Thursday, January 26, 2017

Prinkipo Nerde? Neresi?


Soruyorsunuz? Neresi burası? Prinkipo neresi? Prinkipo, utopik nostaljik bir yer, tarih öncesinden başlayan, eski Yunan, Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerini kapsayan, Cumhuriyet'in ilk yıllarını 60'ları 70'leri içine alan 80'lerin başında biten bir dönem, bir zaman ve bir mekân. Prinkipo posta kartlarında var, kitaplarda, pullarda, sergilerde, kataloglarda, miladdan Önce Roma belgelerinde var, miladdan sonra Bizans belgelerinde var, Osmanlı belgelerinde var. Yaşlıların hafızalarında var. Eski sepya fotoğraflarda, yapılan gravür resimlerde var. 1980lerden sonra tümden bitti, belki bizim Hristos manastırı yolu Kadıyoran yokuşu üst taraflarında, biraz var, ama oraların da yakında biteceği belli.
Biraz Hristos manastırı çevresinde, biraz AyaYorgi tepesinde, biraz Çınar meydanında, TaşMekteb'te, AdaEvi bahçesinde, Dolçi Kafe'de, Horoz Cafe'de, Büyükada pastanesinde, Splendid otelde, kumsaldaki meyhanede, iskele kitapçısında, Çevrilen uzun metrajlı filmlerde, TV dizilerinde öylesine var.
Şimdi artık o dönem, mekân, ortam, değerli kültürler yumağı yok, o güzel günler, kibar zarif insanlar, keyifli günler, o nezih ortam geçmişte kaldı. Gençler gitti, Yunanistan'a, Avustralya'ya, Amerika'ya gitti. Geride çok yaşlılar kaldı. Çocuklar torunlar yazları 2-3 hafta için adaya dönüyorlar, ama artık çoğu sadece İngilizce konuşuyorlar.
Prinkipo yeniden doğmaz, o günler artık geri gelmez, bundan sonra artık Büyükada var, Büyükada'nın içinde daha çok para kazanma hırsı var, nezaketsizlik var, aldatmaca var, kandırmaca var, zor bir ortam var, gürültü var, çok çöp var, elektrikli arabalar var, süpermarket zincirleri, yerli yabancı fastfood lahmacun-kebap lokantaları, dışı yalancı giydirme yapılmış içi betonarme villalar var.
Mekan artık hüzün verici, çok sesli klasik müzik yok, onun yerine tek sesli rahatsız edici gürültü var, nezaket, romantizm, duygusallık, estetik, güzellik, kibarlık, zerafet, hepsi bitti, şimdi başka bir güzellik anlayışı başka farklı bir nezaket var!
Gelişen iyileşen durumlar da oldu. Doğalgaz geldi, evler 12 ay oturulabilir oldu, bu arada yollar deşildi doğalgaz boruları döşendi, eski taş örgü Arnavut kaldırımları söküldü, yerine asfalt serildi. Ana kıtadan devamlı su verildi, elektrik alt yapısı güçlendirildi, telefon internet yaygınlaştı, kıyı dolduruldu, halka açıldı. Polis ambulans sağlık belediye hizmetleri yenilendi. Yeni modern büyük bir hastane yapıldı. Kıyı dolduruldu, uzun yürüyüşler için gezinti mekanı oldu.
Değişmeyen ne? Belki gürültücü martılar, belki kargalar, Eski Rum Yetimhanesi üstünde mola veren göçmen kuşlar leylekler flamingolar.
Umarız günün birinde ardımıza bakıp da "Ne yaptık da bunları hakettik," demeyiz.

* * *

YIL 1960'lar... Kadıyoran yokuşundaki küçük evin üst kısmı yazboyu 3-ay kiraya verilmiş. Kiralayan, Nişantaşı'nda yaşayan bir zengin aile. Baba cerrah, anne ev hanımı, bir kız/ bir oğlan. Her ikisi de Istanbul'un Avrupa yakasında yabancı dille oğrenim yapan liselere gidiyorlar. O yaz Nişantaşı kozasından çıkıp ilk defa Prinkipo'ya gelmişler.

Anne, evsahipleri olan hanımlarla hemen iyi ilişkiler kurmuş. Beraber çay-kahve muhabbet, beraber yemek/ mutfak, Baba sabah şehirhatları vapuruyla Nişantaşı'ndaki işyerine gidiyor, akşam yine vapurla geç saatte eve adaya dönüyor. Akşamları rakı- balık masasında geç saatlere kadar laflıyorlar, mehtabı seyrediyorlar.

