Bir Prinkipo hikayesi... Devam... Episod-2
YIL 2011, aşağıda anlatılan senaryo tamamen kurgudur, gerçeklerle bir ilgisi yoktur. Turk asıllı Italyan yönetmen "Ferzan Özpetek" filme alsın diye yazılmıştır. İçinde yemek, şarap, gay, mimari unsurlar ve çevre vardır. Bahsi geçen Büyükada güneyindeki park alanı 10 dönümden azdır, buraya termik/nükleer santral kurulamaz, sadece küçük bir güneş santrali (en çok 10 MWe) kurulabilir, bu senaryo tamamen kurmacadır, yerel enerji/ çevre sorunlarına dikkat çekmek amaçlanmıştır.
Film, NewYork'ta yaşayan Mimar Ayşe ile eşi/kocası italyan asıllı Amerikalı Al (Aldo) Fretelli'nin Bostancı- BuyukAda seferi yapan şehirhatları vapuru güvertesindeki görüntüleri ile başlar. Kamera Bavul etiketlerine yönelir. THY JFK- Istanbul uçağından inmişler, Bostancı'dan BuyukAda'ya gidiyorlar. Yanlarında 5-7 yaşlarında 2 küçük sevimli kızları vardır. Büyükada iskelesinde onları, Ayşenin annesi ve babası karşılar. Kalabalık günübirlikçi yurdum insanları arasında tekerlekli bavullarını çekerek Saat meydanındaki fayton sırasına girerler, Ayşe annesi ve küçük kızı ile bir faytona, Aldo kayınpederi ve büyük kızı ile öbür faytona biner. Faytonlar, fayton alanından çıkar, Splendid Palas ve Anadolu kulubu önünden Nizam yoluna girer, Yol boyunca 1900lu yıllarda italyan/ rum mimarların yaptığı 100 senelik taşyapı güzel köşklerin önünden geçeriz.
Yolun sonunda kayınpederin sahip olduğu yine Italyan mimarisi köşke geliriz. Bahçe kapısında yardımcı koşar bavulları alır. Hep beraber denize bakan balkona geçilir, soğuk beyaz şaraplar açılır, mutfakta akşam yemeği telaşı başlar, Ayşe ve annesi mutfakta koşuştururlar. Beylere ekmek kesmek, salata yapmak, kavun karpuz kesmek görevleri verilir. Beyler görev olarak verilen işleri yaparken mutfak önlüğü takarlar, fonda çalan Puccini Opera aryalarına eşlik ederler.
Mimar Ayşe'nin Amerikali kocası, damat (italyan/Amerikalı AL/Aldo Fretelli), UluslarArasi HedgeFund yoneticisidir. iyi eğitimlidir, çok zengin ve çok entellektüeldir. Ayşe Mimarlık Post-Doc eğitimini Italya Frinze Universitesinde yaptığından italyancası da çok iyidir, ortada italyanca, ingilizce, Türkçe konuşmalar döner.
Ayşe'nin babası TIP doktorudur, muayenehaneden kazandığı para ile sağlık/ hastane sektöründe yatırım yapmış çok zengin olmuştur. Akşamüstü oğlu, Ayşe'nin kardeşi Ali ve onun genç karısı gelir. Hanımlar mutfak telaşını abartırlar. Ali salata yaparken yeni yatırım sektörü bulmaları gerektiğini, çoktandır Bilişim sektöründe çalıştıklarını ancak çok rekabet olduğunu, enerji sektörünün yeni fırsatlar getirdiğini gece anlatır.
Soğuk şaraplar biter, balkondaki uzun masada yemeğe geçilir, Aldo gelirken yaninda italyan Barbero/ Barberesko sarapları getirmiştir, önce italyan şaraplar açılır, her şişeden bir yarım bardak içilir, üstünde konuşulur, sonra yerli kırmızı şaraplara geçilir, 4-5 yıllık öküzgözü, boğazkere, KalecikKarası. Prinkipo adasında yaşayan diğer komşular/ Misafirler gelir, aralarında akademisyen GAY çiftler, zengin Turk/ Musevi genc/yaşlı işadamları ve onların Fransızca/ Ingilizce/ Türkçe konuşan eşleri vardır. Sisyphus eşi ile ortama girer, gelirken yanında bir kap taze fasulye yemeği getirir.
