Thursday, June 24, 2010

Antalya CCPP



Değerli Arkadaşlarım
Antalya'da yıllardır elektrik sıkıntısı vardı. Bir yerli yatırımcımız ilgi duydu doğalgaz yakacak kombine çevrim santrali için müracaat etti. Zamanın Enerji Bakanının şahsi desteği ile tüm izinler kolayca alındı. Önce Antalya OSB de yer verildi. Ancak Antalya OSB dogalgaz giris cikisindan %.. (herhalde %3) aracı bedeli istedi. DoğalGaz’ın miktarı belli, yıllık OSB’ye ödenecek rakam çok yüksek. Yerli yatırımcımız kendisine OSB'nin kuzeyinde yeni bir boş yer aradı. 
Böyle durumlarda ana doğalgaz boru hattına yakın yer ararsınız. Sonra bu ana boru hattı üstünde en yakın elektrik yüksek gerilim hattı bulursunuz. ikisinin çakıştığı yerde su da varsa tam yerine geldiniz. Eğer yakında deniz, nehir, akarsu, göl yoksa dert degil. Hava soğutmalı kuleler yaparsınız. Su soğutmaya göre biraz daha pahalıdır ama işinizi görür. Tarım arazisi suyunu kullanmazsınız, çevre tarım nüfusu ile aranız bozulmaz. Çevre insanı size her zaman lazımdır.
Yatırımcımız Selimiye Kovanlık bölgesinde Ankara Antalya karayoluna yakın bir tarım arazisi buldu. Kendisine yaklaşık 400-500 dönüm yer lazımdı. Satmak isteyenlere piyasa rayicinin 4-5 kat üstünde para verdi. Elinden yaklaşık 100 milyon TL çıktı.  Sonra işin temel tasarımını bir Türk muhendislik firmasına verdi. Mühendislik firması yöneticilerinin, daha önce çalıştıkları başka büyük müteahhitlik şirketlerinden geçmişlerinde iyi referansları vardı. Konuyu çok iyi biliyorlardı. Cok iyi iş cikardilar. Dünyada benzer iş yapan mühendislik firmalarının kullandıkları bilgisayar yazılımlarını kullandılar. 
Temel mühendisliği bitirdiler. Öne 4 adet LM6000, ilk faz kombine çevrim yaptılar. Arkaya daha büyük Siemens GT’leri koydular. 
SatınAlımlar belirlendi. En iyi ekipmanlar alındı. Montaj başladı. Yatırımcı zaten enerji konusunda işbilir tecrübeli bir firmaydı. Sağlam tecrübeli kadrosu vardı. Kendi kadrosu ile işi kotardı, 1150 MWe kapasiteli santral şu anda basit cevrim (simple cycle) sistem calisiyor. Mevcut Doğalgaz hattı 16" tam kapasite için yetmiyor. 36"e çıkarılması lazım. Yeni 36”  ek kapasite doğalgaz hattı yapılıyor.
Yatırımcı bu yatırım için toplam 1.1 milyar US Dolar eşdeğeri para harcadı.

Ancak yatırımcı kararvericileri kendilerine göre haklı, ufak bir fiyat ayarlaması yaptılar. Mühendislik firmasının hava soğutmalı kule tavsiyesi yerine, daha ucuz olan su soğutmalı sistemi seçtiler. Antalya'daki makina muhendislerinden de montaj desteği sağladılar. Sistem hava soğutmalı olsaydı yaklaşık 20m US Dolar eşdeğeri ilk kuruluş parası harcıyacaklardı. Su soğutmalı olunca 5 m US Dolar civarında hemde Antalya üretimi bir soğutma sistemi yaptılar.  Hava soğutmalı sistemin ilk kuruluş masrafı çoktur, ama işletme masrafı azdır. Su soğutmalı sistemde ise ilk kuruluş masrafı düşüktür fakat işletme masrafı çoktur. 

Ancak soğutma sisteminde kullandıkları su çevre tarım arazisi suyu, Antalya'ya içme suyu sağlayan Toros'lardan gelen yeraltı suyu. Antalya'da kimse onlara "Bu su bize lazım, burda hava sogutmalı yapmalısın, su sogutmalı sistem olmaz", demedi. Belki Ziraatçiler dedi ama sesleri cılız çıktı. Enerji kamu yönetimi zaten yatırımcıya tam destek veriyordu. ÇED raporundan kimsenin haberi olmadı. EPDK lisansı hemen çıktı. Gerekli arazi satın alınması hemen yapıldı.
Şimdi Antalya'da 1150 MWe elektrik üretebilecek bir Kombine cevrim santrali var.  Bugünün DUY, PMUM fiyatları ile yatırım kendini 2-3 yıl içinde geri ödeyecek. Yatırımcı eşdeğer kapasitede yeni ikinci santralin yatırım ön çalışmalarına başladı.  Türk mühendisleri temel tasarımını yaptılar. Yine Türk mühendisleri satınalmasını, inşaatını, montajını yaptılar. Bunlardan memnun olmalıyım, şimdi Antalya'da belki gerektiğinden fazla elektrik kapasitesi var.

Ama santralin soğutma sistemi komşu tarım arazileri için gerekli  Toros dağlarının 0-5C arasındaki güzel yeraltı içme suyunu kombine cevrim sırasında kullanıyor. Isınan ve 34+C‘ye çıkan geri dönüş suyu en kolay herhalde yandaki çaya verilecek/ veriyor, 34+C’deki sıcak suyun artık tarım değeri yok. Bundan sonra komşu tarım arazileri su bulabileceklermi?? Şüpheliyim. Neden böyle, herşey çok güzel yapılıyordu??  Neden önemli bir temel tasarım sonrası ucuza kaçıyoruz??
Yatırımcıya diyecek birşeyim yok,  Yatırımcı, itiraz gelmedigi sürece, her malın en iyisini en ucuza ister, veya en ucuz malın en iyisini almaya çalışır. En doğal hakkı, sizde olsanız öyle yaparsınız

Yerel çevre örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, TMMOB'un, EMO'nun, MMO'nun konuyu sahiplenmesi gerekmezmi?? Yerel birkaç gazete köşe yazarının arada bir yazdıkları yazılarla bu sahiplenme olabilirmi??

