Thursday, August 17, 2017

Çocuklar Salıncaksız kalmasın

Yıl 1959, Kırıkkale'ye yeni gelmişiz, henüz 8- yaşındayım, ilkokul 2.sınıfa gideceğim, babam ilçede en genç hakim, bir akşamüstü adliyede en yaşlı bilge Hakim Abidin beyin evine aile toplantısına gidiyoruz, 2-katlı evin alt katında oturuyorlar, bahçede büyük bir ağaç, o ağaçta bir salıncak var, evin en küçük çocuğu 12-yaşındaki Faruk salıncağını kullanmama izin veriyor, evler yakın, yaz dönemi, okul yok, ben her gün onların evine gidiyor salıncağa biniyorum, salıncak uçma hissi veriyor, hürriyet duygusu veriyor, mutluluk veriyor, Faruk arada bir geliyor salıncağın sırasını benden alıyor, bir süre sonra iniyor, ben yine biniyorum, kalın urgandan yapılmış, çok yüksek dala bağlanmış bir salıncak, o sıralar Kırıkkale'de istasyon mahallesinde çocuk parkı var, orda 2-salıncak var, ama bize yakın çocuk parkı yok, salıncak yok, akşamüstü Faruk'un sinema yıldızı kadar güzel ablası bizi yakındaki fırına taze ekmek almaya gönderiyor, getirdiğimiz sıcak taze ekmeği dilimliyor sonra birer dilim üstüne tereyağ ve reçel sürüp bize veriyor, bir süre sonra bilge hakim Abidin bey amca Ankara'ya tayin oluyor, aile Ankara'ya taşınıyor, evi boşaltıyorlar, yeni kiracı salıncağı söküyor, ben salıncaksız kalıyorum.
Yıllar geçiyor, şeker şirketi Etimesgut Ankara makina fabrikasında çalışıyorum, personel için lojmanlar yapılıyor, bitiyor, evli mühendislere dağıtılıyor, ortada çok çocuk var, ama salıncak yok, Ankara'da Güven parkın köşesinde bir çocuk parkı var, orda salıncaklar var, bir gün oraya gidip salıncağın krokisini çiziyorum, bir ressama verip ölçülendiriyorum, bizim için basit bir çizim ama o güne kadar kimse yapmamış, yönetimden izin alıyoruz, hurdaya atılmış, çelik boruları birbirine ekleyip bir salıncak yapıyoruz, çok beğenilince, daha çok yapıyoruz, her lojman önüne bir salıncak koyuyoruz, çocuklar saatlerce salıncak sallanıyorlar,
Oğlum Aydin da sabahtan aksama uçar gibi salıncağa biniyor saatlerce. Salincak gün boyu nerdeyse hiç boş kalmıyor. Çocuklugunun en guzel anilarindan oluyor.
Başka fabrikalar istiyor, teknik resmi onlara da gönderiyoruz, çizim şirket dışına taşıyor, Temsan Diyarbakır fabrikasındaki arkadaşlar istiyor, veriyoruz.
Ben çocukken salıncaksız kaldım, çocuklar salıncaksız kalmasın.

Monday, June 26, 2017

Finlandiya Hikayesi




Tampere, Finlandia

1980'lerin ikinci yarısında edirne ve Istanbul'da mensucat fabrikaları olan bir zengin işadamımız bizi aradı. Mensucat üretimi içinde, buhar elektrik enerji harcama maaliyetleri payı çok yükselmiş, son birim maliyetleri içinde enerji maliyetini düşürebilmek için pahalı fueloil yerine yerel  ucuz Trakya Saray kömürünü kullanmayı düşünmüş. Trakya Saray kömürüne uygun bir termik santral arayışına girmiş. 

Trakya Saray kömürünün özelliği düşük kalorifik değere sahip olması (1500-2000 kcal/ kg lhv) içinde nem miktarının çok fazla (%50-60) oluşu idi. Abd'de yerleşik temel tasarım firması ortağımız bu kömüre uygun tasarımlarının olmadığını beyan etti. Literatür ve  teknik dergiler tarayarak uygun tecrübeli referansı olan  firma arayışına girdik. Finlandiya Tampere kentinde bir buhar kazanı firması bulduk. Benzer bir yerel kömür yakabilen büyük kapasiteli termik santral yapabiliyorlardı. Bugün artık bilinmezi kalmamış, kabarcıklı akışkan yatak yakma sistemi (bubbling bed fluidized bed combustion) olan buhar kazanı referansları vardı.

O sıralar İnternet  henüz yok, teleks makinasından çok yeni faks makinasına terfi etmişiz. Adamlarda iletişim kurduk. Bizden yakıt örneği istediler. Zengin yatırımcımıza bildirdik, 50-ton örnek yerel kömürü kamyona yüklediler, Tampere'ye gönderdiler. 

Biz de  yanma testini yerinde görmek izlemek için yola çıktık. O zamanlar thy helsinki'ye bugünkü gibi günde 2-kez uçmuyor. Haftada bir gün tek gidiş ve dönüş var. Lufthansa Ankara munih helsinki uçuşu yaptık. Helsinki havalimanından şehir merkezine trenle indik, beklemeden Tampere trenine geçtik. Üç saat tren yolculuğu daha yaptık. Akşam Tampere şehrinde önceden  yer ayırttığımız otele giriş yaptık.

