Wednesday, July 31, 2019

Dönüş

Tk1730 Tegel -Sabiha Gökçen 30-temmuz 2019 salı 12:20 uçuşu

Bir gün önce akşamüstü Berlin'de sağnak yağmur yağdı. Evde düdüklü tencerede  yemek yaptık, youtube üstünden "Behzat Ç" yeni sezon ilk episodu seyrettik.

Sabah erken kalktık. İki mavi bavul hazir, büyük 22kg, küçük 14 kg. Saat 09:30'da evden çıktık, iki blok Arouzer Alle üstünden güneye yürüdük. Otobüs durağında 128 numaralı Tegel otobüsüne bindik. Bilet ucuz, daha önceden almıştık. Çok sayıda göçmen çocuk bizimle beraber otobüse bindi. Onlar hepsi kurtschumacher metro istasyonunda inip Almanca dil kursuna gittiler. Ellerindeki  Almanca dil kursu kitaplarından nereye gittikleri belli oluyordu.

Biz son durak Tegel hava limanında indik. İçerde tax refund işlemlerini yaptırdık. Çok birşey tutmadı. Bizden önce istanbul 11:00 thy uçağı yolcuları kontuarı doldurmuşlar. Biz 12:30 thy saw yolcularını başka bir kontuara aldılar. Bavulları verdik.  Mehmet bizi uğurladı, işine gitti.

Tekrar A15 kapsına gittik, bizim uçakta çok kalabalıktı. Ayrıca "milli görüş" organizasyonunun haj- umre gurubu geldiler. Başlarında hoca rehber, ulvi bir seyahatin başlangıç heyecanı içinde kapalı kadınlar, sakallı erkekler toplandı. Onlar da daha sonra başka bir kontuara gittiler

Biz güvenlik kontrolünü geçtik, tk1730  numaralı airbus A320-200 uçağımız az gecikmeli kalktı. Yerimiz 24E-F koltukları için Aydın önceden checkin yapmıştı. Ara koltuk boştu rahat ettik, yemek hemen geldi. Ben makarna, Dilek tavuk aldı, az salata, muhallebi kıvamında tatlı,  Hamidiye su, yanında ayran istedik.

Türk gazeteleri hepsi yandaş basın, zoraki göz gezdirdim, okunur gibi değil.
Neyse başta bir sürü yabancı gazete almıştım onları okudum.

Yolculuk üç saat sürdü, Tekirdağ üstünden alçalmaya başladık. 16:30'da SabihaGökçen'e indik. Bavullar geldi. Dışarı çıktık. Bir havalimanı taksi çağırdık.
Tem üstünden yarım saatte Ataşehir eve ulaştık. Otoyol dahil 70 ₺ aldı. Apartmana kadar bavulları taşıdı. Taksi kendininmiş, ayda 8000₺ plaka parası veriyormuş, 24-saatlik vardiyalı çalışıyormuş. Sabiha'da çalışma düzeni böyle imiş.

Ataşehir eve girdik, evi havalandırdık. Aşağı daire 500b₺ 'ya satılmış. Alan içerde büyük tadilata girişmiş, tüm pencereler, kapılar sökülmüş, su tesisatı yenileniyor, yeni banyo, yeni mutfak, yeni dolaplar takılacak. Kapıya duyuru yazmışlar. Sökme işi 1-2 gün devam edecek, sonra yerler döşenecek, yeni kapı pencere kalorifer takılacak. Badana boya yapılacak. Her iş ayrı taşarona verilmiş, herhalde 150-200₺ masraf gidecek.

Memlekete döndük, birinci dünya ülkesinden çok farklı bir coğrafyaya geldiğimiz derhal belli oldu. Bu memleket bizim elimizden  gitmiş, ayrı acaip bambaşka bir ülke olmuş.
Üç haftada oraya alışmıştık, hergün çevrede yürüyor, alışveriş yapıyor, çat pat Almanca konuşuyorduk. Üç haftasonu Berlin dışında harika mekanları gezdik. Mehmet çok güzel  gezdirdi, arabamız çok rahat ve konforluydu.

Evde bavulları boşalttık, kirliler hemen yıkandı, balkona asıldı. Banyo yaptık. Oturuyoruz. Birazdan dışarda yemeğe gideriz.
Sembol ataşehir urfa kebapçısı açıktır herhalde. Durumlar burda böyledir.

