmiş ve Opera olarak Izmir'lilere sunulmus. Sağolsunlar. Geniş hacım, yüksek tavan, rahat kırmızı koltuklar. Seyirciler için herşey çok rahat ve güzel, ancak herhalde kulis ve sahne arkası biraz sıkışık olmalı.

Pazartesi günü salon tam dolu idi. Arkalarda tek tük birkaç koltuk kalmıştı. Salı günü önlerde üç sıra koltuk herhalde protokol için ayrılmıştı. Çoğu gelmemiş. Hemen önlere geçtik. Sizde ışıklar söndükten sonra ön koltuklar boş ise öne geçin. Bu her yerde yapılan normal uygulamadır. Sanatçılar özellikle önlerinde/ ön sıralarda boş koltuk görmek istemezler. Yer gösteren hanım kızlar seyircileri eser başlamadan önce son dakikalarda yönlendirmeli. Ayakta seyirci varsa onları hemen ön boş koltuklara yerleştirmeli.

Elhamra sahnesi iç mekan soğuk, İzmir ılıman ortamında doğal olarak kalorifer çalışması yok ama yine de soğuk. Uzun paltonuzu vestiyere vermeyin, yanınıza alın. Ara verildiğinde herkes tuvalete koşuyor. Tuvalet kabin sayısı yetersiz. Beyler   kolay hallediyorlar ama hanımların durumu zor. En iyisi Opera öncesi sıvı alımını sınırlamak, hanımlar için sırta etol almak, kendinizi sıcak tutmak. Tuvalet ihtiyacını azaltmak.

Koro operayı baştan sona çok güzel taşıyor. İtalyan Şef Tulio Gagliardo Varas eserin hakkını veriyor. Elhamra sahnesi Opera çukurundan alışılmadık derecede yukarda yarı beline kadar görünür duruyor. Benim görüşümü kapatmasın bence bir olumsuz durum yok. Orkestranın seslendirmesi CD'ler de dinlediğimden farklı değil, belki daha hassas bir kulak daha da iyi olduğunu söyleyebilir.

Uzun boylu seyirci beyler çok dik oturmasınlar. Çok sayıda hanım seyirci önündeki beyi uyardı. Arkadan sahneyi göremiyorlar. Hanımlardan birkaç kez benzer şikayete kulak misafiri oldum. 

Izmir Vincenzo Bellini'nin "La Sonnambula" Operası ile şu anda Türkiye'deki en güzel eseri sahneliyor. Bunu çok net yazıyorum, çünkü Ankara ve Istanbul repertuarlarını biliyorum. Diğer büyük kentlerde fırsat oldukça Opera seyrediyorum. Hiçbirinde yeni eser yok.   

Yerli eserler var, ancak dünya sahnelerinde yer bulmadıkça, Türkiye dışında sahnelenmedikçe bence değerlendirme dışı ayrı bir katagori olmalı. Bizim Puccini, Verdi, Wagner, Mozart eşdeğeri bestecimiz yok. Bu bir eksiklik değil. Klasik dönem geçti. Amerikalıların, Rusların, Çinlilerin, Hintlilerin, Japonların da yok. İlerde klasik değil ama modern bestecilerimiz olacak, umarım, dilerim.

Klasik bestecilerimiz yok ama muhteşem genç yorumcularımız, harika sanatçılarımız var. Ekonomik bir dekor, ve kostüm ile koro, şef ve kadro harika idi. Hepsini tek tek kutluyorum. Özellikle başrol sopranolarımızın seslendirmelerine hayran oldum.

Opera bitti, uzun uzun alkışladık. Milano LaScala Operasında seyirci, sanatçılara çiçek atıyor. Sanatçılar da çiçekleri tek tek kapıyor, teşekkür ediyor.  LaScala seyircisi acımasız, eğer bir sanatçıyı, yönetmeni, şefi beğenmediyse, açıkça alkışı kesiyor, yerine "Boo" sesi çıkarıyor. Bunlara gerek yok, beğendiğinizi alkışlarsınız, beğenmediğinizi alkışlamazsınız. Bizim başrol sopranolarımız ayakta uzun alkışı hak ediyorlar. Aralarda alkışlamaya gerek yok, ara öncesi ve oyun sonunda bol bol alkışlayın.