Ailenin Prinkipo adasında oturduğu 100 yıllık taş yapı köşk yine bir Italyan mimarın eseridir. Trotsky köşkü olarak bilinen Arab İzzet Paşa köşküne (Mimarı Nikolas Dimadis, inşaatı 1885) komşudur. Misafirler Trotsky hakkında, onun Prinkipo'da kaldığı 1929-1933 yılları üstüne konuşurlar. Trotsky köşkünü orijinal yapıyı bozmadan kim yenileyebilir? tartışırlar.
Ortamda devamli Puccini/ Verdi operalarinin müziği çalmaktadır. Yakın akraba bir genç kız girer, CDyi kapatır, Beethoven 3. piyano koncertosunun piyano partisyonunu ezber çalmaya başlar. Biter bir daha çalar, yakında Adalar Vakfı ortamında konser verecektir.
Amerikali kari/koca Ayse ve AL, ertesi gün sabah ağırdan alırlar, pencere açıktır, orman deniz kokusu, çocuklar odada keyifle koşuştururlar. Büyük geniş balkonda yerel ürünlerle/ beyaz peynir/ zeytin/ çay kahvaltı yapılır. Yardımcılar aileden/ akraba gibi rahat davranmaktadırlar. Bahçede yaşlı ama zinde bir bahçıvan/ bekçi vardır.
Karı/koca öğleye doğru köşkten çıkarlar. Çınar meydanındaki Adalar- Binalar- Mimarlar - sergisini gezerler, Adadaki eski taş binaların çoğunu italyan/ rum/ musevi Mimarlar 20. yüzyıl başlarında (1900 yıllarında) yapmışlardır. Müteahhit kalfaların çoğu yerli Rum'lardır. Sergide binaların durumlarını incelerler, çok güzeldirler ama çoğu bakımsızdır, yenilenme gerekmektedir. Mütekabiliyet/ reciprocity/ karşılık ilkesi olmayan ülkelerin vatandaşlarına gayrimenkul satışı yoktur. Sultan Abdulhamit'in saray mimarı italyan Raimondo T. D'Aronco'nın tasarladiği Mizzi Köşküne hayran kalırlar.
Yeni uygulama ile çok sayida eski harap bina/ köşk satış yerine 49-yıllığına kiraya verilmektedir. Cok sayıda Saudi/ Körfez sermayesi sahibi zengin aile bu köşkleri uzun donem kiralamak istemektedir. Binaların renovasyon/ restorasyon/ yenileme işi mimarlik / muteahhitlik/ yerli iscilik/ yerli istihdam potansiyeli cikarmaktadır.
Ögle vakti Prinkipo italyan Katolik SanPasifiko kilisesinde (Mimarı italyan Giorgio Domenico Stampa, inşaat bitimi 1862) haftalık ayine gelirler, karşılarına italyan papaz Peder Don Felice çıkar, onlari taktis eder, dua okur, günah çıkartır, beraber Org/ kilise muzigi dinlerler,
San Pacifico kilisesinin org'cusu Turk/ italyan/ Levanten genc Renato kilisede ayin esnasinda "Je t'aime, moi non plus"den pasajlar çalar, Don Felice yari kizarak, yari anlayisla onu gözleri ile azarlar.
Ayşe, çok yeni olarak Fener Rum patrikhanesine devredilen Eski Rum yetimhanesi (Mimarı Fransız Levanten Alexander Vallauri) restorasyonu (New York architect, Nicholas Koutsomitis) işini almıştır. Bu konuda yaz aylarinda NewYork Times gazetesinde bir haber cikmistir.
Akşamüstü güneş batarken KadıYoran yokuşu, TürkYılmaz sokağı rotasından Aşıklar yoluna, ordan eski Rum Yetimhanesine giderler, dışardan etrafını dolaşırlar, ahşap bina harap vaziyettedir, Patrikhane mülkiyeti geri almış ancak renovasyon için gerekli tahmini bütçe 50 milyon US Dolar fonu henüz bulamamıştır,
Daha sonraki gün erken saatte bisiklet ile ADA etrafinda 8 km'lik büyük-tur yapmayı planlarlar, yolda LunaPark meydanında baskalarinin karistigi bir bisiklet / fayton kazasi olur, bisiklet kaski takmayan yarali yurdum insani bir genc KIZ ambulans ile BuyukAda devlet hastanesine kaldırılır, ambulans geçerken yol üstünde çöp (plastikPet/ cam/ metal kutu) toplayan Prinkipolu Sisyphus görünür,
Bisikletleri LunaPark alanında ızdırap yokuşu girişinde elektrik direğine kilitleyip bırakırlar. Izdırap yokuşundan yavaş yavaş AyaYorgi manastrina (Mimarı Rum Kapetanakis, inşaat bitimi 1906) çıkarlar.
