Wednesday, September 04, 2019

Carmen


Carmen operası Aspendos opera bale 2019 festivalinde, 1-2 Eylül

Almanya Şansölyesi Angela Merkel her yıl yaz aylarında düzenlenen Almanya  Bayreuth opera festivaline katılır , bu yıl da katıldı, 20-yıl önce ABD seyahatinde aldığı elbiseyi tekrar giydi. Wagner bazı operalarının en az 100-yıl sadece Bayreuth ortamında sahnelenmesini şart koşmuş, vasiyet etmiş, bu müthiş operaların dvd cd kayıtlarını dinleyebiliyorsunuz ama Almanya’da Bayreuth şehrine gitmezseniz eseri sahnede izleyemiyordunuz. Neyse süre bitti Wagner operaları şimdi her yerde oynanıyor.

Bizde benzer ortam Aspendos festivalinde var. Aspendos Antik Tiyatrosu’nda seçkin eserlerin yapımlarının sahneleneceği 26. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali “Carmen” operası ile başladı. Antalya Devlet Orkestrasını Şef Zdravko Lazarov yönettti.

Fransız besteci Georges Bizet’in çok sevilen operası “Carmen” ilk kez bu festivale özel bir prodüksiyonla İtalyan rejisör Vincenzo Grisostomi Travaglini tarafından İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından  sahnelendi.

Rus Bolşoy Tiyatrosu solisti Yulia Mazurova ile  Rus mezzo-soprano Anastasia Boldyreva dönüşümlü olarak “Carmen” başrolünde Aspendos ta sahne aldılar.

Orkestra değişmiyor Antalya devlet senfoni orkestrası çalıyor 60-80 arası sanatçı var, aralarında Antalya’ya yerleşmiş yabancı gelin Rus kadınlar, Azeri erkekler var.

Istanbul devlet balesi üvertür gibi insan sesi olmayan orkestral müzik kısımlarda harika danslar yaptı öyleki acaba opera yerine bale eserine mi geldik? Sorusu kafamızda oluştu.  İstanbul operası korosu ve solistleri, ayrıca kostümler harikaydı.

Aspendos festivalinde Son bir ay öncesine kadar program belli değildi önceden yer ayarlaması yapmak çok zor, Bayreuth Almanya’da her yıl aynı yer ve aynı zamanda yapılıyor. Bizim doğu coğrafyasının programsızlığı hep ortada, yabancılar gelmese, bu işten para kazanmasak opera ile bir ilgimiz olmayacak. 15bin  kapasiteli muhteşem akustik olan MS 2.yüzyıl Roma mimarisi antik tiyatroda İzleyiciler çevre otellerden otobüslerle gelen batılı turistlerdi, arada tek tük yurdum insanı vardı.

Taş oturma yerlerine ingbank rahat sünger minderler koymuş üstünde banka reklamı var. Programı ben hazırlasam Carmen yanında Puccini Tosca, Verdi LaTraviata, Mozart saraydankız kaçırma, wagner tannhouser koyardım,
Benzer opera bale ortamı yurtiçinde başka yerde yok. Bodrum, TurgutReis, Efes festivalleri var ancak Aspendos benzersiz.

Büfede çalışan genç kızlar yanda heyecanla izlediler, herhalde opera delikanlı adamı bozar düşüncesiyle gençler pek ilgi göstermedi.

Carmen'in ana konusu bir kadın cinayeti, cinayeti işleyen deli aşık DonJose, 1838 yıllarında ispanya sevilla kenti hapishanesinde idam edileceği günü beklerken hikayesini yazara anlatmış, hikaye önce roman sonra tiyatro oyunu, son opera olmuş.

Günümüzün yönetmenleri sahnelenmeye enteresan yeni yorumlar katabiliyorlar.
Berlin komischeoper modern yorumunda ümitsiz aşık DonJose, Carmen’i sarı peruğu ile boğuyor sonra intihar ediyordu, yeni modern yorumlarda iş tersine dönerse ve  son perdede Carmen DonJose’i  nefsi müdafaa olarak bıçakla veya tabancayla öldürürse hiç şaşmayalım, çünkü Carmen gözü kara cesur bir kadın karakter, ve libretto bu aykırı sona imkan veriyor,

Antalya, 3-Eylül 2019

Monday, August 12, 2019

Konferans

Prinkipo'lu Horoz reis,
12-Ağustos 2019 saat 18:00 Adanın Değerleri konferansı
Çelik Gülersoy Kültür Merkezi, Büyükada, çınar meydanı.

