Sunday, March 25, 2018

Isaac Asimov Haklıymış




Rusya doğumlu Amerikalı bilim-kurgu yazarı Isaac Asimov'un (1920-1999) "The Feeling of Power (1958)" isimli hikayesinde yaptığı futüristik bir yorum vardır. İnsanlar çok uzaktaki bir gelecekte bilgisayarlar- makinalar- cihazlar- kalkülatörler kullanarak öylesine kolaylığa alışacaklar ki sonunda basit 4-işlem matematik uygulamalarını unutacaklar. Savaş sırasında bu cihazların hepsi yok olacak, ve "reverse engineering" (ters mühendislik) yaparak zaman içinde tekrar bulacaklar. Bu hikayenin yazıldığı yılda henüz bilgisayarlar, hesap makineleri yoktu.
Geçtiğimiz haftalardan birinde Türkiye'nin önde gelen bir önemli üniversitesinde Mühendislik fakültesi master öğrencileri sınava giriyorlar.
Hocaları, iphone, ve basit hesap makinası kullanmalarını yasaklıyor.
"Sorular basit, normal 4-işlem ile tüm soruları cevaplandırabilirsiniz, virgülden sonra sadece 2 basamak ilerleyin ve cevabı yazın", diyor
Sınav bitiyor, kağıtlar toplanıyor. Hoca sınav kağıtlarını okuyor, 30 kişilik sınıfta sadece 2 kişi 4-işlem hesap yapabilmiş. Çoğu sadece toplama çıkarma yapabilmişler, çarpma bölme yapamamışlar.
Bu durum sadece bizde değil, dünyanın çoğu yerinde de oluyor. İnsanlar basit 4-işlem görevini kalkülatörlere, hesap makinelerine, iphone uygulamalarına yaptırıp, kendileri daha karmaşık üst problemlerle uğraşmaya başlıyorlar. Temel kerrat cetvelini bu arada unutuyorlar.
Geçmişte bir dönem Hintli mühendislerle çalışmıştım. Onların kerrat cetveli bizimki gibi 10x10 üstüne değil, 100x100 üstüne kurulu idi. Yani Hintli mühendisler 2-basamaklı herhangi bir sayı ile başka 2-basamaklı sayının çarpımını ezbere söyleyebiliyorlardı.
Ben okulu bitirip işe girdiğimde ofiste sadece basit bir 4-işlem kalkülatör vardı. Aramızda sırayla kullanırdık. Daha sonra 1984'te özel bir şirkette teklif pazarlama bölümünde çalışırken ortada kalkülatör yoktu. Tüm buhar kazan hesaplarını elle kalemle kağıt üstünde yapardım. Patrondan bir kez kalkülatör istedim, almadı. Bana kalkülatör almadı ama masasının üstünde kullanmasını bilmediği büyük ekran bir workstation vardı.
Siz hala kağıt üstünde kalemle 4-işlem basit matematik hesapları yapabiliyorsunuz, değil mi??
---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale "Ekonomik Çözüm" gazetesi için yazılmıştır.
Prinkipo, 26 Mart 2018

Saturday, March 17, 2018

Giselle



Ankara Opera Bale Sahnesinde "Giselle" Balesi

Adolphe Adam'ın müziğini yazdığı iki perdelik "Giselle" balesi ilk defa 1841 yılında Paris'te Salle de Palatier'de sahnelenmiş. İlk sahnelenmede çok beğenilmiş. Avrupa, Amerika ve Rusya sahnelerinde tekrar tekrar oynanmış. Eser 1964 yılından beri Ankara Konservatuar repertuarında. Istanbul'da AKM, Süreyya ve Zorlu PSM mekanlarında modern ve klasik olarak sahneleniyor. Romantik bir aşk hikayesini anlatıyor.
Yeni sezonda "Klasik" orijinal Jean Coralli- Jules Perrot koreografisine uygun yorumla Ankara'da tekrar sahneleniyor. Bu güzel bale eseri Ankara Opera Bale sahnesinde 24 (Premier) - 29- 31 Mart 2018, ve 14- Nisan 2018 günleri sahne alacak.
Şef Bujor Hoinic ve Kartum Hoinic. Sahneleyen Zeynep Sunal Ongün. Giselle rolünde Ankara balesinin üç muhteşem balerini Özge Başaran, Mine İzgi, Sultan Menteşe dönüşümlü olarak sahneye çıkacaklar.
Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Satışa çıkan günler biletler aynı gün içinde tükendi. Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz sabah 09-10 arasında doğrudan bileti nakit parayla veya kredi kartı ile elden alabilirsiniz.
Gişe satışlarından sonra internet biletine pek fazla yer kalmıyor.
Bu sezon Ankara sahnesinde bale olarak Zorba, Harem, Frida, Bach/ Alaturka Danzon ve Fındıkkıran var. İyi seyirler.
---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni" dergisi için yazılmıştır.
http://www.odtumd.org.tr Ankara, 20 Mart 2018

Wednesday, March 07, 2018

Gazetemiz 25. Kuruluş Yılında




-->
Ekonomik Çözüm Gazetemiz 25. Kuruluş Yılında

Bu hafta “Ekonomik Çözüm” Gazetemiz 25. kuruluş yılına ulaştı. Benim için 2013 yılından beri köşe yazılarımda 5. yılım doluyor. Bugüne kadar toplam 225 makale yazmışım. Bir ekonomi gazetesinde haftalık köşe yazıları yazmak inanamıyacağınız kadar zor bir işmiş.

Her gün çok sayıda değişik eğilimli kağıt gazete alırım, önce sabah kâğıt baskı olarak, sonra gün içinde internet üzerinden gazete köşe yazarlarını, haberleri, incelemeleri okurum. Öncelikle İzmirli gazete yazarlarını okurum. Özellikle "Enerji", "Ekonomi" ve "Opera" yazılarını hiç kaçırmam.

"Enerji” ağırlıklı köşe yazıları ile başladım, arada "Opera", daha sonra "Münih, Berlin" ve "Ankara, İstanbul" yazıları ile devam ettim. Sizlerden çok güzel, yapıcı, yönlendirici geri bildirimler geldi, sağolun varolun.

Muhalefet eleştrisi olmazsa iktidarın keyfi olmaz. Rakip olmazsa futbolun, karşılaşmanın anlamı değeri kalmaz. Okuyucunun cevapları yorumları geri bildirimleri bizleri ayakta tutar. Sizlerden bize gelen yorumlar, düzeltmeler, değerlendirmeler, yönlendirmeler, yüreklendirmeler olmazsa yazdığımızın bir anlamı kalmaz.

Biz köşe yazarları suya yazı yazıyoruz. Yazdıklarımızın güncelliği çabuk bitiyor. Ertesi hafta olaylar öyle gelişiyorki, herşeyi yeni baştan yazmak gerekiyor. Bu yüzden makaleleri kitap haline getirmenin bir anlamı yok. Günü birlik yorum yapıyoruz. Dün "yerli fosil yakıtlı kömür santralleri kuralım" derken bugün "yenilenebilir enerjiler üstüne odaklanalım" diyoruz. Dün "Bize nükleer santral gerekli" derken, bugün "yenilenebilir santrallerde kw-saat fiyat 3-4 cent oldu, nükleerde kw-saat'i 12 cent fiyata elektrik alınırmı? Ne gerek var? Bu karardan geri dönelim", diyoruz. Aklımıza Akdeniz'in Akkuyu ortalama sıcaklığı 30-32 derece santigrad geliyor, "bu kadar sıcak su ile 4800MWe nükleer santrali nasıl soğutacağız, olacak iş değil", diye dertleniyoruz.