Ertesi gün şirket merkezine gittik, öğleye kadar tanışma bilgi alışverişi yaptık. Test laboratuarına gittik. Yanmayı gözledik. Tasarım uyumlu idi. Sonuçları gördük. İşbirliği anlaşması taslağını görüştük. Teknik Bilgileri ve son tekliflerini istedik. Ertesi gün geldiğimiz güzergah üstünden yurda geri döndük.

Finli mühendisler hayatlarında hiç ortak çalışma yapmamışlardı. Temel Tasarımı yapmaları zaman aldı. Mühendislik için istedikleri fiyat piyasanın çok üstünde idi. Gönderdikleri işbirliği anlaşma metinleri çok basitti. Neyse sonunda tasarım ve yerli kapsam bilgileri geldi. Biz kendi kapsamımızı fiyatladik, her iki kapsamı birleştirdik, kapsama buhar türbini ayrıca ekledik, ve teklif dosyasını istanbul merkezine verdik.

Değerlendirme sürecinde Finlandia'dan uzman mühendisler istanbul'a  geldiler, haftada tek gün gidiş geliş bir sefer uçak vardı. Onunla gelip, bir haftasonra geri döndüler. Bir hafta içinde ankara istanbul ve edirne'de görüşmeler yaptık. 

Mensucat fabrikasını sahibi zengin işadamımız çok iyi eğitim almış çok iyi bir Avrupa üniversitesinden mezun makina mühendisi idi. İngilizce almanca fransızca çok iyi knuşuyordu, herhalde italyanca ve ispanyolca da biliyordu. Fabrika çalışma Odası türk ressamlarının tabloları ile doluydu. Beni çağırıp teklif dosyasını benimle beraber inceliyordu. Bazı günler sabahtan akşama kadar odasında onunla beraber çalışıyordum.

O odada gün boyu finansman, işletme, personel sorunları çözülüyordu. İşçilerin ücretleri için kısa vadeli para bulmak, satış pazarlama, nakliyat tüm sorunlar orda çözülüyordu. Bazı günler iş yoğunluğundan başım ağrıyordu, hiç imrenilecek bir hayat değildi. Bütün bu işlerin içinde  haftasonu cuma akşamı  uçakla irlanda'ya uçuyor, okyanus teknesine biniyor, uluslararası bir yelken yarışı için atlantik okyanusunda 10-kişilik bir tecrübeli profesyonel ekiple antreman yapıyor, pzt sabahı işine dönüyordu.

Yatırımcı Verdiğimiz fiyattan memnun kalmadı, Fin mühendislerinin mesafeli tavirları da hoş değildi, başka firmaların  rekabetçi teklifleri ve denenmemiş tasarımları gözünü tutmadı. Konuyu zamana bıraktı. 

Bütün bu detaylar bir 3.5" floppy disk içinde word ve excel dökümanları olarak benim arşivde kalmış. Artık 3.5" floppy okuyan pc kalmadı, makaleyi yazabilmek için usb aktarımı yapmak zorunda kaldım. Teklif, yazışmalar, işbirliği anlaşması, saklılık gizlilik, toplantı notları herşey duruyor.

Bugün kömürü denemek için yurtdışına örnek kömür göndermeye artık gerek yok. Benim bildiğim, Tübitak Gebze ve Odtü kimya mühendisliği laboratuarlarında kömür testlerini yapabilen küçük kapasiteli  kabarcıklı (bubbling) ve dönüşümlü (circulating) akışkan yatak (fluid bed) buhar kazanları var.

Biz yatırımcı şirketi arada bir yokladık , ama iş yürümedi. O sıralar ortada uzakdoğunun kolay ucuz güvenilmez tasarımları da yoktu. Arkasından ekonomik zorluklar, piyasaların zor şartları devreye girdi. Yatırımcı şirket zora girdi. Proje kaldı. Finlandia firması satıldı. Tanıdığımız mühendisler ayrıldı. Konu kapandı. 

Şirket içinde "O kömür yanmaz, boşuna çalışıyorsun, bedava danışmanlık yapıyorsun", diyenler oldu.  Ben öyle düşünmüyorum. Kömürü yakabiliyorduk, ihtiyaç vardı, talep vardı, finansman vardı. Aklına yatsaydı alırdı.  Oynanan zevkli mesleki  bir oyun gibiydi. Olsaydı iyi olacaktı.  İşbilir çok zeki ve çok bilgili bir işadamıyla çalışmanın güzelliğini yakalamıştım. Öyle örnekler ne yazıkki  bizim piyasalarda çok değil. 

Monday, May 22, 2017

2017-2018 Yeni Sezon Opera Bale Programları


Bu sezon opera bale geceleri Mayıs ayı sonunda bitiyor. Arkasından geceleri açık havada yapılan Istanbul, İzmir Efes, Antalya Aspendos yaz festivalleri geliyor. Sonra Ekim ayı başında yeni sezon başlıyor. Devlet opera balesi internet sayfasından sizler için yeni sezonda neler var, bir derleme yaptık. 

Ankara'da "Simon Boccanegra", İstanbul Süreyya operasında "Cosi fan Tutte", İzmir Elhamra operasında "Tannhouser", Antalya operasında "L'Elisir D'Amore", Mersin operasında "Maskeli Balo", Samsun operasında "I Paliacci", operaları sahneleniyor. Hepsini ayrı ayrı görmek, hatta yeni sahnelenenleri 2-3 defa izlemek lazım.