Facebook duyurusunda okuyunca "hiç kaçmaz bu konferans" diyerek  erkenden mekana vardım. Kendime ön sıradan yer buldum. Büyükada belediye başkanımız Erdem Gül'de dinleyiciler arasındaydı. Konferansı Adalar kent konseyi düzenledi. Yaklaşık yetmiş (70) Adalı konferansı dinledi.

Konuşmacımız araştırmacı gazeteci Adalı Adil Bali Bey detaylı olarak Horoz reisin hayatını bizlere anlattı.

Horoz Reis (asıl ismi Berç Yekta Akdeniz) veya Dayday lakaplı bir eski Adalı balıkçı.
Kışın her saatte Adalarda acil  deniz taşımacılığı- ana kıtaya hasta  taşıma yapardı. Kışın balıkçılık yapardı. İlkokul üçüncü sınıfa kadar okumuş. Yazın  başka teknelere bakım onarım boya yapardı. Çocuk yaşlarında Babasıyle balık tutmaya çıktığında elindeki horoz oyuncağını denize düşürmüş, aramışlar denizde bulamamışlar, balıkçı çocuğun ismi Horoz reis olarak kalmış. Teknesinin adı "Yetişen" idi.

Eski sepya fotoğrafları izledik. Ağları onarırken, balık tutarken. Akşam çarşıda Nanos'un  kahvesinde (elektrik idaresinin yan tarafı)  çay içerken. Hergün ciğer alır evinin evinde kedilerini beslerdi. Akşam eşi Mari teyzenin  hazırladığı yemeği yerdi. Meyhanede arkadaşları ile zaman geçirdiği olurdu. Hanımları bundan rahatsızlık duyuyorlardı.

Doktor Yogo çiropulos (Turhan bey) hastalara bakar, gerekiyorsa Horoz reise haber verilir, hssta Horoz reis tarafından ana kıtaya motorla taşınırdı. Ana kıtaya hasta taşıyıp geri dönme süreci 24-48 saat sürüyordu.

Dr Yorgo Çiropulos'un Çocukları sonraları Atina'ya taşınmış, orda iş kurmuşlar. Çocuğu Taki, geri dönmüş şu anda Adada papaz olarak yaşıyor.

Dr. Yorgo Çiropulos kalp krizi geçirmiş, ancak maalesef ana kıtaya yetiştirilememiş.

Bisikletçi Maça (Mehmet Ataermen) bey oksijen kaynağı yapardı, hastaya gerekiyorsa oksijen tüpü ile oksijen verirlerdi. Bu üç insan Adalarda sivil toplum görevlisi olarak çalıştılar.

Horoz reisi önce bir akrep sokuyor, sonra sağlığı bozuluyor, 14 aralık 1978'de 58 yaşında kalp krizi nedeniyle vefat ediyor. Büyük bir cenaze töreni düzenleniyor. Çok sayıda tekne ile Kartal'dan Adalar'a Kumsal'a getirildi  ve sonra Kınalı adada dini tören yapıldı, omuzlarda mezarlığa taşındı ve orda toprağa verildi.

Horoz reis ile ilkokulda aynı sınıfta okuyan Zuhal hanım toplantıya geldi. Horoz reis ilkokulda son sırada ders dinlermiş. Çocukluğundan itibaren Adalardan ana kıtaya hasta taşıma işini üstlenmiş.

Horoz reisi tanıyan sınıf arkadaşı, komşu hanım, balıkçı arkadaşı, onunla ve diğer balıkçılarla olan hatıralarını anlattılar. Adalar kent konseyine tavsiyeler yapıldı, Horoz reis parkı, heykeli düşünüldü. Adada iki ayrı yerde yaşadığı evlerin kapısına plaket koyalım, dendi.

Horoz reisin Kızkardeşinin kız torunları bugün Atina'da yaşıyorlar, oğlu Allen önce Arjantin'e gitti sonra Çin'e  yerleşti.

Horoz reisi konferansta beraberce andık, iyiliklerle yadettik. Belgesel  çalışmaları yapılıyor. Yardımcı olurlarsa yapımcılar çok memnun olacaklar. Adalar kent konseyi üstünden iletişim mümkün.

