Sunday, November 06, 2022
Babalar
Babalar ölünce çocuklar çabuk büyür.
Babamın babası (dedem) Mülazımı Sani (üsteğmen) Abdullah bey 1890 yılında Eğirdir’de doğmuş, ısparta rüştiyesini (ortaokulunu) bitirdikten sonra 15-16 yaşlarında orduya katılmış, Arabistan’da Hicaz’da Filistin’de savaşmış, mütareke döneminde Üsküdar jandarma karakol komutanlığı yapmış, sonra istiklal savaşında Sakarya’da kasığından mermi yarası almış, 1922’de izmir’e giren suvariler arasındaymış. Muharip gazi olarak İstiklal madalyası almış, Keçiborlu jandarma komutanı iken talihsiz bir olaya karışıp askerlikten ayrılmak zorunda kalmış. Daha sonraki hayatı savaş stresini (pwts) gidermek için sığındığı alkol bağımlılığı ile geçmiş. Arab ülkelerinde öğrendiği günlük Arapça ile çevrede cerre çıkmış, yakın köylerde gezici hocalık imamlık yapmış. Eğirdir’de 1944 yılında alkole bağlı hastalıktan hayata veda etmiş.
Babaannemin babası Rafi bey, 1913 Balkan savaşında Edirne siperlerinde genç yaşta şehit olmuş. Babaannem, doğarken annesini kaybetmiş, Rafi beyin kaybı ile hayatta yapayanlız kalmış. Rafi beyin ikinci eşi İnci hala, genç babaannemi kardeşi Abdullah beyle evlendirmiş. Babaannem Hacı Zeynep hanımın tüm ömrü halı tezgahında karın tokluğuna halı dokuyarak geçmiş.
1880’ler doğumlu Annemin babası (dedem) Abdülkadir bey, istanbul Aksaray mahkemesi katibi imiş. 1930e’larda kalp krizinden hayata veda etmiş.
Babam ismail bey babasız parasız korunaksız zor şartlarda okumuş, Antalya lisesinden sonra en ucuz posta treni biletini zor denkleştirip Ankara’ya gelmiş, o yıılarda yeni açılan Ankara Hukuk fakültesine parasız yatılı girip, başarı ile bitirmiş, daha sonra yargıç olmuş. Üniversite yıllarında yazdığı romantik tonlu günlükler, halamoğlu kuzen tarafından ödünç alınıp geri verilmeyince son yıllarda yeniden anılarını yazdı, kendisinin daha güncel gerçekçi ve olgunluk anlatımı oldu.
Hafızamı zorluyorum, fark ettim dedelerim hakkında ne kadar az şey biliyorum. Geçmişi hatırlamak istemediler, zor günleri zor zamanları unutmak istediler. Bize zor acılı zamanları anlatmadılar. Dedelerim kısa yaşadılar, erken yaşlarda öldüler, geride bıraktıkları dul eşleri ve yetim çocukları zor zamanlar yaşadılar,
Babalar ölünce çocuklar çabuk büyüdüler. Bu coğrafyanın kaderiydi, kötü idarenin sonuçlarına katlanmak zorunda kaldılar. Annem babam erken cumhuriyet Türkiye’sinin çocuklarıydı, babalarını erken kaybettiler, yeni kurulan cumhuriyet onlara babalık yaptı, çok çalıştılar, çocukları için herşeyin en iyisini istediler ellerinden gelen herşeyi çocuklarına verdiler. Onlara çok şey borçluyuz.
Ankara 25 Ekim 2022
Haluk Direskeneli, 1973 yılında ODTÜ Makina Mühendisliği`ni bitirdi. Mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD-Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalıştı. Bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık yaptı. Makina Mühendisleri Odası ve ODTÜ Mezunları Derneği`nin enerji komisyonları üyesidir.
Vandalizm
Dünya mirası eserlere vandal eylemler nasıl önlenmeli?
Birkaç hafta önce Ataşehir Meriç caddesinde yürüyüşe çıktım. Tek yönlü araç trafiği olan uzun bir cadde, boydan boya gidiş dönüş yaklaşık toplan altı km tutuyor, günlük onbin adım hedefini tutturuyorum. Yolda Ataşehir ilkokulu bahçe dış duvarında resimler var. Her sanatçıya 3-4 metre eninde yer vermişler yükseklik iki metre. Ressamlar buraya yağlı boya resimler yapmışlar.
Bazıları özgün kendilerinin seçtikleri konularda. İstanbul manzarası, kadın hakları (örselenmiş çocuk gelin), köy manzarası , siyah takım elbiseli Atatürk kara tahta başında, askeri üniformalı Atatürk at üstünde hemen akla gelenler. Van Gogh ayçiçek resmi kopyaları, değişik başka kopya resimler var.
Geçerken baktım bir genç kız ressam bir mat üstünde yere oturmuş, kendine ayrılan beyaz duvar üstüne yeni bir resim yapıyordu. Hiper realist bir konu seçmiş. Büyük boy bal petekleri üstünde yine büyük boy arılar resmediliyordu. Çok beğendim, tebrik ettim. Resim herhalde birkaç güne kadar biter. Sonra yağmur çamur etkisinde kalacak, gelen geçen dokunacak , zamanla yıpranacak.
Odtü kütüphanesi alt kapı çıkışında iç mekan sağ. Esol duvarda birerYalçın Gökçebağ yağlı boya resimleri vardır. Sanatçı kimbilir ne zaman bu resimleri oraya yapmış. Zaman içinde resimler yıprandı. Odtü yönetimi bu resimler korunsun diyeüstlerine plexiglas koruma yaptı çok iyi oldu. Yolunuz geçerse mutlaka görün. Bir tarafta yaz, diğerinde kış manzarası var.
Leonardo Davinci, 1496-1498 yılları arasında Milano Santa Maria Della Gracia kilisesi iç mekanında “isa’nın son yemeği” isimli duvar resmini yapmış. İsa ve oniki havarisi bu resimde anlarılıyor. Resmi görmek için internet üstünden randevualıyorsunuz, kili başına internet üstünden 15€ (2015 fiyatı) ödüyorsunuz, size ayrılan zamanda onbeş dakika başka insanlarla beraber elli kililik guruplar içinde kiliseye giriyorsunuz. Mekanda bir duvarda meşhur resim var, diğerduvarda başka birressamın başka bir resmi bulunuyor. Duvar resmi olduğu için taşınmasına imkan yok. Taşıma yerine mekan müze olmuş.
1498 yılından 1812 yılına kadar resim kilise içinde ibadet yerinde kalmış. Napolyon askerleri gelip Milano’yu işgal edince burayı kışla yapmışlar, duvarın arkası suvari atlarının ahırı olmuş. Geçiş için resmin altına kapı açmışlar. Zaman geçmiş, Napolyon askerleri gitmiş, kapı kapatılmış. Resim tekrar korunmuş. Bugünresmeikimetreden fala yaklaşmaya imkan yok, arada engel duvar var. Zaten çok sıkı elektronik korumalı bir güvenlikten geçip içeri giriyorsunuz.
Geçtiğimiz günlerde yaşları küçük iki gençkız aktivist, Londra National Gallery içinde Van Gogh’a ait Ayçiçekleri (sun flowers) tablosu üstüne konserve domates çorbası attılar. Çevre kirlenmesi konusunda dikkat çekmek istiyorlarmış. Yaşları küçük olduğu için kefaletle serbest bırakıldılar. Müze yetkilileri önceden önlem almışlar, böyle kıymetli tabloların üstünde plastik saydam hafif koruma filmi varmış, resme birşey olmamış. Silmişler ve altı saat sonra tekrar izlemeye açılmış. Bu olayında unulacak bir tarafı yok. Çevre konusunda duyarlılık için başka tavırlar anlatımlar yapılmalı derim.
Paris Louvre müzesinde Laonardo Davinci’nin “Mona Lisa” resmine iki metreden daha yakın yaklaşmaya imkan yok. Resmin iki tarafında silahlı korumalar ve resim üstünde kırılmaz cam güvenlik önlemi var.
Amsterdam Van Gogh, Moskova Tretiakov , Madris Prada, Roma Vatikan, Floransa Uffizi, New York Metropolitan müzelerinin resim koleksiyonları çok güzel. Gidince mutlaka gezmek lazım
Ankara resim heykel müzesinde çok sayıda değerli yağlı boya resim var. En sevdiğim ressamlar Osman Hamdi, Yalçın Gökçebağ, Nedim Günsür resimleri orda. En sevdiğim resim Nurettin Ergüven tarafından yapılmış Ankara kale manzarası. Rahmetli babam, Nurettin Ergüven’nin boğaz köprüsü yapılmadan önceki halini resmeden “ortaköy” yağlı boya tablosunu sanatçının kendisinden atölyede satın almış, eve kendisi taşımıştı. Yanında bir de “gece tam dolunay zamanı köy yeri cami” resmi almıştık. Ortaköy resmi kimbilir şimdi nerde? Diğer resim duruyor.
Büyükada’nın köşklerinde kimbilir ne eserler vardır? “İlbar Ahmet Veli” isimli ressamın “Büyükada saat meydanı” resmi, çarşı girişinde fıçı birahanesi duvarında açık mekanda asılı duruyor. Değerinin bilinip iç korunaklı mekana alınması gerek. Ressam Tiraje Dikmen’in evi müze olarak kullanılabilirdi. Ticari bir Cafe bile olsa duvarlarında Büyükada resimlerini sergilemek mümkün olabilir.
Dünya mirası eserlerin korunması lazım, saçma çevreci protesto eylemleri için hedef olmamalılar. Ciddi caydırıcı önlemler almak lazım. Londra National Gallery ‘deki vandal eylemi herkes için uyarıcı olmalı, önleyici ciddi caydırıcı tedbirler alınmalı.
Büyükada Kadıyoran 4 Kasım 2022
Saturday, September 24, 2022
Copy Paste
Copy Paste (kopyala yapıştır) her zaman olmaz
Bundan yıllar önce Marmara denizi kuzey kıyılarında LNG terminalinin yanında Batı Rus doğazgaz boru hattına yakın bir yerde 478 MWe gücünde bir kombine çevrim santralini yapımına giriştik. Yerli ortak her zaman olduğu gibi inşaat, saha montajı ve basınçsız basit çelik konstrüksiyon imalatı kapsamını yüklenmişti. Yabancı ABD ‘li ortak işin mühendisliğini, fizibilitesini, tasarımını, gaz türbini, buhar türbini tedarikini, atık ısı kazanı tasarımını yapıyordu.
ABD’li tanınmış mühendislik firması yeni santral için bir yerleşim planı gönderdi. Daha önce başka bir yerde yapılmış santralin yerleşim planıydı. Antet bloğunu değiştirip göndermişler. Biz de bu planı gerçek topoğrafya üstüne yerleştirdik, iş başladı. Ancak bizim topoğrafya düz bir alan değildi. Su depolama tanklarının bulunduğu yer bir tepe üstünde idi. İş bittiğinde deniz suyu yukarı pompalanıyor, sonra soğutma işleminden sonra denize dökülüyordu. Bu yukarı çıkma işlemi yüzünden santral su pompalarının kullanımı yüzünden fazladan 2-MW iç ihtiyaç elektrik kaybediyordu.
Halbuki yanda benzer başka bir proje denize daha uzak geride olmasına rağmen bu kayba uğramıyordu. Bugün olsa bu yanlışı yaparmıyız ? Hayır bugün önümüze böyle bir hazır proje gelse yapmayız. Artık yetişmiş tecrübeli mühendislerimiz, güçlü bilgisayarlarımız, tüm güvenilir mühendislik firmalarının kullandıkları yazılımlarımız var. Kendi mühendislik tasarım işlerimizi artık tümüyle kendimiz yapabiliyoruz.
Benzer bir durum bugünlerde nükleer santrali için gündeme geldi. 50- yıl önce çok soğuk kuzey ülkesi körfezinde kurulmuş bir nükleer santralinin yerleşimi bire bir ekipmanlar dahil bizim projede uygulanmış. İnsan ister istemez önceki projelerde yaşananları hatırlıyor. Umarız ilerde bir uyumsuzluk olmaz,
Yabancıların projelerinde benzer durumlar maalesef çok olur. Proje temel tasarım masraflarından kaçmak için eski bir proje aynen alınır, uygulanır, ama olmaz, kopyala- yapıştır uygulaması çalışmaz. Bizdeki artık ekonomik ömrünü doldurmuş aluminyum fabrikası, yaşlanmış demir çelik tesisleri, süresi bitmiş termik santrali yapımlarında uzak coğrafyalardaki eşdeğer projelerin yerleşim planları kullanıldı. Bu işletmeler çalıştı, ama zor çalıştı. Oralardaki dondurucu kış, yakıcı yaz aylarına uyumlu projeler bizim coğrafyada sıkıntı yarattı. Proje mühendislik saha montajı anahtar teslimi işleri kendimiz yapmalıyız. Kontrol bizde olmalı.