Ankara

Pelleas et Melisande, Claude Debussy
Don Giovanni, Mozart
Simon Boccanegra, Giuseppe Verdi
Zorba, Theodorakis (bale)
Fındıkkıran, Çaykovski (bale)
Giselle (bale)



İstanbul Süreyya
Cosi fan Tutte, Mozart
Ninetta
Poppea'nın Taç Giyme Töreni
Coppelia, Esmatalda,Üç Silahşörler (bale)



İzmir Elhamra
Don Giovanni, Mozart
Duvara Karşı
Tannhauser, Richard Wagner
Coppelia, Fındıkkıran, (bale)



Antalya
Aida, Giuseppe Verdi
L'Elisir D'Amore, Gaetano Donizetti
4-Mevsim, Karamazov Kardeşler, Zorba (bale)



Mersin
Çingene Baron, Johann Strauss II
Maskeli Balo, Giuseppe Verdi
Frida, Kont Drakula, Rapsody in Blue (bale)



Samsun
I Paliacci, Leoncavallo
Le Rossignol, Stravinsky
Salome, Richard Strauss
Ateş Kuşu, Stravinsky
Carmen suiti,


İyi seyirler, daha fazla bilgi ve biletler için bakınız www.dobgm.gov.tr

---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" Opera sayfası için yazılmıştır.

Ankara, 4 Haziran 2017




-->

Tuesday, May 16, 2017

Ronald Dean Tickfer, Opera tutkunu bir Amerikalı (2012)


Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin sadık opera seyircileri arasında neredeyse tüm yaşamını burada, bizimle geçirmiş 54 yıllık öğretmen, Amerikalı Ron Tickfer’in (73) de olduğunu çoğumuz farkında bile değiliz. 

Ankara’ya ilk kez 1958’de 21 yaşında gelen Tickfer, operayla 15 yaşında ABD’de tanışıyor. Tİcfer, opera tutkusunu, Ankara’ya geldiği günden beri ikinci kuşak sanatçı ailelerini seyrederek sürdürüyor. Onun için opera, oyun, ses, dans, resim, ışık ve dekoru barındırdığı, kısacası aynı anda birden çok sanat izlenebildiği için özel. Bir opera yapımında yüzlerce insanın çalıştığını, emeklerinin sonucunun birkaç saat içinde seyredilip bir daha geri gelmeyecek şekilde bittiğini söyleyen Tickfer, bu yüzden hiçbir temsilin kaçırılmaması gerektiğini söylüyor. Yıllar içinde opera yorumlarının değiştiğini artık sahnede sadece sesin değil, oyunun da önemli olmaya başladığını gözlemlemiş. 

Tickfer, Ankara’da seyrettiği operaları, başka ülkelerdeki opera yapımlarından daha yaratıcı, içten ve candan buluyor, hele salona bayılıyor. Sadece seyircinin giderek daha az özenli giyindiğinden yakınıyor. Unutamadığı anılar arasında Aşk İksiri operasının bir yapımında, perde arasında seyircilere küçük şişelerde aşk iksirlerinin (!) anı olarak dağıtılışı da var. 

Her operada yenilenmiş gibi duygusal bir enerji hissettiğini belirten hoca, her zaman iyi sanatçıları seyretmek gerekmediğini, gençleri seyretmenin ayrı bir heyecan verdiğini belirtiyor. Türkçe eserleri dinlerken rahatsız olmadığını açıklayan Tickfer, orijinal dilde de olsa takip etmek zaten mümkün değil, ama özellikle Amerika’dan gelen misafirlerimi operaya götürdüğümde program kitapçığında konunun İngilizcesi de olunca seviniyorum, diyor. 

En sevdiği operanın gizem ve romantizm içeren ve geçtiğimiz sezonda oynanan Dvorak’ın Rusalka operası olduğunu anlatan Tickfer, Bilkent’e işe giderken servis durağında eserin afişini görünce öyle sevinmiş ki her temsile gitmiş. 

Oyuncak bağışladı 
Aynı zamanda ciddi bir oyuncak koleksiyoncusu olan ve Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi ile Çengelhan Koç Müzesi’ne oyuncak bağışlamış olan Tickfer’in orkestra elamanlarından oluşan bir biblo koleksiyonu da var. Zaten bu yüzden de opera seyrederken oyuncaklarla oynarmış gibi en önde oturmayı ve eserin içinde yaşamayı seviyor. Öğretmenlik yaparken de, “Sahnedeymiş gibi bazen memnun, bazen kızgın bazen ciddi olma oyunu oynamak gerekir” diyor. 

Bu denli kolay ulaşılabilen, koşulları uygun ve yüksek standartta bir opera olmasının Ankaralılar için büyük bir şans ve ayrıcalık olduğunu belirten Ron Tickfer’i bir sonraki temsilde seyircilerin arasında acaba fark edebilecek misiniz! 

Yazan PINAR AYDIN O’DWYER 

Friday, May 12, 2017

Opera Bale 2017 Yaz Festivalleri


Opera bale programları mayıs ayı sonunda bitiyor. Sonra yaz festivalleri başlıyor. Yaz aylarında yapılacak istanbul izmir bodrum antalya opera bale festivallerini sizler için derledik. Detaylar için internet adreslerini verdik. Bilet almak için internet sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.
Yabancı gezdiren seyahat tur şirketleri bu festivalleri programlarına alıyorlar, misafirlerine opera bale seyir imkanı sağlıyorlar.
Açık havada sıcak bir mekanda, sevdikleri ile beraber akşam 21:00 saatlerinde opera bale izlemek çok hoş bir duygu.

