Friday, July 12, 2013

Prinkipo neresi? Nerde?

Değerli  Okurlarım,

Soruyorsunuz? Neresi burası? Prinkipo neresi? Prinkipo, utopik nostaljik bir yer, tarih öncesinden başlayan, eski Yunan, Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerini kapsayan, Cumhuriyet'in ilk yıllarını 60'ları 70'leri içine alan 80'lerin başında biten bir dönem, bir zaman ve bir mekân. 

Posta kartlarında var, kitaplarda, pullarda, sergilerde, kataloglarda, miladdan Önce Roma belgelerinde var, miladdan sonra Bizans belgelerinde var, Osmanlı belgelerinde var. Yaşlıların hafızalarında var. Eski sepya fotoğraflarda, yapılan gravür resimlerde var.

1980lerden sonra tümden bitti, belki bizim Hristos manastırı yolu Kadıyoran yokuşu üst taraflarında biraz var, ama orasının da yakında biteceği belli. 

Biraz Hristos manastırı çevresinde, biraz AyaYorgi tepesinde, biraz Çınar meydanında, AdaEvi bahçesinde, Dolçi kafede, Büyükada pastanesinde, iskele kitapçısında, Çevrilen uzun metrajlı filmlerde, TV dizilerinde öylesine var.

Şimdi artık o dönem, mekân, ortam, değerli kültürler yumağı yok, o güzel günler, kibar zarif insanlar, keyifli günler, o nezih ortam geçmişte kaldı. Gençler gitti, Yunanistan'a, Avustralya'ya, Amerika'ya  gitti. Geride yaşlılar kaldı. Çocuklar torunlar yazları 2-3 hafta için adaya dönüyorlar, ama artık hepsi İngilizce konuşuyor.

Prinkipo yeniden doğmaz, o günler artık geri gelmez,  bundan sonra artık Büyükada var, Büyükada'nın içinde daha çok para kazanma hırsı var, nezaketsizlik var, aldatmaca var, kandırmaca var, zor bir ortam var, gürültü var,  çok çöp var, elektrikli arabalar var, süpermarket zincirleri, yerli yabancı fastfood   lahmacun-kebap lokantaları, dışı yalancı giydirme yapılmış beton villalar var.

Mekan artık hüzün verici, çok sesli klasik müzik yok, onun yerine tek sesli rahatsız edici gürültü var, nezaket, romantizm, duygusallık, estetik, güzellik, kibarlık, zerafet, hepsi bitti, şimdi başka bir güzellik anlayışı başka bir nezaket var! 

Gelişen iyileşen durumlar da oldu. Doğalgaz geldi, evler 12 ay oturulabilir oldu, bu arada yollar deşildi doğalgaz boruları döşendi, eski taş örgü Arnavut kaldırımları söküldü, yerine asfalt serildi. Ana kıtadan devamlı su verildi, elektrik alt yapısı güçlendirildi, telefon internet yaygınlaştı, kıyı dolduruldu, halka açıldı. Polis ambulans sağlık belediye hizmetleri yenilendi.

Değişmeyen ne? Belki gürültücü martılar, belki kargalar, Eski Rum Yetimhanesi üstünde mola veren göçmen kuşlar leylekler flamingolar.

Umarız günün birinde ardımıza bakıp da "Ne yaptık da bunları hakettik," demeyiz.

* * *

YIL 1960'lar... Kadıyoran yokuşundaki evin üst kısmı yazboyu 3-ay kiraya  verilmiş.  Kiralayan, Nişantaşı'nda yaşayan bir zengin aile. Baba cerrah, anne ev hanimi, bir kız/ bir oğlan. Her ikisi de istanbul'da yabancı dille oğrenim yapan liselere gidiyorlar. Nişantaşı kozasından çıkıp Prinkipo'ya gelmişler. 

Anne evsahipleri olan hanımlarla hemen iyi ilişkiler kurmuş. Beraber çay-kahve muhabbet, beraber yemek/ mutfak, Baba sabah şehirhatları vapuruyla Nişantaşı'ndaki işyerine gidiyor, akşam yine vapurla geç saatte eve adaya dönüyor.

Küçük oğlan bizim Prinkipo'lu komşu çocuklar ile arkadaş olmuş. Denize gidiyorlar, Hristos tepesine , AyaYorgi'ye tırmanıyorlar, balık tutuyorlar, kendileri pişirip yiyorlar,  yanında bira içiyorlar, yılkı atlarını yakalayıp eğersiz biniyorlar, Rum yetimhanesi üstünde mola veren göçmen kuşları seyrediyorlar.

Kiz ayrı bir arkadaş gurubunda, akşamları geç saatlere kadar onlarla beraber, günboyu sahilde/ veya teknede.  Akşam kıyıda mehtap seyrediyorlar,  yakışıklı/ yeşil gözlü bir delikanlı çok güzel doğaçlama gitar çalıyor. KIZ geceleri eve çok geç geliyor, ve olan oluyor. KIZ yerli delikanlıya aşık oluyor. Delikanlı da ona aşık ancak para yok, eğitim eksik, yaz aşkı. KIZ bir gün sabah Torbasını topluyor, delikanlının küçük evine kaçıyor. 

Akşam KIZ'ın babası eve geliyor, olanları öğreniyor, polise şikayet ediyor, evlenme yaşına gelmemiş bir kız çocuğunu alıkoymaktan  delikanlıyı nezarete alıyorlar, dönem 1960'lar, öyle evlilik öncesi düzeyli beraberlik yok, baba evlenmelerini şart koşuyor, ve Buyukada evlenme dairesinde kız ile oğlan az sayıda aile efradı eşliğinde  evleniyorlar, ailenin namusu kurtarılıyor, delikanlı için soruşturma  düşüyor.  

Sonra yeşil pancurlu bir evde oturuyorlar, üç cocukları oluyor, mutlu oluyorlar, beraber yaşlanıyorlar, diye anlatmaya devam etmek çok isterdim, ama gerçekler öyle değil.

Sonra YAZ bitiyor, aile Nişantaşı'na gidiyor, baba kızını  NewYork'ta bir okula gönderiyor, sonra aile avukatları şiddetli geçimsizlikten boşanma davası açıyorlar. Dava kısa sürede sonuçlanıyor. 

KIZ ABD'de mimar oluyor, oraya yerleşiyor, bir önemli mimari büroda çalışmaya başlıyor, ortakları arasına giriyor, tekrar evleniyor, çocukları oluyor. Küçük oğlan babasının mesleğini seçiyor, meşhur bir operatör oluyor, babasının işyerini devralıyor.  

Delikanli ne oldu derseniz, ben bilmiyorum, ama herhalde Prinkipo'da bilen vardır, o da herhalde tekrar evlenmiştir, çocukları olmuştur, belki bir yazar olmuştur, belki lokanta açmıştır...  Belki iskelede kitapçılık yapıyordur. 

YAZ aylarında Prinkipo'da neler oluyor neler... 

En derin saygılarımla. Prinkipo, 12 Temmuz 2013

Sisypus of Prinkipo 
@energyanalyst_

No comments: