May, 2017 Hampton, Virginia
Sunday, May 21, 2017
Tuesday, May 16, 2017
Ronald Dean Tickfer, Opera tutkunu bir Amerikalı (2012)
Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin sadık opera seyircileri arasında neredeyse tüm yaşamını burada, bizimle geçirmiş 54 yıllık öğretmen, Amerikalı Ron Tickfer’in (73) de olduğunu çoğumuz farkında bile değiliz.
Ankara’ya ilk kez 1958’de 21 yaşında gelen Tickfer, operayla 15 yaşında ABD’de tanışıyor. Tİcfer, opera tutkusunu, Ankara’ya geldiği günden beri ikinci kuşak sanatçı ailelerini seyrederek sürdürüyor. Onun için opera, oyun, ses, dans, resim, ışık ve dekoru barındırdığı, kısacası aynı anda birden çok sanat izlenebildiği için özel. Bir opera yapımında yüzlerce insanın çalıştığını, emeklerinin sonucunun birkaç saat içinde seyredilip bir daha geri gelmeyecek şekilde bittiğini söyleyen Tickfer, bu yüzden hiçbir temsilin kaçırılmaması gerektiğini söylüyor. Yıllar içinde opera yorumlarının değiştiğini artık sahnede sadece sesin değil, oyunun da önemli olmaya başladığını gözlemlemiş.
Tickfer, Ankara’da seyrettiği operaları, başka ülkelerdeki opera yapımlarından daha yaratıcı, içten ve candan buluyor, hele salona bayılıyor. Sadece seyircinin giderek daha az özenli giyindiğinden yakınıyor. Unutamadığı anılar arasında Aşk İksiri operasının bir yapımında, perde arasında seyircilere küçük şişelerde aşk iksirlerinin (!) anı olarak dağıtılışı da var.
Her operada yenilenmiş gibi duygusal bir enerji hissettiğini belirten hoca, her zaman iyi sanatçıları seyretmek gerekmediğini, gençleri seyretmenin ayrı bir heyecan verdiğini belirtiyor. Türkçe eserleri dinlerken rahatsız olmadığını açıklayan Tickfer, orijinal dilde de olsa takip etmek zaten mümkün değil, ama özellikle Amerika’dan gelen misafirlerimi operaya götürdüğümde program kitapçığında konunun İngilizcesi de olunca seviniyorum, diyor.
En sevdiği operanın gizem ve romantizm içeren ve geçtiğimiz sezonda oynanan Dvorak’ın Rusalka operası olduğunu anlatan Tickfer, Bilkent’e işe giderken servis durağında eserin afişini görünce öyle sevinmiş ki her temsile gitmiş.
Oyuncak bağışladı
Aynı zamanda ciddi bir oyuncak koleksiyoncusu olan ve Sunay Akın’ın Oyuncak Müzesi ile Çengelhan Koç Müzesi’ne oyuncak bağışlamış olan Tickfer’in orkestra elamanlarından oluşan bir biblo koleksiyonu da var. Zaten bu yüzden de opera seyrederken oyuncaklarla oynarmış gibi en önde oturmayı ve eserin içinde yaşamayı seviyor. Öğretmenlik yaparken de, “Sahnedeymiş gibi bazen memnun, bazen kızgın bazen ciddi olma oyunu oynamak gerekir” diyor.
Bu denli kolay ulaşılabilen, koşulları uygun ve yüksek standartta bir opera olmasının Ankaralılar için büyük bir şans ve ayrıcalık olduğunu belirten Ron Tickfer’i bir sonraki temsilde seyircilerin arasında acaba fark edebilecek misiniz!
Yazan PINAR AYDIN O’DWYER
Yazan PINAR AYDIN O’DWYER
Friday, May 12, 2017
Opera Bale 2017 Yaz Festivalleri
Opera bale programları
mayıs ayı sonunda bitiyor. Sonra yaz festivalleri başlıyor. Yaz
aylarında yapılacak istanbul izmir bodrum antalya opera bale
festivallerini sizler için derledik. Detaylar için internet
adreslerini verdik. Bilet almak için internet sayfalarını ziyaret
edebilirsiniz.
Yabancı gezdiren seyahat
tur şirketleri bu festivalleri programlarına alıyorlar,
misafirlerine opera bale seyir imkanı sağlıyorlar.
Açık
havada sıcak bir mekanda, sevdikleri ile beraber akşam 21:00
saatlerinde opera bale izlemek çok hoş bir duygu.
Yakında
iseniz onları da takip edebilirsiniz.
Özellikle "Bir
Tenor Aranıyor" afişleri yerel billboard'larda duyurulunca,
çok kişinin bunu iş ilanı sanıp, "tenor nedir bilmiyorum
ama elimden her iş gelir", diyerek opera bale idaresine
başvuru yaptığı gözlenmiş.
Bu
da duyuruların hoş bir fıkrası olmuş.
Ayrıca
D-marine TurgutReis Klasik Müzik Festivalini, ve Gümüşlük
Piyano Günlerini de takip etmek lazım.
Slm
ve saygılar
---
Haluk
Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup,
mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı
ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak
termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif,
satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar
termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya,
mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere
danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji
komisyonları üyesidir.
Bu
makale "Odtü'lüler Bülteni" Opera sayfası için
yazılmıştır.
Ankara,
27 Mayıs 2017
Monday, May 08, 2017
Fransa Seçimleri 2017
Fransa
ile Türkiye arasında ticaret hacmi yılda 14 Milyar ABD Dolar
civarında (2016). Biz Fransa'ya yılda 6 milyar Dolar eşdeğeri
ihracat yapıyoruz, onlardan 8 milyar Dolar ithalatımız var. Fransa
ile havacılık, otomativ, ilaç, plastik konularında işbirliğimiz
var. Türkiye nükleer enerji projelerinde Fransa'nın ciddi
teknolojik ekipman payı var. Yaklaşık 450 Fransız şirketi
Türkiye'de çalışıyor ve toplam 2 milyar Dolar yatırımları
bulunuyor. Fransa'da, 300bin Fransız vatandaşlığı almış,
toplamda 600bin Türk vatandaşı yaşıyor. Türkler Fransa'da çok
sayıda politik ortamda yer alıyorlar. Fransa
ile aramızda arada bir su yüzüne çıkan ve ilişkileri geren 1915
Ermeni olayları durumları var.
Fransa'nın
nüfusu 66 milyon (2016). Fransa'da 7 milyon yabancı ülke doğumlu,
nüfusun %12'si, çoğu Kuzey Afrika'dan gelmiş insan var. Bu
yabancı nüfusun eğitimi, ekonomiye entegrasyonu ciddi parasal ve
kültürel sorunlar oluşturuyor.
Fransa'da
7 Mayıs 2017 Pazar günü başkanlık seçimlerinin ilk tur oylaması
vardı. Yazarınız seçim günü internet sayfalarından adayların
özgeçmişlerine, vaad ettikleri politikalarına dair bir özet
derleme yaptı.
Başta
kadın aday, Marine LePen var, hukukçu, milliyetçi cephe başkanı,
uzun bir politik geçmişi var, milliyetçi cepheyi aşırı sağcı
babasından devralmış. Sonra babasını partiden kovmuş. "Frexit"
isimli Avrupa birliğinden çıkış politikasını savunuyor,
göçmenlere, müslüman azınlıklara karşı, onların ülkeden
çıkarılmasını istiyor, nükleer enerji atıklarının kontrolu,
milliyetçi politikaları yürütüyor, "Her cuma öğle vakti
ibadet için Paris sokaklarını kapatmanız Fransa'nın işgali
anlamına gelir, işgal sadece tankla tüfekle yapılmaz. Çoğunluğu
Hiristiyan bir ülkede zorla görünür olamazsınız. Göçmenler
kendi ülkelerine gitsinler", diyor, "Müslüman liderlerle
görüşürken kesinlikle kafamı örtmem", diyor. Fransa'daki
demokratik özgürlükleri kullanarak, ortadoğu baskısını burda
kuramazsınız, diyor. Marine LePen, 2-kez evlenmiş boşanmış,
şimdi üçüncüyle evlilik bağı olmadan yaşıyor, ilk
evliliğinden artık yetişkin yaşta üç çocuğu var. LePen sosyal
media kullanıyor, özellikle kürsüde çok güzel konuşuyor.
