Friday, July 30, 2021
Krac des Chevaliers Kalesi
Krac des Chevaliers Kalesi, Suriye
1990'larda Suriye TalSalhap şeker fabrikasından Damascus'a dönüyorduk. Şeker fabrikası için bir buhar kazanı teklifi vermiştik. Rehberimiz aynı zamanda Suriye temsilcimiz vadi içinde çok eski zamanlardan kalma bir Ermeni kilisesini gezdirmek istedi. Kiliseyi gezdik, içinde bin yıllık muhteşem tahta oyma işçiliği eşyalar vardı.
Daha sonra yol üstünde büyük görkemli, isminin Karc des Chevaliers olduğunu öğreneceğimiz ortaçağ kalesini gördük, nerde olduğumuzun, kalenin öneminin farkında bile değildik. Kale kapısına vardık, kapıdaki çocuğa bekçiyi sorduk. Bekçi yandaki evlerden birinden çıktı geldi, cebinde ortaçağdan kalma büyük anahtarlar ile kale kapısını açtı, bizi gezdirdi. İnanılmaz bir şekilde sanki ana dili gibi mükemmel fransızca ve ingilizce konuşuyordu. Sonradan anladık, çocuk iken yabancı rehberlerin konuşmalarını dinlemiş, beyin sanki ses kaydı yapmış, söylediği şeylerin ne olduğunu kendisi bilmiyordu ama her gelen gezgine bu beyindeki ses kaydını söylüyordu, bazı yerlerde orijinal yabancı rehberin esprilerini bile tekrar ediyordu. Esprilere biz gülünce seviniyordu.
Krak des Chevaliers kalesi Haçlılar tarafından Suriye'de eski bir kalenin üstüne 1142 yılında yapılmış. Yüz yıl boyunca bulunduğu bölgenin haracını toplamış. Avrupa ülkelerinden gelen değişik milletlerin 2000'e yakın sayıda Haçlı savaşçıları kalenin kendilerine ait yerlerini kendi ülkelerinin mimarisine uygun olarak düzenlemişler. İngilizlerin yuvarlak masa toplantı salonu düzeni, Fransızların katedralleri, Alman, İspanyol, İtalyan, Macar, Polonya mimarisi aksettirilmişti.
Haçlılar yüz sene bu kalede ortalığı haraca bağladıktan sonra bir anda kaleyi savaşmadan 1270 yılında kısa bir kuşatmadan sonra Müslüman Memlüklere bıraktılar. Bunda Müslümanların kurnazca uyguladıkları sahte mektup kullandıkları savaş hilesi sebep oldu. Daha sonra kale içine çevredeki insanlar taşındı, yıllar boyu kale içinde yaşadılar, burası onların evi yaşam alanı oldu.
1917'de birinci dünya savaşı sonlarında kalenin bulunduğu yer Fransız orduları tarafından işgal edildi. Fransız komutanlar Haçlı döneminden kalan milli hazinelerini korumaya almak için kale içindeki insanları 1934 yılında burdan çıkardılar. Kaleyi temizlediler, boşattılar ve müze haline getirdiler.
İçerde insanlar varken kale yapıları korunuyor, tamir görüyordu. Müze olunca ortalık boşaldı, kimseler kalmadı. Arada sırada şans eseri benim gibi ordan geçen birkaç gezgin Kaleyi geziyordu.
Sonra İkinci büyük savaş bitti, 1946 yılında Fransız sömürge yönetimi gitti, Suriye bağımsız bir devlet oldu. Kale yine müze olarak kaldı, ama bakım için para ayrılamadı, bin yıllık yapı tabiatın, aşındırıcı çöl rüzgarlarının etkisine maruz kaldı.
Beni en çok etkileyen yer zindanlardı. Üç ayrı bölümdü. Hafif suçlular düz kafeslerde tutuluyordu. Orta suçlular daha aşağı seviyede hapsediliyorlardı. Bir de ağır suçluların, savaş esirlerinin atıldığı kuyular vardı. Oraya atılanların dışarı çıkma şansı yoktu.
Kalenin içi eğik düzlem yollarla çevrelenmişti, merdiven yoktu, atlar süvariler arabalar bu yokuş yollardan yukarı insan ve eşya taşıyabiliyorlardı.
