Saturday, January 19, 2019

Hediye

Yeni yılda hediye

Piyasa insanlarının çok iyi bildiği ama bugüne kadar yazıya dökülmemiş yaşanmışlıkları anlatmaya devam ediyoruz. Bundan yıllar yıllar önceydi, üniversiteyi bitirdikten sonra 11-yıl bir kamu fabrikasında çalıştım. Dışarıyla, piyasayla, fabrika dışıyla ilişkim olmadı, söyleneni yaptım, işçilerin imalat işleriyle- yönetimiyle uğraştım. Sonra iş değiştirdim.
Bir büyük müteahhitlik şirketine girdim. Satış pazarlama işlerine başladım.
İlk yılbaşı öncesi eskiler bana bir görev verdiler. "Al bu yeni yıl hediyelerini, iş yaptığımız filan kamu kurumuna git, yukardaki en üst yetkiliden başla tüm yetkili gördüklerine bu hediyeleri dağıt, hediyeleri verdiklerinin isimlerini al, listele bize getir". Bir minibüs dolusu hediye, içinde marka deri bond çantalar, moda kadın evrak çantaları, moda eşarp ve marka kravatlar ve pahalı içkiler vardı. Minibüsü ana caddede kamu kurumunun önüne çektik. Benim gibi yeni işe girmiş başka bir mühendis arkadaş ile beraber elimiz hediye eşya dolu olarak en üst kata çıktık. Daire başkanı, başkan yardımcısı, müdür , müdür yardımcısı, satınalma uzmanı, proje yöneticisi kim varsa odalarına girdik, yeni yıllarını kutladık, hediyemizi masalarına tek tek bırakıp çıktık.
Alt kata kadar böyle devam ettik. Tüm hediyeleri dağıttık bitirdik. Bu hediye dağıtma işi, şirkette yeni işe girenlere verilirmiş. Kimse yapmak istemezmiş. Hediyeleri dağıttık. Hediye verdiklerimizin İsim listesi yaptık. Şirket üst yönetimi sekreterine teslim ettik.
Yılbaşı geçti. Aynı iş yerinde bir yeni ihale vardı. "Hediyeleri verdik herhalde işimiz kolay olur", diye düşünüyorduk. Her odada bir iki terslenen, kötü davranan, cevap vermeyen, hatta odadan kovan vardı.
Hediye dağıttığımız gün herhangi bir sebepten dolayı orda olmayan, hediye almamış alamamış olanlar bize tavır gösteriyorlardı. Bazılarının öfkesi- kini  inanılmaz ölçüdeydi.
Açık açık. "Herkese hediye dağıttınız bana vermediniz, şimdi sizin işinizi niye yapayım, neden bilgi vereyim, niye sizi kabul edeyim", diyenler oldu.
Bir daha pahalı yeni yıl hediyesi dağıtmadım. Böyle bir görevi kabul etmedim.
Hediye vermenin doğru olmadığını zaman içinde herkes kabul etti. Şirketler tek tek yeni yılda hediye dağıtmayacaklarını, hediye dağıtmak yerine bir yardım kuruluşuna toplu para bağışlayacaklarını ilan ettiler.
Hediye alamadıkları için bana kötü davranan yetkilileri tek tek kendim belirledim. Emekli oldular, yeni işlere girdiler. Zaman içinde onlarla karşılaştım. Cevabım tepkisizlik oldu. Zaman içinde yeri geldi onların bana işi düştü, bizim piyasa küçük ve dar, herkes birbirini tanır. Benim onlara cevabım ilgisizlik oldu.
Yabancı ülkelerde hediye verdik mi? Abd, Almanya, Batı Avrupa ülkelerinde hediye vermek, sizin teklifinizin değerini düşürür, "malının kalitesi kötü, hediye ile üstünü örtmek istiyor", şeklinde algılanır. Doğu Avrupa ve gelişmekte olan ülkelerde hediye verilir ama abartmamak gerekir. Makul değerde hediye verilebilir. Hediyenin değeri, hediye alanı rahatsız etmeyecek miktarda olmalıdır.
İtalyanlar marka kravat hediye ederler, kimseyi rahatsız etmez.
Benim bir hediye beklentim hiç olmadı. Bana hediye geldi mi? Geldi, marka gömlek, italyan kravat, pahalı içki likör (İsrael), yabancı ülke -şehir  (Toronto, Stuttgart) tanıtım kitabı, Çinli ve Korelilerden çay paketi. Çok sayıda ajanda, takvim, kalem.
Ben de ilk fırsatta karşı eşdeğer hediyemi verdim, borçlu kalmadım.
***
Benzer ama daha ilginc bir hikaye de bir eski arkadaşımdan geldi.
"Bir devlet kurulusunda calisiyoruz ve yine yilbasi oncesi... Bir Japon firmasi calistigimiz subenin tum muhendislerine Nikon, Canon, Minolta vs. degisik marka  Japon mali SLR fotograf makinasi hediye etti. O zaman o makinalarin Turkiye'deki beherinin fiyati maaslarimizin bir kac kati, Turkiye'de de nadir bulunuyor. Toplandik, makinalarin hediye sinirini astigina ve iade edilmesine karar verdik.
Okuldan da tanidigimiz ve bizden birkac yas buyuk agbimiz meslaktasimiz iade isine gonullu oldu ve bizden makinalari aldi. Sonra iade ettigini soyledi. Bir kac gun sonra  bizim makinalar bir fotograf malzemecisin vitrininde zuhur etti. Emin olmak icin bana hediye edilmis olan makinaya musteri oldum, istenen fiyatin oldukca altinda bir fiyat vererek pazarliga basladim. Dukkan sahibi makinelerin konsinye (emanet) olarak kendisinde oldugunu, asil sahibine sormasi gerektigini soyleyince durumdan, iyice emin oldum."