İstanbul 8. Uluslararası opera festivali, 13-23 Haziran
Saraydan kız kaçırma, mozart, ist arkeoloji müzesi bahçesi (3-gece)
Opera yıldızları, mersin opera, zorlu psm
Macbeth, verdi, mersin opera, zorlu psm
Faust, gounod, istanbul operası, zorlu psm

Bodrum 15. Uluslararası Bale, 18 temmuz- 12 ağustos, bodrum kalesi
Uyuyan güzel, çaykovski, istanbul balesi
Cuba vira!, modern dans, küba
Harem, ankara balesi
Zorba, theodorakis, ankara bale
Romeo Juliet, çaykovski, izmir
Gaia- a fuego lento, kazakistan astana balesi
Amore, svetlana zakharova moskova balesi
Dansın rengi, mozart, mersin balesi
Born to dance, flamenko, los vivancos balesi
Antalya 24. Uluslararası aspendos 23 Ağustos- 7 Eylül
Aida, Verdi, antalya opera
Macbeth, verdi, mersin opera
Uyuyan güzel, istanbul balesi
Samson ile dalila, saint-saens, izmir opera
Şehrazat- chopina- poloveç dansları moskova devlet opera ve balesi
Tosca, puccini, estonya ulusal operası

Bazıları yapıldı, bitti, yurtiçi opera bale günlerimiz var.
Yakında iseniz onları da takip edebilirsiniz.
Eskişehir opera bale günleri, 3-12 mayıs
Mardin opera bale günleri 20-23-25 mayıs
Trabzon opera bale günleri 18-21-23 nisan
Gaziantep opera bale günleri, 22-23-25 nisan
İzmir efes opera bale günleri, 16-19-22 eylül

Opera bale günlerinde

Bir tenor aranıyor, müzikal komedi, ankara dob
Harem, ankara dob
Nasreddin hoca, çocuk operası
Sahneleniyor.

Özellikle "Bir Tenor Aranıyor" afişleri yerel billboard'larda duyurulunca, çok kişinin bunu iş ilanı sanıp, "tenor nedir bilmiyorum ama elimden her iş gelir", diyerek opera bale idaresine başvuru yaptığı gözlenmiş.
Bu da duyuruların hoş bir fıkrası olmuş.

İstanbul 5. Uluslararası bale yarışması 8-13 temmuz günleri yapılacak

Tüm detaylar www.dobgm.gov.tr internet adresinde bulunuyor.

Ayrıca D-marine TurgutReis Klasik Müzik Festivalini, ve Gümüşlük Piyano Günlerini de takip etmek lazım.

İyi seyirler, güzel günler, sıcak ve mutlu bir yaz dönemi dileğiyle,

Slm ve saygılar


Ankara 12-Mayıs 2017


---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" Opera sayfası için yazılmıştır.