Ben Televizyona çıkmam, radyo programı yapmam, demeç vermem. Sadece TMMOB MMO- EMO panellerinde, o da eğer davetli isem konuşurum. ODTÜ Mezunlar Derneği panellerine katılırım. Kendime göre yazılı notlar alırım, bunları blog sayfama koyarım. Uzun süre üstünde yenileme yaparım.

Son 5 yılda toplam 225 hafta makale başına yaklaşık önce 500 kelime bazen 1000 kelimeyi bir araya getirip, sizlere sunmak zor oldu. Her gün köşe yazısı yazanlara saygım çok büyük. Bu işin ne kadar zor bir iş olduğunu insan ancak aynı işi kendisi yaptığı zaman anlıyor.

Haftalık yayınlanan İzmir "Ekonomik Çözüm" gazetemizde çok büyük akademik ve piyasa bilgi birikimi var. Ana haberlerin ardından köşe yazılarını her hafta büyük keyifle okuyorum, çok yeni şeyler öğreniyorum. Gazetemiz internet üstünden sadece İzmir, sadece Ege bölgesi gazetesi olmaktan çıktı, Ulusal ve Uluslararası etkinliğe ulaştı.

Yaklaşık 70 bin abonemiz olduğunu biliyorum, toplam gerçek okuyucu sayımız herhalde daha çoktur. İnternet tıklamalarında makale okunma sayısı bazı haftalar kağıt gazete abone sayımıza ulaşıyor. Kağıt baskı gazete ile internet gazete okuyucusu profili birbirinden çok farklı. Köşe yazarlarını internet üstünden okuyamıyorsunuz. Bu da yönetimin kendi içinde bir politikası. Mutlaka bir nedeni vardır. Kağıt gazete alarak, tiraj sayısını yükseltmek daha uygun geliyor olabilir.

Kağıt gazete okuyucumuz daha olgun yaşta, daha etkili, daha çok para kazanıyor, daha zengin. Okurlarımız çoğunlukla Ege bölgesinde yaşıyor, işletmelerde üst düzey karar verici görevlerde bulunuyor. Öte yandan internet okuyucusu daha genç, daha uluslararası ortamlarda yaşıyor. Özellikle ABD ve Avrupa'da büyük okuyucu internet kitlemiz var.

Tüm bu çabalarımıza destek olan Yazarlarımıza, Editörlerimize, çalışanlarımıza ve siz değerli okuyucularımıza şükranlarımı sunuyorum. Meslekte, piyasada, basın sektöründe arkamızda kalan 25 Yılımızı kutluyorum, daha nice başarılı seneler diliyorum. En derin selam ve saygılarımla.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

2018-03-07

Wednesday, February 28, 2018

Doğu Akdeniz'de Sular Isınıyor



Doğu Akdeniz Offshore Gaz Savaşı Başlıyor mu?