***

ABD'de yaşayan bir arkadaşımdan farklı yorum geldi.
"Turkiyede oyle hediyeler verildigini biliyordum.  Yakinim, şimdi kapanmış bir kamu  Bankasinda genel mudur yardimciligi yaptiydi, evinin her tarafi hediyeler ile dolu idi.  Yagliboya tablolar, kitaplar, fincan takimlari filan filan.

Bana ne hediye geldi ne de hediye vermek zorunda kaldim Allahtan.  Zaten cok gecmeden de hepsi yasaklandi.  Hatta bir kez bana Home Depot (hirdavatci) da kullanmak uzere, o da cekilis ile bir $50'lik hediye karti ciktiydi; onu da kullanamadan iade etmek zorunda kaldiydik.  Zira ust sinir $10'a dusmustu......
Simdi ABD'de artik o dahi yok.  Ne aliyoruz ne de veriyoruz.  Herkes rahat.
Gecen sene Mayis ayinda offshore'dayim.  US Coast Guard (Kıyı Sahil Koruma) kontrole gelecek dediler.  Öğlen oldu; gelmediler.  Niye diye sorduk, "helikopterleri bozulmus yarina kaldi", dediler.  Halbuki Chevron'un günde düzineyle helikopter seferi var; birinden birine binebilirlerdi.  Tamah etmediler.
Ertesi gunu geldiler kendi helikopterleriyle.  Baktım öğlen vakti kafeteryada mikrowave ariyorlar, kendi yemeklerini kendileri getirmisler.  Halbuki orada fazlasiyla yemek cikiyor.  Coast Guard'cılar  Chevron'un yemegini tamah edip yemediler.   Anladik, bu konuda iyi egitimden gecmisler.  "

***
Bugün artık başka zaman diliminde, başka şartlarda çalışıyoruz. Kamu şirketleri, kamu fabrikaları satıldı, özelleşti. Kamu ihaleleri artık yapılmıyor. Başka şartlar ve başka kurallarla yatırımlar yapılıyor. Kamu kurumları, bakanlıklar, "aman yatırımcı yatırım yapsın", diye ellerinden gelen kolaylığı gösteriyorlar. Uluslararası Kredi derecelendirme kuruluşlarının, etkileri yetkileri çok büyük. Kimse yeni yıl hediyesi aldım yada alamadım diye bireysel destekleme yada engelleme yapmıyor, yapamıyor.