Almanya Münih, Berlin, Hamburg Operaları önlerine çevre kasabalardan, çevre şehirlerden içi opera meraklısı müzikseverlerle dolu günübirlik TUR otobüsleri gelir. Sabah şehri gezerler alışveriş yaparlar, sonra akşamüstü Opera'yı seyrederler ve evlerine dönerler. 

Bizde de Salihli'den, Manisa'dan, Soma'dan, Aliağa'dan, Aydin'dan benzer günübirlik TUR otobüsleri Izmir Operası Elhamra Sahnesi önüne gelse ne güzel olur, diye düşünmeden edemedim.

Hanımlar haftalık arkadaş toplantılarını Opera'da yapmalı. Saat 1800 gibi yakın bir KemerAltı lokantasında toplu akşam yemeği. Arkasından sade kahve. Sonra Opera.  Hanımlar gelirse beyleri de gelir. 

Saat 2230da Opera bitiyor. Izmir Metromuz çalışıyor.  Konak iskelesinden Karşıyaka ve Bostanlı vapurlar seferleri 00.20ye kadar devam ediyor. Eve dönüş kolay. İsteyen arabasına binip gidiyor. Izmir Operası bana Izmir'de kendimi gelişmiş Avrupa kentlerindeki ruh halini hissettirdi. Hiçbir farkımız yok- Bizde en az onlar kadar iyiyiz. Onlar kadar kültürlüyüz. Onlar kadar iyi Opera sahneleme yapabiliyoruz.

Bu muhteşem Opera'yı kaçıranlar için duyuralım, 2012 yılı içinde 24 Aralık pazartesi gecesi son sahneleme var. Biletler "www.dobgm.gov.tr" den alınabiliyor. 

Haftabaşında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin programlı ziyaret içinde Türkiye'ye geliyor. Termik yazılarına biraz ara verelim. Kömür sahaları Redovans ihaleleri sonuçlansın, termik santral özelleştirmeleri yapılsın. Türkiye Rusya ilişkilerini konuşalım. Ne dersiniz?

Selam ve saygılar

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Suriye- Rusya- Dış Politika



Değerli Okurlar,
1949 Lübnan doğumlu Fransız yazar Amin Maaluf'un son romanı "Doğu'dan Uzakta" kitabını okuyorum. Dünkü Lübnan'dan bugünkü Suriye'ye paralellikler çiziyorum. Almamız gereken dersleri düşünüyorum. Benzerlikleri düşünüyorum. Israel ile Gazze arasındaki durumları irdeliyorum. 
Ben işim dolayısiyle Suriye, Israel ve Ürdün'de bulundum, çok zaman geçirdim, o zamanlar çalıştığım şirket için iyi/ karlı işler aldım. Bize çok benzeyen bir iş ortamındasınız. Bu iş ortamında para kazanmak için düzgün işleyen bir ticari iklim lazım. Şu anda belki önümüzdeki 10-YIL buralarda iş yapmaya imkan yok. Maalesef yok. 
Suriye bizim doğal pazarımız-dı. Maalesef artık eski Suriye yok. Şam, Halep, Homs, DiyarEL-Zor artık harabe oldu. Yeni Suriye nasıl oluşur, nasıl gelişir, nasıl tekrar pazar olur, şimdiden bilebilmek zor. Ancak savaştan kaçınmak istiyorsanız, savaş için her zaman hazır olmak zorundasınız.

Biz Arab değiliz, bu yüzden İslam dünyasında öne çıkmamız çok zor. Gerek te yok. Erken Cumhuriyet döneminin yerleştirdiği, 2.Dünya Savaşı süresince test edilmiş, doğrulanmış, başkalarının iç işlerine karışmama, "Yurtta sulh, Cihanda sulh" prensiplerinden şaşmamamız gerek. Başka ülkelerin içişlerine karışmak önce bize zarar veriyor. Ticaret durdu, 100'bini aşkın işsiz- güçsüz problem insan bize iltica etti, göçmen oldu. Zengin göçmen bizde durmadı, kendini  ve ailesini Avrupa'ya, Amerika'ya attı.