Antalya kendi çevre sorunlarına sahip çıkmamıştır. Daha büyük sorun üretmiştir. Eskiden elektrikleri yoktu. Önümüzdeki yaz aylarında yüzlerini yıkayacak içme suyu bulamayacaklar. Deniz suyunu kullanırlar artık- 

Çevre köylüler şimdiden yeraltı suyunun azalmasından dolayı şikayet ediyorlar. Sulama zorlaştı, tarım ürünleri azaldı, herhalde daha da azalacak. Geçmiş ola.  Uzun vade işletmede, komşunuz olan yerel insanı mağdur etmeyeceksiniz. Komşu tarım arazisi sahiplerini küstürmeyeceksiniz, onları zora sokmayacaksınız. Son durumun yatırımcı açısından da uzun vadede doğru olduğuna inanmıyorum. Çevre köylülerin oyları doğrultusunda yeni bir politik yönetim değişimi sonrası ne olacak??  Yatırımcı finansman ihtiyacı yüzünden halka arz yaptı. Alıcılar uzun vade riskleri gördüler. Çoğu "Bu kadar para etmez", dediler. 

Allah herkese akıl fikir ihsan etsin.  Biz risk belirleriz, yatırımcıya hatta daha önemlisi yatırımcıya proje kredisi veren finansman kuruluşuna yol gösteriririz. Güzel yanlış haberleri herkes verir, önemli olan zor güç problemli kötü haberleri, risk analizini, zor çözümleri verebilmek, daha da önemlisi bunları erken verebilmektir.
En derin saygılarımla

Haluk Direskeneli

Thursday, May 27, 2010

MMO Samsun Enerji ve Termik Santraller Söyleşisi




Makine Mühendisleri Odası Samsun Şubenin düzenlediği “Enerji ve Termik Santraller Söyleşisi”ne Makine Mühendisleri, İnşaat Mühendisleri, Ziraat Mühendisleri ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine ve Endüstri Mühendisliği Bölümlerinde okuyan öğrenci üyelerimizin yoğun ilgisi ile gerçekleşti.

Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Makina Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Kadir GÜRKAN
“Değerli katılımcılar, sevgili meslektaşlarım, basınımızın temsilcileri
Makina Mühendisleri Odası Samsun Şubemizin düzenlemiş olduğu “Enerji ve Termik Santraller” konulu söyleyişiye hoş geldiniz diyor sizleri yönetim kurulum ve şahsım adına saygı ile selamlıyorum.

Değerli katılımcılar;

Ülke genelinde 18 Şubesi (Bölge) , 55 İl Temsilciliği, 39 İlçe Temsilciliği, 10 Mesleki Denetim Bürosu bulunan, Asansör Onaylanmış Kuruluşu, Akredite Muayene Kuruluşu, Akredite Personel Belgelendirme Kuruluşu, Akredite Deney Laboratuarı, Akredite Kalibrasyon Laboratuarı bünyesinde faaliyete geçiren, 1500’e ulaşan İşyeri Temsilcisi, 75.000’e yakın Üyesi, 9.000 civarında Öğrenci Üye sayısına ulaşmış olan 310 ‘u Teknik Görevli (Makina Mühendisi) olmak üzere toplam 565 çalışanı ile Demokratik bir Meslek Örgütü olan Odamız mesleki bilgi ve birikimlerini düzenlemiş olduğu kongre, sempozyum ve paneller ile kamuoyuna aktarmaya devam etmektedir.

Çalışma Dönemi içersinde komisyonlar ve çalışma gruplarımızca meslek disiplinimize giren konularda hazırlanan Oda Raporları ve Alan Çalışmaları basılı hale getirilerek ilgili ve yetkililerin dikkatine sunulmakta, Oda web sayfamızdan ise tüm kamuoyuyla paylaşılmaktadır.

Değerli katılımcılar;

Enerji, ekonomik ve sosyal gelişmişliğin bir ölçeği ve aynı zamanda en temel insani bir gereksinimidir. Özellikle de elektrik enerjisi insan yaşamında tartışmasız bir önceliğe sahiptir. Öyle ki günlük yaşamımızda, endüstriyel üretimimizde ve hizmet sektörünün kullanımında elektrik enerjisinin yerine ikame edilebilecek bir alternatif enerji günümüz itibariyle bulunmamaktadır.

Enerjisiz yaşam günümüz itibariyle olası değildir.

Gelişen teknoloji ve artan enerji açığı beraberinde ülkemizde yeni enerji kaynaklarının ve hızlı bir şekilde alternatiflerinin oluşturulmasını gündeme getirmiştir.

Birincil enerji üretiminde %75’ler,elektrik üretiminde %60’lar mertebesinde olan dışa bağımlılık ve 50 Milyar Doları bulan dış alım faturaları ülkemizin öncelikli sorunu olarak çözüm beklemektedir.

Enerjiye ucuz, sürekli, güvenilir, temiz ve sürdürülebilir bir şekilde ulaşabilmek ulusal ve kamusal çıkarlara dayalı enerji politikaları oluşturmak ve uygulamakla mümkündür.

MMO Samsun Şube Enerji Komisyonumuzun önerileri doğrultusunda Yönetim Kurulumuzca koordine edilen söyleyişimize yoğun programlarına rağmen katılarak bizlerle birikimlerini paylaşacak olan değerli konuşmacılarımıza şahsım ve yönetim kurulum adına teşekkür ediyor, Zonguldak Kilimlide hayatını kaybeden madencilerimize Tanrı’dan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.” dedi.

Oturum Başkanlığı’nı MMO Samsun Şube Başkanı Kadir GÜRKAN’ın yaptığı söyleşide;

Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Başkanı – Dünya Enerji Konseyi ve Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz TÜRKYILMAZ ; “Türkiye’nin enerji kaynakları potansiyeli, Karadeniz Bölgesinde son dönemlerde çok fazla sayıda termik santral ve hidroelektrik santrali yapılmasının planlandığını, bu kadar santrale ihtiyaç olmadığını, rüzgar ve güneş enerjisine dayalı yenilenebilir enerji santrallerinin yapılması gerekliliğine, Afşin – Elbistan Termik Santralinin 3 bin megawat kurulum gücüne ulaştırılması halinde, Türkiye’nin enerji sorununu büyük ölçüde çözeceğine, Türkiye’de ulusal bir enerji politikasının yanı sıra, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir enerji politikasını desteklediklerini” söyledi.


Makina Mühendisleri Üyesi Yönetim Kurulu Yedek Üyesi ve Enerji Çalışma Grubu Üyesi
Şayende YILMAZ; “En temel bir insani gereksinim olan enerji, ekonomik ve sosyal gelişmişliğin bir ölçeğidir. Türkiye’nin enerji arz ve talebindeki gelişmeler, Türkiye’nin Enerji talebi ve üretimi ile yıllara göre enerji ithalat ve ihracatının gelişimi, Birincil Enerji Üretimi ve Talebinin kaynaklara göre dağılımı, elektrik enerjisinin kurulu güç ve üretime göre dağılımları, elektrik enerjisinde özel sektör ve kamunun payı ile enerjide dışa bağımlılığını” söyledi.

Makine Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Üyesi Haluk DİRESKENELİ; “Biliyorum diyeceksiniz ki, "Bu soruya cevap, kişiden kişiye, kurumdan kuruma değişir, devlet icin, ETKB, EPDK, üniversite öğretim üyeleri, yatırımcılar, çalışanlar, MMO icin değişik olabilir." Peki Sizce nedir?? Bence önce ne olmamalıdır, onu anlatayım.

Turkiye'nin enerji politikasi, bugün yönetimin ve kamu kurumlarının sahiplendigi ve uyguladığı, "Ne pahasına olursa olsun daha çok enerji yatırımı, daha çok enerji üretim santralleri inşaası" olmamalıdır.

Bence Türkiye'nin enerji politikası, “Çevreye saygılı, yerli yakıtlara uyumlu tasarımları yerli mühendislik ile yapılmış, yerli müteahhit, yerli işgücü ile inşaa edilmiş uygun yerlerde konumlandırılmış, daha cok enerji santrali ve daha çok enerji üretimi olmalıdır”. Mühendislerin görevi, termik santrallere karşı olmak değil, termik santrallerin nasıl, hangi teknolojik tasarımlarla, en iyi nerelerde yapılabileceğini ortaya koymak, topluma yön vermek, toplum çıkarlarına sahip olmaktır.

Makina Mühendisinin Görev Tanımı

Bir mühendis olarak gazete köşe yazarlarının/ muhabirlerinin çevre/ enerji konularında taraflı, kolaycı, slogan saplantılı tavır aldıklarını düşünüyorum. Çevre /Enerji sorunları tek taraflı bakış açısıyla çözülmez. Burda doğru ve yanlış, siyah ve beyaz gibi net değildir. Arada çok gri tonlar ağır basar. Zaten üniversite eğitimi boyunca "TermoDinamik" dersi almamış olanların, "volt" ile "watt" kavramını ayıramayanların enerji konusunda fikir beyan etmelerine, bu cesarete? hep şaşmışımdır. Termik santrallerle ilgili çevre konusu öyle basit "istemiyoruz" diyerek çözülecek konu değildir.

Ben termik santral yapımı, tasarımı, pazarlanması, satışı, proje yönetimi, işletimi konusunda mezuniyetinden itibaren (1973) çalışmış bir makina mühendisiyim. Benim ve benim gibi makina muhendisliği konusunda eğitim almış bu konuda yıllarca çalışmış kişilerin doğrudan termik santral karşıtı olması herhalde beklenmez. Makina Mühendisleri olarak biz termik santral yapmak , tasarımını gerçekleştirmek, inşaa etmek, düzgün, çevreye zarar vermeden işletmek için eğitim aldık. Toplum bizi bu amaç için eğitti, yetiştirdi, kaynaklarını seferber etti, devlet üniversitelerinde eğitimimizi finanse etti, biz de en iyisini yapmak, yetiştiğimiz topluma daha çok enerji, daha çok elektrik, daha iyi çevre şartlarına uyumlu santral kurmak için çalıştık, bugünlere geldik.