Ankara, 19- Ocak 2019

Sunday, January 13, 2019

2019



Enerji Piyasalarında 2019 Öngörüleri

Kurulu gücümüz 2018 yılı içinde 90+GWe, peak (en çok) Ağustos ayı içinde enerji çekişimiz 50+GWe oldu. 2018 içinde DoğalGaz tüketimimiz 55+ bcm (milyar Sm3), Linyit üretimimiz 50+ milyon metrik ton, taş kömürü 2 milyon metrik ton, ithal kömür dış alımlarımız 30 milyon metrik ton olarak gerçekleşecek. Bizler, Enerji Analistleri her yıl sonu, bir sonraki yıl için öngörüler (tahminler) yaparız. Bu öngörülerin bir kısmı tutar, çoğu kısmı tutmaz. Yıl içinde enerji piyasalarını etkileyen çok şeyler olur.
Siyasi iradenin politik tercihleri değişir. Seçim öncesi iyimser politikalar devreye girer, iç ve dış siyaset olaylara farklı yön verir.
Yine de öyle- böyle işyerimizi yönetmek, yatırımlara yön vermek için tahmin yapmak lazımdır. Bizler beraber bir öngörü çizeriz, yıl içinde gelişen olaylara göre tahminlerde/ öngörülerimizde düzeltmeler yaparız.
Ortada durağan elektrik üretim, yatırım, rehab faaliyeti gözlüyoruz. Özelleştirme ile özel şirketlere geçen santrallerde yeni yatırım, çevre ekipmanları ESP- FGD rehab yatırımları henüz yok, varsa bile çok az. Termik santral sahipleri 2020'ye kadar uzatılacak çevre yatırımlarından muafiyeti bekliyorlar. Çevre yatırımlarında muafiyet uzatması doğru değil. Bir an önce bu yatırımlar yapılmalı.
Geçtiğimiz yıl proje finansmanlarında ciddi tıkanmalar görüyoruz. Kredi Derecelendirme kuruluşlarının son raporlarına göre "Yatırım yapılabilir ülke" konumundan uzun zamandır çıktık. Bazı değerlendirme kuruluşları, olumsuz değerlendirme yapmak yerine, değerlendirme yapmayı hepten bıraktılar. Uluslararası piyaslara güven vermemiz lazım. Yabancı yerleşik yatırımcılar, ellerindeki malı, mülkü, hisseyi bırakıp gidiyorlar.
Bu arada yeni yatırımcılar, özellikle Körfez sermayesi bizim piyasaya giriyor. Bu şartlara ABD Fed faizlerinin yükselmesi, yıl içinde 3er aylık yenilemelerle 25bp artışları eklenince, anlıyoruz ki, sıcak para tüm dünyadan emilip ABD piyasasına yönlenecek.
Petrol varil fiyatı geçtiğimiz yıl içinde 55-65$ bandında oynadı. Bizim gibi petrolü olmayanlar için iyi. Kuzey Irak gazı, Israil gazı konuları henüz daha kağıt üstünde duruyor. Gerçekleşmesi en az 4-5 yıl ister.
Rus doğal gazında uzun süreli anlaşmalardan dolayı bir fiyat ucuzlaması beklentisi var. Alman sınırında Rus gazının fiyatı 1-MMBTU için 9.50$'dan 8.25$'a indi. ABD içinde fiyat 1-MMBTU için 3.00$ civarında. ABD kayaçgazı miktarının artmasının ve Alman yenilenebilir enerji teşviklerinin enerji fiyatların paçal olarak ucuzlatmasının bunda payı var. Petrol fiyatına bağlı olarak Rus doğal gazında genel olarak indirim yapılması beklentisi var. Bizim tarafta fiyat konusunda son tüketiciye ulaşan az bir değişiklik var. Alımda toptan fiyatlarda indirim var, ama son kullanıcı fiyatlarında indirim seçim öncesi politikalara bağlı.
Körfez sermayesi için çok ucuza alınacak kelepir yatırım imkanları ortaya çıktı. Özellikle Saudi, Katar ve diğer körfez ülkelerinin finans kuruluşları, özelleşen ve ucuzlayan enerji santrallerini satın almak için danışmanlar kullanmaya başladılar. Katar sermayesi yerli banka satın aldı. Enerji piyasamızda 50+ milyar ABD$ civarında yeniden borç yapılandırması bekleniyor. Santral mülkiyetlerinde el değiştirmeler olabiir.
2018 sonu büyümemiz %4-5 aralığında tahmin ediliyor, Siyasiler, Enerji yatırımlarının, büyüme oranından daha fazla oranda artması gereğine inanıyorlar. Mevcut ortamda bütün bunları telaffuz etmek zor. Kamu harcamalarını karşılayacak gelirleri bulmak kolay değil. Etkb ve Epdk, yeni elektrik üretim santrallerinin devreye girmesinde kolaylıklar gösteriyorlar. Eskiden test deneme kontrol geçici kabul işlemleri ciddi ve uzun sürede yapılırken, şimdilerde çok çabuk yapılmaya başlandı. Yerli yakıt kullanacak olan Çayırhan-2, Trakya Saray, Eskişehir Alpu, Konya Karaman, Afyon Dinar, Soma Deniş, Soma Eynez termik santralleri hızla devreye girsin isteniyor. Yerel insan Eskişehir, Trakya bölgelerinde termik santral yatırımlarına mesafeli davranıyorlar. Yararına inanmıyorlar. Zorlama ile bir yere varılmaz, yatırımın yapılması için ikna lazım.
Yeni işletmeye giren ucuz santrallerde refrakter bozulmaları, ekipman ve I&C sistem, senkron arıza duyumları geliyor. CFB tasarımlar yerli linyite uyumlu çalışmıyor. Çok su nem ihtiva eden yerli kömür, CFB yanma odasında yanmıyor, devamlı yanabilmesi için devamlı yardımcı sıvı yakıt kullanmak gerekiyor. Kömür yanma odasına kışın buz yazın çamur olarak giriyor. Ön ısıtma ile yerli kömür içindeki suyun azaltılması lazım. Afşin-B benzeri "indirect firing pulverized coal combustion" ön ısıtmalı dolaylı pülverize kömür yakma tasarımı bizim yerli linyit kömürleri için daha uyumlu görünüyor.
Hamitabad 1200 MWe, ve Kırıkkale 840 MWe kombine çevrim santralleri devreye girdi. Ancak herhangi bir sebepten Rus gazı bir şekilde kesilirse ne olur? Ciddi bir gaz tedarik riskimiz var. TürkAkımı henüz devreye girmedi, bize ne miktar verilecek belli değil. Biz net bilmiyoruz.
Afsin Elbistan -A işletmesi el değiştirdi. Yeni gurup 4x344 MWe rehab, ve yeni 2x344Mwe üniteler için mühendislik çalışmasına başladı. Böyle büyük projeler için büyük finans paketi ve tecrübeli kadro istihdamı gerek. Afşin Elbistan -A santralinin tek ünitesi nadiren bir süre yüksek ilave yakıt ile çalışıyor, diğer üç ünite hiç çalışmıyor.
Bu santrali yeniden onarmak beyhude görülüyor, sökülüp yeniden yeni tasarımla yapılması daha uygun olur, düşüncesindeyiz.

***

Afşin Elbistan-B santralinin arızalı üniteleri onarıldı devreye girdi. Genel rehabilitasyon hala bitmedi. Çalışan ünitelerin emre-amadeliği istenen seviyede değil. Çöllolar sahası, heyelan dolayisiyle hala kapalı. Kışlaköy kömür sahasından, çoğu kamyon taşımasıyla gelen yerli açık ocak kömür bu sistemi daha ne kadar götürecek? Afşin Elbistan'daki diğer yeni termik santral yatırımları için öylesine gelen istekli pek kalmadı, ortada ciddi yatırımcı yok. Kore, Japon, Katar, BAE finansman gurupları beklemede, durum değerlendirmesi yapıyorlar, yeni yatırımlar için aceleleri yok. Değeri çok düşmüş eski tesisleri satın almak için durum değerlendiriyorlar.
İskenderun körfezi, Biga yarımadası, Çatalağzı, Aliağa, Amasra bölgelerinde ithal kömür santral yatırım projeleri var-dı. Başlananlar bitecek, ancak siyasi irade cari açığı artıran ve olumsuz etkileyen ithal kömür kullanımına net tavır koydu. Bundan sonra ithal kömür yatırımı yok. Tavsiye edilmiyor. İthal kömürün uluslararası spot piyasada (Güney Afrika, Kolombia, Avustralya) metrik ton başına 90-100 ABD $ fiyatı (yaklaşık 3.00 ABD dolar / MMBTU) zaten çok pahalı.
Güneydoğu HES yatırımları bölgedeki olaylardan etkilendi. Güneydoğu'da yeni enerji yatırımları yok. Bölge enerji - elektrik emiyor, kullanıyor, fakat insanlarımız fatura parasını ödemiyor. Güvenlik için daha çok para harcamak yerine sorunları diyalog ile çözme imkanlarını araştırsak daha akılcı olacak, deriz.