Bin yıl önce Haçlı askerlerinin, tapınak şövalyelerinin, Avrupa krallarının, kraliçelerinin, savaşçıların, esir düşmüş düşmanların gururla veya korkuyla girdikleri, bölgeyi haraca bağlamış bir mekanın kapı anahtarları bir yerel garibim bekçinin elinde onun koruması altındaydı. Yenileme bakım onarım artık yoktu.
Kalenin çatısında arkamda Kuzey Suriye manzarası olan fotoğraflarım duruyor. 2016 yılında kale iç savaşta bir süre ayrılıkçıların eline geçmiş, içerde silah mühimmat depolanmış, Suriye savaş uçakları kaleyi havadan bombalamış. Askerler kaleyi geri almışlar. Kale bazı yerlerinden yıkılmış.
Şimdi kale Unesco Dünya Mirası listesinde koruma altında. İçerde hazineler, tablolar heykeller önemli eşyalar yok, bomboş ama ortaçağın günümüzde korunmuş hala ayakta kalan en önemli mimari yapısı olarak duruyor.
Büyükada, 1 Temmuz 2021
Kömürsüz kömür santrali
Kömürsüz kömür santrali
Yatırım kime yapılır? Cevabı aslında çok basit. Yatırım, verdiğiniz parayı çoğaltan kişiye, şirkete, projeye yapılır. Verdiğiniz parayı batıracak, harcayacak, küçültecek, batıracak kişiye, şirkete, veya projeye yapılmaz.
Bugün kömür yakan termik santraline para yatırır mısınız? Devamlı para emen, karşılığında verdiğiniz parayı büyütmeyen bir termik santrale yatırım yapılır mı? Çoğu termik santral halen ilave fueloil yakıt desteği ile çalışıyor. Çoğunun çevre ekipmanları yatırımı etkinliği belirsiz. Çoğunun kömür havzasında kömür kalmadı. Yatağan kömür rezervi bitti, Soma Deniş, Kangal, Kışlaköy, Tunçbilek kömür rezervleri azaldı. Çoğu termik santral ekonomik ömrünü çoktan doldurdu. Buralarda kömür kalmadı. Ürettikleri elektrik piyasa ortalamalarına göre pahalı. Ancak kapasite mekanizması desteği ile fiyatlar ayakta durabiliyor. Çoğunun artık kapatılması ve hurda olarak satılması lazım.
Günümüzde çalışan en iyi termik santrallerden biri hatta birincisi bence Afşin Elbistan-B 'dir. Bu santrale para yatırır mısınız? Afşin Elbistan -B santralinin toz filtreleri yeterli büyük ve güzel çalışıyor. Baca gazı kükürtsüzleştirme ekipmanları var ve onlarda güzel çalışıyor. Kömür susuzlaştırma teknolojisi var. Kömür kurutuluyor ve kalorifik değerli yükseltiliyor, sonra yanma odasında yakılıyor. İlave yakıt ihtiyacı az.
Afşin Elbistan -B santralinin eksikliği, burda kömür yok, eskiden vardı şimdi yok. Yanında çalışan Çöllolar kömür sahasında heyelan oldu, kömür sahası kapandı. Saha artık kömür besleyemiyor. Kömür daha uzaktaki Kışlaköy sahasından, veya çoğu kez başka kömür sahalarından buraya çok pahalıya taşınıyor. Yani ortada kömürü olmayan bir termik santral var. Bu santralin kül barajı yok, çıkan külü stoklayacak yeri yok. Çöllolar santralinden kömür alınacak ve yerine santralden çıkan kül depolanacaktı. Çöllolar kömür sahası heyelan yüzünden kapanınca çıkan kül elde kaldı, konacak depolanacak yer yok, olması yapılması gereken kül barajı da ortada yok. Bu santral kömür sahası üstünde, iletim hatları yine kömür sahası üstünde, altındaki kömürü çıkarmak imkansız. Çöllolar sahasının işletmeye açılması lazım. Heyelan olmamış tarafından başlayarak sahanın devreye girmesi lazım. Eğer bunlar yapılamıyorsa, B santralinin kapatılması hurda olarak satılması lazım.