Doğrudan termik santrallere karşı olmak bence komik, anlamsız hatta absürt bir durumdur. Konudan anlamam deseniz bile, diyelimki otelci, cevreci, veya TIP doktoru olsanız, yine elektrige ihtiyacınız var, otelci iseniz yazın otelinizde klimalar çalışacak, havuz filtresi sirküle olacak, Doktor/ Cerrah için ameliyat masasında cihazlar çalışacak, lambalar yanacak, sterilizasyon yapılacak, en azından lambanız, kaloriferiniz, bilgisayarınız çalışacak,

Termik santralleri doğru tasarımla, çevreye en az zarar verecek şekilde, en uygun yerde, tüm filtreleri yapılmış çalışır şekilde inşaa etmek gerekir. Güneş santralleri geceleri çalışmaz, rüzgar santralleri rüzgar esmezse çalışmaz, güneş ve rüzgar santralleri çalışmadığı sürelerde devreye girecek eşdeğer kapasitede termik santrali sıcak hazır beklemede tutmak zorundasınız. "Rüzgar, güneş bize yeter" demek, bu konuyu hiç bilmeyenlerin ifadesidir, sadece güneş rüzgar değil, termik, hidrolik, nükleer her tür santrali uygun oranda, düzgün tasarımlarla, çevreye en az zarar verecek şekilde ve yerli kadrolarla yapmak gerekir

Kömür yakan termik santrallerde eski pülverize kömür yakma teknolojileri terk edilmeli, yeni temiz kömür teknolojileri, CFB, IGCC, Oxy-firing, yeraltı gazlaştırma sistemleri uygulanmalıdır. Kombine çevrim santrallerinde deniz suyu ile santral soğutma sisteminin deniz canlılarına zarar vermesi önlenmeli, derin deniz dejarjı düzgün yapılmalı, deniz suyu sıcaklığı, NOx, SOx emisyonları kontrol altında tutulmalı, santralin yapılacağı mekan orman arazisi olmamalıdır. Enerji, elektrik üretimi olmadan toplum gelişemez, refah seviyesini yükseltemez. Toplum kültürel, sosyal olarak ta ilerlemeli, ama elektrik olmadan opera seyredemezsiniz, trafik ışıkları olmadan karayolunda gidemezsiniz, akşamları evinizde rahat aydınlık sıcak ortamda oturamazsınız. Gazeteler basılmaz, uçaklar kalkmaz, tarlalar pompalarla sulanmaz.

Enerji üretimi şarttır, elektrik üretimini artırmak zorunludur. Herkes elektrik ister, ancak kimse kendi arka bahçesinde termik santral/ enerji santrali/ hatta çok gürültü yapıyor diye rüzgar santrali bile istemez. Bu açmaz nasıl düzelecek?

Bu açmaz düzelecek, yatırımcı düzgün yerde, çevre ile barişık, yerli insanla barişık santral yapacak, filtreler çalışacak, derin deniz deşarji doğru düzgün olacak, ortam hava su kirlenmeyecek, insanlar aldatılmayacak, orman arazisi yok edilmeyecek, komşu tarım arazisinin değer kaybı ödenecek.

Samsun Terme Kozluk bölgesinde yapılacak 870 Mwe kapasiteli kombine çevrim santrali yapımını bir yabancı firmaya vermek ayrı bir absürt durumdur. Bizim firmalarımız doğalgaz yakan dolayısıyla kömüre göre çevreyi daha az kirleten kombine çevrim santral tasarımını, ekipman satınalmasını, inşaasını, saha montajını, işletmesini yaparlar, yapabilirler, bu tip yabancı firmalarin yurtiçi santral yapımına kanuni olarak her platformda karşı çıkmak en doğal hakkımızdır- Kendi yerli mühendislik istihdam hakkımızı sonuna kadar savunmak şarttır.

Gerze YAYKIL köyünde yapılması düşünülen 1200 MWe kapasiteli ithal kömürlü termik santral projesi tanıtımında yatırımcı danışmanının "Biz en iyi termik santrali yapacağız, zaten yapmaz isek devlet kontrol eder ve santrali kapatır" demesi yanlış bir ifadedir. Bugüne kadar kapatmadı, artan enerji ihtiyacı yüzünden kapatamadı. Çevre konusu sadece kamu kurumlarına, Çevre bakanlığına bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. Çevreye ne kadar zarar verdiği herkesce bilinen, Afşin-Elbistan-A, TunçBilek, Yatağan santralleri örnekleri varken bunları söyleyebilmek, yurt gerçeklerinden uzak olmak, akademik izole kulede yaşamak anlamındadır.

Yerel Sivil toplum örgütlerinin, TMMOB, EMO, MMO'nun düzenleyici, denetleyici ve yönlendirici olarak mutlaka devrede olmaları şarttır. Termik santrallere karşı olmak "Çocuk hastalıkları olmasın"- diyerek "Çocuk yapmayalım"- çözümünü önermek gibi absürt birşeydir. Daha çok elektrik üretimi maddi gelişmişlik için şart, bunlara kafa yormak sadece biz mühendislerin işi değildir, ayrıca toplum için sosyal, zihinsel, entellektüel, kültürel gelişmişlik lazım ve bunlar zaten herkesin işidir.

Türkiye’de yerel mühendislik kapasitesiyle çok şeylerin yapılabileceğine inanıyoruz. Çünkü dünyada herkes, her mühendislik fakültesi/ her Termodinamik dersi öğrencisi, aynı Termodinamik/ Isı transferi derslerini alıyor, aynı yazılım/ donanımları kullanıyor, enthalpi, entropi, ekserji kavramları her yerde aynıdır. Genç mühendislerimize daha çok destek vermek gerektiğine inanıyoruz. Onlara daha çok fon/ daha çok yazılım/ donanım/ araştırma desteği, Master/Doktora/ Doktora Sonrası araştırmalarına daha çok para ayırmak ve bunu bir politika olarak görmenin gereğine inanıyoruz. Bu şekilde Türkiye yıllardır işlettiği, ama hala kendi tasarımını/ teknolojisini geliştiremediği termik santral teknolojisine sahip olabilir. Aynı şekilde rüzgar türbünlerini, hidrolik türbünleri, azami yerli kapsamda kendimiz üretebilmeliyiz.

Hazine kamu termik santrallerinin rehabilitasyonu için ödenek/ para vermiyor. Kamu Santralleri hızla yaşlanıyor. Uzun süreli devre dışı oluyor. Çevre kirliliğini önlemek, rehabilitasyon yapmak, yeni istihdam yaratmak için başka beklentiler zorla oluşturmuştur. Yeni personel alımı azaltılmış, mevcut personel yaşlanmış bir an önce emekli olup ayrılmayı bekler olmuştur. Özelleştirme İdaresi, Mayis ayı başında elektrik üretim ve dağıtım sektörü özelleştirmelerine yönelik açıklamalarda bulundu. EÜAŞ'a ait öncelikli olarak özelleştirilecek olan 4 adet elektrik Üretim Santralından en az ikisinin ihale ilanını, 2010 yılı Haziran ayında vermeyi öngördüklerini belirterek, elektrik üretim özelleştirmelerinde strateji çalışmaları yapılırken, öncelikli termik üretim tesisinin portföy gruplarından ayrı olarak özelleştirilmesinin planlandığını ifade ettiler.

Bu tesislerin Hamitabat (1.120 MW), Soma A-B (1.034 MW), Çan (320 MW) ve Seyitömer (600 MW) Termik Santralları olduğunu belirttiler. MMO olarak biz özelleştirmelere karşıyız. Özelleştirmeler başlayınca üyelerimizin istihdam, çalışma, ücret hak ve menfaatlerini korumamız en doğal görevimizdir. MMO Merkez ve Şubelerin konudan haberli olmaları, üyelerini konudan haberdar etmeleri, politika, çözüm ve cevap üretmeleri gerekiyor. Herhalde HamitAbad için MMO Edirne, Çan için MMO Bursa, Soma için MMO İzmir, SeyitÖmer için MMO Eskişehir şubelerinin teyakkuzda olmaları lazımdır.
Eğer yatırımın topluma istihdam katkısı yoksa, her türlü kanuni engellemeyi hak eder. Eğer bir yatırım çevre halkına istihdam imkanı sağlamıyorsa, Türk mühendisine iş, çalışanlarımıza istihdam, Türk müteahhitine yeni sipariş imkanı vermiyorsa, bizim o yatırıma toplum olarak ihtiyacımız yoktur. Bir yatırım çevre halkına istihdam yaratmalı, çevreye saygılı olmalı, çevre kirliliği konusunda hassasiyeti olmalı” dedi.

Makine Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu Üyesi H. Caner ÖZDEMİR; “Türkiye’de termik santrallerin durumu ve Enerji sektöründeki yatırımlar hakkında katılımcılara geniş bilgi vermiştir.

Söyleşi sonrası konuşmacılara söyleşinin anısına “Minyatür Bandırma Vapuru” takdim edilmiştir.

Wednesday, May 19, 2010

Eger bir gün...

Degerli Arkadaşlarım

Bugun 19 Mayıs 2010 Gençlik ve Spor bayrami. Tümgün dışarda yürüdüm ve düşündüm,

herkes aklında bir yerlere gelmek ister, bende kamu elektrik üretim şirketi genel müdürü olmak isterdim, zaman geçti, bundan sonra olurmuyum bilemem

Eger bir gun olsaydım ne yapardım? veya soruyu baska sekilde sorayim, bu göreve gelen ne yapmalı??

bence kurum dışında yapılan, ticari konferanslara, panellere katılmamalı, özellikle Istanbul'da yapılanlara hic katılmamalı, TV programlarına zounlu olmadıkça çıkmamalı,

yerel radyo programlarına her zaman her yerde çıkabilir, yerel gazetelere demeç verebilir, gazeteler için makale yazabilir,

bence hiç durmadan kendine bağlı santralleri dolaşmalı, sırayla hergün veya her santralde 2-3 gün kalarak butun santralleri dolaşmalı, sadece kamu santrallerini değil özel sektor santrallerini de dolasmali, hicbirsey soylemeden önce sadece oralarda bulunmali, gezmeli, bilgi almali

sırayla Kangal, AfsinElbistan, SuGözü, Antalya Aksa Kazanci, Mugla Yatagan, YeniKoy, Kemerkoy, Aliaga, Soma, Can, TuncBilek, SeyitOmer, KaraBigha, Bandirma, Bursa Ovacik CCPP, Enka Gebze- Adapazari, Istanbul Ambarli, Istanbul EsenYurt, Tekirdag Trakya, Unimar, Hamidabad, Zonguldak Catalagzi, Cayirhan, Temelli Baymina.

sonra yeni yapilan santral yerlerini dolasmali, Iskenderun, Samandag, Erzin, Denizli, Alacati, Canakkale, Catalagzi, Amasra, Sinop, Gerze, Terme,

sonra buyuk HESleri dolasmali, Ataturk, Karakaya, Keban, Karkamis, Hirfanli, Coruh havzasi,

sonra universitelerin makina muhendisligi bolumlerini dolasmali, Gazi, ITU, ODTU, Kirikkale, Cumhuriyet, OMU, Cukurova, 9Eylul, Ege, KTU, Anadolu, OsmanGazi, Sakarya, FIRAT,

özellikle TermoDinamik derslerine girmeli, ders sonunda ögrencilerle konuşmalı,

davet aldığı tüm üniversite enerji konferanslarına/ panellerine/ kongrelerine katılmalı,

santral gezileri bitince baştan başlamalı bir daha bir daha dolaşmalı

ikinci turdan itibaren yavas yavas kendi goruslerini daha çok açıklamalı, politikalarını seslendirmeli, işçisine, mühendisine sahip çıkmalı, yerel medyaya anlatmalı, tekrar tekrar anlatmalı,

daha cok enerji, daha cok elektrik uretiminden bahsetmeli,

daha cok yerli kömür kullanimindan bahsetmeli,

daha cok yerli muhendislik, daha çok yerli tasarım, daha cok yerli imalat, daha cok yerli saha montajı imkanlarindan bahsetmeli,

yabanci isci kullanimina sinir getirilmesi gereginden bahsetmeli,

yerli mühendislik, yerli müheahhit hizmetleri, yerli saha taşaronu kullanmayan yatırımcıya, ona finansman veren kuruluşlara bol bol her fırsatta sitem etmeli,

cevre ekipmanlarinin daha buyuk daha etkin kullanimindan bahsetmeli,

mevcut kucuk cevre ekipmanlarinin yenilenmesinden bahsetmeli,

eski termik santrallerin yenilenmesinden bahsetmeli, onlara yeni cevre ekipmanlari, yeni ve daha buyuk toz filtreleri konulmasindan bahsetmeli,

yatirimcilarin ve yerli finans cevrelerinin daha cok yerli yuklenici kullanmalarindan bahsetmeli,