Yekdem uygulaması yenilenebilir enerji piyasasına belli öğretiler getirdi. Şirketler ne yapacaklarını iyi öğrendiler, hidro, güneş, rüzgar yatırımları yoluna girdi. Birim elektrik üretim maliyetleri azalmaya başladı. Bunlar en sevindirici haberler, yerli imalat imkanları da artıyor. Güneş ihtisas bölgelerinin faaliyete geçmesi ile üç haneli GES kurulu güçlerine ulaşılabilir. Her biri 1000 MWe kapasiteli RES ve Güneş Yeka çalışmaları sonuçlandı. Bu güzel yatırımların devamını bekliyoruz.
2019 içinde beraber cevaplamak zorunda olduğumuz sorular var. Enerji pazarların durumu ne halde? Belirgin bir toptan fiyat oluştumu? ETKB, EPIAŞ, EPDK yatırımcılara ve bankalara yeni yatırım için yeterli güveni vereceklermi? Kapasite fiyatlamaya ne zaman geçilecek? TEIAŞ 10 yıllık planları yeni bağlantıları için değişip EPDK'dan tarife izni aldımı? Herşey 31-Mart yerel seçimlerine endekslendi. Hidro ve termik gaz için yeni ulusal planlar varmı, ulusal şebeke (grid) müsaitmi? Ulusal şebekede son durum nedir? Hükümet programında henüz net rakam, hedef göremedik.
Rüzgar ve güneş enerji üretimi artık ucuz, elektrik pazarında güvenle ve belki çok daha fazla yatırım olabilir.
Nükleer için "Sinop Japon projesi iptal edildi", haberleri çıktı, sonra yalanlandı. Bakanlık fizibilite incelemesi devam ediyor. Akkuyu için yerinde fazla çalışma görmüyoruz. Satınalma garantili uzun dönemli yüksek fiyat ciddi endişeler veriyor.
Nükleer yerli yakıt imkanı nedir, birden fazla ülkeden yakıt import imkanı bulundu mu? Kullanılmış yakıt nereye, ne maliyetle gidecek? Cevaplar yoksa, nükleer işinden vaz geçme imkanı nedir?
Vazgeçmenin maliyeti nedir? İleriye dönük üretim ve tüketim tahminleri için en az maliyetli modeller ne zaman yapılacak?
Polonya 2018 iklim değişikliği COP24 toplantılarından sonra kömür ve fosil yakıtlar karşıtı ciddi yaptırımlar gündeme gelmedi. COP-23 Bonn Almanya Konferansı sonrası bilgilenme, konumlanma devam ediyor. Çevre ekipmanlarına, temiz kömür teknolojilerine yatırım gerekecek. Yakın gelecekte kömürden tamamen kaçış, tümden finansman kesilmesi söz konusu olacak. COP24 Polonya toplantısından sonra termik santral maliyetleri ne olacak? Bu yerli kömür kullanacak termik santrallere proje finans nerden gelecek?
Enerji stratejilerinin kritik hedefi ekonomik büyüme olurken, verimliliği artırmak, talep artışını azaltmak veya sabit tutmak gerek. Yapabilecekmiyiz? Nasıl olacak? Güney sınırımız ötesindeki sıcak çatışmaların seyri değişti. Savaşta kazanan taraf olmaz. Savaştan kaçınmak istiyorsanız, her zaman savaşa hazır olmalısınız. İş hayatı 2018 içinde zor geçti, 2019 daha zor geçecek. İşlerinizi yönetirken, yatırım hesabınızı kendi öngörülerinize uygun yapın.

Türkiye'nin iş insanlarının aklı selimine güvenin. Büyük iç piyasa gücüne inanın. Ekonomistleri "kırılganlık" uyarılarına ihtiyatlı yaklaşın. Borçlanmayın, nakitte kalın, artan paranız varsa borçlandığınız para biriminden tasarruf edin, masraflarınızı azaltın, mevcut işletmenizi yürütün. Reklam, mühendislik, fizibilite çalışmalarınıza devam edin.

Zor günler gelir geçer, merak etmeyin. Yeni yılınız kutlu olsun.


---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Ankara 10 Ocak 2019

Tuesday, December 18, 2018

YeniYıl Konserleri



Ankara 2019 Yeni Yıl Klasik Müzik Konserlerini izledik


Ankara dinleyicisinin en büyük yılbaşı keyfi CSO, Bilkent senfoni ve Opera konserlerine gitmektir.
Bu yıl Bilkent Senfoni biletleri aylar öncesinden internette satıldı, bitti, Önceden bilet alanlar arkadaşlarına yılbaşı konser bileti hediye ettiler.
Şu güzel programa bakın, 26-27 Aralık Çarşamba ve Perşembe
Şef Ferenc Gabor, Soprano Burcu Uyar, Waltzes, Polkas, Şarkılar
J. Strauss II, A. Dvorak, B. Smetana, J. Brahms, J. Offenbach, F. Lehar
26-Aralık Çarşamba gecesi -7C dış sıcaklık varken gittik. Otopark tam temizlenmemişti. Yol açıktı ancak kenarlar kar doluydu. Erken gittik, kuytu bir yere arabamızı park ettik. Soğuktan dolayı gelmeyenler vardı. Koltukların bazıları boş kaldı. Biletsiz izleyiciler kolay yer buldu. Şef ortalama bir performans gösterdi. Soprano sesini yeterli ısıtmamıştı, başlarda tutuk başladı, sonra sesi açıldı. Programda ne varsa onlar çalındı, tekrar yok, bis yok, sürpriz yok. Arka arkaya kısa müzik eserlerini çaldılar. Alkışlandılar, konser bitti. Salon biletleri tek koltuk 65 lira.