Ataşehir, 30-Temmuz 2019

Monday, July 29, 2019

Berlin gölleri

WandlitzSee, SeddinerSee, TegelSee 27-28 Temmuz 2019 Berlin

Geçtiğimiz haftasonu Berlin yakınlarındaki tatlısu göller tatil bölgelerine gittik. Evde durulur gibi değil. Ön balkon ve odamız çok sıcak, Almanya genelinde ortalama sıcaklık +41c olmuş.

Cumartesi sabahı KurtSchumaher metro istasyonu yakınında Cafe Schafers'de kahvaltı yaptık. Üç katlı tepside, peynir reçel tereyağ, çırpılmış yumurta ve ayçekli ekmek yanında çay kahve geldi.  Sonra arabamız Hyundai i20 ile kuzeye çıktık. Otoyolu bıraktık, ara yollardan kırlık alanda yol aldık. Eski istanbul tuzla Bayramoğlu benzeri villalarla dolu bir yazlık mekana geldik. Arabamızı park ettik, baktık önümüzdeki bmw 15€ ceza yemiş, meğer yeşil alan üstüne arabayı bırakmış, arabayı ara yola başka arabaların da bulunduğu yere bıraktık. 

WandlitzSee Göl kıyısına indik. Kıyıdan yürüdük. Millet boş buldukları göl kıyılarında büyük aile , arkadaş gurupları halinde yüksek ağaçlar altında  yerlerde örtüler üstüne mayolarla yatmışlar, laflayanlar, iphone bakanlar, kitap okuyanlar. Mayo değiştirirken öyle örtünmek gibi bir çekinceleri hiç yok, peştemal kullanmak yok, kadın erkek ıslak mayoyu çıkarıp kuru mayo veya elbise giyiyorlar. Çoğu bisiklet veya motosikletle gelmişler. Biz arkadaki bankta oturduk, göl manzarası seyrettik, ilerdeki lokanta önündeki büfeden dondurma aldık, önümüze Harley motosikletli üstlerinde "free Kadir" tshirtleri plan 6-7  esmer tenli ağıt abi geldi motorları bırakıp lokantaya girdiler. Biz geldiğimiz yoldan arabamıza geri döndük, akşam Brrlin kuzeyinde bir Hint lokantasında yemek yedik, akşam Kafland süpermarkette cumartesi gecesi alışverişi yaptık.

Pazar öğle bu defa güneye SeddinerSee gölüne gittik. Giriş kişi başı 1,5€ olan açık mekanda yine ağaçlar altında örtülerin üstünde insanlar sere serpe çoluk çocuk bebek yatıyorlardı. Şezlong 5€, depozito 5₺, kendi küçük portatif çadırlarını getirip, geniş kumsala kuranlar vardı. Su çok sığ, boyu bulmak için epey açılmak gerekiyor. Büfeden bira ve patates aldık, şemsiye altı da yedik. Ben gölge bank üstünü tercih ettim. Dilek örtü üstünde uyudu, Mehmet suya girdi. Tuvalet temiz normal çalışıyordu. Alana köpek sokmak yasak. Millet gazete kitap okuyor, iphone bakıyor, bebek uyutuyordu. Bebekler çocuklar hiç aşlamıyor, şımarıklık yapmıyorlardı.

Akşam geç saatte geri dönüş yoluna girdik. TegelSee kıyısında yürüdük, dondurma yedik, bu bölge göçmen istilasına uğramış, Arap suriyeliler, Ruslar, Doğu Avrupalılar ve bizim yurdum insanı, az miktarda yaşlı emekli parasız Almanlar.

Haftasonu keyifli ve güzel geçti, hiç bilmediğimiz yerlere gittik, keşiflerde bulunduk. Yarın öğle Thy Tegel Sabiha uçuşu ile istanbul'a dönüyoruz.

Berlin 29-Temmuz 2019

Magdeburg

Magdeburg, Burg, Genthin, Branbenburg, 20-21 Temmuz 2019

Burası 200bin nüfuslu küçük bir Doğu Almanya kenti. Cumartesi günü öğle vakti vardık. HotelBB ye geldik, arkadaki gölge otoparka Hyundai-  i20  (2019) arabamızı bıraktık. Geçen haftadan bu haftaya kadar kimse kullanmamış. Otoyol bazan tatilcilerle dolu olsa da genelde rahattı. Mehmet rahat kolay sürdü. Yolda Aydın ile ortak telefonda konuştuk. Elbe nehrini geçtik. Ww2 sırasında ciddi bombalanmış. Kentin yeni modern tasarım binaları çok hoş. Elbe nehri kısında yürüdük. Dondurma yedik. Modern asfalt köprüden geçip 1848'de yapılmış demiryolu köprüsünden geri döndük. Şehir merkezinde vietnam lokantasında basit tavuk aldık, yetmedi, nordsee fast food tan balık istedik. Vapiano dış mekanda fıskiyeli havuz önünde oturduk, earlgrey çay içtik. Yağmur başladı otele döndük. İpadlerde internet mesajlara baktık.
Pazar sabahı geç kalktık. Buranın büyük katedrali en önemli merkez, pazar ayinine gidip iç mekanı gördük. Cemaat azdı. Herkes ayakta dua etti, org çaldı. Kapıda yardım parası toplandı. Katedral ww2 bombardımanında yıkılmış, yeniden yapılmış.
Yeni olduğu belli. Yıkılan tuğlalar yer yer konarak katedral yeniden yapılmış, çok görkemli, yüksek, gotik tarzı bir bina. İlk yapılışı bin yıl öncesine gidiyor. Birkaç kez yıkılıp yeniden tapılmış.
Sonra back-factory patissery açık mekanında oturup, kahvaltı olarak çay- kahve içtik, sandviç yedik.  Yürüyerek çevredeki diper kiliselerin yakınından geçtik. Ayin bitmiş, içeri giriş ziyaretçi başına 5€ olmuş. İçerde birşey yok. Tüm kiliseler yeniden yapılmış. Gezerek Elbe nehri kıyısına çıktık, bir italyan dondurmacıda oturup meyvalı dondurma yedik. Şehrin modern yapılarını gördük.
Otele dönüp arabamıza bindik, otoyolda bir süre gittik' sonra ara kır yollarına sağtık, yol üstünde eski doğu alman tarihi Burg  ve Genthin kasabalarını yürüyerek gezdik.
Gittiğimiz her yerde yerel insanlar Cfe'lerde dondurma yiyorlardı.
Eski doğu Alman kasabaları, evler binalar onarılmış  yenilenmiş boyanmış, yollar sel yatakları kanalizasyonlar yenilenmiş güzelleştirilmiş, ancak ortada insan yok, dükkanlar boş, kiracı, alıcı bekliyor, terk edilmiş. Herbirinde tarihi kiliseler, kale, kuleler vardı.
Sonra Brandenburg şehrine vardık, arabamızı Rus savaş anıtı yakınına park ettik.
Bir italyan lokantasında mola verip pizza sebzeli spagetti yedik. İtalyan Garson az Almanca çokça italyanca konuştu. Yemekler harikaydı, servis iyiydi. Tuvalet temizdi. Tip dahil 34€ ödedik. Şehir içinde uzun bir yürüyüş yaptık, nehir boyu marinayı  tekneleri gördük. Günbatımına yakındı. Güneş marinada battı. Sonra arabamıza bindik, gece saat 22:00 gibi Berlin'e vardık, benzin deposunu fulledik, 300km için 26€ verdik.
Arabayı eski yerine park ettik. Fotoğrafını çektik, mal sahibi firmayı ihone app ile bilgilendirdik. Eve döndük, duş aldık, çamaşırlar yıkandı, sabaha kadar deliksiz uyuduk,

Berlin 22-temmuz 2019

Tuesday, July 16, 2019

Szczecin

Szczecin (Stettin) Polonya,  13-14 Temmuz 2019

Polonya'da 10-12 harfli kelimeler görüyorsunuz, içinde 2-3 sesli harf var. Nasıl okunur diye merak ediyorsunuz? Zor değil çünkü bazı harfler üstlerine gelen işaretlerle sesli olarak okunabiliyor. Polonya Avrupa birliğine girmiş, ama hala kendi parası Zloty kullanıyor. Bugünlerde 1€= 4.27 Zyloty, hayat burda göreceli olarak ucuz.
Szczecin, Almanya sınırına 30-km mesafede bir polonya kenti. Aslında 1945 yılına kadar 200bin nüfuslu  Stettin isimli bir Alman kenti imiş. Hamburg ve Bremen sonrasında 3. Büyük liman kenti, 2.dünya savaşında Alman doğu cephesi komutanlığı burda imiş. Büyük savaş gemileri burda yapılmış. İkinci dünya savaşı sona ermiş, Potsdam  anlaşması ile bu bölge Polonya topraklarına katılmış. Alman nüfus burdan çıkarılmış, boşalan kente Doğu Polonya nüfusu yerleştirilmiş. Bugün Szczecin kenti 400-bin nüfuslu bir üniversite tersane liman ve sanayi kenti.  Son üçyüz yıllık Alman Prusya  izleri tamamen silinmiş, zaten ikinci dünya savaşı bombardımanları sonucu ayakta pek fazla sağlam bina kalmamış, tüm kent yeni bir planlama ile güzel bir şekilde yenilenmiş.
Milli müzesi, filarmoni binası, operası var. Tersanesi limanı, nehir boyu akşamları yürünecek kordonboyu mekanları var. Geceyarısına kadar üniversite çağında gençler bu nehir kıyısında toplanıp sosyalleşiyorlar, çokça içki içiyorlar. Zaten üniversite kenti, çok sayıda üniversitenin genç öğrencikeri burda.
Nato doğu avrupa komutanlığı burda. Sokaklarda konuşmalar  çokça Polonya dili, Rusça, ingilizce geçiyor. Polonyalı Papa John paul II döneminde Vatikan belli ki buraya iyi para göndermiş, eski katolik kiliseler yenilenmiş, ayrıca yenileri yapılmış. Pazar ayinlerinde hepsi dolu. Öğrencilerin fazla ilgisi varmı?
Bilemem ama aileler çokça geliyorlar.
Kiliseler koyu kahverengi kremit rengi tuğlalardan ve çok yüksek yapılmış. Şehir planı çok düzgün, göze ters gelecek yüksek yapılar yok. Toplu taşıma tramvaylarla yapılıyor.
Caddeler geniş. Çok sayıda döner kavşak var. Trafik ışıkları çok düzenli, uymak şart, çünkü olmadık yerden dönüş yapılabiliyor.
Eski klasik tasarımlı Alman fikarmoni konser salonu 1945 bombardımanında yıkılınca yeni mimari tasarım buzdağı şeklinde filarmoni salonu yapmışlar, bembeyaz bina sanki gerçekten bir buzdağı görünümünde.
Filarmoni, içinde Temmuz 2019 ayında  iç bakım- yenilenme var kapalı.
Opera binası klasik yapıda, "palyaço" ve "maskeli balo" operaları bu yılın repertuarında,
yaz dönemi  opera tatil.
Almanlar 1934 yılında üçüncü büyük liman kenti olan ve o zamanlar Stettin olarak isimlendirdikleri kente otoban yapmışlar. 150-km dümdüz 2x2 şeritli yoldan geliyorsunuz. Almanya içinde trafik levhaları burayı Stettin (Szczecin) olarak isimlendiriyor. Son 27.km'de şimdi artık kullanılmayan sınır binalarını görüyorsunuz, sonra Szczecin'e varıyorsunuz.
Şehir dışına yakın Hotel Vulkan'da kaldık, geniş, rahat büyük bir mekandı, fiyatı da çok makuldü, sadece şehir merkezine uzaktı, dert değil arabamız vardı. Sabah açık büfe zengin bir kahvaltı yaptık. Şehiriçi tüm sokak ve caddelerde parkmetreler vardı ama pazar günü çalışmıyorlardı. Şehir merkezinde ara sokağa park ettik, tüm şehri yürüyerek gezdik. Refüj üstünde bir güzel Cafe'de oturduk mola verdik.
Akşam üstü yine otoban üstünden Berlin'e döndük. Sonbaharda buraya yine haftasonu gelinir, opera ve filarmoni konserlerine gidilir. Nehir kıyısında yürünür, müzeler gezilir.
Polonya'da göçmen karşıtı dış politika var, bu yüzden ortalıkta fazla Afrikalı, Ortadoğulu insan yok, olanlar genç öğrenci. Almanya sınırı serbest açık ancak göçmenlerin Polonya'da iş bulmasına serbest yaşamasına imkan yok.
Sizler için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan yazarınız kentin enerji üretim durumunu da inceledi. Kent çevresinde bir yerli kömür ve kent çöpünü yakan 134Mwe  bir de 70 Mwe  kapasiteli yenilenmiş iki ayrı termik santral var. Çevre ekipmanları yeterli kapasitede toz filtreler esp ve bacagazı kükürtsüzleştirme fgd 'ler eklenmiş.
Uzaktan görünen bacaları ile fark ediliyorlar zaten google map ile bulmak çok kolay.