Ankara, 27 Mayıs 2017



Monday, May 08, 2017

Fransa Seçimleri 2017


Fransa ile Türkiye arasında ticaret hacmi yılda 14 Milyar ABD Dolar civarında (2016). Biz Fransa'ya yılda 6 milyar Dolar eşdeğeri ihracat yapıyoruz, onlardan 8 milyar Dolar ithalatımız var. Fransa ile havacılık, otomativ, ilaç, plastik konularında işbirliğimiz var. Türkiye nükleer enerji projelerinde Fransa'nın ciddi teknolojik ekipman payı var. Yaklaşık 450 Fransız şirketi Türkiye'de çalışıyor ve toplam 2 milyar Dolar yatırımları bulunuyor. Fransa'da, 300bin Fransız vatandaşlığı almış, toplamda 600bin Türk vatandaşı yaşıyor. Türkler Fransa'da çok sayıda politik ortamda yer alıyorlar. Fransa ile aramızda arada bir su yüzüne çıkan ve ilişkileri geren 1915 Ermeni olayları durumları var.
Fransa'nın nüfusu 66 milyon (2016). Fransa'da 7 milyon yabancı ülke doğumlu, nüfusun %12'si, çoğu Kuzey Afrika'dan gelmiş insan var. Bu yabancı nüfusun eğitimi, ekonomiye entegrasyonu ciddi parasal ve kültürel sorunlar oluşturuyor.
Fransa'da 7 Mayıs 2017 Pazar günü başkanlık seçimlerinin ilk tur oylaması vardı. Yazarınız seçim günü internet sayfalarından adayların özgeçmişlerine, vaad ettikleri politikalarına dair bir özet derleme yaptı.
Başta kadın aday, Marine LePen var, hukukçu, milliyetçi cephe başkanı, uzun bir politik geçmişi var, milliyetçi cepheyi aşırı sağcı babasından devralmış. Sonra babasını partiden kovmuş. "Frexit" isimli Avrupa birliğinden çıkış politikasını savunuyor, göçmenlere, müslüman azınlıklara karşı, onların ülkeden çıkarılmasını istiyor, nükleer enerji atıklarının kontrolu, milliyetçi politikaları yürütüyor, "Her cuma öğle vakti ibadet için Paris sokaklarını kapatmanız Fransa'nın işgali anlamına gelir, işgal sadece tankla tüfekle yapılmaz. Çoğunluğu Hiristiyan bir ülkede zorla görünür olamazsınız. Göçmenler kendi ülkelerine gitsinler", diyor, "Müslüman liderlerle görüşürken kesinlikle kafamı örtmem", diyor. Fransa'daki demokratik özgürlükleri kullanarak, ortadoğu baskısını burda kuramazsınız, diyor. Marine LePen, 2-kez evlenmiş boşanmış, şimdi üçüncüyle evlilik bağı olmadan yaşıyor, ilk evliliğinden artık yetişkin yaşta üç çocuğu var. LePen sosyal media kullanıyor, özellikle kürsüde çok güzel konuşuyor.
İkinci önemli aday Emmanuel Macron, 1977 doğumlu, 40-yaşında, önce yatırımcı banker, sonra Başkan Hollande hükümetinde ekonomiden sorumlu bakan olmuş, genç dinamik, hafif aksanlı İngilizce konuşuyor, Avrupa birliği taraflısı, "Daha çok göçmen alalım, biz onları içimizde eritiriz", diyor. Schengen düzenini koruyacak, ancak iç güvenlik ve artan terör olaylarını önlemek için çok sayıda güvenlik elemanı işe alacak.
Enerji konularında küresel ısınmayı azaltma, avrupa politikalarının takipcisi, yenilenebilir enerjilere olumlu destek politikaları güdüyor.
Aklın yolu her yerde bir. Macron, sosyal medyayı çok iyi kullanıyor, twitter hesabında 660bin takipcisi var. "Macron Kanunları" diye isimlendirilen, ekonomiyi geliştirmek, işsizliği azaltmak, Avrupa birliği ile ilişkileri geliştirmek, enflasyonu düşünmek konularında ciddi insiyatifleri var.
Macron evli, 2007 yılında Brigitte Trogneux ile evlenmiş. Brigitte 1953 doğumlu, Emmanuel Macron'dan 24 yaş büyük, lisede edebiyat öğretmeni. Emmanuel Macron 16 yaşında iken okulda onunla ilişki kurmuş, Emmanuel Macron'un ailesi bu duruma itiraz etmiş, genç Emmanuel'i uzaklara göndermişler ama olmamış,
Bir bankerle evli ve 3-çocuğu olan Brigitte Trogneux sonunda banker eşinden boşanmış. Emmanuel Macron ile 2007 yılında evlenmiş,
Eee bize ne bunlardan, bize ne? Gönüller bir olmuş evlenmişler,
70 yaşındaki Donald Trump, 42 yaşındaki Melanie ile evli ise, 40 yaşındaki Emmanuel Macron da 63 yaşındaki Brigitte ile evlenir, bize ne? Biz ülkede ekonominin büyümesine, enflasyonun düşmesine, istihdamın artmasına, döviz dengesine- paritesine, sağlık eğitim enerji hizmetlerine, komşu ülkelerle barış içinde ticari ilişkilerin geliştirilmesine, hukuk üstünlüğüne, demokrasinin ve seçimlerin düzgün işlemesine bakarız.
Öyle değilmi? Elalemin duygusal hayatı bizi ne ilgilendirir?
İlk iki en çok oy alan aday, 7-Mayıs günü tekrar seçim sandığında karşılaştılar. Günün sonunda %65 oy çokluğu ile Emmanuel Macron seçimleri kazandı. Emmanuel Macron 40 yaşında, Kanada Başbakanı Justin Trudeaux 45 yaşında, Barrack Obama başkan olduğunda 47 yaşında idi. Acaba yeni bir genç liderler eğilimi mi oluşuyor? Bir sonraki seçimlerde her ülkede 40 yaşlarında genç liderler mi öne çıkacak?
Seçim sonrasında Fransa'da çifte vatandaşlık, göçmenlerin durumu, terör, iç güvenlik, Avrupa Birliği ilişkileri gündeme gelecek.
Haydi hayırlısı


---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Ankara, 9 Mayıs 2017

Friday, May 05, 2017

Yabancı Mühendis Takıntısından Vazgeçin!