CSO biletleri 10-gün öncesinden internette satışa çıktı, biletler aynı gün bitti. Konser günleri 26-27-28 Aralık, Çarşamba- Persembe - Cuma
Arjantinli karizmatik sevimli Şef Tulio Gagliardo Vargas. Muhşeme sesli Soprano Mehlika Karadeniz, lirik sesli Tenor Aydın Uştuk yer aldılar. Programda Strauss, Dvorak, Leoncavallo, Bizet, Lehar, Lara, Webber, Kalman, Sorozabal, Haçaturyan, Mancini, Capua, Lehar vardı. Biz 27- Aralık gecesi izledik. Gecenin sonunda iki bis yaptı, Radetzky marşı ve LaTraviata dueti, sonra sahnede konfetiler yağdı, herkes ayakta alkışladı.
Arjantinli şef konser sonunda sahneden Türkçe olarak ilan etti, "Türkiye'nin en iyi filarmoni orkestrası CSO'dur", dedi.
Yeni yılda perşembe cuma akşam konserlerini kaçırmamak lazım.
Koltuk bilet fiyatları 20 lira. Ayrıca öğrenci ve emekli indirimi var.
Talatpaşa bulvarında ve öncesi tünelde altyapı yenileme çalışması var. CSO tarafındaki yol tek şeride düşmüş. Yolda yer yer çukurlar vardı. Karşıdaki opera açık otoparkına arabayı park ettik, daha pratik ve kolay oldu. Hava yine çok soğuktu, gelmeyenler oldu, biletsizler kolay yer buldular. Gece pek eğlenceli geçti, pek memnun ayrıldık.

Opera biletleri de bitti, 28-29 aralık, Cuma - Cumartesi geceleri yeni yıl konserleri vardı. 29-Aralık gecesi konserine gittik. Hava çok soğuktu. Erken gittik. Arka Gençlik Parkı otoparkına arabamızı bıraktık. Bina yenilenmesi yapılmış. İç mekan eşyalar henüz yerlerine konmamış. Gittiğimizde kaloriferler henüz yeni yanmıştı, giriş lobide paltolarımızla oturduk, iç mekan zamanla ısındı, balkon çok sıcak oldu.
Şef Antonio Pirolli büyük orkestrayı yönetti.
Solistler Murat Karahan, Feryal Türkoğlu, Eralp Kıyıcı, Ezgi Karakaya, programı seslendirdiler. İlk bölümde kısa opera aryaları dinledik. İkinci bölümde Türk müziğinin şarkıları, türküleri, tangoları, unutulmaz eserleri sunuldu. En son solistlerle beraber söyledik. Pek keyifli bir yılsonu konseri oldu.

Erimtan müzesinde 25-Aralık gecesi Somel Trio Jazz müzik programı vardı. Mozart House yılbaşı konserleri var.. MEB Şura salonunda 20-Aralık gecesi Capella konseri verildi. Ankara Üniversitesi Morfoloji salonunda 25-Aralık gecesi Alegria konseri yapıldı. Hacettepe konservatuarı, Başkent ve diğer Ankara üniversitelerinde sınırlı seyirciye konser programları var.
İzmir Elhamra, İstanbul Süreyya - Samsun- Antalya- Mersin operalarında program var, Eskişehir- Bursa konser programlarına da sosyal medyada rastlamak mümkün. Borusan, İş Sanat, Zorlu PSM, CRR, ve Sabancı Üniversitesinde yeni yıl konseri var.

Eğer konser bileti bulamadıysanız, konser salonu ana kapısında bekleyip, iade bileti kapmak mümkün, çok para değil. Aslında kapıya kadar gelenleri geri çevirmiyorlar, son dakikada içeri alıyorlar, yanda ayakta izleyebiliyorsunuz.
Evde TV karşısında oturup, BBC İngiliz Royal Albert Hall, ABD Chicago, Alman Berlin- Münih, Avusturya Viyana operalarını veya konser programlarını seyretmek sizler için daha kolay bir alternatif olabilir. Viyana filarmoni orkestrasının yeni yıl konseri 1-Ocak 2019 günü saat 1300'te BBC TV ve TRT HABER kanalları yayınlanacak.
Berlin Filarmoni Şef Daniel Barenboim yönetiminde 29-30-31 Aralık günleri konser verecek.
Prag ve Paris klasik müzik yeni yıl konserleri TV yayında olacak.
İnternet üstünden hepsini seyretmek mümkün.
Yeni yılınız kutlu olsun, sizler ve aileniz için sağlık mutluluk ve işlerinizde başarılarınız daim olsun.
---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi Opera sayfası için yazılmıştır.

Ankara, 30- Aralık 2018

Sunday, December 02, 2018

Bisiklet Hırsızlığında Artış



Almanya'da Angela Merkel iktidardan neden ayrılıyor?