***

Suriye'de Akdeniz sahilinde Tartus kentinde bir büyük Rus Deniz Üssü var. Burası Rusların Akdeniz'deki en güçlü lojistik destek aldıkları yer. Assad hükümeti kendine destek için bu alanı üs olarak Ruslara verdi. Bütün Rus savaş gemileri Akdeniz içinde buradan lojistik destek, yakıt, yiyecek alıyorlar,  bakım onarım burda yapılıyor. Ruslar için bu üssü kaybetmek söz konusu değil. Müzakere bile etmezler.

Dışişleri politikaları içinde sadece ve sadece ulusal çıkarlar vardır, demokrasi, insan hakları, insancıl duygulara yer yoktur. Başkalarına demokrasi getirmek bizim işimiz değil. Başka ülkelerin iç sorunlarını çözmek bizim işimiz değil. Eğer Ruslar ile iyi geçinmek istiyorsak, Rusların çıkarlarına, kırmızı çizgilerine, hassasiyetlerine dikkat etmek zorundayız.

Rusya, Atlantik ötesi bir süper güç değil, bize en yakın, en çok ekonomik işbirliği yaptığımız, en yoğun ticari ve sosyal ilişkilerde bulunduğumuz komşumuz. Rusya'nın savunma hassasiyetlerine dikkat etmeden bu coğrafyada dışpolitika yürütmek zor, nerdeyse imkansız.

Rusya, artık eski "Sovyetler Birliği" değil. 1989'dan sonra kendine göre bir demokrasi yerleşti. Beğenin beğenmeyin, kendine göre bir seçim sistemi var, kendine göre bir demokrasi düzeni var. Pazar ekonomisi yavaş yavaş yerleşiyor. Ruslar eski "Yoldaş" konumundan çıktılar, işadamı, işkadını, iş-insanı oldular.

Kremlin önünde eski Rus yapımı makam otomobilleri artık yok. Rus yapımı otomobiller artık üretilmiyor. Hepsi BMW, Mersedes, Audi. Paraları var. Ne iyi ise, onu alıyorlar. Yapamadıkları konusunda zorlama yok. Yaptıkları kendilerince yeter. Uzay ve Nükleer teknoloji sahibi oldular. 

1976 yılında Sibirya'da kısa süreli, kontrollü bir gezi yaptım. Ellerinde sadece 10-Mwe gücünde Ingiliz Rolls-Royce kopyası bir Gaz-Türbini tasarımı vardı. Binlerce yapmışlar. 100-Mwe gerekli yere, biz olsak 2x50-MWe gaz türbini koyarız, onlar 10x10-MWe koymuşlar. Şimdilerde ise dünyanın her yerinden en iyi fiyata en kaliteli gaz türbinini alıyorlar, bizim yerli büyük müteahhit firmalarımız Rusya'nın her yerinde kombine çevrim santralleri kuruyorlar.

Akkuyu Nükleer santral siparişini hükümetler arası anlaşma ile Ruslara verdik. Kontrolünü kaybetmeden bu işi bitirmemiz lazım. Akıntıya kürek çekmenin anlamı yok. Herkes yapıyor, bizde yapalım. Düzgün yapalım, en iyisini yapalım. Bizim kontrolümüzde yapalım.

Piyasa rekabeti dışına çıkıp, hükümetlerarası anlaşma ile iş/ sipariş vermek çok tehlikelidir.  Mısır'da Aswan barajını yaparken Rusların elinde yüksek kapasiteli hidrolik türbin yoktu. Ellerinde Sibirya'nın yüksek düşülü nehirleri için yapılmış, farklı tasarımda hidrolik türbinlerden vardı, bunları taktılar. Çalıştı ama çöl ortamında uzun dönemde doğru olmadı, bakım onarım sorunları çıktı.