Küçük oğlan bizim Prinkipo'lu komşu çocuklar ile arkadaş olmuş. Denize gidiyorlar, Hristos tepesine , AyaYorgi'ye tırmanıyorlar, balık tutuyorlar, kendileri pişirip yiyorlar, yanında bira içiyorlar, yılkı atlarını yakalayıp eğersiz biniyorlar, Rum yetimhanesi üstünde mola veren göçmen kuşları seyrediyorlar.

Kız ayrı bir arkadaş gurubunda, akşamları geç saatlere kadar onlarla beraber, günboyu sahilde/ veya teknede. Akşam kıyıda mehtap seyrediyorlar, yakışıklı/ yeşil gözlü Prinkipolu bir delikanlı çok güzel doğaçlama gitar çalıyor. KIZ geceleri eve çok geç geliyor, ve olan oluyor. KIZ yerli delikanlıya aşık oluyor. Delikanlı da ona aşık ancak para yok, eğitim eksik, yaz aşkı. KIZ bir gün sabah Torbasını topluyor, delikanlının küçük evine kaçıyor. Akşam KIZ'ın babası eve geliyor, olanları öğreniyor, polise şikayet ediyor, evlenme yaşına gelmemiş bir kız çocuğunu alıkoymaktan delikanlıyı nezarete alıyorlar, dönem 1960'lar, öyle evlilik öncesi düzeyli beraberlik yok, baba evlenmelerini şart koşuyor, ve Büyükada evlenme dairesinde kız ile oğlan az sayıda aile efradı eşliğinde evleniyorlar, ailenin namusu kurtarılıyor, delikanlı için soruşturma düşüyor.

Sonra yeşil pancurlu bir evde oturuyorlar, üç cocukları oluyor, mutlu oluyorlar, beraber yaşlanıyorlar, diye anlatmaya devam etmek çok isterdim, ama gerçekler öyle değil. Sonra YAZ bitiyor, aile Nişantaşı'na gidiyor, baba kızını NewYork'ta bir özel okula gönderiyor. Sonra aile avukatları şiddetli geçimsizlikten boşanma davası açıyorlar. Dava kısa sürede sonuçlanıyor.

KIZ ABD'de mimar oluyor, oraya yerleşiyor, bir önemli mimari büroda çalışmaya başlıyor, ortakları arasına giriyor, bu defa bir Amerikalı ile tekrar evleniyor, çocukları oluyor. Küçük oğlan babasının mesleğini seçiyor, meşhur bir operatör oluyor, babasının işyerini devralıyor.

Delikanli ne oldu derseniz, ben bilmiyorum, ama herhalde Prinkipo'da bilen vardır, o da herhalde tekrar evlenmiştir, çocukları olmuştur, belki bir yazar olmuştur, belki meyhane belki lokanta açmıştır... Belki iskelede kitapçılık yapıyordur. YAZ aylarında Prinkipo'da neler oluyor neler...

Sisypus of Prinkipo, @energyanalyst_

---


Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
http://www.ekonomik-cozum.com.tr/


Prinkipo, 12 Temmuz 2013

Tuesday, January 24, 2017

Donald Trump Yönetimi Öğreniyor


Fotoğraf. 16 Ocak 2017 Odtü Mezunları Istanbul, Termik Santraller Sunumu


Geçen yaz Türkiye'ye tatile geldiklerinde 5-kuşak Amerikalı arkadaşıma sordum, "2017 yılında Abd'de yeni başkan kim olacak?" O da düşünmeden cevap verdi, "Sıra Cumhuriyetçilerde", açıkladı, "Yani kim son Cumhuriyetçi aday olursa başkanlığı alır", Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump oldu ve seçimleri aldı. Donald Trump 20-Ocak 2017 günü Yemin etti, resmen Abd başkanı oldu, Ertesi gün aldığı kararlara bakın, BeyazEv'de törenle aşağıdaki ticaret anlaşmalarını askıya aldı.

TTIP, Transatlantic Trade & Investment Partnership (Avrupa Birliği ile ticaret işbirliği anlaşması)
TPP, Trans Pasific Partnership (Japonya, Çin, Avustralya ve diğer Pasifik ülkeleri ile ticaret anlaşması).
NAFTA, Kuzey Amerika yani Meksika Kanada ile ticaret anlaşmasını tekrar müzakere edecek, yenileyecek.
Arkasından Çin, Japonya, Avrupa Birliğinin ABD ihracatına, ABD girişinde %35 gümrük vergisi geliyor,

Meksika sınırından kayıtsız kaçak göçmenler geçmesin diye duvar örecek, belgesiz kayıtsız yabancıları sınır dışı edecek, Müslümanları denetleyecek, Suriye'lileri geri gönderecek. Başkanlık konutu BeyazEv (White House) internet sitesinden çevre sayfaları kalkmış, yani çevre konularında kamu kontrolü azaltılıyor, "Yatırım yapın, istediğiniz gibi çevreyi kirletebilirsiniz", deniyor. Dakota Access Pipeline devam.