Devam eden Doğu Akdeniz offshore gaz çalışmaları ile ilgili göreceli iyimserlik, kısa sürede kasvetli bir sıcak gerçekle karşı karşıya kalabilir.
Dünya, "ZeytinDalı Operasyonu" ile Suriye'nin Afrin bölgesindeki Türk silahlı kuvvetlerinin harekatını nefesini tutmuş izlerken, askeri çarpışmalar ve çatışmalar yakın başka yerlerde de ısınmakta.
Doğu Akdeniz Offshore doğalgaz rezervleri konusunda hergün yeni rakamlar ortaya çıkıyor. Bu yüzden şimdi vereceğimiz rakamlar konusunda ihtiyatlı olunmasını tavsiye ediyoruz. Israil Tamar bilgesinde 320 bcm, Leviathan bölgesinde 600 bcm, Güney Kıbrıs Aphrodite bölgesinde 130 bcm, Mısır Zohr bölgesinde tahminen 850 bcm doğal gaz reservi var. BP, ENI, Exxon, Total firmaları bölgede çalışma yapıyorlar.
Türk Deniz Kuvvetleri savaş gemileri, İtalyan petrol şirketi ENI için çalışan bir sondaj gemisinin, tartışmalı Kıbrıs açık deniz sahasına ulaşmasını engelledi. Ankara, bu hareketiyle çatışmaya yönelik sert tavrını gösterdi. Ankara, offshore rezervlerin adanın Türk kesimine de ait olduğunu söylüyor ve doğalgaz kaynaklarında adil paylaşım istiyor.
Kıbrıs'ın çevresi deniz alanları, şu anda Suriye'nin kuzeyinde Afrin ve Manbij civarındaki Suriyeli Kürtlerini destekleyen ABD ordusu ile Türkiye arasında muhtemel, NATO üyeleri arasındaki ikinci savaş alanı oldu. Nato ülkeleri arasında savaş olmaz. Buna izin verilmez. Ancak coğrafi yakınlık, kolay lojistik destek bakımından Türk silahlı kuvvetlerinin deniz ve hava güçlerinin gölgede üstün ezici varlığı tartışılmaz.
Türkiye'nin istemediği bir çözüm Doğu Akdeniz'de uygulanamaz.
Ankara'nın bölgesel siyasi ve idari beklentileri, artık sadece algılanan tehditlere bağlı değil, enerji varlıklarıyla da bağlantılı. Geçen hafta Kıbrıs çevresinde Total -ENI ortak girişimiyle denizde yapılan gaz keşfinden bu yana, Türkiye bölgedeki askeri faaliyetlerini hızlandırdı.
Doğu Akdeniz bölgesinin diğer tarafında Mısır, Türk uyuşmazlığı, ortaya çıktığından beri hala oturmadı. Ankara'nın, Müslüman Kardeşler beyanatları ve Suriye ve Afrika Boynuzu'nda başlayan askeri faaliyetleri nedeniyle Kahire, Lefkoşa tarafına ağırlığını koydu. Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry, sert açıklamalarıyla Başkan Sisi'nin emirleri üzerine sadece Kıbrıs açık deniz gaz arama projelerini değil, 2003 EEZ, Exclusive Economic Zone (Münhasır Ekonomik Bölge) Kıbrıs ile yapılacak deniz ticaret anlaşmasının da kendileri için geçerli olduğunu söyledi. Dolayısıyla, bunu engelleyen herhangi bir olumsuz hareket Mısır'a yönelik bir saldırı olarak ele alınacak.
2003 yılında Kahire ve Lefkoşa, denizde doğal gaz arama ve üretim yapmak için Doğu Akdeniz'de bir EEZ kurmak için anlaşma imzaladılar.
Ankara, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin deniz kaynakları üzerindeki yasal haklarını ve adil paylaşımını talep ettiği için bu hareketlere karşı çıkıyor. Türkiye Dışişleri Bakanı anlaşmayı "geçersiz ve hükümsüz" saydı.
Kahire, Türkiye'yi Mısır'ın egemenlik haklarını ihlal etmemesi yönünde uyardı. Kıbrıs ve Mısır Avrupa Birliği tarafından desteklense de Ankara tavrını sürdürüyor. Türkiye şimdi diğer deniz alanlarında Yunan ve Rum gemilerine karşı engelleme başlamıştı. Ankara, uluslararası operatörleri Ankara'nın dostluğunu kaybedebileceği konusunda uyardı.
Mısır için durum ulusal güvenliğe tehdit oluşturuyor. Kahire, ENI Zohr gaz sahası ve en son BP offshore alanı nedeniyle, denizaşırı üretimini daha da genişletmeyi hedefliyor. Türk tehditlerine tepki olarak, Mısır ordusundan Tümgeneral Memduh Mokled şunları söyledi
Biz Akdeniz'de doğal gaz aramaya devam etmek ve onları bozmaya girişimlerini önlemek zorundayız.” Kahire, 2020'de bir LNG ihracatçısı olmak için planlar uygulandığından, bölgeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu planlar, Kıbrıs-İsrail kıyı gaz üretimi ile birleştirilecek.
İsrail konusunda son derece belirginleşen İran drone krizi, Suriye ve İsrail arasındaki Golan sınırındaki hareketlenmeyi değil, aynı zamanda Lübnan, Kıbrıs ve hatta İsrail'in denizaşırı bölgesindeki güvenlikle ilgili çatışmalara yönleniyor.