Çıkarken arkalarına hiç bakmazlar, hiç konuşmazlar, herbiri kendi inaçlarına göre dua eder. Ayşe nedeni anlatır, "Gelecek beklentilerle şekillenir, iyi şeyler iste/ dile herşey iyi olsun" der. AL onaylar "Çok doğru, aynı ekonomi gibi, bu konuda 1995 yılında Robert E. Lukas adına verilmiş Nobel ekonomi ödülü bile var, " der.
Manastırın içinde mum dikerler. Papaz dua okur, onlar dua eder. SanPasifiko kilisesindeki Pazar Don Felice ile AyaYorgi manastrindaki papaz Yorgi efendi ayni kişidir/ aynı aktördür. Manastırdan çıktıklarında uzakta Avrupadan gelip Afrikaya giden göçmen kuşların RumYetimhanesi üstünden geçişlerini seyrederler.
Aşağı inerler, bisikletleri alırlar, FethiOkyar Evi (Mimarı Sedat Hakkı Eldem, inşaatı 1938) tarafina saparlar, ViranBağ'ı geçerler, eski çöplük, yeni Park alaninda mola verirler, Prinkipo'nun güneyinde, AyaYorgi tepesinin deniz kıyısında güney yönünde masmavi Marmara denizini seyrederler,
NewYork’ta bir önemli HedgeFund yöneticisi Aldo'nun kafasinda o anda bir şimşek cakar, “Burası boş, yani devlet arazisi, yani Hazinenin”. Karısına sorar "Burası ne kadar bir alan?", Ayşe cevap verir "Herhalde 100 dönüm". (Aslında 10 dönüm). AL cevap verir "Buraya guzel bir Nukleer santral kurulur", gözlerinde para kazanma pırıltıları oluşur.
Ayşe "Saçmalama" der, "Sana en az 400 dönüm lazım, hem burda sana izin verirlermi, istanbul'un dibi".
AL cevaplar, "Harika olur, burasi sert kaya zemin, biraz dolgu yapariz, ağır yükü 100 donum sert ada toprağına yerleştiririz, kalan hafif insaati dolgu üstüne koyarız, 1000 MWe elektrik uretiriz, karsi kıyı en fazla 3km, HVDC ile kolayca (300 USDolar/metre) geçeriz, Kartal kıyısına bir iletim trafosu kurarız, bütün istanbul'u 15 milyon insanı burdan elektrik ile besleriz, arz güvenliği, harika, daha dün kardeşin anlattı, yeni olarak elektrik fiyatlarina zam geldi, Rus dogalgazi cok pahali. Çevre kirliligi de yok".
Devam eder.. "Turk enerji/ tesvik mevzuatini iyi ogrenmek lazim, Enerji Bakani ve Enerji Piyasaları Denetleme Kurulu baskani ile konusmak lazim, bize yardımcı olacak işbilir tecrübeli bir yerli ortak bulmak şart. Baban saglik/hastane sektorunde çok iyi, kardeşin Ali ile buyuk saglik sektörü/Hastane yatirimlari yapti. Kardesin Ali ayrica bilişim sektorune girdi, simdi Baba-Ogul enerji sektorunde yatirim yapabilirler, finansmani bizim Ingiliz ortaklara anlatayim, aileden baba tarafından uzak amcam Lord Humprey (ingiliz finans gurubu baskani) ve enerji yatirimlarindan sorumlu Sir Barnard "tamam" derse bu is olur."
(Ingiliz isimleri "Yes Minister" dizisinden aldım, bugunlerde cok seyrediyorum)
Riski bizimle paylasacak bize yardim edecek iyi bir Yerli ortak bulmak mutlaka lazım, babanin bir arkadasi benzer bir termik santral isine girmis, çevreciler itiraz etmiş, onunla konusalim, tecrübesi var, bu tip yatırım nasıl yapılır, hazineden arazi tahsisi nasıl alınır, gerektiğinde kamulaştırma nasıl yapılır, herhalde iyi bilir"
Adalar Vakfi baskani ve Elektrik fakultesi termodinamik dersi hocası Profösör, aynı zamanda AnadoluKulubü uyesidir. Makalelerinde konuşmalarında "Bize elektrik lazimdir" der, yeterli parası olmadığı için bir türlü onarılamayan aileden kalma eski bir Maden tarafı köşkte oturur, internette enerji konulu yazilar yazar, eski ogrencilerine bahçesinde partiler verir, köpeği ile sabah akşam deniz kıyısında gezer, yolda Sisyphus ile selamlaşır.