Berlin'de 2018 yılında günde en az 90 - 100 bisiklet çalınıyor. Bu polis kayıtlarına giren rakam, asıl rakamın iki kat olduğu tahmin ediliyor. Geri alma bulunma ihtimali çok az, İstatistikler %10'in altında olduğunu söylüyor. Kapı önünde elektrik direğine iki sağlam zincirle bağlı bisikletimiz geçen hafta çalındı. Zinciri elektrikli testere ile kesip bisikleti götürmüşler. Elinde seyyar testere olan bir hırsıza karşı hiç şansınız yok. Bir elektrikli testere Bauhous dükkanında 50€'ya satılıyor. Bir basit testere mahalle supermarketi Netto'da 10€.
Elektrikli bisikletin akü-pili şarj için evdeydi. Geçen yıl satın alırken bisiklete 1000€ vermiştik. Hafif güzel bir tasarımı vardı. Gitti gider. Bisiklet çalınması konusunda Amsterdam, Prag ve Roma, daha önde şehirler. Çalınan bisikletlerin bir kısmı ikinci el pazarda satılıyor ama yakalanırsa cezası büyük. Bu yüzden çoğu derhal sınır dışına çıkarılıyor, çoğu Doğu Avrupa ülkesinde satılıyor.
Almanya genelinde göçmen sayısındaki artış hırsızlık ve bisiklet çalınma olaylarını artırdı. Hırsızların büyük kısmı göçmen veya Doğu Avrupa vatandaşı olduğu belirtiliyor. Polis eğer yakalarsa başka suçlarda göstermediği sertliği zanlı için gösteriyor. Sokak ortasında herkesin göüz önünde alenen dövüyor. Bisiklet çalma suçunun artması, göçmen karşıtlığını artırıyor. NeoNazi sağcı militer Alternative fur Deutschland (AfD) partisinin oy oranını artırıyor. Eski Doğu Almanya bölgesinde oy oranları çok yükseldi. Eğer bir gün AfD iktidar ortağı olursa, Merkelin iyimser göçmen politikaları sonucunda artan işsizlik, artan suçlar ve bisiklet hırsızlığı yüzünden olacak. Angela Merkel'in göçmen taraflısı partisi düşüşte. Angela Merkel gidiyor, bir sonraki seçimde aday olmayacak. Yerine CDU parti başkanlığına seçilen Annegret Kramp-Karrenbauer göçmenler konusunda mesafeli kalmayı yeğliyor.
Almanya'da SDP Sosyal Demokratların başkanı kadın, AfD aşırı sağ partinin başkanı kadın, Yeşiller eş başkanı kadın.
Göçmen taraflısı politikalar CDU'ya değil, daha çok AfD neonazi partisine oy kazandırıyor. Göçmen karşıtı politikalar tüm batı ülkelerinde ağırlık kazanıyor. Yaklaşan mahalli seçimlerde bizim politikacılar da bu konuya eğilim gösterebilirler. Göçmen karşıtı politikalar öne çıkabilir.
Bisiklet şehiriçi trafiğini rahatlatan, sürücülerinin sağlığını sağlayan, çevre kirliliğini azaltan, atmosferin kirlenmesini engelleyen harika basit kolay ve ucuz bir ulaşım aracıdır. Berlin, bisiklet sürücüleri için bir cennet durumunda. Berlin bisiklet sürmek için mükemmel bir kent. Her yerde bisiklet yolları var. Tahminen şehiriçi bisiklet parkurları toplamı 650km. Belirgin yorucu yokuş yok. Uzun mesafeleri Ubahn Sbahn metro ile geçebiliyorsunuz. Yaz ayları her taraf bisiklet doluyor.
Yaklaşık 3,3 milyon Berlin büyükşehir nüfusunda 1000 kişiye 710 bisiklet düşüyor, yani şehirde yaklaşık 2m bisiklet var. Günde 500bin kişi Berlin yollarında dolaşıyor. Şehiriçi ulaşımın %13'ü bisiklet ile yapılıyor.
Bazı yerlerde "bisiklet öncelikli" yollar var.
Berlin şehrinde yılda (2017) yaklaşık 8000 bisiklet kazası oluyor. Kazaların çoğu, sağa dönen otomobillerin, aynı yönde karşıya geçen bisikletlere çarpması şeklinde oluyor. Ani otomobil kapısını açanlar da geçmekte olan bisiklet ile çarpışma yapabiliyorlar. Sert hızlı bisiklet sürenler, yavaş yaşlı bisiklet sürücülerinin kaza yapmasına sebebiyet verebiliyorlar. Geçtiğimiz yaz dar bisiklet yolunda benim her iki yanımdan ani olarak geçen genç bisiklet sürücüleri yüzünden epey zor anlar yaşadım. Bisiklet sürmenin kuralları var. Koruyucu kask (Miğfer) takacaksın. Yolun sağından gideceksin. İphone telefon kullanmayacaksın. Kırmızı ışıkta duracaksın, yoksa cezası 100€, verdik biliyoruz. Ters yöne giren bisikletçiler de ciddi tehlike yaratıyorlar. Berlin'de her türlü hırsızlık artmış durumda. Kapı önüne koyduğumuz basit ucuz yeni paspas bile çalındı. Karşı komşunun eski paspası yerinde duruyor. Bizim paspası Bauhous'tan 4€'ya almıştık.
Benim kırmızı peuget bisikletim 1965 yılında ben lise birinci sınıfı bitirdiğimde aldık. Sonra okul üniversite bitti. Alpullu sonrası şeker etimesgut makina fabrikasında çalışmaya başladım. Ankara Ayrancı semtindeki baba evime git gel zor. Bana misafirhanede bir oda verdiler. Misafirhane işyeri arası 2-km, otobüs beklemek zor gelince yürüyorum. Bisikleti fabrikaya getirmek aklıma geldi. Banliyö trenine koydum misafirhaneye getirdim. İlk gün keyifle işe gittim. Akşam alt giriş kat misafirhane odamın balkonuna koydum. Üstünde kilit yok. Misafirhane ve şeker koloni güvenli yer diye düşünmüş olmalıyım. Kilit zincir alacak zamanım o gün olmadı. Ertesi sabah baktım bisiklet yerinde yok. Bisikleti çalan çocukluğumun en değerli oyuncağını benden aldı götürdü. Benim hiçbir yerde kontrolsüz açıkta ortada birşey bırakmamam gerektiğini, kimseye güvenmemem gerektiğini öğretti. Sokakta eşya bırakmam.
Bir daha bisikletim olmadı, yeni bir bisiklet hiç satın almadım.
Büyükada da kiralık bisiklet kullandım. Geçtiğimiz yıl Büyükada'da günlük bisiklet kirası 20₺ idi. Büyükada, Caddebostan sahili, istanbul boğazı, Kuzey Belgrad ormanları, Riga-Avva popüler bisiklet parkurlarına sahip bölgeler. Berlin'de Bisiklet çalınma olayları çok olunca bunlar aklıma geldi. Bisiklet çalınması olunca fazla dert etmemek lazım, Nasıl olsa daha iyisini alırsınız. "Zaten eskimişti", dersiniz. Dekatlon markette test sürüşü yaptığımız yeni tasarım 159€ çamurluksuz hafif bisiklet harikaydı. Aküsüz elektriksiz bisiklet daha iyidir, derim. Spor yaparsınız. Daha sağlıklı olursunuz. Sele sepete gerek yok. Sırt çantası yeter.
Eve gelince kapalı iç mekan depo koridoruna koymak lazım.
Alınan dersler var, riske girme, parana malına sahip çık, kimseye güvenme bisikletini sokakta bırakma, kimseye emanet etme, Derim.
Kasım ayında -1c civarında olan dış sıcaklıkta bisiklet sürmek zor. Daha soğuk günlerde sokakta bisiklet süren sayısı göreceli azalıyor, ama korunaklı elbiselerle hala bisikletle dolaşanlar var.
Berlin'de güneş 08:00'de doğuyor, 16:00'da batıyor. Hava kapalı ve çok soğuk. Yılbaşı panayırları kurulmuş, her yerde gece yarısına kadar müzik, abur cubur yemek, sıcak şarap ve bol yerel bira servisi var. Yeni yılınız kutlu olsun, sağlık mutluluk ve başarılarınız daim olsun.