İthal kömür termik santraline yatırım yaparmısınız? İthal kömürün fiyatı uluslararası piyasalarda belirlenir. Herşey yolunda giderse, ekonomi iyi ise, fiyatlar düşüktür. Ortalama 6000 kcal/kg alt ısıl değeri olan yüksek kalorifik değerde Güney Afrika veya Avustralya kömürünün metrik ton başına fiyatı yaklaşık 60 Abd doları altına inerse milyon BTU fiyatı makul rekabetçi seviyede olur ve santral elektrik üretim kw-saat fiyatı satar. Bu durum kumar gibidir, iyi yatırımcı kumar oynamaz. Sadece kapasite mekanizması desteği ile çalışacak termik santral yatırımına para yatırılmaz. Bu yüzden ithal kömür santrali yatırımları yavaş yavaş birer birer iptal ediliyorlar.
Hazır işleyen santrali satın almak çalışmadan kazanmak gibidir. Santrali kurmayan değerini bilmez. Sadece para kazanmaya bakar. Çevre ekipmanlarına yapması gereken yatırımları geciktirir, iyi elemanlara iyi ücret vermez elinden kaçırır. Nasılsa eline geçmiş olan santralin değerini bilmez, kullanır harcar bitirir, değerini düşürür. Elektrik üretimi pahalıya çıkar, devamlı kapasite mekanizması uygulaması ile kesintisiz taze para girişi gerekir.
Elbistan kömürünün yarısı su, kalanı kül, yanıcı madde çok az. Kömür değil sanki siyah renkli kar topu. Kalorifik değeri yani alt ısıl değeri 500-1000 kcal/kg. Böyle bir kömür için dünyanın hiçbir yerinde milyar dolar yatırım ile termik santral yapılmaz. Başlarken bu kömüre uygun teknoloji de yoktu, ama kimse fark etmedi. Kim bizim kamu karar vericilerini ikna etmiş ise iyi etmiş. Bugün zar zor çalışan iki santralimiz var. Birinin kömür sahası küçüldü, diğerinde heyelan oldu çalışmıyor. Bütün bunların karşılığında yurdumuzun en büyük üçüncü tarım ovasını yok ettik. Elbistan ovasında bugün hala tarım yapılmaya devam ediyor olsaydı çok büyük miktarda tarım ürünleri elde edecektik.
Yenilenebilir enerji kaynakları aynen çocuğunuza yaptığınız eğitim yatırımına benzer. Rüzgar güneş küçük hidro kaynaklarına aynı çocuğunuza yaptığınız eğitim yatırımı gibi para yatırın, çevreyi kirletmezsiniz, geri dönüşü iyidir. Pişman olmazsınız.
Üç kuruşluk mal hizmet ürün hatta yazılım için kırk kere pazarlık eden yurdum insanı, cebinden milyar dolar giden koca iki santralin yapım kararı için ses çıkarmadı. Yurdum insanı termik teknik detaylarını bilemezdi, onların yerine karar veren kamu karar vericileri üç beş yurtdışı seyahati uğruna bu yanlış kararlara imza attılar, onay verdiler.
Piyasanın yeni zenginleri, kerameti kendinden menkul danışmanların aklı ile verimsiz geleceği olmayan termik santrallere yatırım yapıyorlar. Çoğu yanlış, bitmiş, tükenmiş eski termik santrallerin büyüme kapasitesi yok, geri dönüş kapasitesi yok.
Elektrik pahalıya üretiliyor, hiç durmadan kapasite mekanizması ile ek para subvansiyonu istiyorlar. Durumları kara delik, dipsiz kuyu. Bu yatırımlar boşuna yapılıyor.
Eski Termik santrallere yeni yatırım için bugün kimse gönüllü olmuyor. Kimse para harcamak istemiyor. Herkes sadece nakit girişine odaklanıyor. Sonradan yapılan çevre ekipmanları uyumlu değil. Çoğu ekipman yeterli çalışmıyor. Bu durumda eski termik santraller çalışabilecekleri sürece çalışacaklar, sonra kapanacaklar. Başka yapılabilecek yeni birşey yok. Dünyanın her yerinde durum böyle.