Zaman içinde EPDK basvurusu yapılır, EPDK Başkanı ve Enerji Bakanından randevu alınır görüşülür, yeni yatırımı Çevre Örgütleri de öğrenirler, MMO Enerji komisyonu başkanı "insaf, enerji ihtiyacimiz var, tamam da bu kadarı da cok fazla" der, GreenPeace durumu siddetle protesto eder, EMO sozcusu "Ne oluyoruz arkadaslar, istanbulun ortasinda bu is olurmu? Ne alaka?" der, itiraz eder
ETKB ve EPDK üst yetkilileri, adaya gelirler santral yatırım yerini gorürler, Bakan gelir "Vatana millete hayırlı olsun" şeklinde demeç verir. Yabanci yatirim yetkilisi ingiliz yatirimci, ağır/ ağdalı/ eğitimli ingiliz aksani ile konuşur, bir anlamda "Para bende, istediğim yatırımı yaparım işte size iş- aş, daha ne?" der.
Hamidiye Camii (inşaatı 1895, Mimarı herhalde Raimondo T. D'Aronco?) imamı (papaz rolünü oynayan aynı aktör) Mesut Bahtiyar Hocaefendi, genellikle cami bahçesinde kosusan, top oynayan çocuklara kızmaz, kendisi de cami bahçesinde çocuklarla top/ futbol oynar. Hatta cami bahçesine bir de basket potasi kurdurmustur. Kendisine bu konuda kizan olursa "Ulu Allah çocuk seslerinden rahatsiz olmaz!" der. Cuma namazi oncesi verdiği vaazda çevre duyarlılığından bahseder, müslüman erkek rollerin çoğu cuma namazına giderler. Yerli halktan bir Yazar/Lokantacı, Camide (ne alaka?) başlayan yerel çevreci örgütlenmesi yapar. Yazar/Lokantacı, Ayşe'nin gençlik aşkıdır. /Episode-1.
"...tüm Anadolu'yu gezip kötü enerji politikalarina karsi- yenilenebilir ve yerli enerji kaynaklarini desteklemek adina bir nevi Kuvai-Milli başlatmak çabasındaki Çevreci Dernek üyeleri teknelerin fuel oil yakmasini da protesto etmek için yüzerek (!?) Ada'ya gelirler ve karsit gösteri düzenlerler".
BüyükAda belediye baskani olayı şiddetle kınar, "Santralin ismi kesinlikle BüyükAda NPP olacaktir, Prinkipo NPP olamaz, Proje baştan yanlış" diyerek açıklama yapar.
Adalar Vakfi başkanı, Adalar Çevre Dayanışma derneği ayrı ayrı "Büyükada turizm merkezidir, nükleer santral gelirse turist gelmez, olsa olsa yenilenebilir enerji güneş/ rüzgar yapılabilir" şeklinde açıklama yapar.
Filmin sonu: Adanın güney sahili çok derindir, dolgu yapmaya imkan yoktur, park alanı yetmez çok küçüktür. Burda nükleer/ termik santral kurulamaz, en çok 10-MWe kapasiteli bir güneş santrali kurulabilir.
Rüzgar enerjisi santrali de yapılamaz, çünkü Prinkipo adası Avrupadan Afrikaya giden göçmen kuşların binlerce belkide milyonlarca yıldır devam eden doğal rotası üstündedir. Rüzgar türbinleri tepelere konursa binlerce kuş pervanelere çarpar, hem kuşlar telef olur, hem rüzgar türbinleri bozulur çalışamaz. AyaNikola plajı önündeki boş şantiye sahasına Güneş panelleri konabilir, burda kurulacak güneş santrali Ada halkının iç elektrik ihtiyacını karşılayabilir.
Ferzan Ozpetek ustamızdan henüz bir ses çıkmadı.
Acaba italyan ALDO karakterini "Musevi Aaron" yapsam, Sefarat Musevi kökenli ailesi 1900 yıllarında Prinkipo'dan NewYork'a gitmiş olsa. Akrabalar hala Prinkipo'da otursa.