çok özel ve cok buyuk ekipman disinda (gaz turbini, buhar turbini) daha cok yerli imkanlarin yerli imalatin kullanilmasini tesvik gereginden bahsetmeli,

özellestirmelerin nasil olmasi gereginden bahsetmeli, emre amadelik nasil artar, rehabilitasyonlar etkin olarak nasil yapilir?

bunlari hep anlatmali, hep anlatmali, cunku bunlar bu gune kadar anlatilmadi, politikalar cizilmedi, kafalar belli sekilde odaklanmadi, hep baskalarindan beklendi,

bir genel müdürün bugun yapacagi seyler cok sinirli, bugun yatirim yapamiyor, rehabilitasyon yapamiyor, uretim artiramiyor,

ama insanlarin kafasina bazi soyleri soyleyebilir, onlari yonlendirebilir, hic durmadan bunlari tekrarlayabilir, zaman icinde bunlar kabullenir, herkes ortak cikarlar icin bunlari dusunmeye uygulamaya baslar,

Ögle yemeklerimi çalışanlarla beraber işçi yemekhanesinde yerdim, akşam yemeklerimi de gece vardiyası çalışanları ile yapmaya çalışırdım,

Dışardan gelen misafirlerle santralde öğle arası toplantı yapardım,

Tum teknik genel mudur yardimcilarimi TermoDinamik dersinden cok iyi not almis personelden secerdim, saka yapmiyorum

bilmem yanlis mi dusunuyorum??

Selamlar saygilar

--
Haluk Direskeneli

Wednesday, May 12, 2010

ÇATES



Değerli Termik Santrallerde Çalışan Arkadaşlarım,

CATES hakkında gazetelerde çok sayıda yazı/ haber/yorum/ makale yazıldı. Ben de her sabah ulaşabildiklerimden hepsini okudum. CATES'i çok iyi bilen bir mühendisim. Politik yorumlarla bu iş olmaz. Bu işi bilmeyen kişiler CATES'i alamazlar, alsalar çalıştıramazlar, CATES ancak mevcut personeli ile çalıştırılır.

CATES'e kimin ihtiyacı var, önce bakın. CATES'e en çok ihtiyacı olan aynı yerdeki Yatırımcı Holding'tir. Denize en kolay çıkış yeri CATES'tir. CATES'i almak, mevcut yeni santrallerin çalışmasını çok kolaylaştırır. Derin deniz deşarjı, soğutma sistemi, kül baraji, kömür stok sahası çok rahatlar. Maliyet çok büyük oranda düşer.

CATES'i yandaki Yatırımcı Holding almak zorundadır. Başkası alsa bile 3-4 yıl sonra Yatırımcı Holding'e satmak zorundadır.

Yatırımcı holding mevcut yatirimini buyıl sonu bitirecek. 3-4 yıl içinde yatırım kendini geri ödeyecek. Arkasından büyük bir katma değer üretecek. Yatırımcı
Holding Çatalağzı'nda yaşayabilmek bu büyük geliri devam ettirebilmek için yerel insan ile arasını düzeltmek zorundadır. Yerel insana iş, aş, istihdam,
gelir ve refah sağlamak zorundadır. Eğer bunları yapamaz ise elindeki bu büyük gelir getirici yatırım, bu yatırımı finanse eden İşbankası ve Garanti bankasının
eline geçer. Bankalar fazla ellerinde tutmaz, işletmeyi yapabilecek daha bilgili becerikli firmalara satarlar. Park- Ciner gibi.

Yatırımcı Holding mevcut yatırımının devamı için CATES santraline muhtaçtır. CaTES'i alıp santrali mevcut 165MWE Slovak tasarımına çevirmek zorundadır. CATES orijinal Macar TransElektro tasarımı mevcut lavvar-alti 3350 cal/kcal AID kömüre uygun değildir. Uygun tasarım Slovak CFB tasarımıdır. CATES ilk yapılırken CFB tasarımı yoktu. Şimdi var. Yatırimci holding CATES'i alir, mevcut buhar kazanlarini söker, yerine Slovak CFB tasarımı yeni buhar kazanlarını inşaa eder. Toz tutucu elektro filtrelere gerek kalmaz, torba filtreler takılır. CFB tasarımda kükürt yanma süresince tutulur. Çevreye en uygun tasarım olur.

Yatırımcı holding bu süre içinde mevcut CATES teknik personelini kendi bünyesine katar, onlara iyi ücret verir, kadroları oluşturur. Elindeki Cin mali santral
bir süre çok zor çalışacak. Çünkü Cinlilerden başkası çalıştıramaz. Tüm dökümanlar Çince. Türkçe yok, Resimlerin sadece antetleri Ingilizce. Bu santralleri sadece Çinliler çalıştırabilir. Bu santrallerde yedek yok. Çinlilerde yedek kavramı yok. Santraller arıza yaptıkça duracak, sarmal bir şekilde hızla yaşlanacaklar. Başka yerlerde olan bu. Bu santralde mecburen aynı kaderi paylaşacak. Bu da yatırımcının başta düşünmesi gereken bir durum-du,

Çatalagzı'ndaki Yatırımcı Holding'in halkla ilişkiler konusunda iyi profesyonel desteğe ihtiyacı var. Bu iş için tavsiyemiz Amasra'daki yatirimcinin Halkla ilişkiler / Kurumsal iletişim yetkilisini şu anda aldiği ücretin daha fazlasına Genel Müdür Yardimcisi unvani ile transfer etmektir.