Büyükada, 16 Temmuz 2021
Sunday, May 09, 2021
Kahire 1995
Kahire 1995 Ortak Girişim Şirketleri Yıllık Toplantısı
Ankara'da 1990 yılında kurulmuş olan Türk Amerikan Ortak Girişim (Joint Venture, kısaca JV) şirketimiz, Amerikan ortağının düzenlediği JV şirketleri toplantısına her yıl katılıyordu. 25 Nisan 1995 haftasında toplantı Kahire (Mısır) da düzenlenmişti. Toplantının ev sahipliğini Amerikan şirketinin Mısır JV şirketi yapıyordu. Kahire'de Nil nehri kıyısında eski bir Osmanlı Paşasına ait saray otele çevrilmiş. Bize orda yer ayırtmışlar.
Toplantılar aynı otel-sarayın bize bir hafta için ayrılan bir toplantı odasında yapılacaktı. 1995 yılında henüz laptop PC kullanımı yaygınlaşmamıştı. Sadece Amerikalılar yeni çıkmış PC'lerle PowerPoint sunum yaptılar. Ankara'da bizim JV şirketin tanıtım bilgilerini tepegöz transparant föylere geçtim. Neyiz, ne zaman nasıl kurulduk, ne yapıyoruz, neler yapabiliriz? Referanslarımız neler? Yıllık toplantıya dünyanın çeşitli yerlerinde kurulmuş diğer JV şirketlerinin genel müdürleri ve satış pazarlama yetkilileri katılıyorlardı. Çin, Hindistan, Endonezya, Türkiye, ev sahibi Mısır ve Amerika merkezinden katılım vardı.
Herbir şirket kendini sırayla tanıttı. Ben de bana verilen yarım saat içinde kendimizi tanıttım. Biz genelde Amerikan lisansı altında endüstriyel boy paket buhar kazanları yapıyorduk. Büyük termik santral kazanları için de tasarım kapasitemiz vardı ancak henüz referansımız yoktu.
Mısır JV şirketi ise Amerikan şirketi tarafından 2x325 MWe kapasiteli konvansiyonel tip fueloil yakacak termik santralin basınçsız aksamının Mısır içinde yerli imkanlarla yapılması için kurulmuştu. Ortaklık yapısında %49 payı Mısır yerli kamu buhar kazanları şirketine, %51 payı Amerikan ortağa aitti. Amerikan ortak 1994 yılında termik santral ihalesini almış, işi yürütebilmek ve ihale şartı olan azami yerli imalat sorumluluğunu yerine getirebilmek için bir kamu şirketi ile 1996 yılında bu JV ortaklığını kurmuştu. %51 büyük ortak olduğu için, genel müdür, muhasebe, satınalma, üretim müdürleri Amerikalı idi.
Hafta arasında bir gün bizi yerli kamu ortağının Kahire dışındaki imalat tesislerine götürdüler. Fabrikanın 1200 personeli vardı. Yan duvarları olmayan, çok geniş bir kapalı alan içinde çelik konstrüksiyon imalat yapıyorlardı. Yan duvarları yoktu, çünkü gerek yoktu. Isınma sorunu yoktu, sert güneşten korunmak için ortamı soğutma gereği vardı. Üstü kapalı, yanları açık alanda devamlı bir doğal hava sirkülasyonu vardı.
Termik santral basınçsız aksam ağır çelik konstrüksiyon imalatı yanında kendi alev-duman borulu düşük kapasiteli buhar kazanı imalatına devam ediyorlardı. Fabrika alev duman borulu buhar kazanı imalatı için gerekli makinalarla donatılmıştı. Çok sayıda kaynakçı vardı. İmalat hollerinde ağır aksam taşıyacak, 10-15 ton kapasiteli köprülü vinçler mevcuttu.
Otelde toplantı bir hafta sürdü, Mısır iş ortamında hafta sonu günleri farklı olduğu için Mısırlı ev sahibimiz şirketin personeli cuma günü toplantıya gelmediler. Ben de o gün yakındaki Arkeoloji müzesini gezdim. Otelimiz Nil nehri kıyısındaydı, öğle arasında ve akşam üstü Nil nehri kenarında yürüdüm. Karşı kıyıda çok sayıda Uluslararası otel vardı. Son gece bunlardan birinde bize akşam yemeği verdiler.