İlk gün zengin Abd işadamları ile toplantı yaptı, konuşması TV' den yayınlandı. ABD içinde istihdamı artıracağını söyledi. İyi de istihdam zaten çok iyi, işsizlik son yılların en düşük rakamında, %5, Çinlilerin yaptığı basit işçiliği Abd'ye taşıyacaksın da ne olacak? Ne gerek var,

ABD başkanının elindeki güç aslında çok az. Amerikalı seçmen kendi eyaletindeki, kendi yaşadığı şehirdeki şerifi kendisi seçiyor, hakimi de, savcıyı da, belediye başkanını da, eğitim müdürünü de kendisi doğrudan seçiyor. Eyalet içi ticaret Washington'dan değil, yerel idare ediliyor.

Bir iPhone bugün $800'dan satılıyor. Basit iç elektronik aksam Çin'de yapılıyor. Malzemesi $150. Çinli üretici parça başına $20 kar ya alıyor ya da almıyor. Yani ABD'li Apple şirketinin karı, $600 parça başına. Bu parayı da Kaliforniya'daki IT'ciler (Apple) alıyor. Şimdi sen bu basit elektronik parçayı Amerikada yapsan noolur yapmasan noolur??

Türkiye'de iphone tasarimi yapacak, IT servisi verecek, dünyaya suyu (Coca Cola) ve katı sert ucuz hayvan yağını (McDonalds) satacak, ticari uçak yapacak, elektrikli araba yapacak, füze yapacak, uzay mekiği yapacak vs. vs. alt yapı yok, yeni orijinal geliştirilmiş teknoloji henüz yok, girişim yok, yatırım kapasitesi yok. Rusları küstürdük, ekonomi zora girdi. En son termik santral projesinde Çeklerin Exim kredisini batırmışlar. Zaten kullanılan yerli kömür ile, verilen tasarım uyumsuz imiş. Kimden kredi bulunacak? ABD, FED'in faizlerini yukarı çekmeye başlayınca bizim ekonomi ne olacak?

Donald Trump'ın elinde çok az güç var. Daha ilk günden tüm barutunu tüketiyor. Atacak barutu yakında kalmayacak. ABD medya kuruluşları ile arayı bozdu. Hepsiyle papaz oldu. Amerikan ve dunya ekonomisi sadece bacası tüten fabrikalardan oluşmuyor. Donald Trump'in emlak, otel, beton ve cimentoya odaklı kafasının bunları birden algılaması zor.

Donald Trump, sadece egitimsiz orta tabakadan oy aldığı için onlara şirin görünmek amacıyla usulen adım atıyor. Donald Trump için oy veren insanları iki saat Çin usulu çalışan bir fabrikada tutamazsınız. Bilgisi olmadan fikri olan insanlar hepsi. Sonunda kandırılan aldatılan paraları çarçur edilen, bu az eğitimli fakir çoğunluk ABD seçmenleri olacak, ama vakit çok geç olacak.

Çin mallarına %35 vergi koyacakmış. Çinlinin eli kolu boş mu??? Onlar da Amerikan mallarina %40 vergi koyarlar. Ellerindeki 2-trilyon ABD doları değerinde ABD hazine bonolarını iadeye başladılar bile. Çin'de en çok satan araç ABD üretimi GM. İsterlerse GM marka diye ilave vergi de koyar. Bu durumda kaybeden kim? ABD- Kanada arasındaki otomobil çalışanları birliğinin geçmişi 100 yildan fazla. O kadar ki, işçi sendikasi bile iki ulke arasinda tek... Şimdi NAFTAyi iptal edersen, ilk batacak olanlar ABD içindeki araba tesisleri zira Kanada'dan motor alıyorlar, yerine neyi koyacaksın?

Donald Trump ekibi, savunma konusunda atanan eski generaller dışında siyaset alanında çok acemi kalıyor. Siyaset, diplomasi, kamu yönetimi bilmiyorlar, tecrübeleri yok. ABD içinde alışılmamış derecede acemiler. Milyarder olabilirler ama yine de siyasette çok acemiler. Piyasada iyi paralar kazanmışlar, şansları iyi gitmiş. Sistemin boşluklarından yararlanmışlar. İşleri derinden bilerek değil. Çok acemi oldukları, daha ilk gunden ABD medyası ve CIA ile dil dalaşına girmelerinden belli oldu.