Hakkını aramak için mahkemeye giden Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi öğretmeni Sayın Tolunay Demirci'yi mahkemeye vermek inanılmaz bir olaydır. Hakkını aramak için Mahkemeye gideni Mahkemeye vermek gibi absürt bir olay örneği dünya yüzünde varmıdır? bilemiyorum. Bilgilerinize arzederim.

--
Haluk Direskeneli

Tuesday, April 27, 2010

Termik Santraller üstüne öylesine...


Foto. Gerze 25 Nisan 2010, GerzeHaber

Değerli Arkadaslarım,

Çocukluğumdan beri gazete okurum. Gazetelerde özellikle çevre konularını çok dikkatle okurum. Ancak bir mühendis olarak gazete köşe yazarlarının/ muhabirlerinin çevre/ enerji konularında taraflı, kolaycı, slogan saplantılı tavır aldıklarını düşünüyorum. Çevre /Enerji sorunları tek taraflı bakış açısıyla çözülmez. Burda doğru ve yanlış, siyah ve beyaz gibi net değildir. Arada çok gri tonlar ağır basar. Zaten üniversite eğitimi boyunca "TermoDinamik" dersi almamış olanların, "volt" ile "watt" kavramını ayıramayanların enerji konusunda fikir beyan etmelerine, bu :-) cesarete hep şaşmışımdır. Termik santrallerle ilgili çevre konusu öyle basit "istemiyoruz" diyerek çözülecek konu değildir.

Aklımda bu haftasonu termik santrallerle ilgili önemli konular vardı, Pazar sabahı onları burda- bu blog sayfasında sizlerle paylaşayım istedim.

Ben termik santral yapımı, tasarımı, pazarlanması, satışı, proje yönetimi, işletimi konusunda mezuniyetinden itibaren (1973) çalışmış bir makina mühendisiyim.

Benim ve benim gibi makina muhendisliği konusunda eğitim almış bu konuda yıllarca çalışmış kişilerin doğrudan termik santral karşıtı olması herhalde beklenmez. Biz termik santral yapmak , tasarımını gerçekleştirmek, inşaa etmek, düzgün, çevreye zarar vermeden işletmek için eğitim aldık. Toplum bizi bu amaç için eğitti, yetiştirdi, kaynaklarını seferber etti, biz de en iyisini yapmak, topluma daha çok enerji, daha çok elektrik, daha iyi çevre şartlarına uyumlu santral kurmak için çalıştık, bugünlere geldik.

Doğrudan termik santrallere karşı olmak bence komik, anlamsız hatta absürt bir durumdur. Konudan anlamam deseniz, diyelimki otelci, cevreci, veya TIP doktoru olsanız, yine elektrige ihtiyacınız var, otelci iseniz yazın otelinizde klimalar çalışacak, havuz filtresi sirküle olacak, Doktor/ Cerrah için ameliyat masasında cihazlar çalışacak, lambalar yanacak, sterilizasyon yapılacak, en azından lambanız, kaloriferiniz, bilgisayarınız çalışacak,

Termik santralleri doğru tasarımla, çevreye en az zarar verecek şekilde, en uygun yerde, tüm filtreleri yapılmış çalışır şekilde inşaa etmek gerekir. Güneş santralleri geceleri çalışmaz, rüzgar santralleri rüzgar esmezse çalışmaz, güneş ve rüzgar santralleri çalışmadığı sürelerde devreye girecek eşdeğer kapasitede termik santrali sıcak hazır beklemede tutmak zorundasınız. "Rüzgar, güneş bize yeter" demek, bu konuyu hiç bilmeyenlerin ifadesidir, sadece güneş rüzgar değil, termik, hidrolik, nükleer her tür santrali uygun oranda, düzgün tasarımlarla, çevreye en az zarar verecek şekilde ve yerli kadrolarla yapmak gerekir

Kömür yakan termik santrallerde eski pülverize kömür yakma teknolojileri terk edilmeli, yeni temiz kömür teknolojileri, CFB, IGCC, Oxy-firing, yeraltı gazlaştırma sistemleri uygulanmalıdır. Kombine çevrim santrallerinde deniz suyu ile santral soğutma sisteminin deniz canlılarına zarar vermesi önlenmeli, derin deniz dejarjı düzgün yapılmalı, deniz suyu sıcaklığı, NOx, SOx emisyonları kontrol altında tutulmalı, santralin yapılacağı mekan orman arazisi olmamalıdır.

Enerji, elektrik üretimi olmadan toplum gelişemez, refah seviyesini yükseltemez. Toplum kültürel, sosyal olarak ta ilerlemeli, ama elektrik olmadan opera seyredemezsiniz, trafik ışıkları olmadan karayolunda gidemezsiniz, akşamları evinizde rahat aydınlık sıcak ortamda oturamazsınız. Gazeteler basılmaz, uçaklar kalkmaz, tarlalar pompalarla sulanmaz.

Enerji üretimi şarttır, elektrik üretimini artırmak zorunludur. Herkes elektrik ister, ancak kimse kendi arka bahçesinde termik santral/ enerji santrali/ hatta çok gürültü yapıyor diye rüzgar santrali bile istemez. Bu açmaz nasıl düzelecek?