1990’lı yıllarda Türkiye’de yabancı ortaklı bir şirkette çalışıyorum. Karadeniz kıyısında önemli bir büyük tesiste bir büyük kazan ihalesi aldık. ABD’li yabancı ortağımız daha önce başka yerde gerçekleştirdiği benzer uygun referans tasarımın ilk ana 10 paftasını bize 60 bin dolar fiyatla verdi. Kalanları, yani detay mühendisliği sen yap, dedi. Tasarım manualleri geldi, 1000’e yakın detay resim çizilecek, malzeme satın almalar, imalat ve yerinde saha montajı yapılacak.
İhale evrakında bir madde daha var. Sahada, yabancı, tercihan Amerikalı bir mühendis şantiye şefi olarak devamlı bulunacak.
Bir yabancı şantiye şefini sahada bulundurmak ayda 10 bin dolar maaş demek. Artı yeme içme barınma otel ev araba masrafları da inanılmaz seviyede. Ben ayda 2000 dolar eşdeğeri maaş alıyorum. Bunun üstünde kimse zaten para alamıyor, vermiyoruz. Her neyse, tüm hazırlıklar çalışmalar tamamlandı, sıra yerinde montaj aşamasına geldi.
Yabancı İngiliz genel müdürümüz bir gün bir özgeçmiş getirdi. Kentucky’de yaşayan ABD’li bir delikanlı okulu yeni bitirmiş. O yaz Avrupa’yı gezerken her nasıl olduysa yolu İstanbul’a düşmüş.
Yolu buralara düşmekle kalmamış, bir Türk kız bulmuş, önce arkadaşlık sonra evlilik. Ardından kendine Türkiye’de 1-2 yıllık iş arayışına girmiş.
Önce Türkiye’de çalışan ABD firmalarının bir listesini elde etmiş. Listeyi gözden geçirmiş ve uygun gördüklerinin her birine birer özgeçmiş (CV) göndermiş, iş aradığını beyan etmiş.
Delikanlı 25 yaşlarında, Kentucky’nin yerel okulundan bir mühendislik diploması var. Fakat piyasa tecrübesi yok. Ama Amerikalı, ama yabancı...
Delikanlıyı çağırdık. Anlaşılmaz bir yerel aksanla İngilizce konuşuyor. Ama ne gam, kendisi Amerikalı, ABD pasaportu var.
CV’sini gözden geçirip yeniledik. Berbere gönderdik, düzgün bir şekilde tıraş oldu. Sırtına bir siyah takım elbise aldık. Bindik arabaya, müşterinin fabrikasına gittik. Tabii önceden iyice tembihledik, “Sakın ağzını açma, sadece merhaba, nasılsın... Başka laf etme" dedik. Müşteriye çıkardık.
İşte ABD’den getirdiğimiz Amerikalı şantiye şefimiz! Delikanlı sekiz ay şantiyede kaldı. Ayda 4000 dolar maaş aldı. Ev ve araba verdik.
Hızlı bir şantiye yönetim eğitiminden geçti. Gün boyu şantiyeyi gezdi, notlar aldı. Bizim yazdığımız İngilizce şantiye notlarını edit etti düzeltti. İşçilerin geliş gidişini kayıt altına aldı. Teknik konulara karışmadı, ama işi öğrendi. İş bitti, biz iş bitirme belgesi aldık. Delikanlımız da CV’sine yazacağı bir proje yönetim tecrübesi kazandı. Bu arada Türk karısının ABD giriş vizesi çıktı, onlar ABD’ye gittiler, biz de iş bitirdik.
Benzeri bir durum Bursa’da iki ayrı montaj yerinde, bu defa yaşlı yabancı saha mühendisleriyle tekrarlandı. Birinde yabancı bir inşaat mühendisi idi, ancak iyi kontrat ve saha yönetim tecrübesi vardı.
Diğerinde yaşlı bir Alman mühendis idi. Bilgisayar kullanmayı dahi bilmiyordu. Raporları biz yazdık, Alman imzaladı, iş böyle sürdü, bitti.
Yani değerli ilgililer, "Sahada mutlaka yabancı mühendis isterim", diye tutturmayın, işleri gereksiz yokuşa sürmeyin, işin oluruna bakın.
Çünkü burası Türkiye, bizde çözüm bitmez.
---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Ankara, 3-Mayıs 2017


Wednesday, April 26, 2017

Fransızları Anlamak Zor

23 Nisan 2017 pazar günü Fransa'da başkanlık seçimlerinin ilk tur oylaması vardı. Seçim günü wikipedia sayfalarında adayların özgeçmişlerine, vaad ettikleri politikalarına baktım,
Başta kadın aday, Marine LePen var, hukukçu, milliyetçi cephe başkanı, uzun bir politik geçmişi var, milliyetçi cepheyi aşırı sağcı babasından devralmış. Sonra babasını partiden kovmuş. Frexit isimli avrupa birliğinden çıkış politikasını savunuyor, göçmenlere, müslüman azınlıklara karşı, onların ülkeden çıkarılmasını istiyor, nükleer enerji atıklarının kontrolu, milliyetçi politikaları yürütüyor, "Her cuma öğle vakti Paris sokaklarını kapatıp, namaz kılmanız, Fransa'nın işgali anlamına gelir, işgal sadece tankla tüfekle yapılmaz, çoğunluğu Hiristiyan bir ülkede zorla görünür olamazsınız, göçmenler kendi ülkelerine gitsinler", diyor, "Müslüman liderlerle görüşürken kesinlikle kafamı örtmem", diyor.
Marine LePen, 2-kez evlenmiş boşanmış, şimdi üçüncüyle evlilik bağı olmadan yaşıyor, ilk evliliğinden artık yetişkin yaşta üç cocuğu var,
Sosyal media kullanıyor, LePen özellikle kürsüde çok güzel konuşuyor.
İkinci önemli aday Emmanuel Macron, 1977 doğumlu, 40-yaşında, yatırımcı banker, sonra Başkan Hollande hükümetinde ekonomiden sorumlu bakan olmuş, genç dinamik, aksansız İngilizce konuşuyor, Avrupa birliği taraflısı, "Daha çok göçmen alalım, biz içimizde eritiriz", diyor. Schengen düzenini koruyacak, ancak iç güvenlik ve artan terör olaylarını önlemek için çok sayıda polis işe alacak.
Enerji konularında küresel ısınmayı azaltma, avrupa politikalarının takipcisi, yenilenebilir enerjilere olumlu politikalar güdüyor, aklın yolu her yerde bir.
Sosyal medyayı çok iyi kullanıyor, twitter hesabında 660bin takipcisi var,
Macron evli, 2007 yılında Brigitte Trogneux ile evlenmiş. Brigitte 1953 doğumlu, Emmanuel Macron'dan 24 yaş büyük, lisede edebiyat öğretmeni. Emmanuel Macron 16 yaşında iken okulda onunla ilişki kurmuş, Emmanuel Macron'un ailesi bu duruma itiraz etmiş, genç Emmanuel'i uzaklara göndermişler ama olmamış,
Bir bankerle evli ve 3-çocuğu olan Brigitte Trogneux sonunda banker eşinden boşanmış. Emmanuel Macron ile 2007 yılında evlenmiş,
Eee bize ne bunlardan, bize ne? Gönüller bir olmuş evlenmişler,
70 yaşındaki Donald Trump, 42 yaşındaki Melanie ile evli ise, 40 yaşındaki Emmanuel Macron da 63 yaşındaki Brigitte ile evlenir, bize ne? Biz ekonominin büyümesine, enflasyonun düşmesine, istihdamın artmasına, döviz dengesine, sağlık eğitim enerji hizmetlerine, dış ilişkilerin geliştirilmesine, hukukun üstünlüğüne, parlamenter rejimin devamına, güçler ayrımına, seçimlerin düzgün işlemesine bakarız, öyle değilmi? Elalemin duygusal hayatı bizi ne ilgilendirir?
İlk iki en çok oy alan aday, 2-hafta sonra 7-Mayıs günü tekrar seçim sandığında karşılaşacaklar. Sonrasında Fransa'da çifte vatandaşlık, göçmenlerin durumu, Avrupa Birliğine üyeliğin devamı veya sonlandırılması gündeme gelecek, Yazarınız 7-Mayıs 2.tur seçimleri sonunda Macron kazanacak, diyor. Haydi hayırlısı bakalım.