İsrail-Türkiye ilişkileri sonunda koptu. İsrail'in boru hattı gazını Türkiye'ye ihraç etme konusundaki eski planları, ABD ve AB tarafından teşvik edilmesine rağmen ortada kaldı. Ankara'nın mevcut bölgesel son duruşu bu ortak planlara artık imkan vermiyor.
İsrail gazının ticari olarak cazip hale getirilmesinin tek yolu Mısır'la bir ihracat işbirliğidir. Ankara'nın stratejik tercihleri şimdi Mısır-İsrail bağlarını daha da pekiştiriyor gibi görünüyor. Bir Avrupa ülkesi olan Kıbrıs, Avrupa'nın kapısı, dolayısıyla stratejik önemde görülüyor.Mısır'ın mevcut LNG sıvılaşma planlarının yeniden açılması ve muhtemel genişlemesi olasılığı ile, OffShore Gas üretimi konusunda yeni Üçlü Koalisyonu kuruluyor. Adil Paylaşım talebi sadece Türkiye'den gelmiyor - Lübnan ve Suriye de oyunda oynuyorlar. İran destekli Hizbullah'ın büyüyen gücüyle karşı karşıya kalan Lübnan'ın mücadele eden hükümeti son zamanlarda İsrail'le tehlikeli bir güvenlik ihbarı yaşadı. Lübnan'ın son haftalarda İsrail'le deniz sınırında bulunan offshore gaz alanlarının kullanımı için harekete geçti. Tel Aviv, uluslararası petrol ve gaz şirketlerini, İsrail güvenliğini tehdit ettiği için, bu alanlardan uzak durmaları konusunda açıkça uyardı.
Lübnan'ın hareketi, ana gücü elinde bulunduran Hizbullah'ın (Şii milis ve İran'la yakından bağlantılı olan siyasi parti) İsrail üzerindeki saldırılarını hızlandırdı ve füze saldırı pozisyonunu doğruladı.
Hizbullah'ın Suriye'nin başkanı Esad'ın hayatta kalmasının belkemiği olduğu biliniyor. Suriye'deki savaş deneyimi, İsrail tarafından bir savaş hareketi olarak görülüyor. İranlı bir dron İsrail hava sahasına girdi ve vuruldu. Suriye kökenli bir askeri çatışma, Lübnan-İsrail cephesine kolayca sıçrayabilir.
Hizbullah ayrıca doğrudan İsrail'in petrol ve doğalgaz çalışmalarını, İsrail'in offshore doğal gaz platformlarını saldırı ile tehdit etti.
Şimdiye kadar İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırları henüz çözülmedi. Askeri analistler büyük bir çatışmadan korkuyorlar.
Bazı gözlemciler, 2019 yılına kadar sürecek olan Leviathan gaz alanına vurgu yaparken, Lübnan tarafındaki önemli bulguların İsrail'in Tamar alanının gelişimini tehdit edebileceği konusunda uyarıda bulundu.
İsrail donanmasını gaz projeleri ve nakliye hatlarını korumak için genişletti. Lübnan'da artan bir tehdit, sadece İsrail için daha fazla vurgu yapacak. İsrail donanmasının genişlemesi sadece kuzeydeki tehditler değil, aynı zamanda Filistinli aşırılık yanlısı Hamas hareketi denizaşırı projelere yönelik tehditlere karşı olacak. Hamas ve Hizbullah, bağımsız hareket eden denizaltılar, intihar dronları ve tüplü dalış komando birlikleri de dahil olmak üzere deniz kabiliyetlerini kurdu.
Sahadaki gerçeklere baktığımızda, olası bir savaş yavaş yavaş meydana geliyor. East Med'in gaz vadeli işlemlerine darbe vuracak.
Bölgede artan güvensizlik veya olası savaş, yalnızca İsrail'i veya Lübnan'ı tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda diğer ülkelere de yayılıyor. 2018 yılında, Hizbullah'ın askeri gücü arttıkça, Hizbullah ile İsrail arasında bir başka çatışma olabilir. İran, İsrail'in Golan Tepeleri'ne tehdit oluşturduğu için bölgede önemli bir rol oynamaktadır.
Büyük resimde, gaz operasyonları sadece tek tehdit değil. Denizdeki tehditler ve çatışmalar aynı anda diğer petrol taşımacılığına da zarar verebilir. Açıkdeniz Kıbrıs-Lübnan-İsrail alanını kapsayan tam bir askeri çatışma, Ceyhan'dan (Türkiye) gelen petrol transit hatlarını engelleyecek. Aynı zamanda, Kıbrıs ile Türkiye arasındaki doğrudan bir çatışmada, Boğaz yoluyla transit güzergahları doğrudan tehdit eden Yunanlılar da yer alacak. Her ikisi de 1.6 milyon bpd (BTC boru hattı) ve 2.9 milyon bpd (Boğaziçi) arasındaki ulaşım hacmini tehdit edebilir.
ABD ve Avrupa'nın yapabileceği şimdilik çok birşey yok.
Doğalgaz rezervlerinde Adil paylaşım olmadan, Türkiye'nin kabul etmediği bir kalıcı çözüm Doğu Akdeniz'de mümkün değildir.