İç piyasada daralma nedeniyle tecrübeli mühendislik müteahhitlik firmalarımız kendilerine yurtdışı projeler aradılar buldular. Artık temel ve detay tasarım mühendislik dahil, özel ekipman dışalımı yapabiliyoruz, inşaat, saha montajı anahtar teslimi işler yapabiliyoruz. Para anahtar teslimi iş yaparak kazanılır.
Büyükada 18 Eylül 2022
Thursday, September 15, 2022
Doğal gaz
“Frugal woman” tutumlu kadın- Milkmaid
Hollandalı ressam Johannes Vermeer (1632-1675 Delph) tarafından yapılmış bu resim “The Milkmaid” bizim mutfakta asılı duruyor. Orijinalinin bulunduğu Amsterdam Müzesinin satış dükkanından kopya baskı almıştım, Kolları kaslı güçlü kuvvetli Ahçı kadın sütü ziyan etmeden kaba çok yavaş döküyor. Siz tabi aynı ressamın “inci küpeli kız” tablosunu hatırlıyorsunuz Filmi yapılmıştı. Ancak bu resim bence daha önemli
Büyükada’ya kış geliyor, havalar soğudu, bizim Kadıyoran yokuşundaki küçük yazlık evde doğalgaz yok, kombi yok, kazak ile oturuyorum.
Kışın daha az doğalgaz daha az elektrik kullanmak İçin öneriler geliştirmek lazım
Mesela Evlerde ortak sıcak su haftada bir -iki gün verilmeli, evlerde ortam sıcaklığı 18C tutulmalı, insanlar ev içinde terlik yün çorap kazak giymeli
Ukrayna savaşı yüzünden Rusya Avrupa’ya verdiği doğalgazı kesiyor. Bu kış soğuk geçecek. Almanya kapatılmış eski nükleer santralleri hızla açma çabasında, güneş rüzgar kaynaklarını artırıyor, bu arada tasarruf tedbirleri getiriyor
Avrupa’da şimdiden gece aydınlatmaları azaltılmış, mağaza vitrin aydınlatmaları kapatılmış. Eyfel kulesi geceyarısından sonra aydınlatılmıyor. 1971 yılını İngiltere’de geçirdim, pansiyon odamda elektrikli soba vardı, akşamları ortalığın soğuğu kırılsın diye para atıp çalıştırıyorduk, gece iki battaniye altında uyuyordum , üstümüzde hep kazak hırka vardı, İngilizler savaş süresinde nasıl yaşadılar? Zaten çok tutumlu insanlardı, savaş sonrasında da devam ettiler.
İngiltere Rusya’ya doğalgaz İçin bağımlı değil kendi kuzey denizi kaynakları var ama tutumluluk onlarda çok önemli bir vasıf. İngiltere’de çoğu evde ısıtma yoktur. Yalnız bulunduğun oda ısıtılır. Gece hepsi kapatılır. Bu zengin fakir tüm evlerde böyledir. Kraliçenin sarayında da böyledir. Bu yaşam farkının nedenleri araştırılmalı.
Bizim Evlerde işçiler hergün bahçe sulaması yapıyorlar sonra çim biçme makinası ile tüm gün gürültü yapıyorlar hepsi enerji kaybı, çam ağaçlarını altı olduğu gibi kalsın.
İstanbul’da kaba inşaatı bitmiş yüksek binalar geceleri süslü renkli ışıklarla aydınlatılıyor arabesk zevkin üst noktası , müteahhitler “param var harcıyorum, size ne oluyor” diyorlar.