Cumartesi günü Prinkipo'nun 1904 yılında inşaa edilmiş "Hesed Le'Avraam Sinagog"una gitseler (mimarı Gabriel Tedeschi, müteahhiti Behor Parali) karşılarına aynı aktör Haham olarak çıksa onlar için dua etse. BüyükAda Musevi kültürü detaylarına ağırlık versem, acaba "Woody Allen" senaryo ile ilgilenirmi?
"Midnight in Paris" benzeri bir filmi Prinkipo için yaparmi?? Mesela "A Tale of Prinkipo".
Belki Israel- Turkiye arasında gereksiz oluşan gerginlik ortamının kalkmasına ortam sağlar.
Senaryo'yu Ingilizceye çevirdim, öbür blog sayfama koydum. "Zoru hemen yaparız, imkansız biraz zaman alır", lafını hatırladım.
Kurgu nasil devam edecek bilemiyorum. Arkasını yazacağım... Ama nasıl olacak?? (imdat..)
Yolun sonunda kayınpederin sahip olduğu yine Italyan mimarisi köşke geliriz. Bahçe kapısında yardımcı koşar bavulları alır. Hep beraber denize bakan balkona geçilir, soğuk beyaz şaraplar açılır, mutfakta akşam yemeği telaşı başlar, Ayşe ve annesi mutfakta koşuştururlar. Beylere ekmek kesmek, salata yapmak, kavun karpuz kesmek görevleri verilir. Beyler görev olarak verilen işleri yaparken mutfak önlüğü takarlar, fonda çalan Puccini Opera aryalarına eşlik ederler.
Mimar Ayşe'nin Amerikali kocası, damat (italyan/Amerikalı AL/Aldo Fretelli), UluslarArasi HedgeFund yoneticisidir. iyi eğitimlidir, çok zengin ve çok entellektüeldir. Ayşe Mimarlık Post-Doc eğitimini Italya Frinze Universitesinde yaptığından italyancası da çok iyidir, ortada italyanca, ingilizce, Türkçe konuşmalar döner.
Ayşe'nin babası TIP doktorudur, muayenehaneden kazandığı para ile sağlık/ hastane sektöründe yatırım yapmış çok zengin olmuştur. Akşamüstü oğlu, Ayşe'nin kardeşi Ali ve onun genç karısı gelir. Hanımlar mutfak telaşını abartırlar. Ali salata yaparken yeni yatırım sektörü bulmaları gerektiğini, çoktandır Bilişim sektöründe çalıştıklarını ancak çok rekabet olduğunu, enerji sektörünün yeni fırsatlar getirdiğini gece anlatır.
Soğuk şaraplar biter, balkondaki uzun masada yemeğe geçilir, Aldo gelirken yaninda italyan Barbero/ Barberesko sarapları getirmiştir, önce italyan şaraplar açılır, her şişeden bir yarım bardak içilir, üstünde konuşulur, sonra yerli kırmızı şaraplara geçilir, 4-5 yıllık öküzgözü, boğazkere, KalecikKarası. Prinkipo adasında yaşayan diğer komşular/ Misafirler gelir, aralarında akademisyen GAY çiftler, zengin Turk/ Musevi genc/yaşlı işadamları ve onların Fransızca/ Ingilizce/ Türkçe konuşan eşleri vardır. Sisyphus eşi ile ortama girer, gelirken yanında bir kap taze fasulye yemeği getirir.
Ailenin Prinkipo adasında oturduğu 100 yıllık taş yapı köşk yine bir Italyan mimarın eseridir. Trotsky köşkü olarak bilinen Arab İzzet Paşa köşküne (Mimarı Nikolas Dimadis, inşaatı 1885) komşudur. Misafirler Trotsky hakkında, onun Prinkipo'da kaldığı 1929-1933 yılları üstüne konuşurlar. Trotsky köşkünü orijinal yapıyı bozmadan kim yenileyebilir? tartışırlar.
Ortamda devamli Puccini/ Verdi operalarinin müziği çalmaktadır. Yakın akraba bir genç kız girer, CDyi kapatır, Beethoven 3. piyano koncertosunun piyano partisyonunu ezber çalmaya başlar. Biter bir daha çalar, yakında Adalar Vakfı ortamında konser verecektir.
Amerikali kari/koca Ayse ve AL, ertesi gün sabah ağırdan alırlar, pencere açıktır, orman deniz kokusu, çocuklar odada keyifle koşuştururlar. Büyük geniş balkonda yerel ürünlerle/ beyaz peynir/ zeytin/ çay kahvaltı yapılır. Yardımcılar aileden/ akraba gibi rahat davranmaktadırlar. Bahçede yaşlı ama zinde bir bahçıvan/ bekçi vardır.