---




Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Ankara, 24 Nisan 2017

Friday, April 07, 2017

1000 MWe Kapasiteli RES YEKA İhale Şartnamesi


Bugünlerde 1000- Mwe rüzgar RES Yeka taslak şartnameleri "çok gizli" kaydı ile paylaşılıyor, olsa-olsa metodu ile bağımsız özel kişiler böyle taslak dökümanları hazırlayabiliyorlar.
Çok bilinen Türk-Alman ortak girişim şirketi Ankara Bölge müdürü tecrübeli üstad mühendis ağabeyimiz, bir gün bana şöyle söyledi,
"Eğer ihale evrakı satışa çıktıktan sonra sen çalışmaya başlarsan, o ihaleyi kesin alamazsın."
Zaman içinde bu tavsiyenin ne kadar doğru olduğunu gördüm.
İhale şartnamesinin hazırlanmasında yer alacaksın. İdareye, alıcıya yardım edeceksin. Yardım talebi gelirse derhal cevap vereceksin. Çoğu idarenin, alıcının satınalma çalışanları yeterli tecrübeye, gerekli dökümanlara, zamana sahip değildirler. İhale evrakının hazırlığı için piyasa çalışanlarından yardım isterler. Hatta doğrudan onlara hazırlatırlar. İhale evrakının hazırlanmasında yardım etmen, olayın içinde olman gerek. Bu arada kendin pozisyon alacaksın. Yerli- yabancı ortak arayışına gireceksin. Bu işler için İngilizce taslak şartnamaye ihtiyacın olacak. Ortada taslak varsa kullan, yoksa otur kendin yaz. İhale evrakları birbirlerine benzer. Uluslararası ihale şartnamelerinin standart maddeleri vardır. Hiç değişmez. Kapasite, yer, yakıt değerlerini biliyorsan, taslak ihale şartnamesini her zaman kendin yazabilirsin. Bu şartname ile uluslararası piyasalara çıkarsın. İşbirliği anlaşmaları imzalarsın. Zaman kazanırsın. Bir ortaklığın oluşması en az 6-ay ister. İhale evrakı satışa çıkınca sana 90 gün süre verirler, kendileri en az 6-ay değerlendirme yaparlar. 90-günde hiçbir teklif hazırlanmaz.
Yıllar önce yerli imalat kömür yakıtlı termik santral şartnamesini bakanlık çalışanlarının talebiyle Türkçe İngilizce hazırlamıştım. Bize avantaj sağlasın diye kazan tasarımını Amerikan, gerekli standartları ASME, ASTM ile doldurmuştum. İhale şartnamesine, sonradan eşitlik olsun diye idare çalışanları tarafından Alman, Rus standartları eklenmişti.
Yabancılarla ön müzakere yapabilmek, erken hazırlanabilmek için yerli firmalara böyle taslak ön metinler gerekiyor, bunların resmi hiçbir değeri yok. Ama son ihale şartnamesinin açıklanmasını beklemeye imkan yok, kapasite belli, yer belli, geçerli kurallar belli, ana metin belli. Taslak RES 1000 Mwe için, güneş santrali Yeka 1000mwe şartnamesi esas olarak alınmış, Konuyu gündeme alalım, konuşalım.
---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.

Ankara, 7 Nisan 2017

Monday, April 03, 2017

Berlin Komische Oper'de Carmen (GeorgesBizet, 1875)