Biz toplantı bitince ayrıldık. Termik santral 2001 yılında bitirildi. O günden beri santral çalışıyor. Arkasından Mısır'daki ortaklık sonlandırıldı. Burdaki Amerikalı personel merkezde daha üst görevlere geldiler. Yerli ortak alev duman buhar kazanı imalat işine devam ediyor.
Daha sonra ilk termik santralin yanında yeni 2x340 MWe kapasiteli bu defa doğalgaz yakacak yap-işlet- devret modeli ile yeni bir kombine çevrim termik santral yapımına karar verildi. Yeni santralin yapımını başka bir Amerikan şirketi üstlendi, başka bir Amerikan yatırımcı tesisi sahiplendi işletiyor.
Mısır piramitlerini gördüm mü? Fabrikaya giderken yolda piramitleri çok uzaktan gördüm, yanlarına gitmek fırsatı olmadı, sadece otele yakın Arkeoloji müzesini gezdim. Oradan çok sayıda Antik Mısır medeniyeti konusunda kitap satın aldım. Hediyelik küçük heykeller, eski Mısır parşömenleri üstünde resimler vardı, ama gerek görmedim.
Kahire'ye gelirken taşıma sırasında bavulumun kilidi bozulmuş. Otelde bavulumu açamadım. Bir hafta toplantılara aynı elbise ile katılmak zorunda kaldım. Neyseki toplantıda kullanacağım bilgi katalog transparant föyler yanımdaki büyük evrak çantasında idi. Son gün otelin alışveriş merkezinde bavul satan dükkandaki iş bilir satıcı bavulun kilidini açtı, ama bavulu kapatma imkanı yoktu. Dönüşte bavulu öylesine kapadım, kilitleyemedim sadece bantladım. Gümrüklerde kimse bavulumu açmak istemedi. Ankara Karanfil sokaktaki bavulcu kilidi onardı, ama bir daha o bavulu seyahatlerde kullanmadım.
Son günlerde Mısır ve Türkiye arasında istihbarat, savunma dışişleri konularında başlayan inkişafi görüşmelerden dolayı çok memnunum. Umarım ticari ilişkilerimiz de başlar ve karşılıklı olarak gelişir. Bu coğrafyada tüm komşularımızla iyi ilişkiler içinde olmak çok önemlidir.
Ankara 9 Mayıs 2021
Friday, May 07, 2021
Viyana 1996
Viyana Konsortium Toplantısı, 1996
Okurlarım beni bilirler, benim anılarım/ makalelerim, eski toplantı notlarıma/ günlüklerime dayanır. 25-30 yıl öncesi olayları net anlatabilmek insan hafızasının sınırlarını zorlar.
Burda anlatacağım konsorsiyum toplantısı, Covid-19 sürecinde 3-hafta evde kapalı kalmak zorunda olan iki doz SinoVac aşısı olmuş 65+ yaşında yazarınızın, evinde çalışma odasında hazırladığı yine böyle bir olaylar zincirinin günlük yazıya dökülmüş halidir. Umarım size benzer toplantıların nasıl geçtiği konusunda bir fikir verir.
Bu toplantı çok büyük pazar liderlerinin temsilcilerinin katıldığı üst düzey temsil edildikleri bir organizasyon idi.
1996 yılı başında bize Türkiye'de çok işler yapmış bir Avusturya firmasından Viyana'da yapılacak bir konsorsiyum için bir davet geldi. En büyük Amerikan ve Japon ST-GT üreticileri de toplantıya davet edilmişlerdi. Biz de bir büyük kombine çevrim termik santralinin atık ısı kazanı tedarikçisi ve saha montaj ortağı olacaktık.
Herkesin projede payı belliydi. Önceden bizlere toplantı gizlilik anlaşmaları imzalatıldı. Bu makaleyi yazarken bu anlaşmayı imzalayan taraflar artık piyasada yoklar, çoğu artık termik santral işlerini bıraktı. Gizlilik anlaşmasının süresi 25 yıl idi. Bu süre bitti. Yine de etik olarak katılımcıların isimlerini vermeyeceğim, ama piyasanın tecrübeli okurları zaten hemen tahmin edebilecekler.