Öte yandan Trump ticaret uygulamaları diğer ülkeler tarafından taklid edilirse ne olacak? Trump "önce Amerika", diyor. Avrupa'nın aşırı sağcı partileri aynı şeyleri söylüyorlar, "önce Almanya", "önce Fransa", "önce Hollanda", "önce Avusturya". Donald Trump kararları, öncelikleri dünya için çok önemli. Bu kararlar Abd için ne derece doğru bilemem, ama bizim coğrafyada ciddi benzer uygulamalar olabilir.

Son 1-yıl içinde yazdığı 3-makalesinde yazarınız aynı tahmini tekrarladı, "Donald Trump başkan olabilir. Arkasından ortalık birbirine girer. Ama bazı birikmiş gecikmiş kararların acilen alınması lazım. Bu zor kararları fazla düşünmeden alacak delidolu, gözükara, cengaver başkan seçilebilir", dedik, seçildi, Donald Trump yönetime geldi. Biz Donald Trump ile aynı politik görüşleri bire bir paylaşmıyoruz ama bazı benzer şeyleri yıllardır söylüyoruz. Enerji ekipmanlarında, özellikle termik santral inşaasında yerli tasarım, yerli mühendislik, yerli müteahhitlik, yerli imalat, yerli montaj yapmak gerekir. Termik santral inşaası gözde büyütülecek bir şey değildir, bizim yerli firmalar geçmişte yaptılar, şimdi de yapabilirler. Bunu uygulamayınca, arkasından endüstriyel herşeyi Çin, uzakdoğu veya ucuz doğu Avrupa ürünlerini alınca ticaret açığımız kapanmayacak şekilde büyüyor. Çin'den en son yıl 23-milyar ABD dolar ithalat yapmışız, onlara 2-milyar ABD Doları mal- hizmet satmışız. İkili ilişkilerde bu kadar büyük ticari dengesizlik olmaz. Donald Trump ve ekibinin düşünce yapısını iyi incelemek lazım. Ticari iç piyasa koruma fikirlerini ciddi olarak irdelemek lazım. Hangi siyasi irade başta olursa olsun, Trump kararlarını ciddi değerlendirmek lazım. Sadece basit amele işleri çimento karıp hafriyat yaparak ülke ekonomisinde büyüme olmuyor. Bilmem siz ne dersiniz?

---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
http://www.ekonomik-cozum.com.tr/


Prinkipo, 24 Ocak 2017

Friday, January 06, 2017

NeoKlasik Fındıkkıran



Istanbul Süreyya Sahnesinde NeoKlasik Fındıkkıran Balesi


Bu bale için sezonun son temsiliydi. 24 Aralık 2016 Cumartesi öğleden sonrası saat 15:50'de Istanbul Süreyya Operası gişesinde bir fazla bilet satan olabilir mi ümidiyle bekliyordum. Bir fazla bilet sonunda çıktı, aldım, içeri girdim. Yerim balkonda son sıradaydı. Aşağı baktım, epey boş yer vardı. Aşağı indim. Kenarda benim gibi boş yer arayanlarla beklemeye başladım. Işıklar karardı, yakında kenarda boş bir yer bulup oturdum. Orkestra başladı.

Çaykovski'nin Fındıkkıran balesi ilk defa 1892 yılında St. Petersburg Mariinsky Tiyatrosu’nda sahnelenmiş. Prömiyer sonrası eser nedense çok büyük eleştriler almış. Bugün ise en çok sevilen en çok sahnelenen bale eserleri arasında. Bu sezon "NeoKlasik" yorumla sahneleniyor, yani hem klasik hem modern. Koreografi ve sahne yönetmeni Uğur Seyrek çok değişik, bence çok güzel bir yorum getirmiş. Asıl orijinal yorumda küçük kız Clara vardır, bu yorumda Clara yaşlanmış, ihtiyar bir kadın olmuş, fotoğraflara bakarken gençliğine, çocukluk hatıralarına gidiyor. Sonra sevimli altı küçük kız balerin ortaya çıkıyor, Çok başarılı danslar ve tiyatral oyunla bale sürüyor. Fındık Pres ve Clara, Fare kralla savaşacaklar, ancak, çok sert bir "kadın cinayetleri" konusu işleniyor ve klasik bale birden modern baleye dönüyor. Bu değişimi uygulamak bale sanatçıları için hiç kolay değil ve başarıyorlar. Dünya dansları kısmı çok eğlenceli. Orkestra şefi Roberto Gianola, tüm eseri harika yorumluyor.