Konferans sonrası kurupasta çay ikramı yapıldı, daha sonra muhteşem ses lirik soprano Nesibe Özgü Turgay tarafından piyano eşliğinde türkçe tangolar konseri verildi.

Bu konferans serisi aynı mekanda  iz bırakmış diğer Adalı isimler ile devam edecek.

Prinkipo (bugün Büyükada)  ismi Miladtan önceden beri tüm Roma, Bizans, Osmanlı ve erken cumhuriyet döneminde bizim adamız için kullanılmış, sonra ne olmuşsa olmuş, devlet erkanı değişmesini gerekli görmüşler değiştirmişler, aslında bu mantıkla Ankara, Trabzon, Tarabya isimlerinin de değişmesi gerekirdi, onlar da Roma öncesi dönemden kalma isimler.

---
Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

Prinkipo, 12-Ağustos 2019

Wednesday, July 31, 2019

Dönüş

Tk1730 Tegel -Sabiha Gökçen 30-temmuz 2019 salı 12:20 uçuşu

Bir gün önce akşamüstü Berlin'de sağnak yağmur yağdı. Evde düdüklü tencerede  yemek yaptık, youtube üstünden "Behzat Ç" yeni sezon ilk episodu seyrettik.

Sabah erken kalktık. İki mavi bavul hazir, büyük 22kg, küçük 14 kg. Saat 09:30'da evden çıktık, iki blok Arouzer Alle üstünden güneye yürüdük. Otobüs durağında 128 numaralı Tegel otobüsüne bindik. Bilet ucuz, daha önceden almıştık. Çok sayıda göçmen çocuk bizimle beraber otobüse bindi. Onlar hepsi kurtschumacher metro istasyonunda inip Almanca dil kursuna gittiler. Ellerindeki  Almanca dil kursu kitaplarından nereye gittikleri belli oluyordu.

Biz son durak Tegel hava limanında indik. İçerde tax refund işlemlerini yaptırdık. Çok birşey tutmadı. Bizden önce istanbul 11:00 thy uçağı yolcuları kontuarı doldurmuşlar. Biz 12:30 thy saw yolcularını başka bir kontuara aldılar. Bavulları verdik.  Mehmet bizi uğurladı, işine gitti.

Tekrar A15 kapsına gittik, bizim uçakta çok kalabalıktı. Ayrıca "milli görüş" organizasyonunun haj- umre gurubu geldiler. Başlarında hoca rehber, ulvi bir seyahatin başlangıç heyecanı içinde kapalı kadınlar, sakallı erkekler toplandı. Onlar da daha sonra başka bir kontuara gittiler

Biz güvenlik kontrolünü geçtik, tk1730  numaralı airbus A320-200 uçağımız az gecikmeli kalktı. Yerimiz 24E-F koltukları için Aydın önceden checkin yapmıştı. Ara koltuk boştu rahat ettik, yemek hemen geldi. Ben makarna, Dilek tavuk aldı, az salata, muhallebi kıvamında tatlı,  Hamidiye su, yanında ayran istedik.

Türk gazeteleri hepsi yandaş basın, zoraki göz gezdirdim, okunur gibi değil.
Neyse başta bir sürü yabancı gazete almıştım onları okudum.

Yolculuk üç saat sürdü, Tekirdağ üstünden alçalmaya başladık. 16:30'da SabihaGökçen'e indik. Bavullar geldi. Dışarı çıktık. Bir havalimanı taksi çağırdık.
Tem üstünden yarım saatte Ataşehir eve ulaştık. Otoyol dahil 70 ₺ aldı. Apartmana kadar bavulları taşıdı. Taksi kendininmiş, ayda 8000₺ plaka parası veriyormuş, 24-saatlik vardiyalı çalışıyormuş. Sabiha'da çalışma düzeni böyle imiş.

Ataşehir eve girdik, evi havalandırdık. Aşağı daire 500b₺ 'ya satılmış. Alan içerde büyük tadilata girişmiş, tüm pencereler, kapılar sökülmüş, su tesisatı yenileniyor, yeni banyo, yeni mutfak, yeni dolaplar takılacak. Kapıya duyuru yazmışlar. Sökme işi 1-2 gün devam edecek, sonra yerler döşenecek, yeni kapı pencere kalorifer takılacak. Badana boya yapılacak. Her iş ayrı taşarona verilmiş, herhalde 150-200₺ masraf gidecek.