Karı/koca öğleye doğru köşkten çıkarlar. Çınar meydanındaki Adalar- Binalar- Mimarlar - sergisini gezerler, Adadaki eski taş binaların çoğunu italyan/ rum/ musevi Mimarlar 20. yüzyıl başlarında (1900 yıllarında) yapmışlardır. Müteahhit kalfaların çoğu yerli Rum'lardır. Sergide binaların durumlarını incelerler, çok güzeldirler ama çoğu bakımsızdır, yenilenme gerekmektedir. Mütekabiliyet/ reciprocity/ karşılık ilkesi olmayan ülkelerin vatandaşlarına gayrimenkul satışı yoktur. Sultan Abdulhamit'in saray mimarı italyan Raimondo T. D'Aronco'nın tasarladiği Mizzi Köşküne hayran kalırlar.
Yeni uygulama ile çok sayida eski harap bina/ köşk satış yerine 49-yıllığına kiraya verilmektedir. Cok sayıda Saudi/ Körfez sermayesi sahibi zengin aile bu köşkleri uzun donem kiralamak istemektedir. Binaların renovasyon/ restorasyon/ yenileme işi mimarlik / muteahhitlik/ yerli iscilik/ yerli istihdam potansiyeli cikarmaktadır.
Ögle vakti Prinkipo italyan Katolik SanPasifiko kilisesinde (Mimarı italyan Giorgio Domenico Stampa, inşaat bitimi 1862) haftalık ayine gelirler, karşılarına italyan papaz Peder Don Felice çıkar, onlari taktis eder, dua okur, günah çıkartır, beraber Org/ kilise muzigi dinlerler,
San Pacifico kilisesinin org'cusu Turk/ italyan/ Levanten genc Renato kilisede ayin esnasinda "Je t'aime, moi non plus"den pasajlar çalar, Don Felice yari kizarak, yari anlayisla onu gözleri ile azarlar.
Ayşe, çok yeni olarak Fener Rum patrikhanesine devredilen Eski Rum yetimhanesi (Mimarı Fransız Levanten Alexander Vallauri) restorasyonu (New York architect, Nicholas Koutsomitis) işini almıştır. Bu konuda yaz aylarinda NewYork Times gazetesinde bir haber cikmistir.
Akşamüstü güneş batarken KadıYoran yokuşu, TürkYılmaz sokağı rotasından Aşıklar yoluna, ordan eski Rum Yetimhanesine giderler, dışardan etrafını dolaşırlar, ahşap bina harap vaziyettedir, Patrikhane mülkiyeti geri almış ancak renovasyon için gerekli tahmini bütçe 50 milyon US Dolar fonu henüz bulamamıştır,
Daha sonraki gün erken saatte bisiklet ile ADA etrafinda 8 km'lik büyük-tur yapmayı planlarlar, yolda LunaPark meydanında baskalarinin karistigi bir bisiklet / fayton kazasi olur, bisiklet kaski takmayan yarali yurdum insani bir genc KIZ ambulans ile BuyukAda devlet hastanesine kaldırılır, ambulans geçerken yol üstünde çöp (plastikPet/ cam/ metal kutu) toplayan Prinkipolu Sisyphus görünür,
Bisikletleri LunaPark alanında ızdırap yokuşu girişinde elektrik direğine kilitleyip bırakırlar. Izdırap yokuşundan yavaş yavaş AyaYorgi manastrina (Mimarı Rum Kapetanakis, inşaat bitimi 1906) çıkarlar.
Çıkarken arkalarına hiç bakmazlar, hiç konuşmazlar, herbiri kendi inaçlarına göre dua eder. Ayşe nedeni anlatır, "Gelecek beklentilerle şekillenir, iyi şeyler iste/ dile herşey iyi olsun" der. AL onaylar "Çok doğru, aynı ekonomi gibi, bu konuda 1995 yılında Robert E. Lukas adına verilmiş Nobel ekonomi ödülü bile var, " der.
Manastırın içinde mum dikerler. Papaz dua okur, onlar dua eder. SanPasifiko kilisesindeki Pazar Don Felice ile AyaYorgi manastrindaki papaz Yorgi efendi ayni kişidir/ aynı aktördür. Manastırdan çıktıklarında uzakta Avrupadan gelip Afrikaya giden göçmen kuşların RumYetimhanesi üstünden geçişlerini seyrederler.