Baş kadın dansçı İlke Kodal, muhteşemdi. İzleme imkanım olmadı ama diğer baş kadın dansçılar J. Nicole Hartman, Melike Koper, Gizem Tuncay herhalde onun kadar iyidirler. Drosselmeyer, Mehmet Nuri Arkan (Özkan Ayık, Mutlu Cankup) Fındıkkıran Prens, Deniz Özaydın (Melih Mertel, Batur Büklü, Çağatay Özmen) harika dans ettiler. Altı küçük balerin kız ayrı bir başarı hikayesi gösterdiler. Gelecekleri çok parlak.

Istanbul Süreyya Opera sahnesinde bu sezon Igor Stravinsky "The Rake's Progress (Hovardanın sonu)", Guiseppe Verdi "Ernani", Jacquess Offenbach "Güzel Helen (La Belle Helene)", J.Sebastian Bach "KaffeKantate", Antonio Vivaldi "Bajazet (Yıldırım Beyazit)", sahne alıyor. Donizetti "Don Pasquale", Charles Gounot "Faust", Rossini"La Cerentola (Külkedisi)", Benjamin Britten "Kötülüğün Döngüsü (The turn of the Screw)" geçen sezondan devam edecekler.
Istanbul Süreyya Operasında Bale olarak Çaykovski "Uyuyan Güzel", Stravinsky "Bahar Ayini- Ateş Kuşu", Adolphe Adam "Giselle", ve "Le Corsaire (Korsan)" sahne alacaklar. Beşiktaş Fulya ve Bakırköy Leyla Gencer sahnelerinde dönüşümlü olarak yer alacaklar.

---

Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi için yazılmıştır.
Prinkipo, 25 Aralık 2016





Saturday, December 31, 2016

1985 Yılından


Bir Buhar Kazanı Rehabilitasyon İhalesi Hikayesi (1985)

Bu benim 1985 yılbaşı hikayemdir..