Bizim ülkemizdeki Rus yapımı endüstriyel tesislerde de, aynı piyasa dışı uygulamaları görürsünüz. Sibirya'nın soğuk iklimine uygun tasarımlı binalar Iskenderun tropik sıcak ortamında tekrarlanmış. Orhaneli Termik Santrali, SeydiŞehir ve Petkim Aliağa endüstriyel tesislerdeki Rus tasarımlarda da benzer kopyalamalar var. Akkuyu örneğinde bakalım neler göreceğiz? Soğuk kış ortamına uygun tasarlanmış bahsi geçen nükleer santral, Tropik Akkuyu ve Akdeniz ortamına nasıl uydurulacak? Çok sıcak deniz suyu ile santral soğutması nasıl yapılacak?  

Hangi işadamı Rus tasarımı bir endüstriel tesis satın alır? Hangi Rus malı makina kullanıyorsunuz? En son Tupolev uçağına ne zaman bindiniz? Seçme hakkınız olsa AirBus veya Boing yerine Tupolev uçağını seçermiydiniz?  

Nükleer konusuna yakın çevrelerde henüz doğrulanmamış söylentiler var. Alman EximBank üstünden proje finansmanı Almanya/ AT tarafından Buhar Türbinleri ve Enstrumantasyon Control sistemleri Siemens KWU imalatı olacak- deniyor. Rusların sadece nükleer çekirdek vereceği, kalan nükleer dışı herşeyi "outsourcing" dışardan alacakları söyleniyor. 

***

Şu anda Rusya'da öğrencilerimiz nükleer konusunda üniversitede okuyorlar. Geçtiğimiz yıl önce Rusça öğrendiler. Önlerinde daha en az 5-yıl var. Bu süre içinde sayıları 400'ü geçecek. Rusya üniversite ortamı bizim ortam gibi değil. Cinsel özgürlük bizim anlayışımızın çok ötesinde. 15 yaşın üstünde genç- erkek-kadın mutlak cinsel özgürlük sahibi. Bizim ahlak anlayışımız orda geçerli değil. 

Bizim anne kuzusu gençlerimiz bu ortamda ne yapacaklar çok endişeliyim.  Onları teknik bilgileri üstünden seçtik ve bilmediğimiz bir okyanusa attık, yüzme öğrensinler- diye. Bu iş nasıl olacak? Kendilerini nasıl koruyacaklar? Okul bitince daha hiç nükleer santral işletme tecrübesi olmayan bu gençlere nasıl sorumluluk vereceğiz?

***

Pazartesi günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 8-saatlik çalışma programı içinde Türkiye'de olacak/ oldu. Keşke daha sık gelse. Üst düzey bire-bir görüşmeler, daha sık yapılsa. Çıkarlarımız, hassasiyetlerimiz, ortak paydalar, ortak işbirliği imkanları yüzyüze daha sık konuşulabilse. Tercümeler yanlış yapılabilir, danışmanlar yanıltabilir. Bire bir yüzyüze temas çok önemlidir. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var. Her zaman her türlü bilgi alışverişi kanalını açık tutmak şarttır. 

Vladimir Putin, çok akılcı, çok gerçekçi bir devlet başkanı. Uluslararası Hukuk ve Ekonomi konusunda Leningrad-St.Petersburg Üniversitesinden Doktora derecesi var. Almancası Alman kadar iyi. İngilizce öğrendi, konuşmuyor ama anladığı- takip ettiği belli. Dış dünyayı biliyor. Ne istediğini biliyor.

Bunlar önemli. ABD Dışişleri bakanının Ingilizce'den başka bir dil bilmediği bir çağda yaşıyoruz. Hillary Clinton gidiyor, yerine gelecek olduğu söylenen Susan Rice da İngilizce'den başka dil bilmiyor. Bilmek zorunluluğu hissetmiyor.

***

Bizim Rusya ile ilişkilerimiz soğuk savaş dönemi tatsızlığı süresince iyi değildi. Ama artık duvarlar kalkti, soğuk savaş bitti. Halen Rusya'da müteahhitlik hizmetlerinde çalışan 80binden fazla kalifiye Türk işçisi var. Ruslar ile Türkler arasında 200binden fazla evlilik gerçekleşti. Çoğu güneyde Antalya bölgesinde olmak üzere 60binden fazla Rus gelinimiz var. Rus damat sayımız da herhalde yavaş yavaş artıyor. Rus gelinlerimiz Tolstoy, Dostoyevski ve Çaykovski'nin torunları. Çok kültürlü, çok eğitimli ve çok güzel kadınlar. Gönderdiğimiz 400den fazla nükleer öğrencinin çoğu ilerde Rus kadınlarla evlenecek. Rusça dili aile içine girecek. Şimdiden bakıyorum, çevremde bizden sonraki kuşak içinde çok sayıda Rus gelin oluştu, Rus dünürler ortaya çıktı.