1976 kışı Moskova da idim, bina duvarları çok kalın taş yapılardı, her yere metro ile gidiyorduk, her yerde merkezi ısıtma vardı, iç mekanlar sıcaktı, enerji sıkıntısı yoktu ama akılcı tasarruf vardı israf yoktu
Bizim evlerde çay yapılır çaydanlık saatlerce yanan ocakta durur, bir bardak çay içer bırakırlar, ben kettle ile su kaynatırım termosta demler içerim kimse beğenmez
Çalıştığım makina fabrikasında yüksek geniş uzun holler vardı, her kolonda buharlı hava vantilatörleri sıcak hava gönderirler kışın üşürdük ama içimizde yün çamaşırlar ayağımızda kalın botlar bulunurdu, açık hollerde kışın çalışmak zordur,
Avrupa ve Almanya yenilenebilir enerji konusunda başarılı adımlar attılar.
Almanya bizden az güneşlenmesine rağmen çatı GES’i (güneş) çok iyi ilerletti. Bizim durum maalesef iyice yanlış seviyesinde.
Ankara’da ve Türkiye’de bu kadar güneş ışınımı varken suyumuzu ve ısınmamızı, elektriği dünyanın bir ucundan Sibirya’dan veya Cezayir’den gelen gazla üretmek çok garibime gidiyor.
Çaydanlığı ocağa koyduğumda sıcak suyu her açtığımda hep bu aklıma geliyor ve bana bizim yaptığımızın hiç akılcı olmadığını hatırlatıyor.
Bundan 30- 40 yıl önceye göre güneşten elektrik ve ısınma sağlamanın maliyeti düştüğü gibi yapılabilirliği de arttı
Elin Alman ‘ı bizim ne kadar çok kuzeyimizde, buna rağmen orda havadan bakıldığında nerdeyse güneş panelsiz veya kollektörsüz çatı yok.
Bu kış doğalgaz sıkıntısı çekecekmiyiz? İran kış aylarında kendi iç talebinin artması nedeniyle her yıl artık alışılan kesintisini yapacak. Bu süre 2-4 hafta olabilir. Cezayir ve Nijerya Lng gemi taşımacılığı güvenilir değildir. Doğalgaz sıkıntısı çeken Avrupa ülkelerinin kışın vereceği yüksek fiyatları karşılamak için kontratları bozup yön değiştirebilirler. Spot piyasa zaten Avrupa limanlarına döndü. Pahalı Azerbaijan gazında para ödediğimiz sürece bir sıkıntı yok. Rus gazının devamlılığı Ukrayna savaşının seyrine bağlı. Kışın doğal gaz kullanımını azaltmak zorundayız, herhalde zaten azalacak.
Bizim acilen akıllı bir enerji tasarruf politikasına ihtiyacımız var.
40 sene önce doğalgaz Ankara’nın kirli havası için kurtarıcı olmuştu.
Ama artık doğal gaz konusunda daha rasyonel olunmalı diye düşünüyorum.
Büyükada 13 Eylül 2022
—-
Monday, August 15, 2022
Otomobil kullanımı
Otomobillerinize iyi bakın
Bundan yıllar yıllar önce istanbulda yerli yabancı ortak girişim şirketinde çalışıyorum. Üst yönetimde genel müdür ve yardımcılarına her üç yılda değişmeli kiralık otomobil veriyorlar. Ev- iş arasında, Ankara ve termik santral gezilerinde kullanıyoruz.
Bir gün o sıralar özelleştirme kapsamında olan Soma termik santraline gitmem lazım. Santral misafirhanesinde geceledim, ertesi sabah saha mühendisi ile benim arabada Deniş kömür sahasına gittik. Yolda benim kiralık arabayı çok dikkatli ve yavaş sürüyorum. Yol toprak stabilize, eksoz bozulmasın, aks kırılmasın, araba zarar görmesin istiyorum. Santralde çalışan saha mühendisi arkadaşım duruma hayret etti, sordu “Araba sizin değil kiralık, neden daha hızlı gitmiyorsunuz”. Anlattım, “Arabaya birşey olursa tamir bakım için uğraşmam zaman kaybetmem gerekecek, gideceğimiz yol en fazla yarım saat çeker, bizim için hızlı gidip 10 dakika erken varmamızın bir anlamı yok”.
Açıklamam herhalde yeteri kadar ikna edici olmadı. Ertesi gün santralin verdiği bir Renault station ile aynı yolu geçtik, bu defa aynı saha mühendisi arkadaşım arabayı sürdü, tahmin ettiğiniz gibi çok hızlı sürdü, arabanın amortisörleri patlaktı, ben de kendimi yol boyunca pek rahatsız hissettim.