İkinci
önemli aday Emmanuel Macron, 1977 doğumlu, 40-yaşında, önce
yatırımcı banker, sonra Başkan Hollande hükümetinde ekonomiden
sorumlu bakan olmuş, genç dinamik, hafif aksanlı İngilizce
konuşuyor, Avrupa birliği taraflısı, "Daha çok göçmen
alalım, biz onları içimizde eritiriz", diyor. Schengen
düzenini koruyacak, ancak iç güvenlik ve artan terör olaylarını
önlemek için çok sayıda güvenlik elemanı işe alacak.
Enerji
konularında küresel ısınmayı azaltma, avrupa politikalarının
takipcisi, yenilenebilir enerjilere olumlu destek politikaları
güdüyor.
Aklın
yolu her yerde bir. Macron, sosyal medyayı çok iyi kullanıyor,
twitter hesabında 660bin takipcisi var. "Macron Kanunları"
diye isimlendirilen, ekonomiyi geliştirmek, işsizliği azaltmak,
Avrupa birliği ile ilişkileri geliştirmek, enflasyonu düşünmek
konularında ciddi insiyatifleri var.
Macron
evli, 2007 yılında Brigitte Trogneux ile evlenmiş. Brigitte 1953
doğumlu, Emmanuel Macron'dan 24 yaş büyük, lisede edebiyat
öğretmeni. Emmanuel Macron 16 yaşında iken okulda onunla ilişki
kurmuş, Emmanuel Macron'un ailesi bu duruma itiraz etmiş, genç
Emmanuel'i uzaklara göndermişler ama olmamış,
Bir
bankerle evli ve 3-çocuğu olan Brigitte Trogneux sonunda banker
eşinden boşanmış. Emmanuel Macron ile 2007 yılında evlenmiş,
Eee
bize ne bunlardan, bize ne? Gönüller bir olmuş evlenmişler,
70
yaşındaki Donald Trump, 42 yaşındaki Melanie ile evli ise, 40
yaşındaki Emmanuel Macron da 63 yaşındaki Brigitte ile evlenir,
bize ne? Biz ülkede ekonominin büyümesine, enflasyonun düşmesine,
istihdamın artmasına, döviz dengesine- paritesine, sağlık eğitim
enerji hizmetlerine, komşu ülkelerle barış içinde ticari
ilişkilerin geliştirilmesine, hukuk üstünlüğüne, demokrasinin
ve seçimlerin düzgün işlemesine bakarız.
Öyle
değilmi? Elalemin duygusal hayatı bizi ne ilgilendirir?
İlk
iki en çok oy alan aday, 7-Mayıs günü tekrar seçim sandığında
karşılaştılar. Günün sonunda %65 oy çokluğu ile Emmanuel
Macron seçimleri kazandı. Emmanuel Macron 40 yaşında, Kanada
Başbakanı Justin Trudeaux 45 yaşında, Barrack Obama başkan
olduğunda 47 yaşında idi. Acaba yeni bir genç liderler eğilimi
mi oluşuyor? Bir sonraki seçimlerde her ülkede 40 yaşlarında
genç liderler mi öne çıkacak?
Seçim
sonrasında Fransa'da çifte vatandaşlık, göçmenlerin durumu,
terör, iç güvenlik, Avrupa Birliği ilişkileri gündeme gelecek.
Haydi
hayırlısı
---
Haluk
Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup,
mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı
ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak
termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif,
satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar
termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya,
mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere
danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji
komisyonları üyesidir.
Ankara,
9 Mayıs 2017
Friday, May 05, 2017
Yabancı Mühendis Takıntısından Vazgeçin!
1990’lı yıllarda Türkiye’de yabancı ortaklı bir şirkette çalışıyorum. Karadeniz kıyısında önemli bir büyük tesiste bir büyük kazan ihalesi aldık. ABD’li yabancı ortağımız daha önce başka yerde gerçekleştirdiği benzer uygun referans tasarımın ilk ana 10 paftasını bize 60 bin dolar fiyatla verdi. Kalanları, yani detay mühendisliği sen yap, dedi. Tasarım manualleri geldi, 1000’e yakın detay resim çizilecek, malzeme satın almalar, imalat ve yerinde saha montajı yapılacak.