---

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Bu makale daha önce aşağıda verilen internet sayfasında İngilizce olarak yayınlanmıştır.

http://www.eurasiareview.com

Ankara, 27 Şubat 2018

Sunday, February 04, 2018

Modern Sahneleme ile Donizetti'den "Aşk iksiri" (L'elisir d'amore)


Ankara Operasında Premier 3-Şubat 2018 Cumartesi saat 20

Modern sahneleme ile hazırlanan operanın Ankara Premier gecesine 3 Şubat 2018 Cumartesi gecesi gittik. 18. yüzyılda bir çiftlikte geçen opera, modern sahnelemede büyük bir şehrin bir iş merkezinde bir büyük şirketin açık ofis mekanına taşınmış. Opera üvertür müziği eşliğinde sabah işe gelen personelin masalara dağılmasıyla başlıyor. Erkekler takım elbise kravat, kadınlar güzel iş tayyörleri içindeler. Herkesin yakasında boynunda kimlik katları var, Masalarda laptop desktop bilgisayarlar. Belli ki burası bir hracat- ithalat ticaret şirketi. Ortada bir gariban office-boy Nemorino (harika tenor Emre Akkuş) dolaşıyor, gelen evrakları mektupları kargo paketlerini dağıtıyor. Sol köşede otomatik kahve makinası var. Sonra ofisin müdürü direktörü herşeyi kadın yönetici Adina (güzeller güzeli mükemmel soprano Görkem Ezgi Yıldırım), yanında yönetici asistanı ile ile içeri giriyor, sol merdivenlerden yukarı prestijli ofisine çıkıyor. Laptop üstünde epostalarını okuyor. Sevimli yönetici sekreteri Giannetta (Ezgi Karakaya), çalışanları denetliyor, yeni görevler dağıtıyor. Herkes masalarında laptop desktop bilgisayarlar ile çalışıyor. Sonra patron CEO Belcore (Beran Sertkaya) giriyor, arkasında üç siyah takım elbiseli yardımcısı koruması var. Durumu Hollywood "men in black, blues brothers, matrix" filmlerine gönderme olarak okudum. Ego tavan yapmış. Daha sonra hayat koçu, yönetici danışmanı Dr Dulcamara (Özgür Savaş Gençtürk) personele perde üstünde ppt sunum yapıyor, beyaz tahtada açıklamalar ekliyor. Dünyanın dörtbir tarafını gezmiş, Mısır piramitleri, NewYork gökdelenleri, Angelina Jolly ile bile beraber fotoğrafı var. Hollywood yıldızlar sokağında yıldızı bulunuyor. Kitaplarını satıyor dağıtıyor. Office boy aşkı için ondan yardım istiyor, Dr Dulcamara ona yanındaki şarabı cep şişesinde veriyor ve olanlar oluyor. İnanılmaz güzel bir sahneleme olmuş. Son yıllarda seyrettiğim en güzel opera eseri ortaya çıkmış. Her sahnelemeye gitmek lazım. Bu opera kaçmaz.