Yurdumuzun GüneyDoğusunda bir göreceli küçük Petrol Rafinerisinde ağır fueloil yakan sekiz adet suborulu paket tip buhar kazanı vardır. Bunlardan ilk üç adedi yıllar öncesinde bir önemli ABD firmasından teslim edilmiş, yerine konmuş, yıllar boyu çalışmış. Ancak kullanım ömrü dolmuş. Yenilenme zamanı gelmiş. Yerinden sökülecek, yanma odası boruları değişecek, fan pompalar değişecek, dış izolasyon, kaya yünü, dış kaplamalar değişecek. Buhar domu elden geçecek. Emniyet valfleri, kurum üfleyiciler yenilenecek.
Şirkete 1984 yılı sonunda girmişim. İşi bana verdiler. Daha önceden yaptığım için, kazan imalatını biliyorum, ama teklif hazırlamayı ve fiyatlamayı hiç bilmiyorum. İhale evraklarını idareden satın aldım. Çok dikkatle okudum. Sonra uçağa bindim. Diyarbakır'da indim. Ertesi sabah Otobüse bindim, erken saatte rafineri önüne geldim. İçeri girdim, yergörme yaptım. Benim yaşıtım mühendisler beni gezdirdiler. Kazanı gösterdiler. Etrafını dolaştım, nasıl sökeriz, nerde yenileme yaparız, herşeyi akşama kadar konuştuk. Buhar kazanının teknik resimlerinin kopyalarını aldım. Fotoğraflarını çektim. Notlar aldım. Krokiler çizdim. Geldiğim yoldan önce otobüs sonra uçak ile geri Ankara'ya döndüm. Gerekli belgeleri, işbitirme, şirket ve meslek sertifikalarını, diplomaların kopyalarını topladım.
İşyerimde tahmini maliyeti hesapladım. İş arkadaşlarım "cost estimators' handbook" (maliyet tahmincisinin elkitabı) tavsiye ettiler. Ordan kaba bir fiyat fikrim oldu, ama gerçek fiyatları piyasadan almayı tercih ettim. Akla gelen her türlü maliyet kalemi için piyasadan işçilik, malzeme, ekipman fiyat, bağlayıcı teklif aldım. Tek tek hepsini alt alta yazdım. Topladım. Sonra üstüne makul düşündüğüm %25 kar koydum. 1984 yılı parasıyla 25 milyon lira etti. Teklif mektubunu yazdım, imza için önce bölüm başkanına, sonra en üst imza yetkilisi patrona götürdüm.
Yılların tecrübesiyle pişmiş patron, mektubu ve maliyet hesabını inceledi. Rakiplerimizi sordu. İki rakibimiz var, ancak bu işleri iyi bildikleri şüpheli. Buhar kazanı ABD imalatı, ancak daha sonraki yıllarda ABD şirketinin buhar kazanı lisansını almışız, artık aynı kazanları biz yapıyoruz. Yani detay resimler rafineride yok, rakiplerde yok, ama bizde var. Yani rakiplerin detay resimleri üretmeleri onlara bir maaliyet ve zaman kaybı, ama bize değil. Bizim taahhüt ettiğimiz işbitirme süresi bir yıl, rakiplerin herhalde daha uzun.
Patron teklif detaylarına baktı baktı, benim tavsiye ettiğim 25 milyon lira fiyatı çizdi, üstüne "55 milyon lira", yazdı. İnanamadım. "Müteahhitlik işlerinde kar marjının sınırı yoktur", dedi. Masama döndüm, fiyatı söylendiği şekilde yeniledim. Sonra teklif mektubunu 1985 yılbaşında idareye teslim ettik. Sonuçların değerlendirilmesi için 90 gün bekledik. Sonuçlar açıklandı. Biz 55 milyon fiyat ile en düşük rakamı vermişiz. Diğer rakipler 65-80 milyon lira fiyat vermişler.
Bir ihalede kaybettiğiniz rakam, sizden bir sonra gelen fiyat ile aranızdaki fark kadardır. Fiyat aralığı epey açık ama, iyi ki benim ilk tavsiye fiyatı vermemişiz.
Diyeceksiniz, "çok iyi para kazanmışsınız". Öyle olmadı. Benim tahminler işin yönetimi sırasında çok değişti. Eski buhar kazanının yerinden çıkarılması problem oldu. Uygun kapasitede vinç fiyatı çok yüksek geldi. Mevcut eskimiş malzemelerin sökülmesi, yeni malzemelerin satın alınması, yeni pompa fan alımları, hep ilk tahminlerin üstünde gerçekleşti. Tahminlerden daha fazla adamsaat işçilik zaman harcadık. Yerinde taşaron montaj işçisi aradık. Onların verdikleri adam saat birim fiyatlar ilk tahminlerimizden daha fazla oldu. Sonunda maliyet ile verdiğimiz fiyat ucuca ancak yetti. Kar kalmadı. Bize bir referans kaldı. Bu referans ile ilerde rafinerilerden yeni işler aldık.
Mühendislik, hesap kitap bir önemli eğitim işi, ancak işadamı olmak, yatırımcı olmak ayrı bir konu. Bir ihalede çok sayıda değişken parametre var. Bunların hepsini birleştirip para kazanmak, en azından zarar etmemek, personele iş aş sağlamak, şirketi karlı ve çalışır tutmak, hepsi ayrı bir hüner, ayrı bir kaabiliyet işi.

Yeni Yılınız kutlu olsun.

---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
http://www.ekonomik-cozum.com.tr/

Prinkipo, 31 Aralık 2016

Wednesday, December 28, 2016

Enerji Piyasalarında 2017 Öngörüleri


Her yıl sonu, bizler enerji konularında yazan köşe yazarları bir sonraki yıl için öngörüler (tahminler) yaparız. Bu öngörülerin bir kısmı tutar, bir kısmı tutmaz. Yıl içinde enerji piyasalarını etkileyen çok şeyler olur, siyasi iradenin politika tercihleri değişir, iç dış siyaset olaylara farklı yön verir. Yine de öyle- böyle bir tahmin yapmak lazımdır. Siz bir öngörü çizersiniz, yıl içinde gelişen olaylara göre tahminlerde düzeltmeler yaparsınız.

Geçtiğimiz yıl proje finansmanlarında ciddi tıkanmalar görüyoruz. Kredi Derecelendirme kuruluşlarının son raporlarına göre "Yatırım yapılabilir ülke" konumundan çıktık. Bazı değerlendirme kuruluşları, olumsuz değerlendirme yapmak yerine, değerlendirme yapmayı hepten bıraktılar. Yabancı yatırımcılar, ellerindeki malı, mülkü, hisseyi bırakıp gidiyorlar. Buna ABD Fed faizlerinin yükselmesi, yıl içinde 3er aylık yenilemelerle 25bp artışları eklenince, para dünyadan emilip ABD piyasasına yönlenecek.