Memlekete döndük, birinci dünya ülkesinden çok farklı bir coğrafyaya geldiğimiz derhal belli oldu. Bu memleket bizim elimizden  gitmiş, ayrı acaip bambaşka bir ülke olmuş.
Üç haftada oraya alışmıştık, hergün çevrede yürüyor, alışveriş yapıyor, çat pat Almanca konuşuyorduk. Üç haftasonu Berlin dışında harika mekanları gezdik. Mehmet çok güzel  gezdirdi, arabamız çok rahat ve konforluydu.

Evde bavulları boşalttık, kirliler hemen yıkandı, balkona asıldı. Banyo yaptık. Oturuyoruz. Birazdan dışarda yemeğe gideriz.
Sembol ataşehir urfa kebapçısı açıktır herhalde. Durumlar burda böyledir.

Ataşehir, 30-Temmuz 2019

Monday, July 29, 2019

Berlin gölleri

WandlitzSee, SeddinerSee, TegelSee 27-28 Temmuz 2019 Berlin

Geçtiğimiz haftasonu Berlin yakınlarındaki tatlısu göller tatil bölgelerine gittik. Evde durulur gibi değil. Ön balkon ve odamız çok sıcak, Almanya genelinde ortalama sıcaklık +41c olmuş.

Cumartesi sabahı KurtSchumaher metro istasyonu yakınında Cafe Schafers'de kahvaltı yaptık. Üç katlı tepside, peynir reçel tereyağ, çırpılmış yumurta ve ayçekli ekmek yanında çay kahve geldi.  Sonra arabamız Hyundai i20 ile kuzeye çıktık. Otoyolu bıraktık, ara yollardan kırlık alanda yol aldık. Eski istanbul tuzla Bayramoğlu benzeri villalarla dolu bir yazlık mekana geldik. Arabamızı park ettik, baktık önümüzdeki bmw 15€ ceza yemiş, meğer yeşil alan üstüne arabayı bırakmış, arabayı ara yola başka arabaların da bulunduğu yere bıraktık. 

WandlitzSee Göl kıyısına indik. Kıyıdan yürüdük. Millet boş buldukları göl kıyılarında büyük aile , arkadaş gurupları halinde yüksek ağaçlar altında  yerlerde örtüler üstüne mayolarla yatmışlar, laflayanlar, iphone bakanlar, kitap okuyanlar. Mayo değiştirirken öyle örtünmek gibi bir çekinceleri hiç yok, peştemal kullanmak yok, kadın erkek ıslak mayoyu çıkarıp kuru mayo veya elbise giyiyorlar. Çoğu bisiklet veya motosikletle gelmişler. Biz arkadaki bankta oturduk, göl manzarası seyrettik, ilerdeki lokanta önündeki büfeden dondurma aldık, önümüze Harley motosikletli üstlerinde "free Kadir" tshirtleri plan 6-7  esmer tenli ağıt abi geldi motorları bırakıp lokantaya girdiler. Biz geldiğimiz yoldan arabamıza geri döndük, akşam Brrlin kuzeyinde bir Hint lokantasında yemek yedik, akşam Kafland süpermarkette cumartesi gecesi alışverişi yaptık.

Pazar öğle bu defa güneye SeddinerSee gölüne gittik. Giriş kişi başı 1,5€ olan açık mekanda yine ağaçlar altında örtülerin üstünde insanlar sere serpe çoluk çocuk bebek yatıyorlardı. Şezlong 5€, depozito 5₺, kendi küçük portatif çadırlarını getirip, geniş kumsala kuranlar vardı. Su çok sığ, boyu bulmak için epey açılmak gerekiyor. Büfeden bira ve patates aldık, şemsiye altı da yedik. Ben gölge bank üstünü tercih ettim. Dilek örtü üstünde uyudu, Mehmet suya girdi. Tuvalet temiz normal çalışıyordu. Alana köpek sokmak yasak. Millet gazete kitap okuyor, iphone bakıyor, bebek uyutuyordu. Bebekler çocuklar hiç aşlamıyor, şımarıklık yapmıyorlardı.

Akşam geç saatte geri dönüş yoluna girdik. TegelSee kıyısında yürüdük, dondurma yedik, bu bölge göçmen istilasına uğramış, Arap suriyeliler, Ruslar, Doğu Avrupalılar ve bizim yurdum insanı, az miktarda yaşlı emekli parasız Almanlar.