Şirketimin yetkilisi olarak İstanbul aktarmalı THY uçağı ile Viyana havalimanına toplantıdan bir gün önce vardım. Otelime yerleştim. Ertesi gün Avusturyalı proje liderimiz firmanın genel merkezine gittim. Çok büyük bir salonda davetli herkes vardı. Amerika'dan Japonya'dan şirket temsilcileri gelmişlerdi. Önce tekrar gizlilik anlaşmaları imzalandı. Aynı sayfaya tüm katılımcı şirket temsilcileri imza attılar. Birer nüsha kendilerine alıkoydular.
Tüm görüşmeler İngilizce dilinde gerçekleşti. Her temsilci üye kendi toplantı notunu tuttu. O sıralarda henüz PC'ler notebook'lar yaygın değildi, ben toplantı notlarını el yazımla tuttum. Sonra ofiste bilgisayar çıktısına aldım. Toplantı moderatörlüğünü Amerikan firması yaptı.
Sonra bize proje ihale evrakları dağıtıldı. Türkiye'nin kamu enerji elektrik üretimi şirketinin ihale evraklarını bizler çok önceden zaten satın almış okumuş, incelemiştik. Bizim payımız belli idi. Biz Ortak girişim JV buhar kazanları üreticisi olarak projenin atık ısı kazanları tasarım tedarik üretim ve yerinde montaj işlerinden sorumlu idik. Bizim kapsamımız angarya emek yoğun saha işleri idi, kimse bizim kapsama karışmadı. Zaten projenin gerçekleşme süresinde harcanacak adam-saat işçilik önceden tahmin edilmiş, maliyet hesaplarına konmuştu, bizden sadece adam-saat fiyat isteniyordu, daha az veya çok adam-saat talebimiz olamazdı. Adam-saat fiyatımız o sıralar 5 ABD dolar fiyatından veriliyordu.
Yerli ortağımız büyük müteahhitlik şirketi ise projenin saha montajını ve inşaat işlerini yapacaktı. Avusturya Amerikan ve Japon şirketleri genel tasarım, Gaz Türbini ve Buhar Türbini tedarik işlerini paylaşacaklardı. Toplantıda projeyi finanse edecek Türkiye'de ofisi bulunan çok büyük bir Amerikan ticari bankası da temsil ediliyordu.
iki gün toplantı odasından çıkmadan uzun görüşmeler yaptık. Proje genel tasarımını Avusturya firması lider olarak üstlenmişti. Proje tasarımı ve proje yönetimi için gerekli olan mühendislik çalışmaları için fiyatın tartışmasız ciddi bir %10 kısmını kapmışlardı. Aslında piyasada serbest satılan saklı gizli olmayan makul fiyatlı bir Termik santral yazılım programını kullanıyorlardı. İlerki yıllarda biz de aynı yazılım programını satın aldık ve benzer işlerde proje liderliğini biz yapmaya başladık.
Ekipman tedariki konusunda Amerikan ve Japon firmalar aralarında anlaştılar. Pazarın en iyi ekipmanları ellerindeki mevcut imalat sırasına göre teslim edecekler, saha montajı için süpervizör göndereceklerdi. Süpervizörlerin günlük fiyatı ulaşım barınma yemek masrafları dışında 1000 ABD doları idi.
Verilen fiyatlar Lider Avusturya firması tarafından alındı, teklif bilahare hazırlanıp Türkiye'deki alıcı kamu kuruluşuna belli tarihten önce istenen sayıda teslim edilecekti. Şirket yetkilisi olarak tüm ihale evraklarını imzaladım. İkinci imza için yanında getirdiğim imza kaşesini kullandım. Bu herkes tarafından kabul edilebilir bir uygulama idi.
İkinci günün sonunda işler bitti, toplantının gerilimini gidermek için, ev sahibimiz Avusturya'lı firma bizi minibüslerle Viyana dışında bir açık hava lokantasına götürdü. Viyana usulü haşlama av etleri salata meze ve soda ile seyreltilmiş beyaz şarap sundular. Beyaz şarap yarı yarıya soda tonik ile seyreltildiği için çok kolay içiliyordu. Amerikalılara hafif geldi, ama Japonlar kolay içilen bu içki ile çabuk keyiflendiler. Patronlarından "fazla içmeyin" uyarısı geldi. Ben her zaman olduğu gibi iş toplantılarında yaptığım usulü uyguladım, yarım kadehten fazlasını almadım.