Berlin'de 31.Mart 2017 cuma akşamı saat 19:00 gibi "Komische Oper" kapısından girdik. İnternet biletlerimizin kağıt çıktısını kapıda gösterdik. Paltolarımızı vestiyere bıraktık. Yerimizi bulduk, oturduk. Seyirci popülasyonu genelde orta yaşlılardan oluşuyordu. Daha makul fiyatlı arka koltuklar gençlerle doluydu. Koltuk arkalarındaki küçük ekranlarda digital tercüme hizmeti sağlanmıştı. İngilizce Fransızca Rusça ve Türkçe tercüme takip edebiliyordunuz. Lobi kafede hafif beyaz şarap, bira ve başka diğer alkolsüz içkiler servis ediliyordu.
Operanın bina inşaatı 1896 yılında bitirilmiş, toplam 1700 seyirci kapasitesiyle uzun yıllar Almanca operetler müzikaller sahnelenmiş. İkinci Dünya savaşı sonlarında opera binası bombalanmış ve harabeye dönmüş. Sonra doğu Berlin tarafında kalmış. Savaş sonrasında onarılmış. Bugüne kadar çok sayıda onarımdan geçmiş. Bugün 1200 seyirci kapasitesiye hoş rahat geniş bir mekan olarak müzikseverlere şehir merkezinde hizmet veriyor. Berlin'deki diğer iki operada klasik eserler oynanıyor.
Orijinal eser Fransızca ancak burda Almanca olarak oynandı. Arada bir İngilizce İspanyolca diyaloglar devreye girdi. Sahnelenme çok farklı ve yeniydi. Ara ara sinema projeksiyonu görüntüleri kullanıldı. Sol panoda asılı "Biutiful" filmi afişi özel bir mesaj yüklenmişti.
Yönetmen (Sebastian Baumgarten) olayı 1950' yıllarının Doğu Berlin mekanına getirilmiş. İlk perdedeki askerler gitmiş, yerine süpermarketin erkek maço personeli gelmiş. Arka fonda Doğu Almanya döneminin toplu konutları görünüyor. Süpermarkette çalışan şuh kadınlar sahneye geliyor. Carmen (Karolina Gumos) hasmını bıçaklıyor. Amerikan ordusunda görevli küçük rütbeli Don Jose'yi (Timoty Richards) baştan çıkarıyor.
İkinci perdede aynı fonda gece kulübü ortaya çıkıyor. Üçüncü perdede ortalıkta Karl Marks, Lenin gösteri kuklaları var. Son perde boğa güreşlerinin yapıldığı arenanın girişinde geçiyor. En sonda tatsız bir tecavüz ve cinayet sahnesi var. Dört perde tek ara.
Perde arası iki gitar ve kadın dansçının sahnelediği flemenko gösterisi oldu. Toreador Escamilyo karakteri bir Türk operacı (Kartal Karagedik) tarafından seslendiriliyor. Geniş, yüksek tavanlı mekanda rahat koltuklarda operayı seyrettik.
Çıkışta kapıda küçük çukulata paketlerimizi aldık. Seyircilerin çoğu bisikletlerine binip evlerine yollandılar, biz T100 otobüsü ile önce Alexander Platz'a vardık, sonra U5 metro ile evimize ulaştık. Hoş güzel bir akşam geçti.
---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" Opera sayfası için yazılmıştır.
Berlin, 2 Nisan 2017

Saturday, March 25, 2017

"Il Signor Bruschino", Gioachino Rossini, Ankara Operasında


"Il Signor Bruschino", Gioachino Rossini

"Il signor Bruschino, Ossia Il Figlio Per Azzardo" (Signor Bruschino) tek perdelik bir opera. Müzik Gioachino Rossini 'ye ait. Sözler (libretto) Giuseppe Maria Foppa, "Le fils par hasard" tiyatro eserine uyumlu yazılmış. Opera ilk defa Venedik "Teatro San Moisè" mekanında 27 Ocak 1813 günü sahne almış.
Opera evlilik öncesi komik olayları konu almakta. Opera başlar ve biter, yaklaşık 1,5 saatte aynı dekor içinde sürer gider. Rossini yeni sesler denemiş. Mesela keman yaylarının nota taşıyıcılarına vurma sesi üvertür çalnırken net duyuluyor. Hoş kulakta kalan melodiler dinliyoruz. Eser uzun süre İtalya dışına çıkamamış. ABD'de 1932'de, İngiltere'de 1960'larda oynanmış. Yaklaşık 25 yıl önce İstanbul'da sahne aldı. 2016 yılında Ankara'da Leyla Gencer sahnesinde oynanmaya başladı.
Konu 18. Yüzyılda Fransa'da Gaudenzio şatosunda geçiyor. Güzel Sofia ile genç yakışıklı Florville birbirlerine aşıktırlar, ancak araya babalar girer, daha önce verilmiş sözler konu edilir, işler karışır, neyse sonunda herşey tatlıya bağlanır.
Sahne yönetmenimiz Aydın Buğra Güven, konuyu daha yakın tarihe 1970'lere getirmiş. Sevgililer ve baba karakterini oynayan sanatçılar harika. Dekor güzel, Kostümler güncel, konu evrensel, her yerde her zamanda geçebilir. Dünya bir büyük sahne ve burda herkes aktör.
ORKESTRA ŞEFİ. ALESSANDRO CEDRONE eserin hakkını verdi.
Cast listesine bakalım, GAUDENZIO. BERAN SERTKAYA, SOFIA. ASLI KIYICI, BRUSCHINO (PADRE). KAMİL KAPLAN , ÇAĞDAŞ KOÇAK, BRUSCHINO (FIGLIO). YAĞMUR BAYRAKDARLAR, FLORVILLE. EMRE AKKUŞ , BURAK PEKTAŞ, UN DELEGATO DI POLIZIA. MAHİR KAT , ÇAĞDAŞ KOÇAK, FILIBERTO. GÜRHAN GÜRGEN , EMRE ULUOCAK, MARIANNA. ASLI İŞCAN , BEGÜM MENGÜ
Opera birbuçuk saat kesintisiz sürüyor, komik eğlendirici bir opera seyrediyoruz, gün içi tüm dertlerimizi stresimizi orda bırakıp çıkıyoruz. Eser bir süre daha sahnelenecek, kaçırmayın, mutlaka gidin görün.
Ankara operası, Guiseppe Verdi'den LaTraviata operası ile sezona başladı. Repertuarda Giacomo Puccini "La Boheme", Georges Bizet "Carmen", "Il Signor Bruschino", Johann Straus (2) eserleri "Çingene Baron (Der Zigeunerbaron)" ve Yarasa (Die Fledermaus)" var.


---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" Opera sayfası için yazılmıştır.


Ankara, 25 Mart 2017




-->