Berlin, 16 Temmuz 2019

Saturday, June 15, 2019

Chernobyl



Chernobyl 1986 HBO 2019, Nükleer Farkındalık “Nuclear awareness”

Son günlerde Amerikan HBO kablo kanalının bir sezonluk "5 episode" çektiği "Chernobyl" dizisini ekran başında nefes almadan seyrettik. Korkunç bir olay, korkunç bir felaket izledik. Alınacak çok dersler var. Dizideki nükleer santrallerde tecrübeli yetişmiş bilim insanları eşdeğerleri maalesef şu anda bizde yok. Tümüyle nükleer santral olayını kapatmak var. Ancak nükleer konusunda bilgisiz kalmanın bizim coğrafyada ağır bedeli de var.
Bunu kuzey komşumuzla beraber yapmak ne derece doğru? 4800 MWe kapasitede elektrik üretimini iç piyasaya hazine garantili olarak kw-saat'i 12.35 ABD cent üzerinden satmak uygun mu? Piyasamızda ortalama elektrik fiyatı bugünlerde 4-5 ABD cent üstünden gidiyor. Daha ucuz üretilen yenilenebilir- hidro, güneş, rüzgar enerjisi sayesinde ortalama fiyat gelecekte daha aşağılara çekilecek.

Paris çevresinde çok sayıda nükleer santral var, ancak tümünü Fransız mühendisleri inşaa etti, ve Fransızlar çalıştırıyorlar. Almanya nükleer santrallerini Almanlar yaptı. Zaman içinde yavaş yavaş küçük kapasiteden büyüğüne gittiler. Bizim termik santrallerimiz ise bize ait değil. Teknolojisi hiç değil. Kontrolü, işletmesi bizim değil. Başkalarının yaptığı nükleer santral ile nükleer teknoloji sahibi olamazsınız.

Başkalarının inşaa ettiği termik santrallerle, termik santral teknolojisi sahibi olamazsınız. Son 50 yıldır, yurdumuzda termik santral yapılıyor, başka ülkelerin mühendisleri tarafından yapılıyor, hala kendimize ait, tasarımını komple bizim yaptığımız bir termik santralimiz yok. Başkalarının yaptığı tasarımlar bize uymuyor, bizim yerli yakıtımıza uymuyor, işletmede devamlı zorluklar çıkıyor, termik santraller hızla yaşlanıyor, çok çabuk kullanılmaz oluyor.

ODTU Mezunları Derneği Ankara üyesiyim, aynı zamanda Makina Mühendisleri Odası Ankara Şube Üyesiyim. Her iki örgüt Enerji Komisyonlarında gözlemci üyeyim.
ODTUMD, MMO ve TMMOB olarak nükleer konusunda belirli bir tavrımız var.
Bazı meslek odalarımız nükleer konusuna tamamen karşı. Bence bu durum çok kolaycılıktır.

EGE, İTÜ, Hacettepe Üniversiteleri nükleer konusunda çok ciddi akademik çalışmalar yapmaktalar. 1960-1990 arası Nükleer akademik geçmişi olan ODTÜ'nün Makina- Nükleer bölümünü 1990’larda kapatıp, o dönemin Sayın Rektörünün ağzından "Bu konu (Nükleer) gündemimizde değildir" açıklaması hüzün vericidir. Nükleer bilim, Nükleer Teknoloji büyük oranda Makina mühendisliği konusudur. Yani bir anlamda Makina Mühendisleri meslek odası görev alanına girer. Biz mühendisler kafamızı kuma sokup bekleyemeyiz. Nükleer farkındalık bizim- özellikle Makina Mühendislerinin has- esas işidir. Nükleer konusunda insiyatifi ele almamız, yerel nükleer farkındalık politikaları geliştirmemiz gerekir.