Ertesi gün herkes kendi ülkesine döndü. Teklif dosyası Avusturyalı lider firma tarafından oluşturuldu, istenen sayıda çoğaltıldı, bizim verdiğimiz şirket katalogları eklendi. Teslim edildi. Üç aylık değerlendirme süresi beklendi. Sonra idareden cevap geldi, ihale iptal edilmişti. Kapasite gereksiz büyüktü. Yeterli yakıt yoktu.
Daha sonra benzer ama daha küçük kapasitede başka bir ihale Karadeniz kıyısındaki büyük demir çelik tesisleri tarafından yapıldı. Bu defa Amarikan Japon firmaları gelmediler. Avusturyalı lider firma onların ST-GT ekipman tedarik kapsamlarını da üstlendi. Daha önce konsortium toplantısı yapmış olduğumuz için bu defa daha çabuk hazırlandık. Herşey belli idi. Biz yine aynı kapsamda atık ısı buhar kazanı ve saha montajı işlerini üstlendik.
Sonunda ihaleyi aldık, 2 yılda yaptık bitirdik teslim ettik. Bugün sorsanız Viyana'da ne yaptın diye? 25 yıl sonrasında söyleyecek çok şeyim yok, havalimanı, toplantı odası ve kır lokantasını hatırlıyorum. Detaylar günlük notlarımda var ama bunların bugün için bir anlamı yok. Viyana'yı çok sonra Haziran 2018 ElectrifyEurope konferansında gezebildim.
Ankara 3 Mayıs 2021
Monday, March 15, 2021
Toronto 1991
Bir Büyük Endüstriyel Buhar Kazanı İhale Hikayesi 1992-1994
Karadeniz kıyısında yer alan bir büyük endüstriyel tesis, yeni bir buhar kazanı alımı için ihale açtı. Tesiste mevcut fuel oil yakan iki adet Amerikan, iki adet İtalyan buhar kazanı vardı. Yeni beşinci kazan proses sırasında açığa çıkan yüksek fırın gazlarını (blast furnace gas and coke oven gas) yakacaktı. O güne kadar birim Sm3 alt ısıl değeri 550 kcal olan yüksek fırın gazı bacada yakılarak atmosfere veriliyordu. Yeni buhar kazan (160 ton/saat, 45 kg/cm2, 445C) mümkün olduğunca çok oranda bu gazı yakacak ve boşa atılan gaz değerlendirilecekti. İlave yakıt olarak doğal gaz ve fueloil de yakacaktı.
Mevcut Amerikan kazanları bizim yabancı ortağımıza aitti. Bu yüzden Amerikalı Yabancı ortağımız adına yeterlik belgemizi aldık. Diğer iki kazan İtalyan firmaya aitti ve istenen buhar kapasitesine hiçbir zaman çıkmadığı için boykot edilmişti.
Kazanın tasarımı ve fiyatlaması için Amerikan ortağımızın Kanada Toronto çevresindeki mühendislik merkezine gittik. Aralık ayındaydık. Kaldığımız Holliday Inn otelinin çevresi nerdeyse bir metre kar altında idi. Arabası kapalı garajda olmayanlar arabalarını kullanamıyorlardı. Gündüz dış sıcaklık -20C idi. Bir hafta mühendislik ve teklif ofisinde yabancı ortağımızın mühendisleri ile çalıştık. Yüksek fırın gazı yakacak kazanın tasarımını yaptık, malzeme ekipman listelerini çıkardık. Benzer bir yapılmış kazanın genel görünüş resimlerini, tipik standart detay resimlerini aldık.
Yabancı ortağımızın teklif mühendisleri bize tahmini kendi fiyatlarının montaj hariç 5.25 milyon ABD Dolar olacağını söylediler. Sonraki hafta onlar Noel ve yılbaşı tatiline girdiler. Biz yurda döndük.
Kendi fiyatlamamızı yaptık. Kar koymadan 8 milyon ABD doları fiyat çıktı. Fiyatın %50'si dışardan alınacak malzeme oldu, çelik çekme dikişsiz boru, cebri taze hava üfleme fanı, baca gazı cebri emiş fanı, besi suyu pompaları, emniyet valfleri, seviye göstericiler, enstrumantasyon ve kontrol cihazları, hava ısıtıcısı, kurum üflemeler, en önemlisi çok yakıtlı yakıcı brülörler ve buhar domu.