Petrol varil fiyatı geçtiğimiz yıl içinde 100$'dan 35$'a indi, sonra 50-60$ bandında durdu. Bizim gibi petrolü olmayanlar için iyi. Kuzey Irak gazı, Israil gazı konuları henüz daha kağıt üstünde duruyor. Gerçekleşmesi en az 4-5 yıl ister.

Rus doğal gazında uzun süreli anlaşmalardan dolayı bir fiyat ucuzlaması beklentisi var. Alman sınırında Rus gazının fiyatı 1-MMBTU için 11$'dan 6$'a indi. ABD kayaçgazı miktarının artmesı ve Alman yenilenebilir enerji teşviklerinin bunda payı var. Petrol fiyatına bağlı olarak Rus doğal gazında indirim olması gerek. Bizim tarafta son tüketiciye ulaşan bir değişiklik yok.

Körfez sermayesi için çok ucuza alınacak yatırım imkanları ortaya çıktı. Özellikle Saudi, Katar ve diğer körfez ülkelerinin finans kuruluşları, özelleşen ve ucuzlayan enerji santrallerini satın almak için danışmanlar kullanmaya başladılar. FinansBank, Katar sermayesine satıldı. Enerji piyasamızda el değiştirmeler yakında bekleniyor.

Etkb ve Epdk, yeni elektrik üretim santrallerinin devreye girmesinde kolaylıklar göstermeye başladılar. Eskiden test deneme kontrol geçici kabul işlemleri ciddi ve uzun sürede yapılırken, şimdilerde çok çabuk yapılmaya başlandı. Yerli yakıt kullanacak olan Tufanbeyli, Bolu Göynük, Mihalıçcık, Soma, Çan, Konya, Afyon, Afşin, ve yeni ihaleye çıkacak Çayırhan-2, Trakya, Eskişehir Alpu, Konya, Afyon Dinar, Kırklareli termik santralleri hızla devreye girsin isteniyor. Yeni santrallerde refrakter bozulmaları, ekipman ve I&C sistem, senkron arıza duyumları geliyor.

Hamitabad 1200 MWe, ve Kırıkkale 840 MWe kombine çevrim santral inşaatları devam ediyor. Yakında her ikisi de biter, deneme çalışmaları başlar. Ancak bir sebepten Rus gazı bir şekilde kesilirse ne olur? Ciddi bir gaz tedarik riskimiz var.

Afsin Elbistan -A için, özelleştirmeyi alan gurup 4x344 MWe rehab, ve yeni 2x344Mwe üniteler için mühendislik çalışmasına başladı. Böyle büyük projeler için büyük finans paketi ve tecrübeli kadro istihdamı gerek.

Afşin Elbistan -A santralinin tek ünitesi yüksek ilave yakıt ile çalışıyor. B santralinin iki-ünitesi arızalı idi, biri yeni onarıldı devreye girdi, genel rehab hala bitmedi. Çalışan ünitelerin emreamadeliği istenen seviyede değil. Çöllolar, heyelan dolayisiyle hala kapalı. Kışlaköy kömür sahasından, çoğu kamyon taşımasıyla gelen yerli açık ocak kömür bu sistemi daha ne kadar götürecek? Afşin Elbistan'daki diğer yeni termik santral yatırımları için öylesine gelen çok, ortada ciddi yatırımcı yok. Herkes gelip bakıyor. Kore, Çin, Katar firmaları, meraklarından gelip geziyorlar ancak ortada net bir durum henüz yok. "Bank of China PBoC", eskisi kadar istekli değil. Kore, Japon, Katar, BAE finansman gurupları beklemede, durum değerlendirmesi yapıyorlar, yeni yatırımlar için aceleleri yok. Değeri çok düşmüş eski tesisleri satın almak için durum değerlendiriyorlar.

İskenderun körfezi, Biga yarımadası, Çatalağzı, Aliağa, Amasra bölgelerinde ithal kömür santral yatırım projeleri var. Bunlar nasıl finanse edilecek, nasıl inşaa edilecek, nasıl çalışacak, nasıl kömür bulacak, ciddi endişeler var. Paris iklim değişikliği COP21 toplantılarından sonra ciddi yaptırımlar gündeme gelebilir. COP-22 Marakesh Konferansı ve sonrası bilgilenme, konumlanma devam ediyor. Çevre ekipmanlarına, temiz kömür teknolojilerine yatırım gerekecek. Yakın gelecekte kömürden tamamen kaçış söz konusu olabilir.