Şu anda yapılan kanun kapsamı Nükleer santrali projesine karşı olabiliriz, Akkuyu'da veya Sinop'ta yer seçimine karşı olabiliriz, yapılan uygulamayı beğenmeyebiliriz. Sivil Toplum Örgütleri, ilgili yerli kurumlar, meslek odaları bu işe soyunmaz/ görev/ sorumluluk almaz ise, bu işi yabancılar yapar, bu işin bilgisini- tecrübesini- ekmeğini- kazancını- parasını- Arge'sini yabancı şirketler alır. Hayati kararları o zaman ulusal kurumlar değil, yabancı kurumlar/ organizasyonlar/ makamlar verir. Ciddi uzun-vadeli bir yol haritası çizmemiz gerekir. Mevcut siyasi iradenin yayınladığı bir yol haritası var, ilgili kanun ve yönetmelikleri iyi incelememiz, paralel veya alternatif makul uygulanabilir çözümler üretmemiz gerekir.

Sivil Toplum örgütlerinin, yerli kurumların, Meslek Odalarının, ETKB ve TEAK ile birlikte nasıl bir çalışma yapma potansiyelinin olduğunu, ASME tarafından verilen akreditasyon ve eğitimler ile ilgili neler yapılabileceğinin, bir Nükleer bir santralin güvenlik ve çevre gibi gereksinimlerinin doğrulanmasının ulusal bir kurum veya şirket tarafindan nasıl yapılabileceğinin tanımlarını, hepsinin ayarını biz çizmeliyiz- biz vermeliyiz.

Nükleer konusunda yazı yazanların çoğunun bu konuda hiçbir akademik eğitimleri yok, ordan burdan toplama bölük- pörçük bilgilerle detay bilmeden haber yapıyorlar. Korku- bilimkurgu film senaryoları çiziyorlar. Bilenler ise bu karmaşada suskun kalıyorlar. Konuyu bilmeyenler cahil-cesaretiyle bu derece etkin olurlarsa, sonuç gayri ciddi olur.

Sivil Toplum Örgütleri, nükleer enerjiye karşı olabilir. Üyeler tek tek karşı olabilir. Ancak durum konu hakkında akıl yürütmesini, yeni politikalar ortaya çıkarmasını, farkındalık oluşturmasını engellemiyor. Nükleer teknolojiyi bilmemiz, öğrenmemiz lazım. Sadece "istemezük" demek bir çözüm değildir, “istemezük” ifadesi sadece kolaycılıktır.

Türkiye halen çevre ülkelerindeki 30 kadar nükleer ünitenin tesiri/ olası etkisi alanındadır.
Biz kursak ta kurmasakta zaten nükleer tehdit altındayız. Biz istemesekte bile, veya biz olmadan da çevremizdeki coğrafyada bu süreç devam ediyor, düzenleyici kuruluşların olduğu kadar, doğrulama ve sosyal sorumluluk anlamında diğer kurum ve kuruluşların da süreç içinde görev alması gerekiyor.

Şu anda TAEK bu konuda yasal olarak görevlendirilen tek kurumdur. Ancak TAEK, doğrulama ve test gibi teknik isleri sorumluluğuna almayacak/ alamayacak ve bu yüzden sadece onay ve regülasyon makamı olarak görev yapmayı herhalde planlıyor.

Bu uygulama orta ve uzun vadede tüm bu işlerin yabancılar tarafından yapılmasına neden olabilir. Bu işler yabancılara bırakılmayacak derecede önemli hassas işlerdir. Gerekli eğitim yatırımları ile bu işin önüne kısmen ya da tamamen geçilebilir. Konuyu yakından takip edip, bilimsel olarak doğrularla desteklenmiş görüşlerimizi paylaşmalıyız. Yapılan işlerden, ülkemizin bunlara çok ihtiyacı olduğunu değerlendiriyoruz.