Aşağı inerler, bisikletleri alırlar, FethiOkyar Evi (Mimarı Sedat Hakkı Eldem, inşaatı 1938) tarafina saparlar, ViranBağ'ı geçerler, eski çöplük, yeni Park alaninda mola verirler, Prinkipo'nun güneyinde, AyaYorgi tepesinin deniz kıyısında güney yönünde masmavi Marmara denizini seyrederler,
NewYork’ta bir önemli HedgeFund yöneticisi Aldo'nun kafasinda o anda bir şimşek cakar, “Burası boş, yani devlet arazisi, yani Hazinenin”. Karısına sorar "Burası ne kadar bir alan?", Ayşe cevap verir "Herhalde 100 dönüm". (Aslında 10 dönüm). AL cevap verir "Buraya guzel bir Nukleer santral kurulur", gözlerinde para kazanma pırıltıları oluşur.
Ayşe "Saçmalama" der, "Sana en az 400 dönüm lazım, hem burda sana izin verirlermi, istanbul'un dibi".
AL cevaplar, "Harika olur, burasi sert kaya zemin, biraz dolgu yapariz, ağır yükü 100 donum sert ada toprağına yerleştiririz, kalan hafif insaati dolgu üstüne koyarız, 1000 MWe elektrik uretiriz, karsi kıyı en fazla 3km, HVDC ile kolayca (300 USDolar/metre) geçeriz, Kartal kıyısına bir iletim trafosu kurarız, bütün istanbul'u 15 milyon insanı burdan elektrik ile besleriz, arz güvenliği, harika, daha dün kardeşin anlattı, yeni olarak elektrik fiyatlarina zam geldi, Rus dogalgazi cok pahali. Çevre kirliligi de yok".
Devam eder.. "Turk enerji/ tesvik mevzuatini iyi ogrenmek lazim, Enerji Bakani ve Enerji Piyasaları Denetleme Kurulu baskani ile konusmak lazim, bize yardımcı olacak işbilir tecrübeli bir yerli ortak bulmak şart. Baban saglik/hastane sektorunde çok iyi, kardeşin Ali ile buyuk saglik sektörü/Hastane yatirimlari yapti. Kardesin Ali ayrica bilişim sektorune girdi, simdi Baba-Ogul enerji sektorunde yatirim yapabilirler, finansmani bizim Ingiliz ortaklara anlatayim, aileden baba tarafından uzak amcam Lord Humprey (ingiliz finans gurubu baskani) ve enerji yatirimlarindan sorumlu Sir Barnard "tamam" derse bu is olur."
(Ingiliz isimleri "Yes Minister" dizisinden aldım, bugunlerde cok seyrediyorum)
Riski bizimle paylasacak bize yardim edecek iyi bir Yerli ortak bulmak mutlaka lazım, babanin bir arkadasi benzer bir termik santral isine girmis, çevreciler itiraz etmiş, onunla konusalim, tecrübesi var, bu tip yatırım nasıl yapılır, hazineden arazi tahsisi nasıl alınır, gerektiğinde kamulaştırma nasıl yapılır, herhalde iyi bilir"
Adalar Vakfi baskani ve Elektrik fakultesi termodinamik dersi hocası Profösör, aynı zamanda AnadoluKulubü uyesidir. Makalelerinde konuşmalarında "Bize elektrik lazimdir" der, yeterli parası olmadığı için bir türlü onarılamayan aileden kalma eski bir Maden tarafı köşkte oturur, internette enerji konulu yazilar yazar, eski ogrencilerine bahçesinde partiler verir, köpeği ile sabah akşam deniz kıyısında gezer, yolda Sisyphus ile selamlaşır.
Zaman içinde EPDK basvurusu yapılır, EPDK Başkanı ve Enerji Bakanından randevu alınır görüşülür, yeni yatırımı Çevre Örgütleri de öğrenirler, MMO Enerji komisyonu başkanı "insaf, enerji ihtiyacimiz var, tamam da bu kadarı da cok fazla" der, GreenPeace durumu siddetle protesto eder, EMO sozcusu "Ne oluyoruz arkadaslar, istanbulun ortasinda bu is olurmu? Ne alaka?" der, itiraz eder
ETKB ve EPDK üst yetkilileri, adaya gelirler santral yatırım yerini gorürler, Bakan gelir "Vatana millete hayırlı olsun" şeklinde demeç verir. Yabanci yatirim yetkilisi ingiliz yatirimci, ağır/ ağdalı/ eğitimli ingiliz aksani ile konuşur, bir anlamda "Para bende, istediğim yatırımı yaparım işte size iş- aş, daha ne?" der.