Sonra %20 civarında fabrikada çelik ve kazan boru duvarı imalatı vardı. %20 oranında yerinde montaj maliyeti çıkıyordu. Kalan kısım yabancı ortağımıza vereceğimiz lisans ve mühendislik parası tutuyordu.
Fiyatı sekiz milyon olarak hazırladık ve işi alabilmek için kar olmadan gönderdik. Amerikalı ortak mühendislik ve lisans parası aldığı için ses çıkarmadı. Kar almanın biz çalışanlar için bir anlamı yoktu. Elinde iş olmayan referansı çok olmayan bir şirket için bu işi almak çok önemliydi. Yerli ortak bu işi karsız almamızın gereğine ikna oldu.
İhalenin sonuçlanacağı fiyatların açılacağı gün İngiliz Genel müdür ile alıcı firmanın merkezinde toplantı odasındaki davete katıldık.
İhale teklif dosyaları açıldı, ilk fiyat Avusturya'lılardan geldi, 23 milyon ABD Doları. Sonra Polonya firmasının fiyatı açıldı 16 milyon ABD Doları, Sonra Japon fiyat 12 milyon ABD Doları. Japonlar "iş bizde kaldı" diye sevinmeye başladılar. En son bizim fiyat açıklanacaktı.
İhalenin açıklandığı büyük salonda bir sessizlik vardı. Bizim fiyatı o anda sadece biz biliyorduk. Sevincimizi gizlemeye çalıştık. Fiyatımız açıklandı ve iş bizde kaldı.
Alıcı firma bu durumdan memnun oldu. Karşısında kendi dillerinde konuşabilecekleri, dertelerini şikayetlerini anlatabilecekleri bir tedarikçi firma vardı. Tasarım kendini ispatlamış, kendi tesislerinde referansı olan bir Amerikan firmasıydı. Alım yapılan ekipmanlar malzemeler yurtdışından kendilerinin onayı ile gelecekti.
Tasarımı yaparken kapasite konusunda eksik kalmayalım diye daha büyük buhar kazanı seçmiştik. İşi aldık 3 yıl içinde tasarım imalat satınalma ve yerinde montaj dahil teslim ettik, geçici ve kati testleri yaptık. İş bitirme belgemizi aldık. Beklendiği gibi fazla kar yoktu.
1994 yılından beri buhar kazanımız yüksek fırın gazlarını azami oranda yakarak tesiste çalışıyor ve buhar veriyor. Benzer buhar kazanlarını yurt içi ve yurt dışı projelerde yaptık imal ettik, teslim ettik. Bedava yanan yüksek fırın gazı kullanımı sayesinde yatırım kendini altı ayda geri ödedi.
Eğer bizim JV şirket bu ihaleye katılmamış olsaydı, alıcı firma bir sonraki en düşük fiyatı veren Japon firmasına %50 daha fazla ödeme yapacaktı. Bizim JV firma katılmamış olsaydı, Amerikan ortak noel yeni yıl tatili yüzünden ihaleye katılamayacak işi alamayacaktı. Bizim firma katılmamış olsaydı, yerli ortak büyük bir imalat ve yerinde montaj işi alamamış olacaktı. O işbilir tecrübeli insanlar mühendisler tasarımcılar süpervizörler şantiyeciler artık emekli oldular. Amerikan ortağımız bizim piyasadan çekildi. Bizim şirketimiz kapandı. Yerine yenisi gelmedi, bugün benzer bir buhar kazanı ihalesine girecek kazanacak yapabilecek yerli şirket ne yazıkki yok. Entellektüel birikim kapital yok oldu. Ne hüzünlü bir sona vardık. Bunları haketmek için ne kabahat ettik, ne yaptık?
Bu kadar detaylı bu hikayeyi ben nasıl anlattım? Şirket olarak 1996 yılında Chicago American Power konferansında bu konuda bir bildiri yayınladık. Ayrıca benim kişisel notlarım 5.25" disklerde hala duruyor.
Ankara 12 Mart 2021
Subscribe to:
Posts (Atom)