Doğalgaz konusunda bağımlılığımız ortada. Bu yüzden "Cari Açığımız" yüksek. İthal kömür ve gelecekteki nükleer bağımlılığımızı da hesaba katalım. Enerji konusunda artık kabul edilemez seviyede bir bağımlılığımız var. Bu konuyu sınırlamamız, azaltmamız, kabul edilebilir sınırlara indirmemiz şart. Ortak iş alanları açmamız lazım. Dünya artık internet sayesinde daha hür, daha bağımsız, daha serbest. 

1976 yılında Birleşmiş Milletler desteği ile 3-ay Rusya'da bulundum. Sonra 2008 yılında bu defa bir hafta turistik amaçlı tekrar gittim. Rus insanı aynı. Değişen ekonomik ortam. Daha rahat bir serbest piyasa oluşmuş. Karaborsa bitmiş ama hizmet/ servis sektörü hala iyi değil. Parti baskısı geçmiş, votka yerine bira gelmiş. Kadınlar yine çok güzel, erkekler daha çok piyasa insanı, bale- opera yine harika. Yol soruyorsunuz, başınıza 10 kişi toplanıp size tarif ediyorlar, anlatamazlarsa, elinizden tutup gitmek istediğiniz yere kadar götürüyorlar. 

Kendimizi bilelim, başkalarının içişlerine karışmayalım, ortak iş yapmanın sinerjisine inanalım, "yurtta sulh cihanda sulh" prensibinden ayrılmayalım. Bu zor OrtaDoğu coğrafyasında bağımsız bir millet olarak ayakta kalmanın gereklerini yerine getirelim.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Saturday, November 17, 2012

Hangi Termik santrali satın alalım??


Değerli okurlar,

Bizim işimiz "enerji", ve öncelikle "termik santraller".  Kamu santrallerinin hemen hepsi artık özelleştirme kapsamına alındı. Öncelikle 1120 MWe -rehab sonrası 1154 MWe Hamitabat (14 Ocak 2013), 4x150 MWe Kütahya SeyitÖmer (20 Aralık 2012), 3x150 MWe Sivas Kangal (17 Ocak 2013) termik santral özelleştirme- mülk satış ihaleleri yapılacak.  Daha sonra herhalde 1034 MWe Soma termik santralleri satışları, daha doğrusu 30 veya 49 yıllık işletme hakkı devri özelleştirme ihaleleri geliyor. 

Artık kamu santrallerinde yeni yatırım, rehabilitasyon harcamaları yapma durumu kalktı. Siyasi görüşleriniz özelleştirmeye karşı olabilir, meslek gurubunuz özelleştirmeye karşı olabilir. Ancak bu durum bir gerçek. Özelleştirme şu anda enerji üretim yatırımlarında kaçınılmaz oldu. Çünkü mevzuat nerdeyse geri dönülmez şekilde değiştirildi. Biz iş dünyasının insanlarıyız. Bu yeni duruma göre yeni şartları değerlendirmek lazım.

TKi tarafından şu anda işletilmeyen- veya işletilemeyen, potansiyel kömür sahalarının termik santral kurulması ve elektrik üretilmesi şartı ile uzun dönem (30 YIL) kiralanması ihaleleri var. Önce 600 MWe Adana Tufanbeyli kömür sahası redovans ihalesi yapıldı (2.57 kuruş/kw-saat), daha sonra 450 MWe Manisa Soma (4.69 Kuruş/kw-saat) ve 270 MWe Bursa Keles (5.61 kuruş/kw-saat) verildi. Kütahya Domaniç 300 MWe ihalesi 26 Mart 2013 tarihinde olacak. Sırada herhalde yeni Konya KaraPınar, Eskişehir Alpu ve  Tekirdağ Saray kömür sahaları işletme hakkı devri ihaleleri var.