Hamidiye Camii (inşaatı 1895, Mimarı herhalde Raimondo T. D'Aronco?) imamı (papaz rolünü oynayan aynı aktör) Mesut Bahtiyar Hocaefendi, genellikle cami bahçesinde kosusan, top oynayan çocuklara kızmaz, kendisi de cami bahçesinde çocuklarla top/ futbol oynar. Hatta cami bahçesine bir de basket potasi kurdurmustur. Kendisine bu konuda kizan olursa "Ulu Allah çocuk seslerinden rahatsiz olmaz!" der. Cuma namazi oncesi verdiği vaazda çevre duyarlılığından bahseder, müslüman erkek rollerin çoğu cuma namazına giderler. Yerli halktan bir Yazar/Lokantacı, Camide (ne alaka?) başlayan yerel çevreci örgütlenmesi yapar. Yazar/Lokantacı, Ayşe'nin gençlik aşkıdır. /Episode-1.
"...tüm Anadolu'yu gezip kötü enerji politikalarina karsi- yenilenebilir ve yerli enerji kaynaklarini desteklemek adina bir nevi Kuvai-Milli başlatmak çabasındaki Çevreci Dernek üyeleri teknelerin fuel oil yakmasini da protesto etmek için yüzerek (!?) Ada'ya gelirler ve karsit gösteri düzenlerler".
BüyükAda belediye baskani olayı şiddetle kınar, "Santralin ismi kesinlikle BüyükAda NPP olacaktir, Prinkipo NPP olamaz, Proje baştan yanlış" diyerek açıklama yapar.
Adalar Vakfi başkanı, Adalar Çevre Dayanışma derneği ayrı ayrı "Büyükada turizm merkezidir, nükleer santral gelirse turist gelmez, olsa olsa yenilenebilir enerji güneş/ rüzgar yapılabilir" şeklinde açıklama yapar.
Filmin sonu: Adanın güney sahili çok derindir, dolgu yapmaya imkan yoktur, park alanı yetmez çok küçüktür. Burda nükleer/ termik santral kurulamaz, en çok 10-MWe kapasiteli bir güneş santrali kurulabilir.
Rüzgar enerjisi santrali de yapılamaz, çünkü Prinkipo adası Avrupadan Afrikaya giden göçmen kuşların binlerce belkide milyonlarca yıldır devam eden doğal rotası üstündedir. Rüzgar türbinleri tepelere konursa binlerce kuş pervanelere çarpar, hem kuşlar telef olur, hem rüzgar türbinleri bozulur çalışamaz. AyaNikola plajı önündeki boş şantiye sahasına Güneş panelleri konabilir, burda kurulacak güneş santrali Ada halkının iç elektrik ihtiyacını karşılayabilir.
Ferzan Ozpetek ustamızdan henüz bir ses çıkmadı.
Acaba italyan ALDO karakterini "Musevi Aaron" yapsam, Sefarat Musevi kökenli ailesi 1900 yıllarında Prinkipo'dan NewYork'a gitmiş olsa. Akrabalar hala Prinkipo'da otursa.
Cumartesi günü Prinkipo'nun 1904 yılında inşaa edilmiş "Hesed Le'Avraam Sinagog"una gitseler (mimarı Gabriel Tedeschi, müteahhiti Behor Parali) karşılarına aynı aktör Haham olarak çıksa onlar için dua etse. BüyükAda Musevi kültürü detaylarına ağırlık versem, acaba "Woody Allen" senaryo ile ilgilenirmi?
"Midnight in Paris" benzeri bir filmi Prinkipo için yaparmi?? Mesela "A Tale of Prinkipo".
Belki Israel- Turkiye arasında gereksiz oluşan gerginlik ortamının kalkmasına ortam sağlar.
Senaryo'yu Ingilizceye çevirdim, öbür blog sayfama koydum. "Zoru hemen yaparız, imkansız biraz zaman alır", lafını hatırladım.
Kurgu nasil devam edecek bilemiyorum. Arkasını yazacağım... Ama nasıl olacak?? (imdat..)
Prinkipo'lu Sisyphus


0 Comments:
Post a Comment
<< Home