Berlin 18- Aralık 2018
---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.


Schönefeld



Schönefeld Havalimanı, Berlin

ABD Başkanı Roosevelt'in eşi Elaenor Roosevelt'in özlü sözü çok hoş,
"Hayat, herşeyi tek tek deneyerek doğruyu bulmak için çok kısa, başkalarının deneylerinden ders çıkarmak şart".
Berlin kentine 1977 yılından beri gelir giderim, bugüne kadar hep Tegel havalimanını kullandım. Son gelişimde ucuz bir LCC (low cost carrier, ucuz fiyatlı taşıyıcı) promosyon biletimiz vardı. Hem LCC havayollarında dışhatlarda ilk biniyorum, hem Schönefeld hava limanına ilk iniyorum, iki yeni macera bir arada.
Ankara'dan SabihaGökçen aktarmalı Schönefeld hava limanına 17 Kasım 2018 günü sabahı uçtuk. Öğleden sonra limana indik. Arka kapı açıldı, körük yok, otobüs yok. Terminal yakın, uçaktan çıkarken akıl etmedik, palto anorak giymedik, aceleye geldi, dışarı çıkınca uçaktan terminale girene kadar 200metre yürüdük, donduk üşüdük. Neyse hızla terminal binasından içeri girdik. Yürüyen merdiven yok. Herhalde 5-metre yukarı dik merdiven tırmandık. Hangar gibi bir kapalı mekanda 1-saat pasaport kontrolünden geçtik. Tekrar aşağı indik, banttan bavulumuzu aldık. Tek bavul çok ağır, neyse altında 4-tekerlek var, iterek götürmek daha kolay. Zemin düz. Dışarı çıktık. Dışarda korkunç bir ayaz vardı. S-bahn durağını sorduk, üstü kapalı uzun bir yoldan herhalde 1-km yürüdük, S-bahn istasyonu girişini bulduk, asansör veya yürüyen merdiven aradık yok, merdiven ve eğimli rampa vardı, rampadan aşağı indik, makinadan en uzak metro ABC bileti aldık, çoğu makina bozuktu, kağıt para almıyordu, kişi başına 3.40€, sonra koridorun öbür ucundan yine eğik düzlem rampadan yukarı çıktık, dondurucu ayazda, açık alanda 20-dakika S9 trenini bekledik. Tren geldi, içerde kalorifer yok, 1-saate yakın yol gittik. Alexander plantz ta indik, meydana çıktık, Kaufhof binasına girdik, asansörle en üst kat restorant'a çıktık, açık büfe akşam yemeği yedik, free wifi kullandık. Sonra eve gittik.
Dönüşte 29-Kasım günü U8 metro ile sabah 09:00'da Alexander platz'a vardık, peron değiştirdik, S9-geldi bindik, 1-saat yol gittik, kalorifer yok, trenin içi soğuk. Berlin sınırları dışına çıktık. Schönefeld S-bahn son durakta indik, eğik düzlem rampa indik çıktık, neyseki bavulların altında 4-tekerlek var, taşıma gereği yok, sadece dikkatle itmek yetiyor, metro istasyonundan terminal binasına kadar yine dondurucu ayazda yürüdük. Yolda akordiyon çalan müzisyene, cebimdeki tüm bakır bozuk paraları bıraktım. Godfather müziğini güzel çalıyordu. Schönefeld Havalimanı Dış Kapıdaki panodan D-terminaline gideceğimizi okuduk. D-terminali yeni yapılmış basit baraka bir bina. Yine kalorifer yok. LCC uçağının bankosu açılmış. Bavulu Ankara'ya son durak teslim ettik. Tek bavul, 20-kg, geldi. Bilete ek bavul parası alıyorlar.
Schönefeld d-terminali içinde Dış mekan gibi soğuk cafede oturduk, saat 12:00'de koridorun öbür ucundan güvenlik kontrolüne girdik, uzun bir sıra bekledik. Ucuz fiyatlı Ryanair, Germania, Easyjet LCC uçuşlarının mekanı yer. Yolcular dar bütçeli bizim gibi insanlar. Moskova, Belfast, Barselona yolcuları vardı. Devamlı yankesici uyarısı anonsu yapılıyordu. Cafe de çay içtik, 3€, su 4€, aynı şişe su mahallenin supermarketinde 1€.
Güvenlik bitti, kendimizi dutyfree de bulduk, herşey ateş pahası, millet sanki bedava veriliyormuş gibi alışveriş yapıyor. Dutyfree bölgesini kazasız alışveriş yapmadan geçtik, çünkü tek kasa açıktı ve uzun kuyruk vardı. Beklemeye zaman yoktu.