Bir yakın zamanda Soma Eynez kömür sahasında şantiyeye gittik. Otoparkta 30’a yakın 4-çeker SUV jeep vardı, atabalar sert dikkatsiz kullanımdan çok çabuk yıpranmışlardı. Beni Edremit hava limanından alan ve geri götüren, sahayı gezdiren şöför sanki araba ile kavga ediyordu.
Büyükada’ya elektrikli taksiler küçük otobüsler geldi. Zaman geçti, elektrikli arabaların rahat kullanıma alıştık, fayton dönemini unuttuk. Gerekli elektrik enerjisi için adalara yeni su altı kablolar çekildi, kapasite yükseltilmesi yapıldı. Elektrikli arabalar İBB için çok iyi gelir kaynağı oldular. Ancak zaman içinde erkek şöförler arabaları çok sert kullanmaya başladılar. Olmadık dik yokuşları inip çıkıyorlar, hızlı kullanıyorlar, hızla yıpratıyorlardı. Kadın şöförler daha dikkatli güvenilir kullanmaya devam ettiler. Ancak geçenlerde iki kaza meydana geldi. Birinde Büyükada Çarkıfelek caddesinde taksinin aksı kırıldı, devrildi, kadın şöförün kaburgaları kırıldı. Tepeköy parkuru benim üst Kadıyoran mekanım. Erkek şöförlerin sanki çok marifetmiş gibi, sert ve hızlı gittiklerini çok iyi biliyorum. Bu kaza anlık bir hata yüzünden oluşmadı. Zaman içinde kötü kullanım yüzünden biriken yıpranma sonucu meydana geldi. Kadın şöförün elektrikli arabayı çok dikkatli ve yavaş kullandığından eminim. Çoğu Erkek şöförlerin dikkatli kullandıklarını söyleyemeyeceğim.
YHT ile Ankara’dan İstanbul’a geliyorum. Bostancı’da iniyorum. Tren istasyonu arkasındaki taksi durağına gidiyorum. Taksiye biniyorum. Eğer arabanın sahibi şöföre rastlamış isem, araba çok rahat oluyor. Amortisörler sağlam. Yolu makul hızla alıyoruz. Eğer gündelikçi çalışan bir şöföre rastladıysam, araba ı. Her tarafı içi dışı pistir, arabanın her tarafından ses gelir. Amortisöler patlaktır. Klima çalışmaz. Arabanın sahibi günde 200-300 lira alır, tamir bakım benzin masrafları gündelikçiye aittir. Gündelikçi şöför az kazanmanın hırsını arabaya bakım yapmayarak alır.
Selektör yakan yol isteyen Şehirlerarası otobüsleri kullanan şöförlerin profesyonel kullanımlarına hayranım. Arabalarını çok rahat dikkatli ve güzel kullanıyorlar. Öte yandan şehir içinde marketlere mal getirip götüren şirket arabalarının şöförlerinin kullanımları çok kötü.
Ben kendi arabamı dikkatli kullanmaya çalışırım. Hız kesme kasislerinde yavaşlarım, rögar kapaklarına çukurlara dikkat ederim. Arkamdan hızla gelen , yol isteyenlere , çakarlı arabalara hemen yol veririm. Makas atanlara bulaşmam, ani manevra yapmam, geçip gitsinler. Özellikle 34 plakalı kiralık arabalardan kaçarım. Ambulans geliyorsa en sağa yanaşırım, arkasına takılmam.
Almanya’da sürücülerin kullandıkları arabala gösterdikleri özene dikkate hayranım. Kendi arabası olsun olmasın, sürücüler hareketli araçları kullanırken çok dikkat ederler. Fabrikalarda tezgahları vardiya sonu tertemiz yapıp bırakmak bir kuraldır. Makinalar biz onları ne kadar dikkatli kullanırsak o kadar iyi çalışırlar, o kadar iyi randıman verirler. Kiralık araba , şirket arabası diyerek onları hor kullanmak, kötü kullanmak doğru değildir. Patlak amortisörle araba sürmenin hiç bir keyfi yoktur.
Ankara 15 Ağustos 2022
Subscribe to:
Posts (Atom)