Yerli kömür sahalarının termik santral kurulması ve elektrik üretilmesi şartı ile işletme hakkının kiralanması (redövans) güzel bir uygulama. Bir termik santral en iyi/ kolay/ akılcı olarak mevcut kömür sahası yanına kurulur. Bizdeki bazı uygulamalar  gibi, "yüksek gerilim iletim hattına yakın olsun, ilave masraf yapmayalım"-diyerek, sakın termik santrali mevcut kömür sahasının üstüne kurmayın, altındaki kömür sahasını kullanamazsınız, öyle kalır. Şaka gibi ama bu durumun örnekleri maalesef bizde ve dünyada var.

Yatağan ve Kangal termik santrallerinin rehabilitasyonları bitirildi, artık daha yüksek verimlilik, daha yüksek emreamade ile daha iyi çalışıyorlar. Tunçbilek, Soma termik santralleri için yeni elektrostatik toz filteleri ihaleleri yapıldı. BacaGazı kükürtsüzleştirme ihaleleri özelleştirme sonrası yeni alıcılara bırakıldı. SeyitÖmer, Kangal ve Soma termik santralleri, yanlarındaki kömür sahaları ile birlikte, özelleştirmeye hazır hale getirildi.

Şimdi sorumuza gelelim. Biz yatırımcılar olarak ne yapalım, Termik santral satın alalım mı? Hangilerini alalım? Nasıl alalım? Hangisi iyi? Hangisi kaç para eder? Ne kadar sürede yatırdığımız para kendini geri öder?

Istanbul'da bir yarış pistinin kiralanması ihalesi sonrası, en iyi fiyat veren taraf, "hesap hatası yapmışız, matematik yanlışlarımız var. Bu fiyat yatırım yapılabilir fiyat değil. Vazgeçtik. İhale iptal olsun" demişler. Yatırımcının böyle bir lüksü yoktur. Yatırımcı hesabını doğru yapmak zorundadır. "Hele bir ihaleyi alalım, zarar durumunda bundan kaçınacak bir yol nasıl olsa buluruz"- diyemezsiniz. 

Bir kömür sahasında kömür çıkarma ihalesini alırken verdiğiniz fiyat eğer çok düşük ise bundan geri dönüş yoktur. Hesabınızı iyi yapacaksınız. "Dekapaj yapılacak toprak miktarı bizim başta yaptığımız tahminden çok fazla, son fiyat maliyeti kurtarmıyor"- demek, çok geç.

Kömür sahaları Redovans ihalelerinde artan bir fiyat eğilimi görüyoruz. Son verilen fiyatlar, ihale sonuçları, artık yatırımın geri ödeme süresini 10 YIL ötesine getirdi. Bir yatırım eğer kendini 10-YIL 'dan fazla sürede kendini geri ödüyor ise o yatırımı yapmayın. Paranızı neden boşa harcıyorsunuz?? Bankalarda aynı faizi veriyorlar.

Şimdi gelelim, "hangi termik santrali alalım?" sorusuna. Bu soruya cevap için "hangi methodoloji kullanacağız? Nasıl hesap yapacağız? Hesap çok zor mu? Başkaları benzer durumlarda nasıl hesap yapıyorlar??"

Önce bazı olmazsa olmaz konuları işleyelim. Önce "due diligence- durum tesbiti"- çalışması yapacağız. İhale dökümanları yetmez, ihale dökümanları son durumu her zaman belgelemez, yer görmek lazım. En az 1-tam gün, hatta 1-tam hafta, hatta 1-tam ay sahada bulunmak lazım. Çalışanlar ile uzun bilgilenme toplantıları yapmak lazım. Bu işleri konuyu bilen danışmanlar ile yapmak lazım. Tercihan o santralde daha önce çalışmış şimdi emekli olmuş, veya ayrılmış başka yerde çalışan elemanlarla konuyu incelemek lazım. Yergörme yapmadan bu işe girmek olmaz.