Bizim kapı D8 önce üç kat merdiven tırmandık. D-8 polis pasaport kapısından sonra dar bir mekanda insanlar saatlerce beklediler. Biz durumu gördük, kapı öncesi bankta oturduk, yolcu alımını bekledik. Sabiha'dan kalkan uçak 13:30'da Schönefeld havalimanına geldi, yolcu indirdi, hemen yeni yolcuları almaya başladı. Uçağa yolcular alınmaya başlanınca pasaport polis kontrolünden geçtik, yolcu bekleme salonu boşalmıştı, tüm merdivenleri tekrar indik. Bize iyi antreman oldu, eller boş olsa daha iyi olacaktı ama bizde bir fazla kabin bagajı vardı, 8kg kabin bavulunu tabiki ben taşıyordum. Neyse merdivenleri çıktık indik, dondurucu ayazda dış mekanda uçağa yürüdük, körük yok, otobüs yok. Herşey doğu Almanya döneminden kalma, tek pist. Yılda 13-milyon yolcu kapasitesi varmış. Polis pasaport kontrolü için üç kat merdiven çıkıp iniyorsun. Uçağa yürüyerek gidiyorsun.
2010 yılından beri hemen yanda 4-pistli Brandenburg hava limanı yapılıyormuş, 2020'de belki bitecek.
Berlin başkentinin ikinci büyük havalimanının hali böyle. Gelişmemiş ülkelerin hava limanlarından bile daha konforsuz, basit.
Yürüyen merdiven yok, asansör yok, körük yok. Istanbul aktarmasının uçuş kartını bile veremediler. İnince ordan alırsınız, dediler.
Neyse uçağa bindik, uçak yeni rahat, ancak ful dolu, çok kalabalık, herkes kabin bagajı ile gelmiş. Saat 14:30'da kalktık, Iphone içine bir netflix "breaking bad" dizi film yüklemiştik onu seyrettik. İki kişilik biletimizi bir cam kenarı, diğeri koridor vermişler. Aradaki yabancıyı cam kenarına geçmesi için ikna etmem gerekti, o da yol boyunca tuvalete gitti. Neyse ayağa kalkıp ayaklarınızı dinlendirdik.
LCC şirketler bir ara uçuş sırasında tuvalet kullanımından para almayı düşünmüşler, sonra uluslararası kurallar nedeniyle uygulama imkanı bulamamışlar.
Sabiha Gökçen'e 19:00'da indik, 3-saat uçuş, 2-saat zaman farkı. Sabiha, Schönefeld ile kıyaslanınca bir cennet ancak bir mahşer mekanı. Yandan Transit kontuarına girip güç bela Ankara uçuş kartlarımızı aldık. Bir dahaki sefer internet üstünden check-in yapmak lazım.
Kuyrukta bekleyip uçuşkartı (boarding pass) almanın bir anlamı yok, boşuna zaman kaybı.
Sabiha'nın yeni mekanları kullanıma açılmış, Schönefeld sonrası bize cennet gibi geldi. Güvenlikten geçtik, benim altı çivili offroad trekking ayakkabılar arıza çıkardı, hepten çıkarıp Xray'den geçirdiler, çoraplarla geçtim, kapı numarası yine değişmiş, hiç durmadan kapı numarası değiştiriliyor, devamlı ekrana bakmanız gerekiyor.
Ucuz fiyatlı havayolları LCC'er devamlı rötarlı veya arızalı, bir düzgün uçuş yapmanıza imkan yok. Aktarmalı uçuş yapmak çok riskli. Yine yarım saat rötar ile uçağa alındık, Ankara'da körüğe girdik, yurtdışı bagaj teslimatı için dış mekana alındık, otobüs ile dış hatlar bagaj bölümüne gittik, bagajlar geldi. Neyse aldık çıktık.
Berlin Tegel havalimanı ufacık. Schönefeld çok primitif. Bizim Atatürk, Sabiha ve herhalde yeni 3.havaliman yanında bu Almanların mekanları çok zavallı, Ankara'da eve döndük, tüm gün uyuduk, jetlag olmuşuz.
Bizim için önemli dersler, yurtiçinde aktarma yapmayın, Schönefeld hava limanına uğramayın. Aktarmalı ucuz fiyatlı LCC uçakları zorunluluk olmadıkça pek tercih etmeyin. Check-in için iphone app kullanın, kuyrukta sıra beklemenin gereği yok.
Mümkünse THY ve non-stop uçuşları seçin. Kaybettiğiniz zaman, gereksiz stres, yemediğiniz yemek, taşıyamadığınız bavul bagaj, tüm bunları ekleyince LCC uçuşlarının ucuz fiyat avantajı ortadan kalkıyor.
Einstein şöyle demiş "Delilik, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuç beklemektir." Anlattığım bu hikayeyi çok yeni yolda ben yaşadım. Sizler olacakları önceden bilin, aynı şeyleri gereksiz yaşamayın diye yazdım. Yeni yılınız kutlu olsun.

---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Ankara, 17 Aralık 2018