Wagner Tannhäuser-1
Tannhäuser: Geç, güç ama başarılı...

Ne kadar geç? En az elli yıl kadar! Ne kadar güç? Hâyli... İtalyan operalarına göre, daha uzun, üstelik başka işlerle sık sık kesintiye uğrayan ağır bir çalışma dönemi... Sonuç, üzerine gölge düşürülemeyecek parlak bir başarı. Alman romantik opera ekolünün kurucusu, büyük besteci Richard Wagner'in (1813-1882) verimi içinde özel yeri olan Tannhäuser (ve Wartburg'da Şarkıcı Ozanlar Atışması) operası ilk temsilinden 166 yıl sonra Türkiye'de ilk kez Ankara'da sahnelendi.
Yıllardır bu ânı bekliyorduk ama ne zaman gündeme gelse, hep eksiklikler, belki biraz da korku nedeniyle yıllık programlarda yerini alamıyordu. Wagner operalarından ülkemizde sadece ikisi, “Lohengrin” ile “Uçan Hollandalı” sahnelenebilmiş,“Walküre”nin de birinci perdesi konser biçiminde seslendirilmişti. Umuyorum bu olağanüstü temsil sayesinde Wagner konusundaki çekinceler azalır.
Yıllardır bu ânı bekliyorduk ama ne zaman gündeme gelse, hep eksiklikler, belki biraz da korku nedeniyle yıllık programlarda yerini alamıyordu. Wagner operalarından ülkemizde sadece ikisi, “Lohengrin” ile “Uçan Hollandalı” sahnelenebilmiş,“Walküre”nin de birinci perdesi konser biçiminde seslendirilmişti. Umuyorum bu olağanüstü temsil sayesinde Wagner konusundaki çekinceler azalır.
Tannhäuser'i Almanya'nın önemli opera yöneticilerinden (ıntendant), rejisör Prof. Hans Peter Lehmann sahneye koydu, koroyu A. Cedroneile P. White, orkestrayı Prof.
Winfrid Müller hazırladılar. Orkestra çukurunun küçüklüğü nedeniyle “sığabildiği kadar”müzisyenle seslendirilmesine karşın, Tayfun Bozokliderliğindeki yaylılar, yapıtta önemli rolleri bulunan korno (Cem Akçora-Sertan Sancar), klarnet (Ferhat Göksel) başta olmak üzere üflemeliler ve arp (Özlem Başabak) sanatçılarının üstün etkinlikleriyle, o etkileyici Wagner müziği düzeyli biçimde kalplere işledi.
Bir “Wagnerien- Helden tenor”olarak Ünüşan Kuloğlu (Tannhäuser), uzun aryalarını duyguyu yansıtarak, hiç zorlanmadan “görkemli” biçimde söyledi. Öyle sanıyorum ki, bu rolden sonra Alman operalarından aldığı davetler daha da sıklaşacaktır. BasTuncay Kurtoğlu (von Thuringen), mezzosoprano Ferda Yetişer (Venüs), soprano Feryal Türkoğlu (Elisabeth),bariton Arda Aktar (von Eschenbach) rol ve şarkılarının hakkını verirken, genç çobanda soprano Burcu Soysev iki kez sahnede gözükmesine karşın, güzel ses ve yorumuyla dikkati çekmeyi başardı. Şarkıcılarda Oğuz Sırmalı, Metin Turan, Özgür Savaş Gençtürk, Mithat Karakelle görevlerini yerine getirdi, Kadroda, genel ortalamayı düşürecek kimse yoktu.
Savaş Camgöz'ün aylarca üzerinde çalıştığı sahne ve giysi tasarımı çarpıcıydı. Meşe ormanı soyutlaması, İtalyan Giovanni Pirandello'nun Fuat Gök'ün yardımıyla tasarladığı çarpıcı ışık tasarımı, yapıtı sarıp sarmalıyordu. Wagner'in son düzeltmeleriyle 4.5 saati bulan, Ankara'da 3.5 saatlik Dresden versiyonu sahnelenen yapıtta, yaklaşık 14 dakika süreli bir bale vardır. Bunu kısaltarak yapıta kurgulayan Nilgün Birsel Demireller'in koreografisi de tümleşik bir etki bırakıyordu, başarılıydı. Temsil sonrası görüştüğüm rejisör Prof. Lehmann'ın “ Arkadaşların hem insani, hem sanatsal düzeyi ben çok etkiledi, çok memnunum. Ünüşan bu rolü tüm dünya sahnelerinde söyleyebilir” saptamasıyla da kıvanç duydum.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home