Düzelecek, yatırımcı düzgün yerde, çevre ile barişık, yerli insanla barişık santral yapacak, filtreler çalışacak, derin deniz deşarji doğru düzgün olacak, ortam hava su kirlenmeyecek, insanlar aldatılmayacak,

"Ben CED raporu yazdım, işte burda gel bak oku incele"- demek komiktir, CED raporunu pdf yapar internet sayfası açar koyarsın, hepimiz okuruz, varsa itirazımız yazarız

Ekonomisi batmış (Yunanistan) bir ülkenin müteahhitlik firmasına (Metka) Türkiye'de (yatırımcı RWE) 770 MWe Denizli Honaz Kaklık köyünde hemde Çardak havaalanı uçak iniş koridoru üstünde kombine çevrim santrali inşaatı işini vermek, yetmiyormuş gibi aynı firmaya Samsun Terme Kozluk köyünde (yatırımcı OMV) 870 MWE kapasiteli başka bir kombine çevrim santrali işini vermek herhalde az rastlanır başka bir absürt durumdur.

Bizim firmalarımız doğalgaz yakan dolayısıyla kömüre göre çevreyi daha az kirleten kombine çevrim santral tasarımını, ekipman satınalmasını, inşaasını, saha montajını, işletmesini yaparlar, yapabilirler, bu tip yabancı firmalarin yurtiçi santral yapımına kanuni olarak her platformda karşı çıkmak en doğal hakkımızdır- Kendi yerli mühendislik istihdam hakkımızı sonuna kadar savunmak şarttır.

Aynı şekilde Amasra'da olanlar başka bir absürt / anlaşılmaz durumdur. Ortada anlaşılmaz, uyduruk hatta yer yer komik bir CED raporu vardir, bazı milletvekilleri "Bartin için en iyisi neyse yapılacaktir" seklinde anlaşılmaz bir ifadenin arkasına saklanmaktadırlar. Benim eski oto tamirci ustamda açıklamadan/ detaydan kacmak isteyince öyle diyordu, hemen baska bir usta buldum. İnternet ortamında BartınPlatformu.org olarak ortaya çıkan yerel gurubu tebrik ediyorum. Yatırımcının kendini anlattığı bir internet sayfası yok, ama BARTIN halkının var. Çok güzel, internet sayfası henüz baslangıç aşamasında ancak ilerleyen günlerde cok daha iyi olacak eminim. Ortada yanlış işler var, bunları gelecek nesillere birakmadan şimdiden çözmek zorundayız

Yalova'daki 100 MWe ithal kömür santrali için yatırımcının ve yerel halkın ayrı ayrı tanıtım internet sayfaları var, yatırımcı yerli halkı, çevredeki eğitimli emeklileri ikna edecek, güven tazeleyecek, eski yanlışlarını tekrarlamayacak, külü tutacak, filtreleri en iyi şekilde çalıştıracak, derin deniz deşarjını düzgün yapacak, bütün bu işler için yerli mühendisliği sonuna kadar kullanacak. Biz mühendisler bu yurdun insanlarıyız, yabancı firmaların yaptığı gibi işi bitirip kaçmak bizde yok,

Gerze YAYKIL köyünde yapılması düşünülen 1200 MWe kapasiteli ithal kömürlü termik santral projesi tanıtımında yatırımcı danışmanının "Biz en iyi termik santrali yapacağız, zaten yapmaz isek devlet kontrol eder ve santrali kapatır" demesi yanlış bir ifadedir. Bugüne kadar kapatmadı, artan enerji ihtiyacı yüzünden kapatamadı. Çevre konusu sadece kamu kurumlarına, Çevre bakanlığına bırakılmayacak kadar önemli bir konudur. Çevreye ne kadar zarar verdiği herkesce bilinen, Afşin-Elbistan-A, TunçBilek, Yatağan santralleri örnekleri varken bunları söyleyebilmek, yurt gerçeklerinden uzak olmak, akademik izole kulede yaşamak anlamındadır.


Foto. Gerze 25 Nisan 2010, GerzeHaber

Yerel Sivil toplum örgütlerinin, TMMOB, EMO, MMO'nun düzenleyici, denetleyici ve yönlendirici olarak mutlaka devrede olmaları şarttır.

Afşin Elbistan -A ünitesinde filtreler devrede olmadan çalışmak anlaşılır değildir. Durumu anlatacak, söyleyecek söz bulamıyorum. ETKB, EPDK, Cevre, DPT, Hazine bu durumu önlemek için yıllardır birşey yapmıyor. 280 milyon Euro uygun krediyi kullanamadan iade etmek hiç anlaşılır değildir, bu yapılanlar/ aslında yapılamayanlar anlama sınırları ötesindedir. Afşin Elbistan-B santralinde kül barajı hala yoktur, kül tutulmakta ancak yanda stoklanmaktadır, rüzgar esince ortalık kül içinde kalmaktadır. Bu yatırımın da bitirilememesi anlamanın ötesinde bir büyük hatadır.

Rehabilitasyonları yapılmamış, amil'i- mütehassıs usuluyle çok pahalıya yabancılara ihale edilerek yapılmış termik santrallerin varlığı ayrı bir hatadır, 10 senedir rehabilitasyon ihalesi yapılamamış eski kullanılmaz halde duran termik santraller vardır, kamu bu işleri çabuk ve düzgün ihale etmek zorundadır.

Termik santrallere karşı olmak "Çocuk hastalıkları olmasın"- diyerek "Çocuk yapmayalım"- çözümünü önermek gibi absürt birşeydir. Daha çok elektrik üretimi maddi gelişmişlik için şart, bunlara kafa yormak sadece biz mühendislerin işi değil, ayrıca toplum için sosyal, zihinsel, entellektüel, kültürel gelişmişlik lazım ve bunlar zaten herkesin işi.

En derin saygılarımla

Haluk Direskeneli