Aşk İksiri (İtalyanca ismi L'elisir d'amore), İtalyan besteci Gaetano Donizetti tarafından hazırlanmış melodrama giocassa (melodramatik oyun) düzeninde iki perdelik bir operadır. Operanın prömiyer (ilk oynanışı) sahnelenmesi 12 Mayıs 1832de Milano'da "Teatro della Canobbiana" tiyatrosunda yapılmış. Türkiye'de ilk defa Ankara Operasında 1952 yılında sahnelenmiş.

Bu eser çok ünlü olan ve müziksel konserlerde ayrı olarak sunulan "Una furtiva lagrima" adlı aryayı içinde bulundurmaktadır. Premier sunumda tenorumuz sonlarda şansızlığa uğradı, ses gitti, nazar oldu, olur böyle, seyircinin destek alkışlarını aldı.

Geçen yıllarda İstanbul Süreyya sahnesinde Yekta Kara tarafından muhteşem modern sahnelenmesi yapıldı. Yazarınız onu da sizler için daha önce sahnede izledi ve yazdı. O başka bu başka. Ankara modern sahnelemesi bambaşka. Sahne yönetmeni genç rejisör Figen Ayhan Karakelle, muhteşem bir çalışma gerçekleştirmiş. Hani nasıl derler "masterpiece, extraordinary", o derece yani.

Müzik: Gaetano Donizetti Libretto: Felice Romani
Gala: 12 Mayıs, 1832 Teatro della Canobbiana, Milano

Oyuncular:
Nemorino: Adina'ya aşık basit Office-boy, tenor, Emre Akkuş
Adina, Zengin Şirket Yöneticisi, soprano, Görkem Ezgi Yıldırım
Belcore: CEO zengin patron, bariton, Beran Sertkaya
Dulcamara: Yaşam koçu, bas, Savaş Gençtürk
Giannetta: Yönetici sekreteri, soprano, Ezgi Karakaya
Şirket Çalışanları (koro), Belcore'nin korumaları/ yardımcıları/ hizmetlileri

ORKESTRA ŞEFİ Alessandro Cedrone Rejisör: Figen Ayhan Karakelle
DEKOR Özgür Usta KOSTÜM: Gazal Erten
KORO ŞEFİ Giampaolo Vessala IŞIK: Fuat Gök

Orijinal Mekân: İspanya'nın kuzeyinde Bask ülkesinde küçük bir köy. 18.yüzyıl
(Napoli, deniz kıyısı bir Cafe, bazı yapımlarda Sicilya'da bir köy)

Modern sahnelemede mekan bir işmerkezinde şirket ofisi, zaman günümüz.

Eser Ankara Opera Bale sahnesinde 07-19 Şubat 2018, 07-12-19-26 Mart 2018 ve 9-Nisan 2018 günleri sahne alacak. Biletler bir ay öncesinden sabah saat 10:00'da internette satışa çıkıyor. Sabah Opera-Bale gişesine giderseniz saat 09-10 arasında biletinizi doğrudan nakit parayla veya kredi kartı ile elden alabilirsiniz. Gişe satışlarından sonra internet biletine pek fazla yer kalmıyor. Eser kapalı gişe gidiyor.


---
Bu makale "Odtü'lüler Bülteni"  aylık dergisi için yazılmıştır.
Ankara, 4 Şubat 2018