Güneydoğu HES yatırımları bölgedeki olaylardan etkilendi. Güneydoğu'da yeni yatırımlar yok. Bölge enerji - elektrik emiyor, kullanıyor, fakat insanlarımız fatura parasını ödemiyor. Güvenlik için daha çok para harcamak yerine sorunları diyalog ile çözme imkanlarını araştırsak daha akılcı olacak, deriz.

Kurulu gücümüz 2016 yılı içinde 80GWe, peak Ağustos çekişimiz 44GWe oldu. Linyit üretimimiz 50+ milyon metrik ton, taş kömürü 2 milyon metrik ton, ithal kömür alımlarımız 30 milyon metrik ton olarak gerçekleşecek. Ortada artan bir elektrik üretim, yatırım, rehab faaliyeti görmüyoruz. Özelleştirme ile özel şirketlere geçen santrallerde yeni yatırım, çevre ekipmanları ESP- FGD rehab yatırımları hala yok, varsa bile çok az, hepsi 2018 sonrasında uzatılacak muafiyete sığınıyorlar.

Yekdem uygulaması yenilenebilir enerji piyasasına belli öğretiler getirdi. Şirketler ne yapacaklarını iyi öğrendiler, hidro, güneş, rüzgar yatırımları yoluna girdi. Birim elektrik üretim maliyetleri azalmaya başladı. Bunlar en sevindirici haberler, yerli imalat imkanları da artıyor. Güneş ihtisas bölgelerinin faaliyete geçmesi ile üç haneli GES kurulu güçlerine ulaşılabilir. Konya 1000 MWe Yeka çalışması umut veriyor.

2017 yılı içinde büyümemiz %3-4 tahmin ediliyor, iyimserler %4, kötümserler %3 diyor. Yılda %3-4 büyüme bizi kurtarmaz. Enerji yatırımlarının, büyüme oranından daha fazla oranda artması lazım. Mevcut ortamda bunları telaffuz etmek zor. Siyasilerin denetimsiz harcamalarını karşılayacak gelirleri bulmak kolay değil.

2017 içinde beraber cevaplamak zorunda olduğumuz sorular var. Enerji pazarların durumu ne halde? Belirgin bir toptan fiyat oluştumu? ETKB, EPIAŞ, EPDK yatırımcılara ve bankalara yeni yatırım için yeterli güveni vereceklermi? Kapasite fiyatlamaya ne zaman geçilecek? TEIAŞ 10 yıllık planları yeni bağlantıları için değişip EPDK'dan tarife izni aldımı? Hidro ve termik gaz için yeni ulusal planlar varmı, ulusal şebeke (grid) müsaitmi ? Ulusal şebekede son durum nedir, "n-1" için güvenlimi ? Hükümet programında net rakam, hedef göremedik.

Rüzgar ve güneş enerji üretimi artık ucuz, elektrik pazarına güvenle ve belki çok daha fazla yatırım olabilir. Bu yeni maliyeti son tüketici kaldırabilecekmi ?

Nükleer için yerli yakıt imkanı nedir, birden fazla ülkeden yakıt import imkanı bulundu mu? Kullanılmış yakıt nereye, ne maliyetle gidecek ? Cevaplar yoksa, nükleer işinden vaz geçme imkanı nedir ? Vazgeçmenin maliyeti nedir? İleriye dönük üretim ve tüketim tahminleri için en az maliyetli modeller ne zaman yapılacak?

COP21 Paris Anlaşmasından sonra termik santral maliyetleri ne olacak. Bu yerli kömür kullanacak termik santrallere proje finans nerden gelecek ? COP22 Marakesh sonrası için ne yapıyoruz??

Enerji stratejilerinin kritik hedefi ekonomik büyüme olurken, verimliliği artırmak, talep artışını azaltmak veya sabit tutmak gerek. Yapabilecekmiyiz? Nasıl olacak? Güney sınırımız ötesindeki sıcak çatışmalar sertleşti. Savaşta kazanan taraf olmaz. Savaştan kaçınmak istiyorsanız, her zaman savaşa hazır olmalısınız.
İş hayatı 2016 içinde zor geçti, 2017 daha zor geçecek. İşlerinizi yönetirken, yatırım hesabınızı kendi öngörülerinize uygun yapın.

Borçlanmayın, nakitte kalın, artan paranız varsa borçlandığınız para biriminden tasarruf edin, masraflarınızı azaltın, mevcut işletmenizi yürütün.
Reklam, mühendislik, fizibilite çalışmalarınıza devam edin.
Zor günler gelir geçer, merak etmeyin.



Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
http://www.ekonomik-cozum.com.tr/

Prinkipo, 27 Aralık 2016