Kullanılacak teknolojiler; hangisi en yeni, hangisi en az nükleer madde ile çalışıyor ve atığı az, daha az soğutma suyu istiyor, ne kadarı Türkiye de yapılabilir, hangisinde kötü deneyimler var nasıl önlem alınmış, hangi teknoloji asla Türkiye'ye hiç girmemeli, bütün bunları değerlendirmeliyiz. Akkuyu 20 sene önce seçildi, bugünkü kriterlerle belki de seçilmezdi. Nükleer santral soğutma suyunun soğuk olmasında daha yüksek randıman açısından fayda vardır. Yıllık ortalaması sıcak Akdeniz deniz suyu yerine, ortalaması daha soğuk Karadeniz kıyıları bu yüzden daha elverişlidir. Sinop sonrası sıra herhalde İğneada ve Hopa santralleri telaffuz edilmeye başlanacak. Siyasi kararla siyasi sipariş verirseniz, proje finansmanı da siyasi olur, ticari kredi bulamazsınız. Nükleer teknoloji için 50-MWe, 500-Mwe, 5000-Mwe kapasite genelde aynıdır, ancak 50-MWe kolay bir finansman paketi iken, 5000-MWe için ciddi ticari finansman gerekir.

Nükleer güvenlik konularında Avrupa Birliği bu konuda ortalama her ay bir veya daha fazla direktif veya tebliğ yayınlıyor. Türkiye AB piyasa direktiflerini hızla uyumlaştırdı. Nükleerle ilgili olanlarda ne yapılıyor? Bunların hiçbiri net değil. Nükleer santral için ciddi karar aşamasındayız ama gerekli güvenlik mevzuatında nerdeyiz? Net bilinmiyor. Yerel çevre halk nasıl korunacak? Nükleer Santral işletilirken nasıl denetlenecek? Atıklar için kısa ve uzun vadeli çözümler ve gerekli denetimler ne olmalı? Acil tahliye planları varmı? Netlik yok.

"Sinop Japon nükleer santran projesi iptal edildi", haberleri çıktı, sonra yalanlandı. Bakanlık fizibilite incelemesi devam ediyor. Akkuyu için yerinde fazla çalışma görmüyoruz. Nükleer çekirdek altı basit temel betonunda problemler oldu. Satınalma garantili uzun dönemli yüksek fiyat ciddi endişeler veriyor. Nükleer yerli yakıt imkanı nedir, birden fazla ülkeden yakıt import imkanı bulundu mu? Kullanılmış yakıt nereye, ne maliyetle gidecek?
Cevaplar yoksa, nükleer işinden vaz geçme imkanı nedir? Vazgeçmenin maliyeti nedir? İleriye dönük üretim ve tüketim tahminleri için en az maliyetli modeller ne zaman yapılacak?

Yapılacak teknolojik seçimlerin -gerek üstlenici firma ve ülkesi ve gerekse yer seçimi- siyasi, ekonomik , hukuki olarak irdelenmesi gerekir. Örneğin son imzalanan modelin ne gibi sakıncaları, ne gibi avantajları var(!) bilelim. Başlayan proje ÇED raporunu zor hazırladı. Böyle konularda gayri ciddilik kabul edilemez. Çalışma gurupları kurarak bu konuda bilgi olanları, bu alanda uluslararası deneyimleri olan ülkemiz uzmanlarını davet etmeliyiz. Buradan çıkan sonuçları kamu oyu ile paylaşmalı karar vericileri doğruya yönlendirmeliyiz.

Önemli bir diğer konu "tedarik işleri"dir. Sadece test-sertifikasyon ve onay değil, işletme ve tedarik kontrolünün de Türkiye Cumhuriyeti kurumlarında olması gerek. Görevli kurum Mühendis Meslek Odaları olabilir. Bu işleri biz yapmazsak Rus/ Kore/ Alman mühendis bu işi yapar, sorumluluk almaz, bizim cebimizden ödeyeceğimiz çok paraya yapar, sonra da meslek odaları bakar, ben de "daha çok istihdam" diye boşu boşuna yazmaya devam ederim.

Nükleer Santral konusu günümüzde bir gerçektir, içinde bulunduğumuz coğrafyada zaruri bir ihtiyaçtır, biz istemesekte bu bir teknoloji öğrenme ve tecrübe kazanma sürecidir, bu sürecin dışında değil içinde yer almalıyız, meslektaşlarımıza, ülkemize, insanlarımıza en uygun politikaları süreç içinde üretmek zorundayız. Bunun adı “bilgili- güçlü- uyumlu olanın hayatta kalması”dır.
Bizim coğrafyamızda, ülkelerin nükleer bilgisizlik yapma lüksü yoktur.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Prinkipo, 15- Haziran 2019