İhale
evrakında bir madde daha var. Sahada, yabancı, tercihan Amerikalı
bir mühendis şantiye şefi olarak devamlı bulunacak.
Bir
yabancı şantiye şefini sahada bulundurmak ayda 10 bin dolar maaş
demek. Artı yeme içme barınma otel ev araba masrafları da
inanılmaz seviyede. Ben ayda 2000 dolar eşdeğeri maaş alıyorum.
Bunun üstünde kimse zaten para alamıyor, vermiyoruz. Her neyse,
tüm hazırlıklar çalışmalar tamamlandı, sıra yerinde montaj
aşamasına geldi.
Yabancı
İngiliz genel müdürümüz bir gün bir özgeçmiş getirdi.
Kentucky’de yaşayan ABD’li bir delikanlı okulu yeni bitirmiş.
O yaz Avrupa’yı gezerken her nasıl olduysa yolu İstanbul’a
düşmüş.
Yolu
buralara düşmekle kalmamış, bir Türk kız bulmuş, önce
arkadaşlık sonra evlilik. Ardından kendine Türkiye’de 1-2
yıllık iş arayışına girmiş.
Önce
Türkiye’de çalışan ABD firmalarının bir listesini elde etmiş.
Listeyi gözden geçirmiş ve uygun gördüklerinin her birine birer
özgeçmiş (CV) göndermiş, iş aradığını beyan etmiş.
Delikanlı
25 yaşlarında, Kentucky’nin yerel okulundan bir mühendislik
diploması var. Fakat piyasa tecrübesi yok. Ama Amerikalı, ama
yabancı...
Delikanlıyı
çağırdık. Anlaşılmaz bir yerel aksanla İngilizce konuşuyor.
Ama ne gam, kendisi Amerikalı, ABD pasaportu var.
CV’sini
gözden geçirip yeniledik. Berbere gönderdik, düzgün bir şekilde
tıraş oldu. Sırtına bir siyah takım elbise aldık. Bindik
arabaya, müşterinin fabrikasına gittik. Tabii önceden iyice
tembihledik, “Sakın ağzını açma, sadece merhaba, nasılsın...
Başka laf etme" dedik. Müşteriye çıkardık.
İşte
ABD’den getirdiğimiz Amerikalı şantiye şefimiz! Delikanlı
sekiz ay şantiyede kaldı. Ayda 4000 dolar maaş aldı. Ev ve araba
verdik.
Hızlı
bir şantiye yönetim eğitiminden geçti. Gün boyu şantiyeyi
gezdi, notlar aldı. Bizim yazdığımız İngilizce şantiye
notlarını edit etti düzeltti. İşçilerin geliş gidişini kayıt
altına aldı. Teknik konulara karışmadı, ama işi öğrendi. İş
bitti, biz iş bitirme belgesi aldık. Delikanlımız da CV’sine
yazacağı bir proje yönetim tecrübesi kazandı. Bu arada Türk
karısının ABD giriş vizesi çıktı, onlar ABD’ye gittiler, biz
de iş bitirdik.
Benzeri
bir durum Bursa’da iki ayrı montaj yerinde, bu defa yaşlı
yabancı saha mühendisleriyle tekrarlandı. Birinde yabancı bir
inşaat mühendisi idi, ancak iyi kontrat ve saha yönetim tecrübesi
vardı.
Diğerinde
yaşlı bir Alman mühendis idi. Bilgisayar kullanmayı dahi
bilmiyordu. Raporları biz yazdık, Alman imzaladı, iş böyle
sürdü, bitti.
Yani
değerli ilgililer, "Sahada mutlaka yabancı mühendis isterim",
diye tutturmayın, işleri gereksiz yokuşa sürmeyin, işin oluruna
bakın.
Çünkü
burası Türkiye, bizde çözüm bitmez.
---
Haluk
Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup,
mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı
ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak
termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif,
satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar
termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya,
mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere
danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji
komisyonları üyesidir.
Ankara,
3-Mayıs 2017
Subscribe to:
Posts (Atom)