Haftasonu keyifli ve güzel geçti, hiç bilmediğimiz yerlere gittik, keşiflerde bulunduk. Yarın öğle Thy Tegel Sabiha uçuşu ile istanbul'a dönüyoruz.

Berlin 29-Temmuz 2019

Magdeburg

Magdeburg, Burg, Genthin, Branbenburg, 20-21 Temmuz 2019

Burası 200bin nüfuslu küçük bir Doğu Almanya kenti. Cumartesi günü öğle vakti vardık. HotelBB ye geldik, arkadaki gölge otoparka Hyundai-  i20  (2019) arabamızı bıraktık. Geçen haftadan bu haftaya kadar kimse kullanmamış. Otoyol bazan tatilcilerle dolu olsa da genelde rahattı. Mehmet rahat kolay sürdü. Yolda Aydın ile ortak telefonda konuştuk. Elbe nehrini geçtik. Ww2 sırasında ciddi bombalanmış. Kentin yeni modern tasarım binaları çok hoş. Elbe nehri kısında yürüdük. Dondurma yedik. Modern asfalt köprüden geçip 1848'de yapılmış demiryolu köprüsünden geri döndük. Şehir merkezinde vietnam lokantasında basit tavuk aldık, yetmedi, nordsee fast food tan balık istedik. Vapiano dış mekanda fıskiyeli havuz önünde oturduk, earlgrey çay içtik. Yağmur başladı otele döndük. İpadlerde internet mesajlara baktık.
Pazar sabahı geç kalktık. Buranın büyük katedrali en önemli merkez, pazar ayinine gidip iç mekanı gördük. Cemaat azdı. Herkes ayakta dua etti, org çaldı. Kapıda yardım parası toplandı. Katedral ww2 bombardımanında yıkılmış, yeniden yapılmış.
Yeni olduğu belli. Yıkılan tuğlalar yer yer konarak katedral yeniden yapılmış, çok görkemli, yüksek, gotik tarzı bir bina. İlk yapılışı bin yıl öncesine gidiyor. Birkaç kez yıkılıp yeniden tapılmış.
Sonra back-factory patissery açık mekanında oturup, kahvaltı olarak çay- kahve içtik, sandviç yedik.  Yürüyerek çevredeki diper kiliselerin yakınından geçtik. Ayin bitmiş, içeri giriş ziyaretçi başına 5€ olmuş. İçerde birşey yok. Tüm kiliseler yeniden yapılmış. Gezerek Elbe nehri kıyısına çıktık, bir italyan dondurmacıda oturup meyvalı dondurma yedik. Şehrin modern yapılarını gördük.
Otele dönüp arabamıza bindik, otoyolda bir süre gittik' sonra ara kır yollarına sağtık, yol üstünde eski doğu alman tarihi Burg  ve Genthin kasabalarını yürüyerek gezdik.
Gittiğimiz her yerde yerel insanlar Cfe'lerde dondurma yiyorlardı.
Eski doğu Alman kasabaları, evler binalar onarılmış  yenilenmiş boyanmış, yollar sel yatakları kanalizasyonlar yenilenmiş güzelleştirilmiş, ancak ortada insan yok, dükkanlar boş, kiracı, alıcı bekliyor, terk edilmiş. Herbirinde tarihi kiliseler, kale, kuleler vardı.
Sonra Brandenburg şehrine vardık, arabamızı Rus savaş anıtı yakınına park ettik.
Bir italyan lokantasında mola verip pizza sebzeli spagetti yedik. İtalyan Garson az Almanca çokça italyanca konuştu. Yemekler harikaydı, servis iyiydi. Tuvalet temizdi. Tip dahil 34€ ödedik. Şehir içinde uzun bir yürüyüş yaptık, nehir boyu marinayı  tekneleri gördük. Günbatımına yakındı. Güneş marinada battı. Sonra arabamıza bindik, gece saat 22:00 gibi Berlin'e vardık, benzin deposunu fulledik, 300km için 26€ verdik.
Arabayı eski yerine park ettik. Fotoğrafını çektik, mal sahibi firmayı ihone app ile bilgilendirdik. Eve döndük, duş aldık, çamaşırlar yıkandı, sabaha kadar deliksiz uyuduk,

Berlin 22-temmuz 2019