Arkasından "Pre-Feasibility- ÖnYapılabilirlik" çalışması yapmak lazım. Kömür bize kaç paraya mal olacak, işletme/ bakım (OandM) masrafımız ne olacak? Personele kaç para ödeyeceğiz?  sonunda ürettiğimiz elektriği nasıl, kime, kaç paraya satacağız? Ne kadar vergi vereceğiz? Vergi sonrası net kaç para kazanacağız? Yatırdığımız parayı kaç yılda geri alabileceğiz?? Bütün bunları başta hesaplamamız gerek.

Ayrıca finans masrafları hesaplarken yatırım nakit girişini  tahmin etmek lazım. Redovans ihalesi sonrası, teslim alınan kömür sahası yanına yapılacak termik santralin inşaası için en az 4-5 yıl lazım. Yeni santral yatırımı yapıyorsunuz. Bu süre içinde nakit girişi yok. 

Öte yandan özelleştirme kapsamında bir mevcut çalışan termik santralin teslim alımı sonrasında nakit girişi hemen başlar.  Ancak "EmreAmadeliği" ve "Randımanı" artırmak için, "Çevre Mevzuatına uyumlu hale getirebilmek" için gerekli rehabilitasyon çalışmaları üretimi bir süre programlı kesintiye sokabilir.   

Şimdi siz değerli okuyucularıma soruyorum, şimdi hangi termik santrali satın alalım? hangi kömür sahası kiralama/ redovans ihalesine katılalım? Kaç paraya alalım? Bu hesabı nasıl yapalım? Yatırım için kaç yılda geri ödeme düşünelim? 

***

Bir termik santralin satış fiyatını belirlemek için kullanılan çok sayıda methodoloji var. Ben size bunlardan en kolay olanını anlatayım. Diğer methodoloji'ler ile yapılan değerlendirmeler önünüze gelince, burda anlattığım metod ile bulacağınız rakamı, kontrol edin.

Mevcut santral özelleştirmesinde hesap kolay. Burada üreteceğiniz elektriğin birim kw-saat maliyetini hesaplamanız gerek. Yakıt birim kw-saat payını hesaplayın. Bu birim maliyet en kolay birim MMBTU üstünden hesaplanır. Daha sonra harcama yapmanız gereken birim rehab maliyeti, işletme ve bakım (OandM) maliyetini bulun. Personel birim kw-saat maliyetini hesaplayın. Toplam birim kw-saat maliyet  çıktı.

Redovans ihalesinde ise, rehab birim maliyeti yerine,  yeni santral toplam maliyetinden tahmini birim kw-saat maliyetine ineceksiniz. Yeni santral kuracağınız için "EmreAmadeliğiniz" ve "Randıman" yüksektir. Rehab yoktur.

Daha sonra önümüzdeki tahmini geri ödeme süresi içinde (3 YIL ile 10 YIL arası)  birim kw-saat piyasa (PMUM) fiyatı konusunda tahminde bulunun. Aradaki farktan, vergi öncesi ve sonrası birim kw-saat karınızı bulun. Toplam kuru güç, ve yıllık ortalama emreamade çalışma saati rakamları ile çarpın. Yıllık ortalama toplam net kar rakamınız bulundu. 

Yatırımınızı kaç yılda geri almayı umuyorsunuz? En az en iyi beklenti 3-YIL, en çok en uzun beklenti 10-YIL olsun. Arada bir süre sizin makul geridönüş beklentiniz. Bu süre ile, yıllık net karınızı çarpın. Termik santral için verebileceğiniz net yalın çıplak fiyat bulundu.

Üstüne finans masraflarını ve diğer görünür, tahmin edilebilir riskleri, maliyetleri, eklemeniz gerek.  En sonda ulaştığınız bu rakam ile ihalede iş size kalırmı? Bilemem. Ancak en azından herhalde kafanızda ilgilendiğiniz proje için bir  fiyat fikri oluşmuş olmalı. 

İhale sırasında açık artırma başladığında çok dikkat edin. Bu bir John Nash "Oyun Teorisi" uygulamasıdır. Bazı firmalar bazan hesapsız, belki başka beklentilerle bazan çok hesaplı çok fazla yükseltmeler yapabilirler.  Nerde duracağınızı bilin. Ona göre strateji yürütün.

Selam ve saygılar


Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

via Google Translation.